Perşembe, Ocak 15, 2026

Rosa’dan, Sara´ya

“Üzerimizde dolaşan savaş tehlikesinin sorumlusu sadece barış amacıyla olduğunu iddia ederek çılgınca silahlanmayı tertipleyen sınıflardır. Bazıları şunu iddia ediyor. Başkalarıyla savaşmak insanın doğasında varmış. Kendisini savunmayan kimse komşusunun kurbanı olurmuş. Biz ise farklı düşünüyoruz. Uluslar barış içinde yaşayabilir, yaşamalıdır. Hükümet kendisini tüm insanlar için yaşamsal önemdeki böyle bir meselede karar verme yetkisine sahip görüyor.”  Rosa Luxemburg

Rosa Lüxsemburg, Almanya Holokost nazi faşizmine giderken, sadece bir figür değildi ya da sadece biyolojik olarak bir kadın değildi Almanya’nın geleceğini ve kaderini değiştirdi! düşünceleriyle.. Yaptıklarıyla..Sosyalist Enternasyonali ve kadın enternasyonelini sağladı 8 Mart’ı Kadın Mücadelesini yarattı! Yakamadığınız Cadıların torunlarındandı vardı, Anti Emperyalist mücadeleyi Enternasyoneli var etti, ve 8 Mart’larda hep var.. Öyle ki aradan 107 yıl geçmesine rağmen her sene Berlin’de Spartaküsler ellerinde bordo, mor güller, karanfiller eşliğinde ona saygı duyuyor ve hala anlıyorlar. (iç ses kötüler asla böyle anılmayacak) Dünya Tarihi hep böyledir ,,kötüler, unutulur. Dünya klasiklerine dönüp bakarsak çarların mı, devrimcilerin mi tarihini anlatıyor, dünyanın en iyi filmlerini solcular çekiyor dünyanın en iyi kitaplarını solcular yazıyor dünyanın en güzel şarkılarını solcular yazıyor, besteliyor dünyanın en iyi şiirlerini solcular yazıyor ve çocukları en güzel, en çıkarsız solcular seviyor tabii ki bütün bunlar bir tesadüf değil.. Jose boylarından, tüm meydanlara yıkılır putperestler, kumdan yapılar, saraylar yıkılır elbet bitmedi daha sürüyor o kavga..

vardım! varım! var olacağım!

1884’te on üç yaşındayken, Varşova’ya resmî ziyarete gelen Alman İmparatoru I. Wilhelm’e yazdığı şiir;

Nihayet göreceğiz seni
Batı’nın gücü.
Belki ben bile izleyeceğim
Saksonya bahçelerinde dolaşan seni
Sakın Saray’a geleceğimi sanma
Aklıma bile getirmem aslında
Sizin gibilere saygılarımı kanıtlamayı
Bilmek isterdim yoksa
Neler konuşulur ortamınızda
Senli benli konuşuyorsundur çarla
Politikadan hiç anlamam ya
fazla uzatmayayım ama
Sevgili Wilhelm sende sakın unutma:
Söyle kurnaz Bismarck soysuzuna
Barışın ırzına geçmeye bilenmesin
Ey Batı’nın İmparatoru
Bunu Avrupa için yapasın..

9 Ocak’tan 15 Ocak’a toplumun kaderini değiştiren kadınlar! Rosa Luxsemburg`dan Sakine Cansız, Leyla  Şaylemez, Fidan Doğan! HDP/HDK´nin 7 Haziran başarısını yaratan Kürt Alevi zerdüş’i Tanrıça Kadınlar! Ateşe Semah duran, Anka misali ateşle kutsanan, ateşle yeniden doğan, Newroz ateşinin kendisi kadınlar! Diyarbakır zindanlarında, işkencede kadınlığıyla vurulmaya çalışılan bir kadındı Sara göğüslerini kestiklerinde gözlerindeki sırrı çözemediler, çözülmedi! Yıllar sonra Paris’te Onu katletmeyi planlayan derin devlet ahlaksızlığı öldükten sonra bile onu, tekrar Kadınlığı ile vurmaya çalıştı foseptik çukuru çamurunu bulaştırmaya çalıştı çünkü hep önce kadınları vururlar( Eileen MacDonald) ama nafile başaramadı, işkence kar etmedi yanıldı kahpe düşman. ölümsüzlük iksiri, sonsuz lirik bir kadın Semahı`dır Sakine Cansız, hayatında hiç kitap okumamış bir sefilin, alçak bir tetikçinin kurşunuyla öldürebileceğinizi mi sandınız? Bizi Harputun aşağısıyla 38’de bitirebildiniz mi ki? kadın diyalektiğinin sonsuz Nehirlerinde akıyor hala ölumsüzlüğe..sonsuzluğa.. Dostu da, düşmanı da kıskandırıyor hala! Kadın devriminin ateşine semah duruyor hala! En billur, en arı , en bilge yerinde hem de.. Zarifece .. Bugün Rojava’a kadın devrimini yaratan Sakine’lerin Amed zindandaki duruşudur ve bunu bize ne dost ne düşman unutturabilir. Jin jiyan Azadi sloganlarının atıldığı her yerde.. Sara’nın işkenceye karşı iradesi saklıdır.. Ve biz o sesi hala duyuyoruz! 7  Haziran başarısını anlayamayan Demirtaş’a yapılanları Sakineye de yapan “dostlar” var Avrupa’da hiç işkence görmemiş, hiç sınanmış, hiç konforu bozulmamış, hiç bedel ödememiş ağzının kemiği olmayan “dostlar” bugün rahatça oturduğu koltuğu yıllar önce birilerin işkence görerek yaşamını feda ederek sağladığı konforu göremeyen “arkadaşlar” var böyle dostlar varken düşmana gerek yok! Gazeteci Dilan’ Kahraman`ın feryadını duymayan vitrin bir orta sınıf konforu! Biz hiç Ermenileri dövdürmedik Nenemiz de Ermeniydi o yüzden Sakinelere de, fidanlara da Leylalara da Demirtaşları da hep severiz, hep sahip çıkarız. Munzur’un sesini de, Dilan Kahraman`ın sesini de hala duyarız.. Fidan ve Leyla’nın Kürt Alevi Zerdüşt gençlerinin sesini de duyarız!

ez cümle ; “İşkencede göğüslerimi kestiler. Ben haklı bir davanın militanı ve bir kadını olarak ah demeye utandım

(Sara)

Hep kavgaydı yaşamı, antagonist çelişkileri vardı..

Bir insan varmakta olduğu sonu bilir ama bir daha dönüp dönmeyeceği ve ilk başladığı yere geri dönüp o başlangıcı benliğinde tutup tutamayacağını bilemez eğer nehrin akıntısında döne döne sürüklenen biri değilse o zaman nehrin kendisi olmak zorundadır kaynadığı noktadan denize döküldüğü yere varasıyla tüm bir nehir ve kaynağın kendisi!

 Ursula L. Guin

O kaynağın ta kendisi olmayı başardı ve tüm kuşakların umudu olmayı bu nedenledir ki hep çok güçlüydü..

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları