Dolar ve euronun engellenemez yükselişi karşısında Merkez Bankası dolara müdahale için birçok hamle girişiminde bulundu. Merkez Bankası’nın çözümünün geçici olduğunu belirten akademisyen Özgür Müftüoğlu, hükümetin duvara tosladığını söyledi
Dövizdeki önlenemez yükseliş ve Merkez Bankası’nın (MB) örtülü faiz artırımı ile müdahalede bulunması, beraberinde tartışmalar yarattı. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan bağımsızlığını eleştirerek faturayı MB’ye keserken, uzmanlar iç ve dış politik risklere dikkat çekiyor. İktidarın ekonomi politikasının duvara tosladığını belirten akademisyen Özgür Müftüoğlu, asıl nedeninin askeri harcamalar olduğunu vurguladı. Müftüoğlu, iktidarın “Ekonomimiz iyi” açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Ekonominin temel göstergelerine teknik olarak bakıldığında ihracat ve ithalat oranlarına bakmamız gerekir, cari işlemlere, büyüme oranlarına bakarız. İnsani boyutta baktığımız zaman ise kişi başına düşen milli gelire, işsizlik durumuna, enflasyon ve gelir eşitsizliğine bakarız. Her iki açıdan da baktığımız zaman, Türkiye ekonomisinin tam anlamıyla istikrarsızlık olduğunu görüyoruz” dedi.
‘Ekonomi kötüleşiyor’
Müftüoğlu, istikrarsız siyasetinin askeri harcamaların artmasına neden olduğuna dikkat çekerek, “İktidar silah alımlarını çoğaltıyor ve bütçesinin önemli bir kısmını da silaha ayırıyor. Merkezi bütçesi de savaş bütçesi şekline dönüşmüş durumda olduğu için ekonomisi genel olarak kötüleşiyor” diye konuştu. Siyasi istikrarsızlık nedeninden bağımsız olarak da Kemal Derviş yasaları olarak anılan yapısal uyum programının bir dönem AKP iktidarı tarafından iyi bir şekilde uygulandığına vurgu yapan Müftüoğlu, “AKP’nin yapısal uyum programı aslında duvara toslamış durumda” ifadelerinde bulundu.
Ücret baskılaması politikası
Sanayi üretiminin yan sanayi gibi bağımlılık ilişkisi olduğunu, teknolojinin son derece zayıf olduğu için de ekonominin emek yoğunluklu bir üretim tarzı olduğunu vurgulayan Müftüoğlu, şöyle konuştu: “Emek yoğunluklu bir üretiminiz olduğunda daha düşük değer yaratılır. Tüm bunlar da bütçenizin açık vermesine neden olur. Bütçeniz açık verdiği için ücret baskılaması politikası uygulanıyor. Maliyetleri düşürmek amacıyla bu sefer ücret düşürülüyor.” Müftüoğlu, iktidarın sosyal devlet adı altında yardımlar ile ekonomi politikasını yürüttüğünü belirterek, iktidarın bunu kendisine siyasi rant sağlamak için kullandığının altını çizdi. Dünya genelinde yaşanan ekonomik sorunların Türkiye’de daha fazla hissedilmesinin nedenleri arasında ekonomi ve siyasi politikaların olduğunu ve döviz kurlarındaki artış için ise Müftüoğlu, “Döviz yükseliyor diyoruz, asıl Türk Lirası değer kaybediyor. Dünya ekonomisinde çok ciddi kırılganlıklar olsa da siz zayıf olduğunuz zaman daha çok değer kaybederseniz. Türkiye’de para politikası uyguluyorsunuz, başarısızlık ekonomi yönetiminin başarısızlığı değil siyasi politikalarının da başarısızlığıdır. Merkez Bankası’nın müdahaleleri sadece geçici çözümler üretir. Dövizin geçici olarak ateşi alınıyor, fakat uzun vadede kayıp devam eder” dedi. Müftüoğlu, demokrasi olmadığı sürece uygulanan ekonomi politikaların işlevsiz kalacağına dikkat çekerek, 82 milyonun geleceğinin tek kişinin kararlarına bağlanacağını, bunun da doğru olmadığının, yaşanan ekonomik sıkıntılar ile görüldüğüne vurgu yaptı.
Dolar ve euro durdurulamıyor
Dolar karşısında değer kaybeden Türk Lirası, iç ve dış politik risklerden kaynaklı durdurulamıyor. Dün güne rekor kırarak başlayan dolar 3.9830’a çıkarak tarihi zirveyi yeniledi. Euro 4.6772 ile rekor kırarken, sterlin de 5.2792 ile yeni zirvesini gördü. Jeopolitik ve diplomatik risklerin yanı sıra Cumhurbaşkanı’nın Merkez Bankası’nın bağımsızlığını eleştirmesi ve ABD’deki Zarrab davası doları tetikleyen etkenler arasında.
‘MB’nin güven kazanması zor’
Siyasi gelişmelere bağlı olarak her gün rekor tazeleyen dolar için Merkez Bankası’nın hamleleri hakkında İngiliz Financial Times gazetesi, Merkez Bankası’nın Türk lirasını desteklemeye yönelik adımlar attığını ancak yatırımcıların güvenini kazanmasının kolay olmayacağını yazdı. Financial Times’a konuşan uzmanlar, Türk lirasının değer kaybının süreceği görüşünde. BBC Türkçe’de yer alan habere göre, varlık yönetim şirketi GAM’ın gelişmekte olan ülkelere yönelik yatırım direktörü Paul McNamara, mevcut şartlarda Merkez Bankası’nın faizleri agresif şekilde arttırması gerektiğini, aksi takdirde Türk lirasında büyük düşüş görülmesinin senaryolardan biri olduğunu söyledi. Fransız Société Générale bankasından Kit Juckes da Merkez Bankası’nın son kararı ile ilgili olarak, “Likidite koşulları sıkılaştırıldı ancak liranın gerileyişini durdurmakta yeterli olup olmayacağı net değil” yorumunu yaptı. Londra merkezli Rabobank’ın gelişmekte olan ülkelere yoğunlaşan stratejistlerinden Piotr Matys’e göre ise, liranın değer kaybının sürmesi halinde Merkez Bankası kendisini “sözlü müdahalede bulunmaya” mecbur hissedebileceğini belirtti.
Metin Yoksu/MA