Ana SayfaGüncel HaberlerDanimarkalı DAİŞ’li, Türkiye-DAİŞ ortaklığını...

Danimarkalı DAİŞ’li, Türkiye-DAİŞ ortaklığını anlattı

Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’ye dönük işgal ve soykırım saldırıları devam ederken, Demokratik Suriye Güçleri (QSD)’nin denetimindeki cezaevlerinde olan binlerce DAİŞ çetesinin geleceği belirsizliğini koruyor. İşgal saldırılarından kaynaklı DAİŞ ile mücadeleyi ikinci plana attıklarını açıklayan QSD ve Özerk Yönetim yetkilileri, Türk devleti ile DAİŞ ortaklığını hatırlatarak, Batılı ülkelere Türk devletinin işgal amacına ulaşması durumunda cezaevlerindeki DAİŞ’lilerin serbest kalacağı uyarısında bulunmuştu.  

Türk devleti ile DAİŞ arasındaki ilişkiyi kanıtlayan isimlerden birisi de, Baxoz’da yakalanan 1991 doğumlu Danimarka vatandaşı Casper Hansen. Üniversite mezunu olan Hansen, Danimarka’dayken inşaat mühendisi olarak birçok önemli firmada çalışmış. 10 aydan beridir tutuklu olan ve DAİŞ’in yaptığı birçok katliamda yer alan Hansen, aldığı yaradan kaynaklı götürüldüğü Türkiye’de, 3 ay boyunca Türk doktorlar tarafından tedavi edildiğini söyledi.

İHH ARACILIĞIYLA KATILDI

Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi kontrolündeki yüksek güvenlikli bir cezaevinde görüştüğümüz Hansen, (Ebu Majid Danimerki), önceden Hıristiyan olduğunu ve ailesinin tepkisine rağmen 2011 yılında din değiştirerek Müslümanlığa geçtiğini belirtti. Hansen, Danimarka’dayken gittiği camilerde selefi örgütlerle tanıştığını söyledi. Danimarka’dan Suriye’ye sivil insanlara yardım etmek için geldiğini iddia eden Hansen, ismi birçok olaya karışan İHH aracılığıyla nasıl çetelere katıldığını şöyle anlattı:

“Eylül 2013’te Kopenhag’dan uçakla Hatay’a geldim. Orada, benden önce Suriye’ye gelen Ebu İsa adında bir Danimarkalı vardı, onun aracılığıyla İdlib yakınlarındaki bir köye geçtim. Sınırı geçmek çok kolaydı, hiçbir sorunla karşılaşmadım.  Amacım, sivil toplum kuruluşları ile çalışıp savaştan etkilenen sivillere yardım etmekti. Orada İHH yetkilileri ile tanıştım, onlarla çalışmak istediğimi söyledim ama Türkçe bilmediğimi gerekçe göstererek beni kabul etmediler. İHH yetkilileri, benim gibi yardım amaçlı gelen birçok insanı o dönem orada etkili olan Ahraru Şam örgütüne yönlendirdi. İHH’nın o dönem birçok cihatçı örgütle yakından ilişkisi vardı. Ben de mecburen bir dönem Ahraru Şam içerisinde kaldım. Bu grup içerisinde birçok sorunla karşılaştığım için 2014’ün başında DAİŞ’e katıldım.”

‘DAİŞ BENİ TÜRKİYE’YE GÖTÜRDÜ’

DAİŞ’e katıldıktan sonra Hama yakınlarındaki bir kampta bir ay boyunca eğitim aldığını, daha sonra savaş bölgelerine gönderildiğini söyledi. 2014’ün başlarında girdiği bir savaşta ayağından yaralandığı için kaldığı bölgeden Reqa’ya götürüldüğünü belirten Hansen, “Reqa’da tedavi imkânı olmadığı için DAİŞ beni Türkiye’ye götürdü” dedi.

Hansen, “DAİŞ üyeleri beni arabayla Türkiye’de tedavi gören yaralı DAİŞ’lilerin kaldığı bir eve getirdi. Bu ev, DAİŞ’in özel bir eviydi, ağır yaralı olan ve üst düzey elemanlarını buraya getiriyorlardı. Ben geldiğimde bu evde onlarca yaralı DAİŞ’li vardı. Bu ev hastane gibi kullanılıyordu, her türlü tıbbi malzeme bulunuyordu. Gün boyunca Türk doktorlar gelip tedavimizi yapıyordu. 3 ay boyunca bu evde tedavi gördüm. Evin sorumlusu Ebu Bekir adında bir Türktü.”

Türk devletinin sınırlarının, ardına kadar DAİŞ’e açık olduğunu da ifade eden Hansen, ayrıntı vermeden DAİŞ’in birçok ihtiyacının Türkiye üzerinden sağlandığını da söyledi.

14 YAŞINDAKİ BİR ÇOCUKLA EVLENDİ!

Türkiye’deki 3 aylık tedavisinin ardından o dönem DAİŞ kontrolünde olan El Bab’a gönderildiğini ifade eden Hansen, bir dönem El Bab ve Minbic’te kaldıktan sonra ise tekrardan Reqa’ya gönderildiğini anlattı. El Bab’tayken 14 yaşındaki bir Suriyeli kız ile evlendiğini ve bir çocuğunun olduğunu söyleyen Hansen, “14 yaşındaki bir çocukla evlenmek normal mi” sorumuzu da şöyle yanıtladı: “14 yaşında olması çocuk olduğu anlamına gelmiyor, evlendiğimde o yaştaydı, şimdi ise 18 yaşında, bu çok normal. Arap ülkelerinde bu yaşlarda evlenmek çok normal. Bir kadınla küçük yaştayken evlenirsen, onu istediğin gibi yetiştirir, terbiye edersin ve o istediğin gibi bir kadın olur. Zaten evlenirken eşimin babasına para verdim.”

‘TÜRKİYE’DE YAŞAMAK İSTERİM ÇÜNKÜ…’

Reqa, Meyadin, Hecin ve son olarak DAİŞ’in son toprak parçası olan Baxoz’da DAİŞ adına çetecilik yaparken yakalanan Hansen, tek isteminin eşi ve oğluyla birlikte Türkiye’ye giderek orada yaşamak olduğunu söyledi.

“Nerede yargılanmak istiyorsun” diye sorduğumuz Hansen, “Ben ve birçok DAİŞ üyesi Türkiye’de yaşamak istiyor çünkü Türkiye’nin bizimle bir sorunu yok. Kendi ülkem Danimarka’da yargılanmak ve yaşamak isterdim ama önceliğim eğer olacaksa Türkiye’de yargılanmak ve orada ailemle birlikte yaşamak isterim. Asıl önemli olan, neresi bana daha az ceza verecekse orada yargılanmak isterim, onun için Türkiye’de yargılanmak isterim” diye konuştu.

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

Alevilikte Ramazan Ceminin varlığı tartışmalı mı?

Türkiye Alevi Federasyonu, bazı cemevlerinde gerçekleştirilen "Ramazan Cemi" uygulamasına karşı çıkarak, Aleviliğin kendi inanç ve ritüellerine sahip bağımsız bir yol olduğunu vurguladı ve Ramazan Bayramı ile oruç uygulamalarının Alevilikte yer almadığını belirtti.

Newroz’da özgürlük, demokrasi ve barış için buluşalım!

Demokratik Alevi Federasyonu ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, 21 Mart Newroz bayramı dolayısıyla yaptıkları açıklamada, Alevilere ve diğer muhalif kesimlere yönelik artan baskılara dikkat çekerek Newroz'un direniş ve özgürlük günü olarak sahiplenilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca

Kapitalizme karşı olmayan, barışı ağzına almasın!

‘Hristiyanlık denilen bu soyun, dünyanın dört bir yanında boyundurukları altına alabildikleri...

Britanya Alevi Federasyonu Newrozda dayanışma örneği!

Britanya Alevi Federasyonu, Enfield Belediyesi'nde düzenlenen Newroz kutlamasına katılarak etkinliğin kültürel dayanışma ve toplumsal birlikteliği güçlendirdiğini vurguladı. Newroz'un adalet, eşitlik ve barışın simgesi olduğu ifade edildi.
spot_img