Perşembe, Ocak 22, 2026

Rojava Devrimi Aleviliği de Özgürleştirecektir!

Bugün, Üçüncü Dünya Savaşı Ortadoğu’da yoğunlaşmıştır. Kürdistan da Ortadoğu’nun merkezinde bulunmaktadır. Kadim Aleviliğin anayurdu da bu coğrafyadır. Bu savaş Arap, Kürt, Türkmen Alevi topluluklarını doğrudan etkilemektedir.

Devletli sistemlerin ve esas olarak da İslamiyet’in bölgeye egemen olmasıyla birlikte, bölge halklarının kadim inançları olan Alevilik ve Ezidilik darbe aldı, yasaklandı.

Kürtler, nasıl ve hangi tarihlerde statüsüzleştirildi?

Kısaca hatırlayalım!

1639’da Osmanlı ve Safevi (İran) devleti arasında yapılan Kasr-ı Şirin Antlaşması ile Kürdistan tarihte ilk kez bölündü.

24 Temmuz 1923 tarihinde yapılan uluslararası Lozan Antlaşmasıyla Kürdistan’ın tamamı bölündü, parçalandı, paylaşıldı ve haritadan silindi. Her parçanın üzerinde de bir devlet kuruldu. Kürtler, varlığını ortadan kaldıran bu antlaşmayı kabul etmedi, direndi.

Kürt Özgürlük Hareketinin yarım asrı aşan kesintisiz devrim mücadelesi Kürt halkına özgürleşme yolunu açtı. Kürdistan devriminin yarattığı gelişmelere bakıldığında, sadece Kürt halkına özgürleşme yolunu açmakla sınırlı kalmadığını görüyoruz. Kürdistan Devrimi, bütün Ortadoğu bölgesini etkiledi, hatta dünyanın bütün sömürge ve ezilen halklarına ilham kaynağı, umut ışığı oldu!

Rojava devrimi bir kadın devrimidir. Rojava’da yaşayan bütün halklar, din ve inançlar, farklılıklarını tanıyarak, eşitlik ve özgürlük temelinde bir sistem kurdular. Tıpkı renga renk çiçeklerin açtığı bahçe gibi bir arada yaşıyorlar. Rojava devrimi, devletli sistemlerin soygun düzenine alternatif, komünaliteye dayanmaktadır. Buna göre komünler, kooperatifler, atölyeler, okullar, akademiler, üniversiteler, hastaneler kurdular. Sermayeyi değil insanı öncelediler.

Bugün, cihadistlerin Rojava devrimine karşı verdiği savaş, aynı zamanda özgürleşen Kürde, Ermeni’ye, Çerkez’e, Araba, Türkmen’e, Alevi’ye, Ezidi’ye, Hristiyan’a, Müslümana karşı verilen savaştır.

George Busch, 37 sene önce reel sosyalist devletler dağılınca, “sosyalizm öldü, zafer kapitalizmindir” demişti. Rojava devrimi gösterdi ki “zafer kapitalizmin” değil, “ölen” sosyalizm değildir. 1989’da dağılan devlet sosyalizmiydi. Rojava’da gerçekleşen devrim, Demokratik Toplum Sosyalizmidir.

Rojava’daki direniş, başta kadim Alevilik olmak üzere, yasaklanan bütün etnik kimlik ve inançlara özgürleşme yolunu açmaktadır.

Bazı Alevi kurumların, Türkiye’nin desteği, ABD’nin onayı ile HTŞ/DAİŞ’in Rojava devrimini yıkma savaşına karşı ortak açıklama yapmış olmaları değerlidir, ancak eksiktir. Eksikliği, Kürt ve Arap Alevi kurumların ortak açıklamada imzasının olmamasıdır.

Bugün, bütün Alevi kurumları tüm gücüyle sokaklara çıkarak demokratik tepkisini ortaya koyma günüdür.

Hitler faşist yönetimi muhalif kesimlere yönelince sessiz kalanları beklediği sonucu çok özlü ifade eden Yahudi Papazın pişmanlık ifade eden sözlerini hatırlamak gerekir.

Ne demişti Yahudi papaz?

“Sosyalistleri almaya geldiklerinde sesimizi çıkarmadık, sosyal demokratları almaya geldiklerinde yine sessiz kaldık. Bizi almaya geldiklerinde, artık direnecek kimse kalmamıştı.”

Arap, Türk/Türkmen, Kürt bütün Kızılbaş Alevi toplulukları sıranın kendilerine gelmesini beklememeli.

Bu tarihi bir hata olur.

Küresel kapitalist modernite güçleri ve onların bölge ayakları olan Türkiye ve Arabistan’ın desteğiyle, (İsrail’i de tarafsızlaştırarak) Suriye’nin başına getirilen HTŞ/DAİŞ çeteleri eliyle Rojava devrimini boğmak ve Kürt soykırımını sonuca götürmek istiyorlar.

Bugün Rojava’da varlık mücadelesi verilmektedir. Bu devrimci direnişin merkezinde Kürtler olsa da sadece Kürtlerin direnişi değildir, ezilen ve inkâr edilen bütün etnik kimliklerin ve inançların direnişidir.

Kürt Özgürlük Devrimi etkisizleştirilirse sıranın Alevi topluluklarına geleceği açıktır. Sırada sadece Suriye’deki Aleviler yok. Türkiye’deki Aleviler de bu yeşil selefist faşistlerin hedefi olduğu bilinciyle hareket edilmeli.

Alevi topluluklarına bir kere daha Emevi siyaseti dayatılacaktır.

Türk, Kürt, Arap ve bölgede yaşayan bütün Kızılbaş Alevi toplulukların konfederasyon, federasyon, vakıfları ve bunlara bağlı yüzlerce dergâh, cemevi ve dernekler var. Bu durum Alevi toplulukların önemli bir düzeyde örgütlülüğünü göstermektedir.

Ancak bu kurumlarımızın kendi özgürlüğüne de yol açacak olan Kürdistan Özgürlük Hareketi’ne ve O’nun geliştirdiği devrimci direnişe mesafeli yaklaşmaktadırlar. Sanki devletli sistemler Alevilerin “üzerindeki yasakları kaldıracaklar, tanıyacaklar” gibi yanılgılı bir yaklaşım içerisindedirler.

Özgürlük devrimine kayıtsız kalmak kaybettirir!

Ortak, demokratik mücadele kazandırır!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları