ABD yargısının eski Bakan Çağlayan ve Erdoğan’ın korumaları ile ilgili verdiği kararlar, ‘ABD Erdoğan’a gelme diyor’ şeklinde yorumlandı. Kılıçdaroğlu ise, tutuklama kararı için ‘Bu sadece görünen yüz’ dedi
ABD’de, haklarında dava açılan eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan, Genel Müdür Yardımcısı Levent Balkan ve Abdullah Happani hakkında tutuklama kararı verildi. ABD’nin “İran’a karşı uygulanan ambargoyu delmek için kurulan şebekenin elemanı” olduğunu ifade ettiği Çağlayan hakkındaki iddianame Cuma günü kabul edildi. 17-25 Aralık operasyonlarının ardından görevinden istifa eden eski Bakan Çağlayan’ın, ABD’de tutuklu bulunan Rıza Sarraf’la birlikte yargılanmasına karar verildi.
Çağlayan’la birlikte, eski Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan, Genel Müdür Yardımcısı Levent Balkan ve Abdullah Happani hakkında ise cumartesi günü tutuklama kararı çıkarıldı. Çağlayan’ın, “ambargoyu delme planının gelirlerinden nakit ve mücevher olarak on milyonlarca dolarlık rüşvet aldığı, öteki sanıkların bu planı uygulamak için attığı adımları onayladığı ve bilinçli olarak planı koruduğu” belirtiliyor.
Bu kararlar gelme mesajı mı?
Çağlayan’ın Sarraf davasına dahil sanık sıfatıyla dahil edilmesinin ardından “Bu işlerin arkasından çok pis kokular geliyor” açıklaması yapan Erdoğan’ın bu koşullar altında 16 ya da 17 Eylül’de gitmeyi plandığı ABD’ye, Başkan Donald Trump’tan randevu alamazsa, gitmeyeceği yerine Başbakan Binali Yıldırım’ı göndereceği konuşuluyor. Çağlayan’ın tutuklanması ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın korumaları hakkında alınan kararlar Erdoğan’a ABD’ye gelme mesajı verildiği şeklinde yorumlanıyor. Hürriyet’ten Murat Yetkin’in “Erdoğan ABD’ye (bu şartlar altında) gidecek mi?” başlığıyla kaleme aldığı köşesinde Çağlayan ve korumalar ile ilgili gelişmeleri ele alarak, “ABD’nin gerek siyaset, gerek yargı makamları Erdoğan’a vücut diliyle adeta ‘gelme’ diyor” ifadelerine yer verdi.
Yurtdışına çıkamazlar
Cumhuriyet’te Erdem Gül’e konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise tutuklama kararını şu szölerle değerlendirdi: “17-25 Aralık, Cumhuriyet tarihimizin en büyük yolsuzluk olayıdır. Bir hükümetin, devleti nasıl soyduğuna hep birlikte ülke olarak tanıklık ettik. O nedenle dönemin bakanı Zafer Çağlayan’ın hazırlanan iddianame ile bu yolsuzluk davasına eklenmesi, olayın sadece görünen yüzüdür. Bu yeni gelişme, Adalet Bakanı’nın sık sık ABD’ye, Fethullah Gülen’in iadesi için değil, bu dosya için Sarraf için gittiğini gösteriyor. Bu gelişmeler üzerine bizim milletvekillerimiz 17-25 Aralık’ta adı geçen bakanların bir daha ABD’ye gidemeyeceğini haklı olarak söyledi. Artık ABD’ye gidemeyecekleri ortada. Ama bana göre Çağlayan’la ilgili bu gelişmeden sonra bırakın ABD’yi yurtdışına bile çıkamazlar.”