Cuma, Ocak 9, 2026

Demokratik Siyasette Alevi Kadını

Erkek, dişi sorulmaz muhabbetin dilinde,
Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde.
Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok,
Noksanlık eksiklik senin görüşlerinde.

Razı ve rıza şehrinin insanları olarak, demi devranda yaşam inşası kuranların ardıllarıyız biz kadınlar. Hayatı demokratik kılan, rızayı ve razılığı modern dünyaya taşıyan ana damar kadındır.

Demokrasi, etimolojik kökeniyle “demos” (halk) ve “kratos” (egemenlik) yani halkın kendi kendini yönetmesi demektir. Ancak demokrasi tarihi, ne yazık ki kadınların dışlandığı bir “erkek egemenliği” tarihi olarak yazılmıştır. Adalet, eşitlik ve özgürlük gibi değerler ancak kadının siyasal alanda özne olmasıyla gerçek bir demokrasiye dönüşebilir. Aksi takdirde, egemenlik halkın değil, sadece erkeklerin elinde kalacaktır.

İnancın Özünden Uzaklaşan Eril Siyaset

Alevilik, tarihsel olarak dişil bir inanç evreni üzerine kuruludur; ocak sisteminde Ana ve Pir ayrılmaz bir bütündür. Fakat asimilasyon süreçleri, Alevi toplumunu geleneksel dişil bilgeliğinden koparmış, yerine Sünni-muhafazakâr kodların etkisiyle şekillenmiş eril bir yapı bırakmıştır. Bugün cemevlerinden demokratik kitle örgütlerine kadar karar mekanizmalarının neredeyse tamamı erkekler tarafından domine edilmektedir. Söylemdeki “can” vurgusu, maalesef kadınların eşitsiz konumunu perdeleyen bir retoriğe dönüşmüştür.

Temsiliyetin Erkek Sözleşmesi

Modern demokratik siyasette temsil hakkı, bir devlet sınırları içerisinde yaşayan tüm bireylere aittir. Ancak parlamentoda ve Alevi kurumlarının yönetim kademelerinde Alevi kadınlarının yokluğu, demokratik bir tercihin değil, sistemli bir dışlanmanın sonucudur. Siyasal alan, “erkekliğin gizli sözleşmesi” ile parsellenmiş; kadınlar ise bu alanın çeperinde bırakılmıştır. Oysa Ana Fatma’nın toplumsal barış kuruculuğu, Zeynep’in hakikat arayışı ve Zarife’nin direniş mirası, bizlere kadının siyasetin öznesi olduğunu açıkça göstermektedir

Rıza Toplumsallığına Dönüş

Alevi toplumunun demokratikleşme sancısı, kadının siyasal alandaki varlığıyla doğrudan ilintilidir. Kadının temsil edilmediği, söz söylemediği hiçbir mekanizma gerçek anlamda “demokratik” olamaz. İnancımızın temeli olan “Yol kadınla başlar” düsturu, bugün demokratik siyasetin de temel taşı olmak zorundadır.

Ana Fatma, Zeynep, Zarife, Bese ve Sakine gibi mücadele etmekten vazgeçmeyeceğimizin ikrarıyla…

Gerçeğin demine HÜ.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları