¡El pueblo unido jamás será vencido!
¡El pueblo unido jamás será vencido!
Ayaklar, Baş olur mu?
Dünya Sol Hareketinin rüzgârının ilk kıvılcımı hep Şili den eser Şili Halkı ayağa kalkar bu bütün Dünyada Soldan esen bir rüzgârın yükselmesine işaret eder;
Birleşmiş Halk Asla Yenilmeyecek! / Gelê Yekgirtî Tu Carî Têk Naçe!
Bu sefer tersini dileyebilir miyiz.. Dünyadaki tüm iyi insanların enerjisinden, kuantum fiziğinden.. Venezüella ya ABD emperyalist post kolonyal i̇şgali ve Latin Amerika’da emperyal imparatorluga doğru ilerlerken kendi hukukunu ikinci Dünya emperyalist paylaşım savaşı sonrası kurulan Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Bütün Hukuk Normlarını çiğneyen ve başka ülkelere işgallere devam ederim tehditlerini savuran Trump ve Amerikası (ayrıca Birgün gazetesinin yapmış olduğu ve Venezuella ilk değil kronolojik olarak ABD emperyalizminin müdahaleleri ve işgalleri birgün.net adresinden okuyabilirsiniz) Dünyada yükselen savaş çığırtkanlığı, tabi devir değişti Çelik de değişti Rusya eski Rusya değil Çin eski Çin değil. Militarizm ve sağa karşı uyanmanın;
Tarkovski’nin başyapıt olan NOSTALGHİA filminde ne diyordu kulak verelim o sahneyi duyalım hep birlikte ;
Fazla büyük usta kalmadı..
Zamanımızın gerçek kötülüğü budur
Kalbin yolları gölgelerle kaplanmış
kanalizasyon boruları ile dolu beyinlere böceklerin vızıltısı girmeli…
Birisi piramitleri yapacağımızı haykırmalı
Yapmamamızın bir önemi yok
O isteği beslemeliyiz, ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz sınırsız bir çarşaf gibi
Dünyanın ilerlemesiniz istiyorsanız el ele vermeliyiz
Sözüm ona sağlıklıları sözüm ona hastalarla karıştırmalıyız..
Siz sağlıklı olanlar!
Sağlığınız ne anlama gelir. İnsanoğlunun bütün gözleri, içine daldığımız çukura bakıyor.
Özgürlük faydasızdır,Dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler sözüm ona sağlıklı olanlardır.
İnsanlık dinle dinle!
akp,mhp iktidari ile geçinememe, geleceksizleştirime kamusuz, madensiz, ağaçsız, ormansız, tarımsız, ağır sanayisiz, üretimsiz “Devlet” terörü. Yabancı sermayeye (abd, israil,rusya, çin vb) mason sermayeye herşeyi satılmış ülke,,siz,, ülke; liyakat, etik, onur vb değerlerin ahlak çöküşü bir çocuk tacizcisini bile yargılamayacak kadar çöken Yargı Gülistan Dokunun, Rojin kabaişin tecavüzcülerini yargılayamayan yargı! önce çocuklar ve kadınlar için sonra da tüm Türkiye’de yaşayan insanlar için adaletsiz ve güvencesiz bir yaşam toplum “düzensizliği normsuz normu.. Dilovasında patlayan parfüm fabrikası yanan insanlık, madımak gibi orta çağı karanlığı teokratik, monarşi feodalizmi sömürgeciliği “milli burjuvazisi” bile bir avuç kompradora hizmet eden akp,mhp iktidarı bile değil, bir avuç saray ailesi; kur’an-ı Kerim’i kitapta değil, Amerika’da Pentagon da İslamiyet arayan mason ajanlıginın “siyasal İslam’ın” yola çıktıklarını sattığı, pastayı paylaşmadığı, para için yatak odalarının bile dinlendigi “siyasal islam ailesi” ayakkabı kutuları, reza zarraplar, Türkiye’de son 15 yılda yeni türeyen dünya zenginleri, paralel yapılanmalar, sahte darbeler, bir nişan yüzügü ile siyasete girip 23 yılda dünya zenginleri arasına girenler! “Türkiye çok ucuza gittin” sonuç Venezuella’daki kadınlar gibi çağrılar yapamayacağız, ülkemize sahip çıkmamıza gerek kalmadı çünkü ülkemiz diye bir şey kalmadı.. kaybedeceğimiz bir şey kalmadı! Kimse “işgal” etmeden insanlık onurunu da yitirdi.. İmparatorluk bir sirk kurdu her mahalle Getto kafalar leyla, bilgisiz, boş beyinler seri katiller, iç savaşa hazır geleceği geleceksizleştirilmiş gençlik yığını..çünkü bir ülkede hukuk işlemiyorsa adalet yoksa yüz kızartıcı bir suç işlediğinde bile Ankara’da dayın varsa cezasızlık politikası ile ödüllendiriliyorsan o ülke neyle yönetiliyordur? okuyucular bu soruyu kendileri cevaplasın. Oysa bir ülkede Allah, kitap peygamber yönetimi varsa dindar bir toplum varsa çocuklara ve kadınları güvende ahlaklı şerefli namuslu bir toplum olması gerekmiyor mu doğru orantıda hangisi yok bu sorunun cevabı da okuyucularımıza kalsın (şeriata göre; hırsızın, kul hakkı yiyenin sag eli kesilir. Siyasal İslam buna hazır mı? Kur’an-ı Kerim’de (Mâide Suresi, 38. ayet)
Kısaca akp, mhp döneminde satılanlardan sadece “bir kaçı”
Türk Telekom: Türkiye’nin en büyük özelleştirmelerinden biri.
TÜPRAŞ: Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. özelleştirildi.
Erdemir (Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları).
Şeker Fabrikaları: Çorum Şeker Fabrikası gibi birçok şeker fabrikasının özelleştirme süreçleri yaşandı.
ÇAYKUR ve SEKERBANK
14 şeker fabrikası: 2018 yılında özelleştirildi.
seydişehir alüminyum tesisi 2005 yılında özelleştirildi. köprü ve otoyollar
bazı otoyol ve köprülerin işletmeleri uzun süreli kiralama yoluyla özel sektöre devredildi.ereğli demir ve çelik fabrikaları (erdemir): özelleştirildi.
çimento fabrikaları: birçok kamuya ait çimento fabrikası satıldı.
tekel: tekel’in içki birimi 2004 yılında satıldı, sigara bölümü 2008’de british american tobacco’ya devredildi.
sümer holding: birçok tekstil ve maden varlığı satıldı.
marinalar: çeşitli kıyı bölgelerinde bulunan marinalar satıldı
harran ovası arazileri: güneydoğu anadolu projesi (gap) kapsamında verimli tarım arazilerinin bir kısmı özel sektöre kiralandı.
Fırat kalkınma Ajansı’nın neye kalktığını herkes biliyor zaten yazmaya gerek yok.
Bütün özelleştirmeleri bu yazıda yazamayacağım. Türkiye’nin satılan her şeyini daha sonra ayrıntılarıyla kronolojik olarak yazacağım ne yazık ki yazıya sığmıyor yazı dizisine anca sığar. Ancak şunu söylemeden geçemeyeceğim Dünyanın ilk beşyüz Üniversitesi içerisine giren ODTÜ ve Boğaziçi üniversiteleri belediyelerle sınırlı kalmayan kayyum ve kıyım politikalarına maruz kaldığı için bilim üretemiyor ve artık dünyanın ilk beş yüz Üniversitesi arasında değil..
“i̇nsanlar savaşır ve kaybeder uğruna savaştıkları şey yenilmelerine rağmen gerçekleşir ama ortaya çıkan düşündüklerinden başka bir şeydir başka insanlar başka bir adla onların davası için savaşmak zorunda kalır demiş”
Williams Morris
68 kuşağının yaptığı gibi anti emperyalist mücadeleyi, antikapitalist mücadeleyle birleştirebilir miyiz? altıncı filoların denize dökülmesinden, 15-16 Haziran işçi direnişlerinden toprak işgallerine, köy enstitülerine Terzi Fikriyle kooparatiflere, kamusal ekonomiye, genel grevlere 500.000 emekçi ile dönemin devrimci Aydın ve sanatçılarının en önde yürüdüğü Taksim 1 Mayıs’ına ” sabahın bir sahibi var sorarlar sararlara.. Bıçak kemikte Tekel Direnişine, Haziran Hareketine, Gezi Direnişine Z kuşağının kahrolsun baggzı şeylerine “everyday I chapullinglere” “korkma la, biziz halklara” gibi toplumsal hareketlere ve şu an motor kuryelerinden bir çok fabrikada örgütlenen grevleri, işçi direnişlerine birleşik sendikal hareketlere.. şimdi çok uzak bir hayal gibi görünse de umut edelim Özal’la başlayan özelleştirmeler ve akp,mhp iktidari ile satılan her şeyin bir gün, bir gün kamusallaştırlacağını kamusallaştırmayı baraj yapmak için ya da altın çıkarmak için köylünün zeytin ağacına tarım arazisine değil,kamulu kamusallaştırmaları yaratabilecek umut taciri muhalefetler değil 68,78 kokan “çapulcularla” toplumsal hareket yaratabilen devrimci muhalefetlerin hayaline; “hayal gücü iktidara, her yürek devrimci bir hücredir”
akp, mhp iktidarının altı büyükşehir belediyesini kaybetmesinin genel seçime de kaybetmesinin garantisi olması müsebbibi ile hevesli ve istekli bir barış masasına oturdular sanırım bunun nedenini uluslararası üçüncü dünya emperyal paylaşım savaşı Konjektöru ve iktidarı kaybetme, yargılanma korkusu! ( korkunun ecele faydası yok bir gün adalet, en çok adaleti yok edenlere lazım olacak) herkes görebiliyor kralın çıplak olduğunu ancak ne yazık ki 68 kuşağı gençlik önderi İbrahim Kaypakkaya’nın seçme yazıları kitabında yazdığı gibi devletin içindeki klik Savaşı’ni pek de kavrayamayan bir HDP çizgisinden uzak Dem parti var elimizde malesef.. Avrupa’da beyin göçü olmasına rağmen dağıtılmış, Barış akademisyenleri ile bağını kesmiş toplumun diğer muhalif kesimleri, ötekileri ile iletişimini kesen Alevilere sürekli stocolm sendromlu dedigi halde, alevilere sırtını dönmüş , chp yi tek muhalefet şansı olarak kendi bırakmış dağıtılmış Avrupa HDK/HDP var elimizde.. Sürec şeffaf ilerletilmedigi halde sadece ve sadece sürece odaklanmış uzaktan akıntıyı yöneten değil, akıntıya kapilan gibi görülen HDP olmayan Dem kendi yetersizliklerinden kaynaklı bugün Türkiye’nin her bir yanında var olan işçi direnişlerini örgütlemiyor ya da örgütleyemiyor faşizme karşı birleşik cepheyi birleşik sendikal toplumsal işçi hareketlerini, tüm legalleşmeye ve solu kriminalize, terörize edebilecek hiçbir faktör ve unsur yokken örgütleyemiyor. muhalefeti kendi içinde eritti alkışlara mı kandık! muhalefet şimdi kendini başka bir yerlerde arıyor. Yine kaypakkayadan vereceğim bir örnekle hakların kardeşliği sloganı burjuva liberal bir hiledir . “önce tam hak eşitliği” ve Denizlerin Colemêrg´e yaptıkları kardeşlik köprüsü , Hrant Dinkin sola yaptığı kimlik mücadelesini öteleyen sola eleştirisi ile hepsini harmanlayan feminizm de kesişimsellik dediğimiz tam da sürecin ihtiyacı HDP/HDK çizgisi ancak selocanımız gibi HDP´liler içeride hala siyasi rehineler, rakipler( trajikomik ama rakip oldukları için içerideler tabi ki bu hangi ülkeye has ampülle kararan tek ülkeye) O Ermeniyi dövdürmeyecektiniz! Uluslararası Ahim kararlarına rağmen i̇çerideler.. Meşrutiyet veren,alan yasasını çiğneyen bir Trump “belası” de bizim başımızda çünkü. Tabi DTP´leşmeyen BDP´leşmeyen ama HDP’yi de Demirtaşı da en çok Kürtlerin eleştirdiği beğenmediği (sosyalizm mücadelesini CHP’nin arka bahçesinde değil HDP ve HDK’de toparladığı için Demirtaş çok büyük bir suç işledi tabi devletin kliklerini anlayamayan bunu da anlayamıyor) eline silah almamış insan hakları savunucusu maraş sivas, hizbullah, roboski, sur, cizre, işid, öso, htş ve daha nice ucuz can pazarının kanını nasıl temizlesin, nasıl sevilsin?
Bu Barış sürecinin akp, mhp iktidarına iktidarını kaybetmemesi için önümüzdeki genel seçime kadar gran gran ilerleyeceği aşikar bunu siyasi taktik ve manevra yapamayan bir Dem parti gercekligi var elimizde.( Barış’a ekmek su kadar ihtiyaç duyan evladini kaybetmiş anneleri ve tüm dünyada çocukların savaşsız şiddetsiz ve travmasız büyümesini isteyen gerçek barış savunucularını tenzih ediyoruz) Biz yine umut edelim umut fakirin ekmeği belki Selahattin Demirtaşlarımız içerden çıkar HDP/HDK’yi toparlar “korkma bağır olmadı Hızır’ı çağır hızır senin kalbindedir sen hızırsın be güzelim der; Kadın Baharı bizim de yüzümüze güler sokaklarda yine dans ederiz, çünkü dans edemediğim devrim devrim değildir! 7 haziran başarımızı bu suça ortak olmayacagiz diyen barış akademisyenlerini barışa imza attığı için akademiden uzaklaştırılan bilim insanlarını, akil insanlarin il, il, köy, köy gezdigi iller, bölgeler meclislerinin kurulduğu HDP’ye Sakaryadan, Artvin’den Trabzondan,Rizeden Bolu’dan, Ankara’dan, Edirne’den oyların cikmasi (oy kullanmak bir şeyleri değiştirseydi, yasaklanırdı demişti Emma Goldman her ne kadar gerçeklik bu olsa da kayyumlarla Virgina Woolf`da “Benim beynime vuracağınız hiçbir kapı kilit yoktur” demişti bizim araftaki halimiz öyle işte hayaller daha yasaklanmadı! O iyi insanlar güzel atlara binip gitselerde tükenmediler.. Halkların ve Kadınların Eşitlik Baharını yaşadığımız o günlere geri dönebiliriz düşününce bile içimizi ısıtıyor.. kim bilir belki de yakındır doğayı ve hayatı sarsacak saat..
“Sırf şarkı söylemek için değil / ne de ‘sesim güzel’ demek içindir şarkı söylemem. / Şarkı söylüyorsam bu, / gitarın duygusu ve aklı olduğu içindir. / Kalbi vardır topraktan ve güvercinin kanatlarından.”
“Şarkım bir inşaat iskelesidir. / yıldızlara erişmek için.”
“Bir şarkı ki, / gerçekleri korkmadan. / söyleyerek ölen kişinin. / damarlarında akan kanda bulur anlamını.”
Ez cümle Rosa lüxsemburg’dan
“ya Barbarlık, ya sosyalizm”..