Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu Kurucu Meclisi Eş başkanı Selum, Türkiye’nin başından beri çetelere silah ve çeşitli lojistik destek verdiğini belirterek, ‘güvenlikli bölgeler’ adı altında ise İdlib işgalini meşru göstermeye çalıştığını söyledi
Kuzey Suriye Kurucu Meclis Eş Başkanı Mensur Selum ANHA’ya yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin Suriye krizinin derinleşmesinde katkısı olduğunu belirterek Türkiye’nin Suriye işgal planı ve çetelerle işbirliği yaptığı söyledi. Selum “Türk devleti yeni Osmanlı hayalleri kuruyor. Bunun içinde bu savaşın çözümünü istemiyor” dedi. Türkiye’nin çete gruplarıyla krizin başından beri açık şekilde ilişki içinde olduğunu, onlara silah ve çeşitli lojistik destek verdiğine dikkat çeken Selum, Cerablus ve Bab’ı da bu işbirliği sonucu çetelerden devraldığını söyledi. Selum, Türkiye’nin çete ilişkilerini ortaya koyan belgeleri uluslararası koalisyona verdiklerini, ancak koalisyonun bu konudaki sessizliğinin ise halen sürdüğünü kaydetti.
‘İdlip işgalini meşrulaştırmaya çalıştı’
Türkiye’nin Suriye krizinin çözümünü istemediğini, çünkü bu durumun kendi işgalinin sonu olacağını bildiğini kaydeden Selum, “Dünyanın her yerinden çeteleri getirerek sınırdan Suriye topraklarına geçirdiler. Türkiye sınırlarını çeteler için açık tuttu. Silah ve cephane Türkiye sınırından geçirilerek DAİŞ merkezlerine götürüldü. Rejimden kopan bir grubu yanlarına alarak eğittiler. Yanına aldığı bu grupları Suriye rejimin birkaç ay içerisinde yıkılacağına inandırdı. Suriye devletinin altını oyarken diğer yandan ülkenin zenginliklerini talana başladı. Bu şekilde Suriye işgalini hızlandırarak, yeni Osmanlıcı politikalarını hayata geçirerek hayallerini gerçekleştirmek istedi. Ne var ki bu planları tutmadı. Bunun için de rotayı İran ve Rusya’dan yana kırdı ve “güvenlikli bölge” adı altında bir durum yaratarak, sözde muhaliflerle planlarını yeniden devreye koymaya çalıştı. Bu şekilde de teröre karşı savaşıyormuş gibi bir izlenim yaratarak İdlib işgalini meşrulaştırmaya çalıştı” ifadelerini kullandı.
‘DAİŞ’e verdiği desteği tüm dünya biliyor’
Türkiye’nin çetelere yardım ettiğini ifade eden Selim konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye’nin Cebhet El Nusra ve DAIŞ çeteleriyle ilişkilerini ve onlara verdiği desteği tüm dünya görüyor, biliyor. Tüm sınırını silahlı grupların Suriye topraklarına geçmesi için açtı. Her fırsatta DAIŞ’i savundu. Çeteler Gıre Spi ile Kobane ve Serekaniye arasındaki bölgelerde devlet kurduklarını ilan ederlerken dahi Türk devleti kendi sınırındaki bu oluşuma ses çıkarmadı. Tek bir mermi dahi atmadılar. Ama ne zaman ki, YPG/YPJ güçleri bu bölgeleri özgürleştirince Türkiye’nin bölge halkına düşmanlığı başladı. Adeta DAIŞ’in intikamını sivillerden aldı. Cerablus ve Bab’ın işgali de bir senaryo olarak gelişti. Buralar Türkiye’ye teslim edildi. Bu alanlarda gerçekleşen durum Türkiye ile çeteler arasındaki işbirliğini açık şekilde gözler önüne serdi. DAIŞ, bu bölgeleri çatışmadan Türkiye’ye teslim etti. Türkiye’nin İdlib’deki mevcut varlığı da Cebhet El Nusra çeteleriyle koordineli şekilde gerçekleşiyor. Bütün bunu açık şekilde görüyor. Minbic, Reqa ve diğer bölgelerde kalmış DAIŞ çete başları, şu anda Fırat Kalkanı’nda komutan olarak yer alıyor. Bu da her iki tarafın aynı olduğunu gösterdiğini” söyledi.
‘Federasyon sistemi Suriye’nin yeniden inşasının yoludur’
Selim son olarakta konuşmasına böyle bitirdi: Türkiye ordusu “terörle savaş” bahanesiyle Suriye topraklarının bir kısmını işgal ettiği aşikardır. DAIŞ buradayken Türkiye ordusu neredeydi? Diye sormak gerekir. Gıre Spi ve Kobane çetelerin elindeyken Türkiye ordusu neredeydi? DAIŞ çetelerine bizzat kendisi yardım etmedi mi? Herkesin gözleri önünde silah ve lojistik destek sağlamadı mı? YPG/YPJ savaşçılarının bölgeyi özgürleştirmesinin ardından her gün bölgedeki sivillere saldırdı. Türkiye’nin çetelerle işbirliğine ilişkin birçok belge açığa çıktı ve biz bu belgeleri Uluslararası Koalisyon’a sunduk. Onlar da herhangi bir cevap vermedi. Halen de sessizliklerini sürdürüyorlar. Kuşkusuz Kuzey Suriye Federasyon sisteminin başarısı dış güçlerin müdahale ve parçalama planlarına büyük bir darbe olacaktır. Çünkü federasyon sistemi krizin sona ermesi ve Suriye’nin yeniden inşasının yoludur. Federasyonla Suriye halkının iç birliği sağlanacak, Türkiye, İran ve kendilerine bağlı silahlı gruplar da Suriye’den çıkacak. Diğer bir deyişle federasyon sistemi; güvenliğin sağlanması ve Suriye’nin yıkılan bölgelerinin yeniden inşası, tüm Suriye halkının haklarının güvencesi anlamına geliyor. Federasyon projesi Suriye krizinin çözümünün, Suriye’de birliğin inşasının en doğru yoludur.