Ana SayfaHABERLER‘Fidan onurlu bir barış...

‘Fidan onurlu bir barış için uğraşan bir isimdi’

Paris’te katledilen 3 Kürt kadın devrimciden Fidan Doğan’ı anlatan kuzeni Cemo Doğan, ‘Fidan, onurlu bir barış için uğraşan önemli bir isimdi’ dedi

Fransa’nın başkenti Paris’te 9 Ocak 2013 tarihinde MİT tetikçisi Ömer Güney tarafından katledilen PKK kurucularından Sakine Cansız (Sara), Kurdistan Ulusal Kongresi (KNK) Paris Temsilcisi Fidan Doğan (Rojbîn) ve Kürt Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez’in (Ronahî) ölüm yıl dönümlerinde 3 devrimci kadını anlatanlar direnişlerine vurgu yapıyor.

Mücadele ile Fransa’da tanıştı

Hayatı ile direnişe ve mücadele örnek olanlardan biri de Fidan Doğan. 17 Ocak 1982 tarihinde Mereş’in Elbîstan ve Nûrheq ilçeleri arasında bulunan Malê Bûtan köyünde 4 çocuklu bir ailenin 2’nci çocuğu olarak dünyaya gelen Doğan, Mereş Katliamı’ndan sonra göçlerin yaşanmasıyla birlikte ailesi Fransa’ya yerleşti. İlk önce anne ve babası yurtdışına çıkan Doğan, 9 yaşına kadar köyde teyzesi, dedesi ve nenesiyle yaşadı. Daha sonra kendisi de göç yollarına düşen Doğan, Kürt özgürlük mücadelesiyle Fransa’da tanıştı.

Önemli çalışmal yürütüyordu

Mezopotamya Ajansı’dan (MA) Ömer Akın’a konuşan Doğan’ın amca çocuğu Cemo Doğan, Doğan’ın PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999’da uluslararası komployla Türkiye’ye teslim edilmesi sürecinde gençlik çalışmalarında aktifleştiğini belirtti. kuzen Doğan, “Fidan iyi derecede Fransızca bilirdi. Bürokratik çalışmalarda yer alırdı. 2002 yılında KNK Paris Temsilciliği sorumluluğunu aldı. Peşi sıra 2011 yılında katledildikleri Kurdistan Enformasyon Bürosu’nun sorumluluğunu üstlendi. Yaklaşık 10 yıl boyunca bürokratik çalışmalarıyla tanındı. Fidan, barışçıl bir insandı ve Avrupa’da özellikle Strasburg’da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM), Paris’te birçok Avrupalı siyasetçiyle bürokrasi yürüttüğünü biliyoruz. Fidan, onurlu bir barış için uğraşan önemli bir isimdi” dedi.

Tüm bağlantılar ortadaydı

Doğan’ın, mücadele arkadaşları Cansız ve Şaylemez ile birlikte Paris’in göbeğinde katledildiğini hatırlatan kuzen Doğan, “Türk Hükümeti, katliamın MİT ile bağlantısını birçok ipucuya rağmen reddetti. O gün bugündür reddediyor fakat birçok bilgi ve belge kamuoyuna yansıdı. Ömer Güney’in ses kayıtları yansıdı. Ömer Güney’i, ailesi bile ziyaret etmezken Ruhi Semen isimli bir kişi onun ziyaretçisi oldu. Bu insanın Diyanet İşleri’nin Avrupa Temsilciliği’nde görev aldığı bilgileri var. Aynı zamanda Fransız polisinin incelemesinde Güney’in hastaneden kaçmak için MİT yetkililerine iletilmek için bir pusula verdiği bilgileri biliniyor. Bu noktada Kürt yetkilileri ve aileler önemli bir mücadele yürüttü. Ancak Güney’le bağlantılar ortaya çıkarılmadı” dedi.

Kürt halkı 40 yıldır kirli savaşa maruz kalıyor

Güney’in ölümüyle Fransa yargısının davayı askıya aldığını kaydeden kuzen Doğan, “Katliamdan hemen sonra gelen Newroz’da, Sayın Öcalan’ın barış süreci ile ilgili bir deklarasyonu yayınlanmak üzereydi. Önemli görüşmeler gerçekleşiyordu. Türkiye’de, son 40 yıldır kirli bir savaşa maruz kalan Kürt halkı barış sürecine doğru yürüyordu. Dolayısıyla bu katliamla ilgili Fransa Hükümeti üzerine düşeni yapmadı. Bir komplo olduğu ortada iken bunun uluslararası bağlantıları ortaya çıkarılmadı ve geçtiğimiz günlerde Paris’te ikinci bir katliam yaşandı. Kürt halkı bu noktada Fransa Hükümeti’ni samimi bulmuyor. Çünkü birinci katliam aydınlatılsaydı ikinci katliamın gerçekleşmeyeceği düşünülüyor” ifadelerini kullandı.

Bu dava kapanmayacak

Doğan, “Bugün hala en çok ihtiyaç duyulan şey bu kirli savaşın bir an önce bitmesidir. Bu noktada Paris Katliamı, önemli bir mihenk taşıdır. Aileler, katliamın arkasındaki güçlerin açığa çıkması, soruşturmanın doğru dürüst yürütülmesi için önemli bir çaba gösterdi. Fakat Fransa Hükümeti tarafından bu çabaları karanlığa itildi. Bugünde özellikle İkinci Paris Katliamı ile birlikte paralel olan bir işleyiş yürüyor. Fransa Devleti, yine sosyal demokrat samimiyetsizliğini ortaya koyuyor. Çünkü bu meselede de ilk katliamda olduğu gibi birçok manipülatif açıklama yapıldı. Paris’in göbeğinde, suçlu birinin cezaevinden çıktıktan sonra bu kadar silaha ve cephaneye 10 gün içerisinde nasıl ulaştığı, hangi bağlantılarla buraya geldiği, hangi arabayla buraya bırakıldığı meselesi çok önemli soru işareti barındırıyor” dedi.
Kürtlerin Avrupa’nın dört bir yanına dağıldığını belirten kuzen Doğan, “Avrupa’nın göbeğinde gerçekleşen bu katliamı Kürtler kabul etmiyor. Hem bürokratik çabalarını sürdürecekler hem de iki katliamın hesabını soracak ve bu dava kapanmayacak” dedi.

MEREŞ

#Fidan #onurlu #bir #barış #için #uğraşan #bir #isimdi

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

Suriye’de Alevilere yönelik soykırım anması yapıldı!

Almanya'nın Neuss kentinde, Suriye'deki Alevilere yönelik soykırım girişiminin birinci yıl dönümünde uluslararası bir anma etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, soykırım mağdurlarının anısına adalet talep edilirken, insan hakları ihlallerine karşı duyarlılığın artırılması gerektiği vurg

Kaçırılmış, tutuklanmış ya da öldürülmüş olabilir mi?

Suriye'nin kuzeyinde 18 Ocak'tan beri kayıp olan Alman gazeteci Eva Maria Michelmann'ın, Demokratik Suriye Güçleri tarafından gözaltına alınmış olabileceği belirtiliyor. Ailesi ve avukatı, gazetecinin akıbeti konusunda endişeli ve öldürülme ihtimalinin de bulunduğunu ifade ediyor.

Berlinde 2. Alevi Festivali Başbakan Wegner ile!

Berlin Alevi Toplumu, Başbakan Kai Wegner ile bir araya gelerek bu yıl ikincisi düzenlenecek Alevi Festivali'nin onun himayesinde gerçekleştirileceğini duyurdu. Görüşmede, ağaç dikme projesi ve üniversitelerde Alevilik üzerine akademik çalışmaların teşvik edilmesi konuları da ele alındı.

Devlet inançlara müdahale etmemeli!

Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Şube Başkanı Tahsin Akpınar, Alevi köyü Bademler’de cami yapılmasının inanç özgürlüğüne zarar vereceğini ve devletin inançlara müdahale etmemesi gerektiğini vurguladı. Akpınar, devletin A
spot_img