Türkiye’de barışın sağlanabilmesi için adalet, eşitlik, özgürlük ve rızanın güvence altına alınması gerektiği vurgulanıyor. Barışın yalnızca silahların susmasıyla sağlanamayacağı, yoksulluk, ayrımcılık ve adaletsizlik gibi sorunların da çözülmesi gerektiği ifade ediliyor.
Gelir ve servet dağılımındaki eşitsizlik, barış meselesiyle doğrudan bağlantılı. Ekonomik sorunlar, toplumsal huzuru etkileyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Yoksulluk, insanın geleceğe dair umutlarını zayıflatırken, işsizlik ve güvencesizlik gibi sorunlar da toplumsal huzursuzluğu artırıyor.
Barışın sağlanabilmesi için, insanların kendilerini eşit ve değerli hissetmesi gerekiyor. Zorla sağlanan sessizlik, kalıcı barış anlamına gelmiyor. Barışın kalıcılığı, adaletin varlığına bağlı. Farklı inanç ve kimliklerin eşit yurttaş olarak kabul edildiği bir hukuk düzeninin kurulması gerektiği ifade ediliyor.
Barışın pozitif anlamda, adaletin, eşit yurttaşlığın ve inanç özgürlüğünün güvence altına alındığı bir toplumda mümkün olacağı belirtiliyor. Bu bağlamda, gelir adaletinin sağlanması, yolsuzlukla mücadele, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin güvence altına alınması, geçmiş travmalarla yüzleşilmesi ve demokratik alanın genişletilmesi gibi adımlar öneriliyor.
Sonuç olarak, barışın temeli rızadır. Türkiye’nin ihtiyacı olan, insanın kendisini eşit ve özgür hissettiği bir toplumsal barıştır. Adalet olmadan eşitlik, eşitlik olmadan rıza, rıza olmadan kalıcı barış sağlanamayacağı ifade ediliyor.




