Seni İçime Gömdüm

Seni İçime Gömdüm, Etraf Lebi Derya Deniz Olsa Ne Fayda

Bütün aldıklarımızla, sonra vermeye çalıştıklarımızla her şeyin ertelendiği bir dünyada aşkın tanımını yapmak zor. Oysa insani bir dala tutunma isteğimizdir aşk. Kendi içindeki kutsiyetini, ritüellerini aşka bağlanma sebeplerimizi doğru anlamakta gerekir. Aşk sahibine çoğu şeyi bazen kazandırır bazen de kaybettirir. Aşk kimi zamanda olmaz bir yere atılan bir ok gibidir. Çaresizliğin sonucunda oluşan yara zamanın tedavisine sessizce terk edilir. Kim bilir sizin de benim de geçip giden yıllar içinde ‘sebebim aşk’ diyebileceğimiz ne çok hikayelerimiz olmuştur. Aşkın halleri vardır, bir de onunla tanışık olduğumuz zamanları.

Yıl 1997, aşk takvimlerde 17…

Uyu gülüm, uyu bir tanem, uyu canımın içi, seni içime gömdüm. “Andrew Jolly”

Kitabın kanatan satırları böyle bitiyor, gözlerimden yaş akıyordu. Boğazımın ortasına bir yumruk yemiş gibiydim. 17 yaşımın bütün inatçılığıyla böyle bitemez diyordum. Henüz ötekininde öteki olma kavramını bilmiyordum. İnsan kardeşim Kabrero’yu yalnız bırakamıyordum. Gözlerimi sımsıkı yumdum. Onun geniş yeryüzü vadilerinden geçtim. Eğreti otları, dağ keçileri, yabani atların asi dağ esintileri altındaydım. O doğduğu topraklara karısını gömmek istemişti de bir avuç kasabalı buna izin vermemişti. Yitirdiği yarı aklıyla geriye dönmüş, karısının nazik bedenini öperek, koklayarak yakmaya karar vermişti. Anladım ki aşkta ne yaşarsan yaşa ölülerden de kurbanlar seçilirdi bu hayatta.

Bir başkasının hikayesinde kanatlarınızı özgürce göğe yükseltip uçamazsınız. Etraf lebi derya deniz olsa ne fayda. Bilirim kendi el yazımızla yazdığımız hikayelerimiz acıklıdır. Kimi zaman onunla yüzleşmekten korkanlarımız bile vardır. Oysaki yüzleşmek hayatımızı ipten alır. Misal ben yara yüzünden 7 kez düşüp 8 kez ayağa kalkan yılmaz savaşçılardan olmaya gayret ettim. Kimsenin kimseye gül bahçesi vadetmediği dar zamanlardan geniş zamanlara geldiğimde ise eski bir şifacının dilinden unutmanın bu kadar kolay olmadığı ile yüzleştim. Seven kalplerin sabrından beslenenleri düşününce, nefes alamıyor insan. Hiç vermeden daima alanlar, bir başkasının suretini yanında taşıyanlar, geceden sabaha unutanlar, aşkın bütün sahiciliğini kaybettirir. Kaybetmek istemeyenler, duyguların kendi deneyimleri olduğunu bilirler.

Sevmek bir tavırdır. Sevmek bir şeyin içinde olmaktır. Bir şeye kapılmak değil. Sevmek almak değil bir şeyler vermektir. Erich Fromm

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları

İlgili Yazılar

Bireysel Faşizmin Biz Neresindeyiz?

ÖNCÜ GÜNEY “Faşizm düşen bombalarla başlamaz, iki insan arasındaki ilişkide başlar.” Ingeborg Bachman Sistemi faşizm olan ülkelerde birey kendisindeki özellikleri nasıl kaybeder? Yaşadığım ülke ve içinde bulunduğum...

Tahta bavul

ÖNCÜ GÜNEY İnsan neden sevdiği insanlardan, memleketinden, anılarından ve en çok da kendinden gitmek ister?  Üstelik gitmeler bu denli zorken.  Bir nebze diğerlerinden deli olduğumuz...

Şimdi bir ay dost çekme zamanıdır

ÖNCÜ GÜNEY Kadının ömrü kendini anlatmakla geldi geçti. Var olduğu tüm toplumlarda ister okumuş olsun ister cahil hep bir hor görülmeye maruz kaldı. Kadın, bir...