Değiştirilen Kızılbaş Alevi İnanç Ritüelleri!

-İçerden Asimilasyon!-

Bu makalede Ra Haq Kızılbaş Aleviliğin ibadet ritüellerinde geliştirilmek istenen dejenerasyona (asimilasyona) dikkat çekmek istiyorum. Cemler Alevi temel ibadetlerin başında gelmektedir. Bugün en çok da cem erkan ritüelleri üzerinde oynanmakta, cemlerimiz, özünden uzaklaştırılarak, başkalaştırılarak farklı kulvarlara çekilmek istenmektedir. Birçok Alevi kurumu da bu tehlikenin farkında değildir.

Elbette, Kızılbaş Alevi toplulukların ibadetleri cemlerle sınırlı değil. Örneğin; sabah doğan güneşe yüzünü dönerek dua ettikleri gibi günlük ibadetleri, Kadim Alevi inancında Xızır Orucu gibi, tarihleri belli olan ibadet günleri de vardır.

Ra Haq Aleviler, sabah güneş doğarken yaptıkları dua; Kırmançki; “Ya Tija Hamete, Tı Qome Ma Tengede Meverde. Rave, Tenga Dar u Berde, Vergu Yavande, Ded û Cirande, Dima ki Az u Uze Mada Bırese. (Türkçesi; Ya dünyanın güneşi-aslında burada güneşi tanrı olarak yad ederler-toplumumuzu darda bırakma, önce ağacın, dağın, taşın, kurdu-kuşun, komu-komşunun, sonra da benim çoluk çocuğuma-aileme-yardım et.)

Alevi cemleri, ne İslam dinindeki temel ibadetlerden olan namaza, ne Hıristiyanların Kilise ’de yaptıkları dualara, ne de Musevilerin Havra’ da yaptıkları ibadete benzer. Bu “kitaplı” dinlere mensup topluluklar, bu mekanlarda, tanrıdan ya günahlarını affetmelerini isterler, (günah çıkarma) ya da murat dilerler.

Kızılbaş Alevi toplulukları ise Cemlerde, en büyük evliyası olan Xızır’ı çağırırlar, bir an önce yardımına gelmesi için dua ederler.

Musevilik, Hristiyanlık ve İslamiyet ile Ra Haq Kızılbaş Alevilik arasında temel farklılıklar vardır. Bu farklılıkların başında, (her ne kadar bu üç dinin çıkışında komünal çıkış olsa da) iktidarlaşınca bu temel özellikler ortadan kalkmıştır.

Önce Kızılbaş Aleviliğin temel ibadeti olan Cem’in anlamını, içeriğini, Pir Hüseyin Bildik, Ra Haq Kızılbaş Alevi cemlerinin özüne ilişkin şu belirlemelerde bulunmaktadır.

Önemlidir! Hatırlatmak istiyorum:

“Cem erkânında kadın ve erkek ayrımı yoktur. Çünkü erkânın özü, birlik ve bütünlük üzerine kuruludur. Alevi inancında ‘tek can, tek nefes’ olmak esastır. Bu anlayışta ayrılık değil, birlik içinde var olmak vardır.

Cem, insanın olgunlaşma yolculuğudur. Bu yolculukta kadın ve erkek birbirinin eksikliğini tamamlayan, birbirinden öğrenen ve birbirine öğreten canlardır. Bu nedenle cem, bir ibadet olmanın ötesinde, aynı zamanda bir irfan ve eğitim meydanıdır.

Hak Meydanı olarak bilinen cem ortamında okunan gülbengler ve verilen öğütler, insanı kendini sorgulamaya, özünü tanımaya ve aşmaya çağırır. Bu meydan, bir yargılama yeri değil; insanın kendini görüp dönüştürdüğü bir hakikat aynasıdır.

Alevilik, bir bilgi ve bilinç yoludur. Bu yol, ‘kendini bilmek’ ile başlar. Kendini tanıyan insan, hem evreni hem de Yaradan’ın tecellisini anlamaya başlar.

Herkes eşyaya bakar, fakat sadece görüneni görür.

Kâmil olan ise eşyadaki hakikati ve ilahi anlamı idrak eder.

Bu yüzden Alevi öğretisinde en önemli kapı, kendini bilme kapısıdır. Bu kapıdan geçen insan; arınır, durulur ve aydınlanır. Gönül gözü açılan can, bilgiyi ve hakikati kavrar.

Cem erkânı, insanı bu olgunluğa ulaştırmak için vardır. Amaç; cehaletten uzaklaşıp bilginin ve hakikatin ışığına ulaşmaktır.

Bu yönüyle cem, aydınlanmış canların bir araya geldiği bir irfan topluluğudur. Aydınlanma ise, karanlıktan çıkıp bilgiyle nurlanmaktır.”

Günümüzde yapılan cemlerin bir kısmı, Pir Hüseyin Bildik’in hatırlattığı içerikten yoksundur. Bunların sayısını ya da oranını bilmiyoruz, ama, giderek azaldığını her Alevi can görmektedir.

Cemlerde, Kızılbaş Alevi inanç felsefesinin ortakçı, paylaşımcı ve dayanışmacı sosyal yaşamı öğretilmektedir.

Alevi toplulukları gerek bireysel gerekse toplumsal sorunlarını esas olarak cemlerde ele alırlar. Cemlerde, toplum arasında yaşanan sorunlara çözümler geliştirilir. Cem erkanı sonunda, canların getirdiği lokmalar eşit bir şekilde pay edilir. Burada önemli bir ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum: Pir, lokma duası vermeden canlar dağıtılan lokmaları yemezler.

Niye yemezler?

Pir, “dağıtılan lokmalardan payını almayan var mı” diye sorar. Ceme katılan canlar bir eksik görürlerse ya da lokma almayan varsa söylerler. Eğer lokmasız kalan can yoksa, lokmaların dağıtımdan sorumlu can; (peyikçi) “Elimde yoktur terazi, herkes oldu mu lokmasına razı,” diye sorar. Eğer bir eksiklik yoksa da “biz razıyız, haq razı olsun” derler. İkinci bir ayrıntı, lokmalar pay edilirken önce çocuklara ve hamile kadınlara verilir, hasta olup da ceme gelemeyen canlara ayrılır, daha sonra diğer canlara dağıtılır.

Alevi topluluklarındaki bu eşit paylaşım ve kolektivizm, bireysel ya da toplumsal sorunlarını ibadet mekanlarında, topluca çözme usulü, yöntemi, kuralı, Musevilikte, Hristiyanlıkta ve İslamiyet’te yoktur.

Neden?

Çünkü, bu dinler iktidar, yani devletli dinlerdir. Bu dinlere mensup olan toplumlar sorunlarını devletin mahkeme ve kurumlarında görüşürler ya da “çözerler.” Kızılbaş Alevi topluluklarında ise sorunlarını devlete götürenler, Alevi, inanç felsefesinin düzenlediği yaşam kurallarının dışına çıktığı, onu çiğnediği, ihlal ettiği için düşkün ilan edilirler.

Cemlerde değiştirilen bazı ritüelleri hatırlamamız gerekiyor!

Son dönemlerde Türkiye’de yapılan bazı Kızılbaş Alevi Cemlerinde On iki Hizmet görevi yürüten kadın canlar, İslamiyet’teki türbanı çağrıştıran bir şekilde başlarını sıkı sıkı bağlamaktadırlar.

Alevi cemlerinde On iki hizmetlerden biri de ibrikçilerdi. İbrikçiler görevlerini yaparken, pir ve zakir/rayver, ellerini yıkama yerine sadece iki parmağını ıslatmakla yetiniyorlar. Bir ritüel yapılacaksa onu yapmacık değil, hakikatini yapmalısınız.

Pir ve zakirlerin okuduğu gubanglar ise adete acı vermektedir. Gulbanglar, orijinalliğinden uzaklaştırıldığı gibi İslami kavramlar ile dile getirilmektedir. Örnek, “Ya Haq, Ya Xızır, Ya Olî, Ya Pir, Ya Ali” yerine “Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali” kavramları yerleştirilerek otantik inancımız dejenere edilmektedir.

Ra Haq Kızılbaş Alevi toplulukları, ateş, su, hava ve toprağı, bütün varlıkların doğuşu ve yaşamın kaynağı olarak görürler. Cemlerde, bolluk ve bereketin kaynağı olan toprak anayı kutsamak için yere niyaz olurlar. Türkiye’de yapılan bazı cemlerde bunu “halka namazı” olarak Alevi canlara vaaz etmektedirler. Bazı işbirlikçiler bunun yoğun çabası içerisindedirler.

Bütün Alevi canlar bilir, Cemlerin temel ritüellerinden biri de Halk Semah’ıdır. Halk semahı, ceme katılan genç, yaşlı kadın ve erkek canların icra ettikleri semahtır, yani ibadet ritüelidir. Son dönemlerde hem Türkiye’de hem de Avrupa’da bazı Cemlerde bu halk semahı ya Mevlevilerin semahına benzetilmek istenmekte ya da folklorik bir figür olarak yansıtma çabaları geliştirilmektedir.

Uzun bir süredir bazı pirler gerek Cemlerde gerek cenaze erkanlarında, ellerinde tomar tomar kâğıt ve defter sayfaları alarak gulbang okuyorlar. Kadim (Kal u bela) inancımızın hiçbir önderi, bir cami hocasının kuran ayetlerini okuduğu gibi kitap, defter eline almaz, doğal yapardı ibadetini, içten geldiği gibi gulbanlar dile getirir ve hakka yürüyen canları sırlardı. Bunların hepsi de kadim Aleviliğin özünü yansıtırdı.

İttihat ve Terakki döneminden bu yana Kadim Alevi toplumuna Türk İslam sentezi dayatılmıştır. Bu teze göre; “bütün Aleviler Türk ve İslam, yani sünnidir.” Ancak hakikat, ırkçı Türk İslamcıların dayattığı gibi değildir. Kadim Alevilik (Ra Haq İnancı) Musevilik gibi tek bir etnik kimliğin inancı değildir. Kürt halkının hepsi Sinni İslam dinine mensup değil, Kürt nüfusunun önemli bir oranı da Kadim Ra Haq Alevidir. Kürt, Türk, Arap, Azeri, Arnavut, Boşnak vb etnik kimlikli Alevi toplulukları vardır. Kimse bunları inkâr edemez. Ancak söz konu Kürt Aleviler oldu mu, inkârcı, tekçi, ırkçı zihniyetçiler hemen itiraz etmektedirler.

Niye?

Bunun nedeni, ulus devleti esas alan Türk elit tabasının, Mezopotamya ve Anadolu’daki diğer halk ve inançları inkâr etmesidir. Bu halk ve inançların başında da Kürt Ra Haq Aleviler gelmektedirler. Diyebiliriz ki beyaz Türkçüler, tekçiliği esas alan politikalarının önünde Kürt Alevileri engel olarak görmektedirler.

Her Alevi toplumu kendi anadilinde ibadetini yapar.

Tek ibadet dili dayatmak hakikatle uyuşmaz, tek kelimeyle; Kadim Alevi inancıyla bağdaşmaz. Bunun adı ırkçılıktır, ırkçılık, Kızılbaş Alevi inancında yer bulamaz.

Irkçılık yapanların da sosyal yaşamda karşılığı yoktur ve çok yönlü bütün baskı ve asimilasyon faaliyetlerine rağmen Kadim Kızılbaş Alevilik toplumsallığı devam etmektedir.

Hiçbir despotik güç bunun önüne geçemez!

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları

İlgili Yazılar

Yaşam hakkı ihlal edilmedi!

‘İçeride teröristler var’ denilerek polisler tarafından ateşe verilen evinde yanarak can veren Hediye Ataman soruşturması için Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı, ‘Vücudunda polis kurşunu bulunmadığı için...

Kavga büyüyor…Akit’ten Şamil Tayyar’a: Kabadayılığı bırak, kelepçeli günlerine geri dön

Son günlerde Tayyar ile Akit TV Ankara Haber Müdürü Mehmet Özmen arasında da hakarete varan karşılıklı açıklamalar yapılmıştı. Odatv'nin haberine göre, Şamil Tayyar geçen...

Sokak müzisyenlerine ‘ramazanda alkol alamazsınız’ diyerek saldırdılar

Kocaeli'nin İzmit ilçesinde, alkol alan sokak müzisyenleri ile kendilerini "Ramazan ayında alkol içemezsiniz" diye taciz eden kişiler arasında kavga çıktı. Müzisyenlerden birine yumruk atıldığı belirtilirken, olayla...