Cizre’de 5 yıl önce yaşanan çatışmalar sırasında yakılan bodrumlarda iki oğlunu yitiren Nafya Küçük, o gün bugündür dinmeyen acısını, “Öyle bir çığlık attım ki insanlık utandı kendinden” sözleriyle dile getirdi.
Şırnak’ın Cizre ilçesinde 14 Aralık 2015’te başlayıp, 2 Mart 2016’ya kadar devam eden sokağa çıkma yasağının üzerinden 5 yıl geçti. Uygulanan bu yasak boyunca 177’si sığındıkları bodrumlarda olmak üzere 288 insan katledildi, yüzlerce kişi de yaralandı. Dört bir yandan ateş altına alınarak bombalanan ilçede kurşun ve şarapnellerin hedefi olup, yaralananlar, sığındıkları bodrumlarda 9 gün boyunca hastaneye kaldırılmayı bekledi.
Meclis’te HDP’li siyasetçilerin, insan hakları örgütlerinin ve hukukçuların tüm girişimlerine rağmen bodrumlardaki bu insanların dışarı çıkabilmesi için saldırılar durdurulmadı. Sergilenen fütursuz şiddetle sokak ortasında insanların katledildiği bir tablo içerisinde 21 Barış Annesi, sokağa çıkma cesareti gösterip o bodrumlara yürüdü. Ellerinde beyaz tülbentleri ile dört kez bodrumlara yürüyen anneler her defasında önlerine çıkan polis ve askerlerce engellendi. Bu annelerden biri Adil (27) ve Agit (22) isimli iki oğlunu o bodrumlarda yitiren Nafya Küçük’tü (50).
Geçen yıllara rağmen yaşadığı acı ilk günkü gibi halen taze olan Küçük, o günleri anlattı.
Ağabeyini takip etti
Evli olan oğlu Adil’in, Nur Mahallesi’ne yönelik saldırılar sırasında yaralandığını dile getiren anne Küçük, haberi alan diğer oğlu Agit’in de ağabeyinin arkasından gidip, bir daha dönmediğini belirtti. Sokağa çıkmanın yasak olması nedeniyle yaralı oğlunu nasıl kurtarabileceğini düşünüp dururken, fenalaşan yaşlı bir kadını almak üzere bulundukları sokağa gelen ambulansı gördüğünü söyleyen Küçük, koşup bindiği ambulanstan Cizre Belediyesi önünde indiğinde çocuğunu arayan anneler ile karşılaştı.
Bodrumdakiler arasında bulunan Mehmet Tunç’u telefonla aradıklarını paylaşan anne Küçük, “Tunç, yaralıların nerede olduğu söyleyemiyordu, çünkü söylediği gibi yerleri tespit edilip, top atışları yapılıyordu. Oğlum Nur Mahallesi’nde yaralandıktan sonra Cudi Mahallesi’ndeki taziye evine, oradan da bodrumlara götürülmüş” diye konuştu.
Bodrumlara yürüdüler
Yapabilecekleri sınırlı olan anneler, odun parçalarına beyaz tülbentlerini bağlayıp insanların sığındığı o bodrumlara yürüdüğünü hatırlatan anne Küçük, sonrasında yaşananları ise “Fakat polisler bizi engelledi ama vazgeçmedik. Ertesi gün 21 anneyle bodrumlara doğru yürüdük ama polisler yine etrafımızı sardı ve bizleri gözaltına aldı. Emniyete götürüp, para cezası kestikten sonra bizi serbest bıraktılar” dedi.
Dört gün arayla
Tüm engellemelere rağmen bodrumlara doğru yürümekten vazgeçmediklerini dile getiren Küçük, şöyle devam etti: “Dört kere yürüdük ama sonuç alamadık. Aradan birkaç gün geçtikten sonra TV’lerin alt yazılarında ‘Adil Küçük yaşamını yitirdi’ diye bir yazı gördüm. O an dünyam başıma yıkıldı. Cenazesini de Silopi’ye götürmüşlerdi. Cenazemizi alıp Cizre’de defnetmek istiyorduk, ancak polisler izin vermedi, Şırnak’ta defnettik. Daha Adil’in ölümünün üzerinden dört gün bile geçmemişti ki peşinden giden oğlum Agit’in de bodrumlarda katledildiği haberi geldi. Agit’in vefat haberini duyduktan sonra öyle bir çığlık attım ki; insanlık utandı kendinden.”
Küçük, yaşananları hiçbir zaman unutmayacağını vurguladı.
Yaşananların binlerce tanığından biri olan Safiye Tunç’un (50) o günlere dair anlatımları da oldukça çarpıcı.
Cenaze üç gün çamurda kaldı
Yapılan bombardımanda ailesiyle birlikte yaşadıkları ev yıkılan Tunç, kendileri gibi evleri yıkılmış yaklaşık 30 kişi ile birlikte su, yiyecek ve elektriğin olmadığı bir eve sığınmak zorunda kalmış. 5 çocuk babası olan kuzeni Ahmet Tunç (40) yiyecek ve içecek bir şeyler getirmek için evden çıktığı esnada büyük bir gürültü duyduklarını dile getiren Tunç, sonrasında yaşananları “Kuzenim vurulmuştu. Cenazesi üç gün boyunca çamurun içinde kaldı. Cenazeyi almamıza izin vermiyorlardı. Kendi imkanlarımızla cenazeyi almaya gittik. Nusaybin Caddesi’ne geçmemizle polislerin bizi taramaları bir oldu. 20’ye yakın kişiydik. O esnada 11 kişi yaralandı. Ambulans çağırdık ama 11 yaralıya sadece bir ambulans gönderdiler. 8 yaralıyı ambulansa üst üste attılar. O kargaşada oğlum da yaralandı. Kendimizi zar zor kurtarabildik” sözleriyle anlattı.
Cizre sokaklarında yürüyemiyoruz
Tunç, yaşadıkları bu zulme rağmen o günlerde kimsenin Cizre’nin çığlığını duymayıp bir şey yapmadığını söyledi. “Çünkü Cizre’de yaşayanlar Kürtlerdi. Bundan dolayı herkes sağır, dilsizi oynadı. Kimse yardımımıza gelmedi” diyen Tunç, şunları ekledi: “Onlar bizim çocuklarımızdı, sivildi. Bir çok cenazeyi nehre, bir çoğunu da sokaklarda betonların altına defnettiler. Çocuklarımızın bedenleri kaldırımların altında diye hala Cizre’nin sokaklarında yürüyemiyoruz. Bizler onları kurtaramadık ama onlar direnişleriyle insanlığı kurtardı.” ŞIRNAK