15 bin bilim insanının uyarısı, AKP’nin umurunda değil!

Bilim insanları uyarılar yaparken, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun açıklamaları, aymazlık içinde olmadıklarını, aksine taammüden doğal yaşamın ve biyoçeşitliliğin yok edildiğini gösteriyor. Meclis komisyonunda konuşan Eroğlu, ‘Tunceli’ye pozitif ayrımcılık yapıyoruz, Tunceli’ye barajlar hayat veriyor’ dedi.

Meclis komisyonlarında ‘Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Yasa Tasarısı’ görüşmeleri sürerken, tasarının doğayı ve biyoçeşitliliği sermaye kıskacına alınıp ticarileştirileceğine yönelik tepkiler ise sürüyor. Yasa maddelerinde göze çarpan en önemli vurgunun, tüm koruma statülerinin kaldırılıp yeniden belirlenecek olmasıdır. Bu belirlemenin mevcut koruma kurullarının kararlarına bakınca, neye hizmet edeceği açığa çıkmakta. Enerji, maden, turizm ve imar gibi gerekçelerle koruma statülerinin bu kurullarca hergün değiştirildiği görülürken, bu değişikliklerinin tamamı ise koruma bölgelerinin yağmalanmasını içermektedir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’ne tabiat varlıklarıyla bir bağı olmayan, Kayseri’de Belediyenin imar işleriyle ilgilenen bir kişinin atanması, bu bağlamda gelecekte neler yaşanacağının önemli bir işareti olarak dile getirilmektedir.

15 bin bilim insanından uyarı

15 bin bilim insanı tarafından imzalanan bir mektupla, “Şiddetli bir biyoçeşitlilik felaketiyle karşı karşıya kalınacağı” uyarısı yapıldı. Bilim insanları tarafından 25 yıl önce yazılan bir diğer mesajda, biyoçeşitlilikte azalmalar olabileceği uyarısı ise, bin 700 kişi tarafından imzalanmıştı. Yayınlanan yeni mektubun eski mesajın yenilenmiş hali olduğunu söyleyen uzmanlar, şu anki durumun 1992’de olduğundan çok daha kötü olduğu ve sorunların 25 yıl içinde şiddetli bir şekilde arttığı uyarısı yapılıyor. Mektupta, iklim değişikliği, ormansızlaşma, türlerin yok olması ve temiz suya erişim eksikliği gibi şiddetli sorunlara değinildi ve mektupta yer alan ifadeler, 184 ülkeden yaklaşık 15 bin bilim insanı tarafından desteklendi. Bilim insanları, sera gazı, ormansızlaşma ve tarımsal üretim hacmindeki artışın rakamsal sonuçlarına atıfta bulunarak, yerküredeki “kitlesel yokoluşa” dikkat çekti ve bunun devam etmesi durumunda pek çok hayat biçiminin yok olacağı uyarısında bulundu.

AKP ve CHP aynı kafa

Bilim insanları uyarılar yaparken, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun açıklamaları, aymazlık içinde olmadıklarını, aksine taammüden doğal yaşamın ve biyoçeşitliliğin yok edildiğini gösteriyor. Meclis’te görüşülen tasarı CHP Tunceli Milletvekili Gürsel Erol’un, daha önce verdiği kanun teklifi olan “Munzur Havzasının Doğal Varlığının Yaşatılmasına Dair Kanun Teklifi” ile birleştirilmesine karar verildi. Erdoğan’ın övgülerine haiz olan Erol’un Munzur vadisini korumaktan çok, popülist çıkışlar yaptığı bilinmektedir.

Erol, komisyon toplantısında Eroğlu ve komisyon üyelerine seslenerek, “Hep beraber Munzur Vadisi’ne gidelim, içinizden biri ‘buraya HES yapılabilir’ derse, söz veriyorum ilk kepçeyi ben vuracağım” diye konuştu. Komisyonda konuşan Bakan Eroğlu’nun, “Tunceli’ye pozitif ayrımcılık yapıyoruz, Tunceli’ye barajlar hayat veriyor. Munzur Vadisini koruyoruz, Tunceli’ye büyük destek veriyoruz, HES’ler en temiz, yenilenebilir enerji kaynağıdır” sözleri dikkat çekti. Erol’un çağrısına uyup Eroğlu ve bazı komisyon üyelerinin Munzur’a gitmesi halinde, buraya HES yapılabilir sonucu çıkacağı ise biliniyor. Bu durumda Erol’un, HES inşaatına başlaması beklenmelidir; çünkü Erol ve Eroğlu’nun da HES’leri savunan farklı politik angajmanlara sahip insanlar olduğu bilinmektedir. Şimdi ise, sıra Munzur suyunun Elazığ’a taşınmasına geldi.

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

Newroz, direnişin ve özgürlüğün simgesi olmalıdır!

Demokratik Alevi Dernekleri, 2026 Newroz'u vesilesiyle yaptığı açıklamada, Newroz'un direniş ve özgürlüğün sembolü olduğunu vurgulayarak, halkların birlik ve dayanışma içinde savaş politikalarına karşı durmaları gerektiğini ifade etti. Açıklamada, Newroz'un tarihsel kökleri ve Alevi in

Frankfurtta Sivil Darbeye Karşı Demokrasi Mitingi

Frankfurt'ta, Türkiye'deki sivil darbe sürecinin birinci yıl dönümünde CHP tarafından düzenlenen mitingde, demokrasi savunucuları bir araya geldi. Alevi Kültür Merkezi Başkanı Şahin Karasu, Türkiye'deki baskılara karşı durarak, özgür basın ve bağımsız yargının önemini vurguladı

Gazi Cemevinde Newroz cemi: Barış ve dayanışma vurgusu

Gazi Cemevi'nde 20 Mart 2026'da gerçekleştirilen Newroz cemi, barış, kardeşlik ve dayanışma temalarını ön plana çıkararak Alevi inancının önemini vurguladı. Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş, etkinliğin toplumsal barışa katkıda bulunmayı amaçladığını ve Newroz'un

Alevilikte Ramazan Ceminin varlığı tartışması!

Türkiye Alevi Federasyonu, bazı cemevlerinde gerçekleştirilen "Ramazan Cemi" uygulamasına karşı çıkarak, Aleviliğin kendi inanç ve ritüellerine sahip bağımsız bir yol olduğunu vurguladı ve Ramazan Bayramı ile oruç uygulamalarının Alevilikte yer almadığını belirtti.
spot_img