Ana SayfaHABERLERIrkçılık, Türklük Sözleşmesi’nin gereği

Irkçılık, Türklük Sözleşmesi’nin gereği

CAHİT ÖZBEK / MA/AMED

Sosyolog Engin Sustam, artan ırkçı saldırılar ve işkencelerin münferit olmadığını, ”Türklük Sözleşmesi”nin devamı olduğunu belirterek, Türkiye’de ırkçılığın suç olarak görülmediğini dile getirdi.

Türkiye’de her geçen gün artış gösteren ırkçılığın son kurbanı, Ankara’da Kürtçe müzik dinlediği için bıçaklanarak katledilen Barış Çakan oldu. Sosyolog Engin Sustam, Türkiye’nin köklü geleneğine işaret ederek, ırkçılığın sadece klasik anlamda insan türlerindeki ırkların varlığının bilimsel olan ya da olmayan temelleri etrafındaki biyolojik belirlenim değil, bir toplumsal durumun yaşama biçimi, sistematik bir program olduğunu söyledi. Belirli insan kategorilerinin kendilerinden üstün gördükleri (Türklüğün Kürt karşıtlığı gibi) duruma dönüşen ideolojik bir anlatım olduğunu kaydeden Sustam, ”Yani aynı postüladan başlayan, ancak ırkları eşitlikçi olarak düşünmeyen, ayrıştıran dilinin yanı sıra devlete, topluma, gündelik hayatımıza sirayet eden bir yaklaşım. Başka bir sosyal ilişkiye, tanıklığa, diğerine yönelik ırkçı, zenofobi ya da düşmanlık sadece yabancı düşmanlığı veya etnosentrizm biçimlerinde görülmüyor. Ayni şekilde bir toplumun iç ve dış düşman yaratma sendromlarında veya kendini oluşturma paranoyasında da beliriyor” dedi.

Irkçılığın iktidarı var

Irkçı hakaret, ırksal karalama veya ayrımcılığın halen Türkiye’de suç olarak kabul edilmediğine dikkat çeken Sustam, kendisinin de benzer bir durum ile karşı karşıya kaldığını anımsattı. Sustam, ”Bunun sebebi Türkiye gibi ülkelerde ırkçılığın süreklileşen, hayatımıza, iş ilişkilerimize, dilimize, edebiyata, sanata, üniversiteye bezenen sıradanlaştırılmış bir iktidar olmasından kaynaklıdır” şeklinde konuştu.

Sömürgeciliğin güçlü geleneği

 “Türkiye’de özellikle 1915 Ermeni Soykırımı sonrası kurulan Türklük Sözleşmesi’nde, üniter yapı ve toplumsal alan Türk ırkçılığını besledi” tespitinde bulunan Sustam, ırkçılığın hem devletin sistematik olarak işlediği bir durum hem de toplumda karşılığı ve programı olan sistematik bir siyasete dönüştüğünü vurguladı. Türk ırkçılığını köklü ve Türkiye’nin ”temel harcı” olduğunu söyleyen Sustam, “Bugün daha öncesinde katledilen Kürt, Ermeni ya da Alevilerin dışında söyleyebiliriz ki, Diyarbakır Emniyeti’ndeki işkence, Ankara’da müzik dinlediği için öldürülen Kürt genci Barış Çakan olayları kesinlikle münferit olaylar değildir. Sıradan kızgın vatandaş öfkesi değildir. Nasıl ki Hrant Dink suikastında ırkçılık, toplumsal olarak tabandan gelen genç kuşakları nefret ideolojisi etrafında örgütleyerek bir şiddet aygıtına çevirdiyse, bu ülkedeki faşizmin ve sömürgeciliğin güçlü geleneğinden bu meseleleri ayrı okuyamayız. Yani 1915’ten beri ısrarla ideolojik bir okuma üzerinden oluşan Türklük ve Sünnilik sözleşmesinin devamıdır bu durum. Ondan şu ana kadar hala Türkiye’de neredeyse kimse ırkçılıkla açık şekilde hesaplaşmamıştır” değerlendirmesinde bulundu.

Katliam, ötekileştirme, nefret

 Türkiye’deki şiddetin tarihsel boyutuna değinen Sustam, Zilan ve Dersim’deki katliamlarda ötekileştirme, şiddet yasasını uygulama ve suikastlar üzerinden yaratılan nefret söyleminin kendisini Maraş ve Sivas’taki linç kültürüyle beslediğini kaydetti. Sustam, bu durumun 2015-2016 yıllarındaki sokağa çıkma yasakları döneminde de yaşandığına işaret ederek, evlerde yapılan ırkçı yazılamaları ve teşhir edilen cenazeleri anımsattı. Sustam, “Bu durumu elbette şu an dünyanın içinde olduğu despotik arenayla birlikte okumakta fayda var” dedi.

Sıradan kötülükteki ırkçı kodlar

Türkiye’de siyasal yapı, toplum ve akademinin ezici çoğunluğunun, ırkçılığın girdabında oluşan hafızaya yaslandığını ifade eden eden Sustam, şöyle devam etti: ”Bunun için sadece Ziya Gökalp, Nihal Atsız gibi faşizmin teorisyenlerine bakmaya gerek yok. Günümüzdeki politikaların, iktidarın ayrıştırıcı diline, toplumdaki nefretin boyutuna ya da gündelik hayatımıza yedirilmiş söylemler sıradan kötülüğün içine yerleşmiş ırkçılık kodlarıdır. Onun için, Türk, İslam ve Sünni çoğunluğun etkinliği altındaki bu kültürel ve politik hakim, ayrıştırıcı, kurumsal kodlarla yüzleşmeden, sıradanlaştırılan bu ırkçılıkla hesaplaşamayız. Kürtler ya da Aleviler bu coğrafyanın sadece siyahları değildir. Kürtler mesela iktidarın neredeyse son on yıllık kurumsal ve gündelik çabası içinde toplumun eski hafıza üzerine kamplaştırılmasıyla şu an yeniden kurulan Türklük Sözleşmesinin, Türklük paranoyasının nefretini körükleyen, tenkit edilmiş-dışlanmış özneleridir.”

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

Suriye’de Alevilere yönelik soykırım anması yapıldı!

Almanya'nın Neuss kentinde, Suriye'deki Alevilere yönelik soykırım girişiminin birinci yıl dönümünde uluslararası bir anma etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, soykırım mağdurlarının anısına adalet talep edilirken, insan hakları ihlallerine karşı duyarlılığın artırılması gerektiği vurg

Kaçırılmış, tutuklanmış ya da öldürülmüş olabilir mi?

Suriye'nin kuzeyinde 18 Ocak'tan beri kayıp olan Alman gazeteci Eva Maria Michelmann'ın, Demokratik Suriye Güçleri tarafından gözaltına alınmış olabileceği belirtiliyor. Ailesi ve avukatı, gazetecinin akıbeti konusunda endişeli ve öldürülme ihtimalinin de bulunduğunu ifade ediyor.

Berlinde 2. Alevi Festivali Başbakan Wegner ile!

Berlin Alevi Toplumu, Başbakan Kai Wegner ile bir araya gelerek bu yıl ikincisi düzenlenecek Alevi Festivali'nin onun himayesinde gerçekleştirileceğini duyurdu. Görüşmede, ağaç dikme projesi ve üniversitelerde Alevilik üzerine akademik çalışmaların teşvik edilmesi konuları da ele alındı.

Devlet inançlara müdahale etmemeli!

Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Şube Başkanı Tahsin Akpınar, Alevi köyü Bademler’de cami yapılmasının inanç özgürlüğüne zarar vereceğini ve devletin inançlara müdahale etmemesi gerektiğini vurguladı. Akpınar, devletin A
spot_img