Alevi araştırmacı-yazar Mehmet Bayrak, Alevi toplumunun örgütlenme bilincinin, özellikle 1993’teki Madımak katliamı sonrasında önemli bir gelişim gösterdiğini belirtti. Bayrak, Alevilik kimliğinin ve inancının korunabilmesi için örgütlenmenin şart olduğunu vurguladı. Sivas’ta yaşanan trajik olayın ardından Alevi toplumu, örgütlenmeye yönelerek kendi haklarını savunma konusunda yeni bir ivme kazandı.
Bayrak, 1980’lerin başında Ankara’da düzenlenen “Hacıbektaş felsefesinin çağdaş yorumu” paneline katılarak Alevi örgütlenmesine aktif olarak dahil olduğunu ifade etti. Avrupa’ya 1987’de gittiğinde ise Alevi derneklerinin henüz oluşmadığını, ancak zamanla bu derneklerin Avrupa’da önemli bir varlık göstermeye başladığını aktardı. Almanya, Alevi diasporasının en yoğun olduğu ülke olarak dikkat çekiyor.
Bayrak, Türkiye’deki devletin Aleviliği tanımadığına ve cemevlerinin resmi olarak kabul edilmediğine dikkat çekti. Ayrıca, devletin inanç sistemlerini dizayn etme görevinde olmadığını, bu konuda Alevi toplumunun rızasının alınması gerektiğini savundu. Alevilik kavramının, doğal ve felsefi bir inanç olarak tanınması gerektiğini belirten Bayrak, Aleviliğin sadece Türk inancı olarak gösterilmesine karşı çıkıyor.
Bu bağlamda, Alevi kimliğinin korunması ve geliştirilmesi için doğru bir örgütlenme modelinin şart olduğunu dile getiren Bayrak, örgütlenmenin yanı sıra diğer kimliklerle dayanışmanın da önemine vurgu yaptı. Toplumda birlik ve beraberlik sağlanmadan, Alevi kimliğinin güçlenmesinin mümkün olmayacağına inandığını ifade etti.