Eğitim Sen Adana Şube Sekreteri Cemil Özen, 20 bin sözleşmeli öğretmen uygulamasıyla “tek tip memur” yaratılarak devlet memurluğu yerine iktidar partisinin çıkarlarına hizmet eden “Partili kamu çalışanları”nın hedeflendiğini kaydetti.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Adana Şube Sekreteri Cemil Özen, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 20 bin sözleşmeli öğretmenin atanacağı açıklamasını ve eğitim emekçilerinin maruz kaldığı baskıları değerlendirdi. Sözleşmeli öğretmenlik ile hedeflenenleri anlamak için sözlü sınav/mülakat, güvencesiz gelecek ve geçici istihdam konusunu birlikte ele alıp değerlendirmek gerektiğini belirten Özen, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından tüm kamuda olduğu gibi eğitim alanında da torpil diye tabir edilen mülakat yoluyla toplamda 39300 sözleşmeli öğretmen ataması yapıldığını hatırlattı.
‘PARTİLİ KAMU ÇALIŞANLARI HEDEFLENİYOR’
Bu uygulamayla eğitim alanında güvencesizliğin artacağını kaydeden Özen, sözleşme ve mülakat yoluyla yapılan atamalarla 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’ndaki iş güvencesinin fiilen ortadan kaldırıldığına dikkat çekti. Özen, “Örneğin evlilik, eğitim, sağlık gibi özür grubu atamalarında yaşanan sıkıntılar, sendikal etkinliklere yönelik baskıların artması, başarılı memurların ödüllendirilmesi konusunda sözleşmeli öğretmenlerin kapsam dışında tutulması gibi hak mahrumiyetleri yaşanmıştır. Ayrıca sözleşmeli ve mülakat yoluyla atamaların yapılması ile birlikte devlet memurluğu yerine iktidar partisinin çıkarlarına hizmet eden ‘Partili kamu çalışanları’nın hedeflendiği açıkça ortadadır” dedi.
‘DAHA ÇOK ÖĞRETMEN AZ ÜCRET ANLAYIŞIDIR’
Özen, mülakat sınavlarında atama komisyonlarının liyakati ve KPSS sınav sonucunu ön planda bulundurmak yerine daha çok iktidarın siyasal anlayışına hizmet edecek yandaş memur atanmasının önünün açılacağını dile getirdi. Sözleşmeli öğretmenlikle “tek tip memur”un yaratılmaya çalışıldığına işaret eden Özen, hükümetin sözleşme öğretmen atamalarıyla daha çok öğretmen daha az ücret anlayışını yaşama geçirmeye çalıştığını söyledi.
‘İŞ YÜKÜ DAHA DA ARTACAK’
Özen, şöyle devam etti: “Kamu çalışanları arasında mesai saati dışında evine işini taşıyan tek meslek erbabı öğretmenlerdir. Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması ile iş güvencesinden mahrum bırakılan öğretmenlerin evine taşıdığı iş yükü bu uygulama ile daha da artacaktır. İdareciler tarafından öğretmenlere dayatılan proje çalışmalarına katılım zorunluluğu, öğrenci velilerinin evlerine mesai saatleri dışında zorunluluk haline getirilmeye çalışılan ziyaretlerin yaptırılması, okul içi ve çevre güvenliğinin nöbetçi öğretmenlerin/müdür yardımcılarının görevleri olarak dayatılması, okula kaynak sağlamak amacıyla kermes vb. etkinlikler düzenlenmesi ile öğretmenlerin iş yükü artırılmıştır.”
‘ÖĞRETMENLERİN ÇOK ÇALIŞIP AZ ÜCRET ALDIĞI TEK ÜLKE’
Dünyada en çok çalışan ancak en az ücret alan öğretmenlerin Türkiye’de olduğunu ifade eden Özen, eğitim işkolunda emek sömürüsünün istihdam koşullarına göre artacağını vurguladı. Özen, “Eğitim iş kolundaki öğretmenlerin, kadrolu çalışanlar, torpil anlamına gelen mülakat yoluyla ataması yapılan ve atandığı bölgeden 6 yıl ayrılamayan sözleşmeli öğretmenler ile ders saat ücreti 12.80 TL karşılığında çalışan öğretmenler olmak üzere üç şekilde istihdam edildiğini söylemek mümkündür. Üçüncü grupta çalışan öğretmenler ne yazık ki asgari ücret olan 1604 TL’nin altında ücret alan tek kamu çalışanlarıdır. Ücretli öğretmenlerin tam maaş alabilmesi çalıştığı ay içerisinde hiç izin kullanmamış olması veya okulların herhangi bir nedenle idari tatile girmemesine bağlıdır” diye konuştu.
‘MESLEK İTİBARI ZEDELENİYOR’
Son yıllarda öğretmenlere yönelik artan şiddet olaylarına dikkat çeken Özen, öğretmenlere yönelik şiddetin artmasında hükümetin eğitim politikalarının etkili olduğunu söyledi. Hükümetin hayata geçirmeye çalıştığı öğrenci merkezli eğitim politikası ile öğretmenlerin ikinci plana itildiğini ve toplumsal itibarı ayaklar altına alındığını dile getiren Özen, “Hükümet yetkililerinin öğretmenlerle ilgili olumsuz düşüncelerinin kamuoyuna açıklanması, Alo 147 ihbar hattı ve bu yılda 12 ilde uygulanan ve seneye tüm Türkiye’de uygulanacak olan öğretmen strateji belgesiyle öğretmenlerin performanslarının işin uzmanlarınca değil öğrenci ve veliler tarafından değerlendirilmesi, öğretmenlerin toplum karşısındaki itibarını sarsacaktır” ifadelerini kullandı.
‘YÜZDE 67,4’Ü SÖZLÜ YÜZDE 19,6’SI FİZİKSEL ŞİDDETE UĞRUYOR’
Yapılan araştırmalara göre öğretmenlerin yüzde 67.4’ünün sözlü şiddete, yüzde 19,6’sının fiziksel şiddete, yüzde 12,9’unun psikolojik şiddete, yüzde 1’in ise cinsel şiddete maruz kaldığını ifade eden Özen, şöyle devam etti: “Toplumun öğretmenlere olan bakış açısının değişmesi ve bunun yanı sıra hukuk ve adalet mekanizmasına olan güvenin yitirilmesi, toplumun kendi adaletini kendisinin sağlama düşüncesinin bir araya gelmesi öğretmene yönelik şiddetin artmasını doğurmuştur. Yapılan son araştırmalar şiddetin boyutunu ortaya koymuştur.”