<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Hasan Aydın &#8211; Alevi Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://alevigazetesi.com/category/hasan-aydin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://alevigazetesi.com</link>
	<description>Alevilerin Sesi, Canların Gündemi &#124; Alevi Haberleri</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Apr 2026 14:22:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2025/08/cropped-EDITOR-32x32.webp</url>
	<title>Hasan Aydın &#8211; Alevi Gazetesi</title>
	<link>https://alevigazetesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Öcalan&#8217;a Söylenen Söz Kime Söylenir?</title>
		<link>https://alevigazetesi.com/ocalana-soylenen-soz-kime-soylenir/</link>
					<comments>https://alevigazetesi.com/ocalana-soylenen-soz-kime-soylenir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HASAN AYDIN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 14:14:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hasan Aydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alevigazetesi.com/?p=191006</guid>

					<description><![CDATA[İtibar suikastının anatomisi ve siyasi nefretin üretim zinciri &#8220;Bir toplumda kime hakaret edilebileceği, o toplumun siyasal iktidarının haritasını verir. Öcalan&#8217;a söylenen söz, yalnızca ona söylenmez, onun temsil ettiği her şeye -her Kürd&#8217;e, her itiraza, her &#8216;ben de varım&#8217;a- söylenir.&#8221; Türkiye&#8217;de siyasi şiddetin en sürdürülebilir biçimi fiziksel değildir, dilseldir. Bir insanı yok etmenin, onu fiilen ortadan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>İtibar suikastının anatomisi ve siyasi nefretin üretim zinciri</em></strong></p>
<p><em>&#8220;Bir toplumda kime hakaret edilebileceği, o toplumun siyasal iktidarının haritasını verir. Öcalan&#8217;a söylenen söz, yalnızca ona söylenmez, onun temsil ettiği her şeye -her Kürd&#8217;e, her itiraza, her &#8216;ben de varım&#8217;a- söylenir.&#8221;</em></p>
<p>Türkiye&#8217;de siyasi şiddetin en sürdürülebilir biçimi fiziksel değildir, dilseldir. Bir insanı yok etmenin, onu fiilen ortadan kaldırmadan etkisizleştirmenin en eski ve en ucuz yöntemi, onu söylemin dışına atmaktır. Bunun için önce bir ad yapılır, Bölücü. Sonra o adın etrafına bir lanet halesi örülür. Artık o kişi hakkında ne söylenirse söylensin meşruiyet denetiminden geçmek zorunda değildir. Çünkü söylem, daha baştan o kişiyi &#8220;söz hakkı olmayan&#8221; kategorisine yerleştirmiştir.</p>
<p>Abdullah Öcalan, Türkiye&#8217;nin bu mekanizmasını en ağır biçimde deneyimleyen kişidir. Yarım asırdır süregelen bir kampanyanın hedefindedir. &#8220;Bölücü&#8221; etiketiyle başlayan bu süreç, zamanla daha şiddetli bir dile evrilmiştir, &#8220;Ermeni dölü&#8221;, &#8220;bebek katili&#8221;, &#8220;dinsiz&#8221;, &#8220;terörist başı.&#8221; Her siyasi konjonktürde yeni bir yakıştırma eklenmiş, ama özde değişen bir şey olmamıştır, Kürd&#8217;e duyulan kolektif öfkenin boşaltıldığı bir hedef olarak Öcalan&#8217;ın işlevselliği korunmuştur.</p>
<p>Burada salt bir bireyin hedef alınmasından söz etmiyoruz. Öcalan&#8217;a yönelen her hakaret, aslında onun temsil ettiği siyasal gerçeğe yönelen bir hakarettir. O gerçek şudur, Bu devletin resmî söylemiyle hiçbir zaman barışmayan, kimliğini, dilini, siyasal iradesini var etmeye çalışan milyonlarca insanın itirazı. Öcalan bu itirazın sembolik taşıyıcısıdır. Bu yüzden ona söylenen söz, Kürdlerin büyük çoğunluğu tarafından kendilerine söylenmiş gibi okunur — ve bu okuma temelsiz değildir.</p>
<p>Faşizan siyasetin yapısal bir ihtiyacı vardır, düşman. Düşmansız kimlik kurulamaz, oy devşirilemez, milliyetçi refleks beslenemez. Türkiye&#8217;nin son yarım asrında bu ihtiyacı karşılayan en kalıcı hedef Öcalan olmuştur. İnkara, yalana ve bastırmaya dayalı Kürt-Alevi imgesi olmadan bu siyasi düzenin kendini yeniden üretmesi güçleşir. Düşman, bir olgu değil, üretilmiş, bakımı yapılan, gerektiğinde tazelenen bir araçtır. Ve bu araç, devlet katında yalnızca bir politika değil, bir vatanseverlik töreni olarak sunulmuştur. Öcalan&#8217;a hakaret etmek, belirli çevrelerde mensubiyet kanıtı haline gelmiştir.</p>
<p>Asıl can sıkıcı tablo ise bu çevrelerin dışından gelir. &#8220;Sözde solcu&#8221; ya da &#8220;yurtsever&#8221; olarak konumlananların, ideolojik eleştiri kılığına bürünerek yürüttükleri kampanyalar, devletin nefret söylemini soldan yeniden üretme pratiğidir bu. Eleştiri değil, itibar suikastıdır. İkisi arasındaki fark kritiktir, eleştiri, argümana dayanır, yanıtlanabilir, çürütülebilir, tartışmaya açık bir zemin oluşturur. İtibar suikastı ise argümanın yerini hakaretin aldığı, hedefin susturulması yerine kirletilmesinin amaçlandığı bir pratiktir. Ve bu pratik, tam da hedefin yanıt veremeyeceği koşullarda en yoğun biçimiyle uygulanmaktadır.</p>
<p>Öcalan, çeyrek asırdır İmralı&#8217;da tutulmaktadır. Üstünde yağlı bir urgan gibi sürekli canlı tutulan idam tehdidiyle, tecrit altında, avukatlarıyla dahi düzensiz ve kısıtlı görüşebilen biridir. Yanıt verme imkanı fiilen elinden alınmış bir insana yönelik her saldırının, cesaret gerektiren bir eylem olmadığını söylemek bile fazlasıdır. Bu koşullarda hakaret etmek, güçlü olanın zayıf olana yaptığı bir şeydir, ve bu, eleştirinin tam karşıtıdır.</p>
<p>Şunu açıkça söylemek gerekir, Öcalan sevilmek zorunda değildir. Hiçbir siyasi figür sevilmek zorunda değildir. Ama bir siyasal gerçek olarak kavranmak durumundadır. Kendi örgütünden toplumdaki geniş Kürd kesimine uzanan derin bir karşılığı olan, onlarca yıllık bir siyasi mücadelenin simgesi olan kişidir. Bu gerçekle yüzleşmeden, onu &#8220;zaten kötü biri&#8221; diyerek geçiştirerek, ne Kürt meselesini anlamak ne de çözmek mümkündür.</p>
<p>Öcalan çevresine söz söyleme hakkından rahatsız olanlar şunu da kabul etmek durumundadır, Öcalan&#8217;a hakaret özgürlüğü talep ediyorsanız, karşı tarafın da size söz söyleme özgürlüğü vardır. Özgürlük bölünemez. Ama daha önemlisi, özgürlük sorumluluktan bağımsız değildir. Sözü bilmek, sözü ölçmek, sözün ağırlığını taşımak bu sorumluluğun asgari gerekliliklerindendir.</p>
<p>Emekten ve haktan yana olduğunu iddia eden siyasi pozisyonların, devletin ürettiği nefret söylemini başka bir kılıkla yeniden sahaya sürmesi, yalnızca bir tutarsızlık değil, ciddi bir ahlaki çöküştür. Bunu görmek için Öcalan&#8217;ı sevmek gerekmez. Yalnızca dürüst olmak yeterlidir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://alevigazetesi.com/ocalana-soylenen-soz-kime-soylenir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’nin Kısır Döngüsü, Devlet Aklı ve Kürt Direnişinin Tarihsel Eşiği</title>
		<link>https://alevigazetesi.com/turkiyenin-kisir-dongusu-devlet-akli-ve-kurt-direnisi/</link>
					<comments>https://alevigazetesi.com/turkiyenin-kisir-dongusu-devlet-akli-ve-kurt-direnisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HASAN AYDIN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 19:00:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hasan Aydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alevigazetesi.com/?p=189470</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye, kendi içine kapanmış bir kısır döngüde, sürekli kendini tekrar eden bir ülke görünümündedir. Bu döngünün merkezinde yer alan devlet aklı, tarihsel olarak kötücül ve paranoyak bir karakter taşır. Toplumsal sorunlara yaklaşımda belirleyici olan da tam olarak bu akıldır. Sorunları çözmek yerine, tehdit olarak kodlayan, bastırmayı ve kontrolü esas alan bir zihniyet egemendir. Siyasal gerçeklikler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, kendi içine kapanmış bir kısır döngüde, sürekli kendini tekrar eden bir ülke görünümündedir. Bu döngünün merkezinde yer alan devlet aklı, tarihsel olarak kötücül ve paranoyak bir karakter taşır. Toplumsal sorunlara yaklaşımda belirleyici olan da tam olarak bu akıldır. Sorunları çözmek yerine, tehdit olarak kodlayan, bastırmayı ve kontrolü esas alan bir zihniyet egemendir.</p>
<p>Siyasal gerçeklikler üzerine ahkâm kesen, hatta kendini toplum mühendisliğine soyunmuş sayan birçok “aydın” figür ise, aynı ideolojik havuzdan beslenmektedir. Nasıl ki balık susuz yaşayamazsa, bu çevreler de milliyetçilik denizinden kopamazlar. Milliyetçilik onlar için yalnızca bir fikir değil, varoluşsal bir ihtiyaç, bir oksijen kaynağıdır. Onsuz nefes alamazlar, onsuz düşünemezler.</p>
<p>Daha da kötüsü, bazıları Kürtlerin acısını sahipleniyor gibi görünerek, gerçekte direniş dinamiğine karşı özel savaşın bir aparatı hâline gelmiştir. Küresel güçlerin Ortadoğu’daki çıkarlarını, dayanaklarını ve uzun vadeli politikalarını bilinçli biçimde görmezden gelirken; Kürtlere dayatılan imha ve soykırım politikalarına kör, itibarsızlaştırma kampanyalarının gönüllü korosunda yer almışlardır. Bu tutum, cehalet değil; bilinçli bir saflaşmadır.</p>
<p>Oysa Suriye sahasında önceden kararlaştırılmış bir politika vardı. İslami terör örgütü HTŞ’ye bir devlet armağan edilecek, Kürtlere ise tasfiye ve imha dayatılacaktı. Plan buydu. Kürtler bu plana boyun eğmeyip direnişte karar kılınca, besledikleri vampirleri donatıp Kürtlerin üzerine saldılar. Halep’te yaşananlar, bu politikanın sahadaki çıplak pratiğinden başka bir şey değildir.</p>
<p>Ancak Kürtlerin sömürgeci sınırları aşan, parti duvarlarını tanımayan birlik iradesi, bu politikayı şimdilik askıya aldırmış, küresel aktörleri yeniden düşünmeye zorlamıştır. Ortadoğu’yu dizayn etme girişimleri elbette sürmektedir. Fakat tam da bu noktada şunu açıkça söylemek gerekir. Varlığı ve geleceği hedef alınmış bir halka, yani Kürtlere, bir hançerle ya da yumrukla “benden” demek yiğitlik değildir. Bu, en hafif ifadeyle ahlaki çöküştür.</p>
<p>Gerçek yüreklilik; HTŞ gibi terör örgütlerini devletle ödüllendiren, bölgeyi kan ve kaos üzerinden yeniden şekillendiren küresel güçlerin politikalarına karşı durabilmektir. Kürtler bugün tam da bu mücadelenin temel dinamiği konumundadır.</p>
<p>Kürtlerin durduğu yer, Dostoyevski’nin şu sözlerinde anlamını bulur<em><strong> “Duvarları yıkmaya gücüm yetmiyorsa kendimi parçalayacak değilim elbette; ama önümde duvar var diye boyun eğmeyi de kabul edemem.”</strong></em></p>
<p>Kürtler tam olarak bu eşiğin üzerindedir. Bu bir son değil, tarihsel bir geçiş anıdır. Evi başına yıkılmış bir halka kabadayılık yapmak, çamur atmak; distopik güçlerle yan yana durmak, zulmün ve kötülüğün safında yer almaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://alevigazetesi.com/turkiyenin-kisir-dongusu-devlet-akli-ve-kurt-direnisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahlaki Üstünlük</title>
		<link>https://alevigazetesi.com/ahlaki-ustunluk/</link>
					<comments>https://alevigazetesi.com/ahlaki-ustunluk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HASAN AYDIN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 00:20:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hasan Aydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alevigazetesi.com/?p=188830</guid>

					<description><![CDATA[Kürtler bugün büyük bir komployla karşı karşıyadır. Büyük güçlerin ve özellikle Türkiye’nin örgütlemek istediği ihanet, dünden beri ahlaksız bir biçimde sürdürülüyor. Bu, yalnızca askeri bir hesap değil, aynı zamanda vicdanı hedef alan bir saldırıdır. Savaşın sonucunu zaman gösterecek. Kazanıp kazanamayacaklarını güç dengeleri belirleyecek. Fakat savaş dediğimiz şey sadece “kim kazandı?” sorusu değildir. Asıl soru şudur, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kürtler bugün büyük bir komployla karşı karşıyadır. Büyük güçlerin ve özellikle Türkiye’nin örgütlemek istediği ihanet, dünden beri ahlaksız bir biçimde sürdürülüyor. Bu, yalnızca askeri bir hesap değil, aynı zamanda vicdanı hedef alan bir saldırıdır.</p>
<p>Savaşın sonucunu zaman gösterecek. Kazanıp kazanamayacaklarını güç dengeleri belirleyecek. Fakat savaş dediğimiz şey sadece “kim kazandı?” sorusu değildir. Asıl soru şudur, Kim, hangi yerde durdu?</p>
<p>Kürtler, bütün kuşatılmışlıklarına rağmen bir şeyi kaybetmedi. Onurlarını. Birlikte mevzi aldıkları insanları arkadan vurmadılar. Tam tersine, savaşın en sert anlarında bile dünyaya şunu gösterdiler. Güç eldeyken bile zulme dönüşmemek mümkündür.</p>
<p>Bu kanıtlandı. Kürtler, güç ellerindeyken kimseye katliam ya da soykırım dayatmadılar. Bu tutum bir “propaganda” değil, bir halkın derin adalet duygusudur. Bugün Kürtlerin elindeki en büyük kazanım, tam da buradadır. Ahlaki üstünlük.</p>
<p>İhanet ise insanın düşebileceği en iğrenç çukurdur. Üstelik çoğu zaman “siyaset” diye meşrulaştırılır, “çıkar” diye süslenir. Oysa ihanetin hiçbir gerekçesi yoktur. İhanet, yalnızca hedef aldığı kişiyi değil, ihanet edeni de çürütür.</p>
<p>Bu yüzden asıl kaybedenler Kürtler değildir. Savaşı kaybedebilirler, ama insanlıklarını kaybetmediler. Asıl kaybedenler, vicdanlarını ve ahlaklarını kaybedenlerdir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://alevigazetesi.com/ahlaki-ustunluk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ortadoğu’da Faşist Şiddet ve Irkçılığın Dönüşümü</title>
		<link>https://alevigazetesi.com/ortadoguda-fasist-siddet-ve-irkciligin-donusumu/</link>
					<comments>https://alevigazetesi.com/ortadoguda-fasist-siddet-ve-irkciligin-donusumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HASAN AYDIN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 19:05:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hasan Aydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alevigazetesi.com/?p=188774</guid>

					<description><![CDATA[Ortadoğu, faşist şiddetin coğrafyası hâline geldi. Faşizmin sadece bazı ırkçı partilerden ibaret olmadığı bilinir. Öyle olsaydı Mussolini yok olur, Hitler’in partisi de tarihe karışırdı. Ancak ırkçılık ve faşizm değişime uğrayarak; kendini salgın virüsler gibi birçok bölgede göstermektedir. MHP gider, AKP gider, mollalar gider ama yerlerine başkaları gelir. Esad gitti; yerine gelen kıl ordusu, Esad rejiminden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="193" data-end="484">Ortadoğu, faşist şiddetin coğrafyası hâline geldi. Faşizmin sadece bazı ırkçı partilerden ibaret olmadığı bilinir. Öyle olsaydı Mussolini yok olur, Hitler’in partisi de tarihe karışırdı. Ancak ırkçılık ve faşizm değişime uğrayarak; kendini salgın virüsler gibi birçok bölgede göstermektedir.</p>
<p data-start="486" data-end="734">MHP gider, AKP gider, mollalar gider ama yerlerine başkaları gelir. Esad gitti; yerine gelen kıl ordusu, Esad rejiminden 50 yıl geridedir. Esad’a diktatör diyenler, kanla abdest alanları; köle pazarında kadın satanları “şirin” göstermeye çalışıyor.</p>
<p data-start="736" data-end="910">Sözde laik olan Türk devleti ise bakın: Tüm ideolojik ve politik araçlarıyla bu yamyamlara hamilik yapıyor. Çünkü faşisttirler, ırkçıdırlar ve ideolojik akrabalıkları vardır.</p>
<p data-start="912" data-end="1166">Kürtler, emperyalistlerin Ortadoğu’daki maskelerini düşürmüştür. Kelle kesenler gelince Kürtlere yanaşanlar, şimdi Kürtler üzerinde yeniden oyun kuruyor. Onların amacı diktatörlerle mücadele etmek değildi. Tek amaçları vardır: sömürü ve yayılma emelleri.</p>
<p data-start="1168" data-end="1281">Ortadoğu kurak topraklardır. Diktatörlükler ise şiddet üreten bir düzenin adıdır. Emperyalistler bundan beslenir.</p>
<p data-start="1283" data-end="1503">Esas sorun demokrasi güçlerinin ve emekçi sınıfların sorunudur. Faşizmi ve şiddeti ortaya çıkaran nedenleri iyi görmek gerekir. Faşizmi yaratan koşullar ortadan kaldırılmadıkça bu topraklara barış ve huzur gelmeyecektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://alevigazetesi.com/ortadoguda-fasist-siddet-ve-irkciligin-donusumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karanlığa Teslimiyet: HTŞ Dayatması ve Türkiye</title>
		<link>https://alevigazetesi.com/karanliga-teslimiyet-hts-dayatmasi-ve-turkiye/</link>
					<comments>https://alevigazetesi.com/karanliga-teslimiyet-hts-dayatmasi-ve-turkiye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HASAN AYDIN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 20:38:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hasan Aydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alevigazetesi.com/?p=188699</guid>

					<description><![CDATA[Siyasal İslam, Arap milliyetçiliğidir; özünde sorunlu, kötü, barbar ve ilkeldir. Yüz yıllık, değişmeyen Kürt düşmanlığı ise AKP iktidarıyla birlikte ciddi bir kırılma noktasına ulaşmıştır. Suriye’de yürütülen politikalar, Metin Metiner gibi kimliksiz bir saray yalakacısını bile çileden çıkarıyorsa, bu ülke bölünme sürecine girmiş demektir. AKP kurucularından Hüseyin Çelik dahi bu politikayı ahlaksız, ırkçı ve değişmeyen Kürt [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="264" data-end="452">Siyasal İslam, Arap milliyetçiliğidir; özünde sorunlu, kötü, barbar ve ilkeldir. Yüz yıllık, değişmeyen Kürt düşmanlığı ise AKP iktidarıyla birlikte ciddi bir kırılma noktasına ulaşmıştır.</p>
<p data-start="454" data-end="734">Suriye’de yürütülen politikalar, Metin Metiner gibi kimliksiz bir saray yalakacısını bile çileden çıkarıyorsa, bu ülke bölünme sürecine girmiş demektir. AKP kurucularından Hüseyin Çelik dahi bu politikayı ahlaksız, ırkçı ve değişmeyen Kürt düşmanlığının bir yüzü olarak görmüştür.</p>
<p data-start="736" data-end="1036">Devletin Suriye politikası, her onurlu Kürt ve her aydın için bir kırılmadır. Kürtler üzerinde büyük bir baskı kurarak, kelle kesen, barbar, şeriatçı ve hastalıklı HTŞ’ye tabi olmayı dayatıyorlar. “Ya HTŞ’ye boyun eğeceksiniz, onların hâkimiyeti altına gireceksiniz ya da sizi ölüm bekler,” diyorlar.</p>
<p data-start="1038" data-end="1171">Aylardır Suriye’de yürüttükleri politika budur. Akıllarınca oyun kuruyorlar; oysa gerçekte Kürt düşmanlığı nedeniyle oyun bozuyorlar.</p>
<p data-start="1173" data-end="1409">Türkiye’nin geleceğiyle oynuyorlar. Türkiye halkına yanlış ve yalan bilgiler sunarak, milliyetçi duyguları kaşıyor; bu felaketin görülmesini engelliyorlar. Türkiye’yi kelle kesen şeriatçı barbarların hamisi, kardeşi hâline getiriyorlar.</p>
<p data-start="1411" data-end="1642">Suriye’de yürütülen politika tam da budur. Bu ülkede 20 milyon Kürt yaşıyor. Metin Metiner gibi kimliksiz biri bile bu politikaya öfke duyuyorsa, 20 milyon Kürdün ne düşündüğünü, öfkesinin ne kadar büyük olduğunu artık siz düşünün!</p>
<p data-start="1644" data-end="1808">Kürtleri bir yana bırakalım: Türk halkı, emekçi sınıflar, aydınlar ve demokrasi güçleri gerçekten bu kelle kesen şeriatçı grupları kardeş olarak bağrına basacak mı?</p>
<p data-start="1810" data-end="2089">Türkiye’nin Suriye politikası, ülkenin geleceğini karartan; ülkeyi bölen ve karanlığı hâkim kılan bir siyasettir. Yıllardır söylüyorum: AKP ve MHP, Türkiye’nin başına gelmiş en büyük belalardan biridir. Geç olmadan herkes sesini yükseltmeli; ışıktan, haktan yana tutum almalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://alevigazetesi.com/karanliga-teslimiyet-hts-dayatmasi-ve-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halep’te Kirli Savaş, DAEŞ Kimin Gücü?</title>
		<link>https://alevigazetesi.com/halepte-kirli-savas-daes-kimin-gucu/</link>
					<comments>https://alevigazetesi.com/halepte-kirli-savas-daes-kimin-gucu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HASAN AYDIN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 21:41:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hasan Aydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alevigazetesi.com/?p=188667</guid>

					<description><![CDATA[Halep’teki saldırılar göstermiştir ki, Türkiye paramiliter güç olarak IŞİD atıklarını kullanmaktadır. Sadece IŞİD’i kullanan bir devlet değil, sürekli hazır ve örgütlü olarak elinde tutmaktadır. Gezi olayları döneminde de gözdağı olarak etrafta kıl çuvalları gibi silahlı zebanilerin dolaştıkları gözlemlenmişti. Başta Kürtler olmak üzere, olası bir taşkınlık için AKP’nin en güvendiği özel bir ordusu vardır ve o [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="175" data-end="487">Halep’teki saldırılar göstermiştir ki, Türkiye paramiliter güç olarak IŞİD atıklarını kullanmaktadır. Sadece IŞİD’i kullanan bir devlet değil, sürekli hazır ve örgütlü olarak elinde tutmaktadır. Gezi olayları döneminde de gözdağı olarak etrafta kıl çuvalları gibi silahlı zebanilerin dolaştıkları gözlemlenmişti.</p>
<p data-start="489" data-end="702">Başta Kürtler olmak üzere, olası bir taşkınlık için AKP’nin en güvendiği özel bir ordusu vardır ve o da DAEŞ’tir. Erdoğan’ın radikal İslam ve terör örgütleriyle dostluğu belediye başkanlığı dönemine dayanmaktadır.</p>
<p data-start="704" data-end="1014">Erdoğan’ın belediye başkanı olduğu dönemde El Kaide, Kasımpaşa’da yayın çıkarıyordu. Daha dün Taliban inancı ile bir sorunu olmadığını açık bir biçimde kamuoyu önünde açıklamıştı. Gerek soğuk soğuk artıkları olsun, gerekse bugünkü radikal faşist terör örgütleri olsun, hepsiyle bir ideolojik kardeşliği vardır.</p>
<p data-start="1016" data-end="1320">Örtülü ödeneklerin nerelere gittiği şimdi daha iyi anlaşılmaktadır. Son dönemde sözde DAEŞ operasyonuyla ortaya çıkan bir gerçeklik var. Bunlar kamuoyunda tartışılıyor. Kızılay’ın yaklaşık iki milyon insana yardım ettiği ortaya çıktı. Bunların önemli bir kesimi DAEŞ militanları ve radikal İslamcılardır.</p>
<p data-start="1322" data-end="1543">Depremde vatandaşlarına çadır satan Kızılay, nasıl olur da bu kadar bonkör olabiliyor? Demek ki söz konusu ideolojik kardeş ve akrabaları ya da gizli militer ordusu olunca tasarruf edilmez, devletin itibarı söz konusudur.</p>
<p data-start="1545" data-end="1693">Halep saldırısı teknik ve görüntülerden de anlaşıldığı gibi, Şam saldırısı değildi. Şam, maskeli Hakan Fidan’ın komuta ettiği bir DAEŞ saldırısıydı.</p>
<p data-start="1695" data-end="2088">Halep’teki saldırı bir savaş suçudur. İnsan onurunu ayaklar altına alan, kirli ve bir o kadar da ahlaksızdır. Eğer DAEŞ bir terör örgütüyse, onu besleyip yeniden Kürt’e, Alevi’ye ve Dürzi’ye karşı piyasaya süren kimdir? Onun da bir ismi vardır. Hakan Fidan, bir savaş suçlusu olduğu gibi terör örgütlerinin de başıdır. HTŞ lideriyle kol kola paylaştıkları aşk resimleri sadece görünen yanıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://alevigazetesi.com/halepte-kirli-savas-daes-kimin-gucu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suriye’de “Huzur” Yalanı, Katliamlar, Sessizlik ve HTŞ Gerçeği</title>
		<link>https://alevigazetesi.com/suriyede-huzur-yalani-katliamlar-sessizlik-ve-hts-gercegi/</link>
					<comments>https://alevigazetesi.com/suriyede-huzur-yalani-katliamlar-sessizlik-ve-hts-gercegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HASAN AYDIN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2026 19:33:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hasan Aydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alevigazetesi.com/?p=188637</guid>

					<description><![CDATA[Suriye’de emperyalist bir konsept vardır. Şam’a ciddi bir savaş vermeden, yürüyerek geldiler; kuru gürültü ve kelle kesme anılarıyla özdeşleşen sloganlar eşliğinde ilerlediler. Kim oldukları bilindiği hâlde “Şam hükümeti” olarak tanımlanıp, adına “huzur” denilerek diplomatik turlara başladılar. Başta Türkiye olmak üzere birçok güç Suriye’de oyun kurucu olmaya çalıştı. “Huzur geldi, ülke diktatörden kurtuldu” korosuna neredeyse hepsi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="197" data-end="492">Suriye’de emperyalist bir konsept vardır. Şam’a ciddi bir savaş vermeden, yürüyerek geldiler; kuru gürültü ve kelle kesme anılarıyla özdeşleşen sloganlar eşliğinde ilerlediler. Kim oldukları bilindiği hâlde “Şam hükümeti” olarak tanımlanıp, adına “huzur” denilerek diplomatik turlara başladılar.</p>
<p data-start="494" data-end="829">Başta Türkiye olmak üzere birçok güç Suriye’de oyun kurucu olmaya çalıştı. “Huzur geldi, ülke diktatörden kurtuldu” korosuna neredeyse hepsi dâhil olurken Alevi katliamı baş gösterdi. Dünya bunu görmezden geldi. Ardından Dürzilere bir soykırım dayatıldı; bu da duyulmamaya çalışıldı. İsrail’in baskısı ve inadıyla konu duyulur kılındı.</p>
<p data-start="831" data-end="997">Şimdi Halep’te Kürtlere bir ölüm dayatılıyor; sonun sonu! Dünya fazlasıyla kör, sağıra yatmış durumda. Halep’te kan akarken onlar birlik ve bütünlükten bahsediyorlar.</p>
<p data-start="999" data-end="1205">Bunak, yaşlı ve menfaat dünyamızın birkaç yüzü vardır. Demokrasi, eşitlik, adalet ve özgürlükten bahseder; dilinden bunu düşürmezken esas hedefi karanlıktır. Çünkü sermayesi cehalet, karanlık ve kötülüktür.</p>
<p data-start="1207" data-end="1386">HTŞ, bu çıkarcı dünyanın karanlık yüzüdür. Suriye halkları nezdinde hiçbir meşruiyeti olmayan bu katiller sürüsüne yönelik diplomatik görüşmeler ve HTŞ’nin güzellenmesi manidardı.</p>
<p data-start="1388" data-end="1622">Birinci Paylaşım Savaşı’nın ve İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği yıkımı biliriz. Şimdi dünyamız üçüncü bunalım aşamasını yaşıyor; yüzü karanlığa dönüktür. Suriye’de HTŞ’ye verilen gizli ve açık destek de bu konseptin karanlık yüzüdür.</p>
<p data-start="1629" data-end="1894">Suriye’de çözüm, Trump doktrininin Ortadoğu temsilcisi ve uygulayıcısı olan Tom Barrack’tan gelmez. O; kötülük, sömürü ve pastanın hepsinde gözü olan bir sistemin adamıdır. Onun derdi Suriye halkları değil, Suriye’deki kavgadan ve çözümsüzlükten elde ettiği paydır.</p>
<p data-start="1896" data-end="2016">Ortadoğu’ya monarşiyi öngören bir akıl, çözüm isteyen bir akıl değildir. Eski elbiseyi yamalayarak yeniden giydirmektir.</p>
<p data-start="2018" data-end="2199">Bu, Suriye halklarının çözümü değildir. Suriye’de çözüm; demokrasiye ve özgürlüğe ihtiyacı olan tüm güçlerin ve farklılıkların (Aleviler, Kürtler, Dürziler vb.) ortak mücadelesidir.</p>
<p data-start="2206" data-end="2415">Ortadoğu’da ne kadar ipini koparmış, anakronik, şeriatçı, milliyetçi ve faşist örgüt varsa Türkiye hepsiyle ilişkilidir; hepsiyle dosttur. Halep’teki çatışmanın tetikleyicisi değil, komuta merkezi Türkiye’dir.</p>
<p data-start="2417" data-end="2604">Tüm gerici faşist güçleriyle, medya ordusuyla birlikte günlerdir iki Kürt mahallesine saldırmaktadırlar. Türkiye’nin “kardeşlik” maskesi düşmüş; kin, öfke ve kara yüreği ortaya çıkmıştır.</p>
<p data-start="2606" data-end="2792">Türkiye’nin devlet aklı budur. Eğer Kürt’seniz, devletin ötekisiyseniz; Hitler’in generali Hermann Göring’le yüz yüze olduğunuzu unutmayın. Suratlar değişse de geleneksel faşizm aynıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://alevigazetesi.com/suriyede-huzur-yalani-katliamlar-sessizlik-ve-hts-gercegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aleviler Örgütlü mü, Yalnız mı?</title>
		<link>https://alevigazetesi.com/aleviler-orgutlu-mu-yalniz-mi/</link>
					<comments>https://alevigazetesi.com/aleviler-orgutlu-mu-yalniz-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HASAN AYDIN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2026 21:55:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hasan Aydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alevigazetesi.com/?p=188492</guid>

					<description><![CDATA[Alevi kurumları bugün, Hatay Yayladağı sınır kapısında bir araya gelerek Suriye’deki Alevi katliamına tepkilerini ortaya koydular. Bu yapılması gereken bir eylemdi, değerlidir. Ançak şöyle bir gerçeklik vardır ki, alevi siyasi gerçekliği, ciddi bir hak örgütlüğü değildir, Türkiye’de sistem aklı Alevilere düşman gözüyle bakmaktadır. Alevilere yapılan bunca zülüm, katliam ve hakaretlerin yargıda bir karşılığı olmamıştır. Hatta [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Alevi kurumları bugün, Hatay Yayladağı sınır kapısında bir araya gelerek Suriye’deki Alevi katliamına tepkilerini ortaya koydular. Bu yapılması gereken bir eylemdi, değerlidir. Ançak şöyle bir gerçeklik vardır ki, alevi siyasi gerçekliği, ciddi bir hak örgütlüğü değildir, Türkiye’de sistem aklı Alevilere düşman gözüyle bakmaktadır.</p>
<p>Alevilere yapılan bunca zülüm, katliam ve hakaretlerin yargıda bir karşılığı olmamıştır. Hatta Alevileri öldüren, iktidara biraz daha yakınlaşmıştır.</p>
<p>Aleviler Örgütlü olmuş olsalardı, bu mümkün olmazdı. Katillerimizi ödüllendiriliyor, biz 20 milyon Aleviyiz diyoruz, örgütlüyüz diyoruz. Burda bir yanlış var. Alevi siyasal gerçeklerinin yanıtlaması gereken bir çok soru ortada durmaktadır.</p>
<p>Biz örgütlüysek, bu örgütler Alevilerin sosyal sorunlarıyla ilgiliyseler, nedir bu günlük siyasete, basında sürekli aşağılanmalar?</p>
<p>Türkiye’nin Süriye politikasında ortaya çıkan bir gerçeklik vardır, değişmeyen Alevi imgesi taş gibi ortada duruyor. Aleviler yaşamak istiyoruz diye sokaklara çıktıkları zaman, Türkiye bunu komplo, Esad artıkları, sistem düşmanları gibi tanımladı, katliamı çok açık bir biçimde destekledi.<br />
Aleviler, sürekli sırtlarından taşıdıkları CHP bile bu konuda ciddi bir tepki vermedi.</p>
<p>CHP, bir devlet partisidir, Kürtler, Aleviler, Solcular katledilince, zindanlara atılınca, dünyaya “hukuk işliyor” diyen bir partidir. Örgütlülük kendinin olmaktır, haklarını bilmektir, omurgalı olmaktır. Alevi örgütünün sorunu, cem evlerini açmak semah dönmek değildir. örgütlülü olmak örgüt böyle bir şey değildir.</p>
<p>Alevi filozofyasından da anlaşılacağı gibi, hakikattır, haksızlığa karşı dim dik durmaktır. Yapanı da yaptıranı da görmek gerek..</p>
<p>Adı ne olursa olsun, bu devlet faşist bir devlettir. Hitlerin yaptığının aynısını görüyoruz. Önce ötekileştirir, sonra düşmanlaştırır. Yahudiler Hitlerin pisleri, düşkünleriydi.</p>
<p>Aleviler, Kürtler, Solcular bu devletin bölücüleri, vatan hainleri ve mum söndürücüleridirler, bu gerçeği artık görmeliyiz. Faşizim düşmansız yaşayamaz, sürekli bir düşman yaratır, Aleviler, Kürtler, solcular bu devletin düşmanlaştırdığı kesimlerdir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://alevigazetesi.com/aleviler-orgutlu-mu-yalniz-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kürt Alevilerinin Çifte Asimilasyonu ve Erdal Erzincan Polemiği</title>
		<link>https://alevigazetesi.com/kurt-alevilerinin-cifte-asimilasyonu-ve-erdal-erzincan-polemigi/</link>
					<comments>https://alevigazetesi.com/kurt-alevilerinin-cifte-asimilasyonu-ve-erdal-erzincan-polemigi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HASAN AYDIN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 08:04:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hasan Aydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://alevigazetesi.com/?p=186659</guid>

					<description><![CDATA[Kemalistlerin sürekli tekrarladıkları bir klişe tümçeleri vardır. “Yediremeyiz” kim kimi yıyiyor,? onuda bilemiyoruz. Sözde Erdal Erzincan’lı bir açıklama yapmıştır ve Kürt kızılbaş alevileri bu yaklaşımı eleştirmiştir. Erdal beyi Kürtlere yedirmeyeceklermiş, bu yedirme, kürt fobisi sizin kuramınızdır. Erdal Erzincan’lı kendince bir samtamada bulunmuş ve bunun yanlış olduğunu da söyleyen insanlar vardır. Buna da tahammülünüz olsun, inançın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemalistlerin sürekli tekrarladıkları bir klişe tümçeleri vardır. “Yediremeyiz” kim kimi yıyiyor,? onuda bilemiyoruz. Sözde Erdal Erzincan’lı bir açıklama yapmıştır ve Kürt kızılbaş alevileri bu yaklaşımı eleştirmiştir. Erdal beyi Kürtlere yedirmeyeceklermiş, bu yedirme, kürt fobisi sizin kuramınızdır.</p>
<p>Erdal Erzincan’lı kendince bir samtamada bulunmuş ve bunun yanlış olduğunu da söyleyen insanlar vardır. Buna da tahammülünüz olsun, inançın arkasına saklanarak Kürtlere olan düşmanlığınızı gizleyemezsiniz. 30 yıldır bunları tartışıyoruz.</p>
<p>“72 milleti içine alan kadim bir gelenektir” der, ardında ibadet dili Türkçedir der. Kürt kızılbaş vurgusu Erdal beyi rahatsız etmiş olmalıdır ki, bu açıklamayı yapma ihtiyacını duymuştur.</p>
<p>İnsanların inanç benlikleri olduğu gibi ulusal benlikleri de vardır. Bu tarihi toplumsal bir gerçekliktir. Türk, Arap, Kürt Alevilerinin kendini özgürce ifade etmelerinden rahatsız olmak, Alevi filozofyasıyla bağdaştırılamaz. Bu olsa olsa Devlet aklıdır. Bir sanatçının işi bu olmamalıdır.</p>
<p>Ben kürt ve aleviyim, her iki yanıma da sistematik bir saldırı ve asimilasyon vardır.<br />
İki can olmadığıma göre, hangi yanımı vursalar ölürüm. Kürt kızılbaş Alevilerinin, kendi inanç benlikleri olduğu gibi, ulusal benliklerini de söylemeleri, neden Erdal beyi rahatsız etmiştir? Bu arızalı bir mantıktır.</p>
<p>Erdal beyi sahiplenenler, yedirmeyiz diyenler, Erdal beyi severler se, bu kemalist kibir ve hastalıktan korusunlar. Kürtler mazlumdur,, hep baskı, zülüm görmüş bir halktır, Kürt alevileri ötekinin de ötekisidir, kimseyi yeme, zorla Kürt yapma gibi bir uğraşları, çabaları yoktur.</p>
<p>Alevilik konuşulaçaksa, Alevi felsefesinin temel ilkesi hakikattır. Zalime karşı mazlumun yanında durabilmektir. Erdal bey bu yaklaşımla yoldan çıkmış ateşe düşmüştür.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://alevigazetesi.com/kurt-alevilerinin-cifte-asimilasyonu-ve-erdal-erzincan-polemigi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
