Perşembe, Ocak 8, 2026

Alevilik, devletin belirlediği sınırların ötesindedir!

Kasım 2022’de kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevilerin taleplerine karşılık vermek amacıyla devlet tarafından oluşturulan bir mekanizma olarak tanıtıldı. Ancak, bu adımın üzerinden üç yıl geçmesine rağmen Alevi toplumu, cemevlerinin hâlâ ibadethane olarak tanınmamasını ve Aleviliğin resmi olarak tanınmamasını eleştiriyor. Alevilerin temel talepleri; eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve cemevlerinin ibadethane statüsünün kabulüdür.

Devletin Alevilik üzerine uyguladığı “böl-parçala-yönet” politikası, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı üzerinden somutlaşıyor. Başkanlık, Türk-İslam vurgusu ile Alevi toplumunun etkinliklerine alternatif düzenlemeler getirmeye çalıştı. Ancak bu girişimler, toplumda karşılık bulmadı ve tepki topladı. Devlet, Aleviliği bağımsız bir inanç olarak değil, İslam içindeki bir mezhep olarak konumlandırıyor.

Başkanlığın son üç yılındaki faaliyetleri, cemevlerinin elektrik ve su giderlerine destek gibi hizmetlerle sınırlı kaldı. Alevi toplumu, bu tür düzenlemelerin, sorunların özüne inmeden yapılan idari düzenlemeler olduğunu savunuyor. Alevilik, hâlâ resmi bir inanç statüsüne kavuşmadığı gibi zorunlu din dersleri de devam ediyor. Bu durum, Alevilerin eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü taleplerinin göz ardı edildiğini gösteriyor.

Alevi inanç önderlerinin sosyal güvenceye ihtiyacı olduğu belirtilse de, bu yaklaşımın Aleviliğin tarihî ve toplumsal yapısıyla örtüşmediği ifade ediliyor. Alevi toplumunun bir kesimi, inançlarının devletten bağımsız olduğunu vurguluyor ve bu bağlamda “Devlete bağlı dede, yol süremez” ifadesi dikkat çekiyor. Üç yılın ardından, Alevilik neden hâlâ tanınmıyor, cemevleri neden ibadethane sayılmıyor gibi sorular yanıtsız kalmaya devam ediyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz