PİRHA – Dede Nihat Saltuk, Suriye’de HTŞ tarafından halklar ve inançlara yönelik baskılara dair “zulüm neredeyse orası Kerbela’dır” dedi. Kritik bir süreçten geçildiğini belirten Saltuk, “Bütün dedeler, elini taşın altına koysun, cüzdanını değil, vicdanını düşünerek bir araya gelsin” diye konuştu.
Suriye’de yaklaşık on beş yıldır süren iç çatışmalar sebebiyle başta Aleviler olmak üzere birçok toplum, katliamlarla birlikte soykırıma da maruz kaldı. Cihadist topluluklar tarafından yaşam alanları talan edilirken, emperyalist güçlerin baskıları sonucu ciddi demografik değişimler de yaşandı.
Soykırıma maruz kalan inanç kesimlerinden birisi de Aleviler oldu. Dünya kamuoyunun sessiz kaldığı soykırım karşısında Alevi toplumunun eylemleri de bir muhatap bulamadı.
İNANÇ ÖNDERLERİ NEDEN SUSKUN?
Suriye’deki Alevilere dönük baskı politikaları sürerken, Türkiye’deki Alevi örgütlülüğünün sessizliğini Sarısaltuk Ocağı’ndan Nihat Saltuk ile konuştuk. Dede Nihat Saltuk, İstanbul’da, yakın zamana dek yürütülen ocakzadeler toplantılarının baş aktörü olarak da bilinmekte.
Uzun yıllar bir araya gelip güncele dair sorunları ele alan ana ve dedeler, Aleviler için en kritik süreçte bu birlikteliği sağlayamadılar. Dede Nihat Saltuk, Alevilerle birlikte şimdi de Kürtlere yönelen tehlikeye karşılık “Ne yapmalı?” sorumuza Muhlis Akarsu’nun şu dizeleriyle cevap verdi:
“Akarsuyum yaramız çok derinden/Bir olsaydık yer oynardı yerinden/Öldüğümü duyar isen birinden/Ben garibim sen garipsin güzel dost”
“DEDELERİN SESİ ÇIKMASIN İSTENİYOR”
Suriye’de olanlarla birlikte Alevilerin “sahipsiz” kaldığını söyleyen Nihat Saltuk, artık birlikte hareket etme zamanının geldiğini belirtti. Mevcut Alevi çatı kurumlarının tavrını eleştiren Saltuk, inanç önderlerinin neden bir araya gelemediğine dair şunları söyledi:
“Bizim federasyonlar, bir tane Alevi Dedeler Kurumu’nu dahi kuramadı. Bakın şimdi başımıza Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını kurdular. Biz, kapıyı açık bıraktık ve hırsız girdi! O kapıyı açık bırakmayacaktık işte. Bir açık bıraktığımız zaman birileri orayı dolduruyor. Eğer Dedeler Kurumu’nu, o birliği kurmuş olsaydık daha güçlü olurduk ve sesimizle her tarafa yeterdik.
Aleviler her yerde katlediliyor. Yemen’den hiç kimse bahsetmiyor. Orada bir milyona yakın çocuk öldü. Bir yerde Alevi katlediliyorsa orada hiç kimsenin sesi çıkmıyor. Ama ezilen kesim olarak biz Gazze’ye de, Suriye’ye de, Yemen’e de, İran’a da üzülüyoruz. Bizim için zulüm neredeyse orası Kerbela’dır.
Dedeler birliği için çok uğraştım. Oluşturduğumuz birliktelikler de yürümedi. Çünkü destek yok. Dedelerin sesi çıkmasın isteniyor. Eğer dedeler birliği kurulsaydı ve o dedeler de çıkıp bir açıklama yapsaydı bir şeyler değişebilirdi. Bizim de bir birliğimiz önderimiz olmalıydı. Ancak her bir federasyonumuz bir partiden yana tavır alıyor. Her partinin bir cemevi veya derneği oluştu! Bizim buradaki dedeler de dik duruş sergileyemedi.
“ÇOĞU DEDE, SİYASETİN VEYA BAŞKANIN EMRİNDE”
Nihat Saltuk, Alevi inanç önderlerinin de iktidarların yanında olmasını sert sözlerle eleştirdi. “Hiçbir dede, sultan sofrası önünde eğilmemeli” diyen Saltuk, bireysel çıkarlara yer olmaması gerektiğini söyledi:
“Suriye’de bir zulüm, kan, gözyaşı var. Rojava’da da olsa, burada da olsa bizim için zulüm varsa orası Kerbela’dır. Şimdi yaşananlar karşısında ben bireysel konuşsam ne olacak? Güçlü bir şekilde olanlara tepki vermemiz lazımdı. Başkanlar bir iki şey gösterdiler ancak kim onları dinler? Dedeler bir seslenseydi bak ne oluyordu? Bu birliği kuramadığımız için o dedeler de şimdi kendilerini eleştirsin. Çoğu, siyasetin veya başkanın emrinde olduğu için sesi çıkmıyor. Dedeler özgür olmalı. Birinin eline bakmamalı, özgür iradesiyle karar vermeli. Hiçbir sultan sofrasına oturup, sultan önünde eğilmemeli. Kendi pirinin, mürşidinin eteğinden tutarsa ona yeter. Onun için korkmasınlar. Ali, Yol’una gideni kurda, kuşa yem etmez.”
“OCAKLAR BİRLİĞİ KURULMADAN BU İŞ YÜRÜMEYECEK”
Nihat Saltuk, İstanbul’da yeniden ocakzadeler birliği için girişimde bulunabileceğine de değindi. Nihat Saltuk, “Önceki dönemde dedeler verdiği ikrardan döndü. Belki hala toplanmak için bir ihtimalimiz vardır” diyerek şöyle devam etti:
“Bugün seninle oturan ertesi gün Cemevi Başkanlığı’nda! Hem o masada hem bu masada olmaz. Bizim içimize ikilik sığmaz. Birbirimizden habersiz kimse bir yere gitmeyecek diye ikrar verdik, kağıda imza attık. Ama bakıyorsun bugün benimle oturan yarın sabah orada oturuyor. Bu durumlar bizi yaraladı. Ama yine de umudumuz var. Ölene kadar bu mücadeleyi sürdüreceğim. Dedeler-Ocaklar Birliği kurulmadan bu iş yürümeyecek. Çünkü çok kritik bir süreçteyiz. Daha da kötüye gidebiliriz. Onun için bütün dedeler, elini taşın altına koysun, kendini, cüzdanını değil, vicdanını düşünerek bir araya gelsin. Yöreciliği, aşiretçiliği bıraksınlar. Dedeler birliğini kurmadan da bu Alevilik düzelmez.”
Eren GÜVEN/İSTANBUL
Kaynak: pirha.org