Ana SayfaGüncel HaberlerKaleme sıkılan kurşun el...

Kaleme sıkılan kurşun el yakar

NURAY BAYINDIR

Ve şimdi Türkiye uçurumun eşiğine sürüklendi. Şiddet tüm toplum kesimlerini etkisi altına alacak gibi görünüyor. Dünyanın en güzel, en eşsiz coğrafyasında yaşayan herkesin bu durumu az ya da çok farkında olarak yaşadığına inanıyorum. Doğudan batıya, kuzeyden güneye tüm toplumsal kesimleri etkisi altına alan şiddet atmosferi o kadar yoğun ki bunu görmemek, hissetmemek mümkün değil.

Yaz sıcağında kışı ve karanlığı yaşıyoruz.

Türkiye’de yaşanan akıl dışı gelişmelerin bir izahı var kuşkusuz. Tek başına bir delinin İktidar hırsı ya da yaşam güvencesi değil, esas olarak kapitalist sistemin çivilerinin yerinden oynaması bizi bu duruma sürüklüyor.

Yoksa Türkiye’de bundan yirmi yıl önce 15 Temmuz gibi  ‘’İktidar içinden, iktidara karşı bir darbe’’ yaşanacak, başarısız olacak, darbe sonrasında on binlerce asker ve sivil darbeci diye tutuklanacak, görevden alınacak, bu da yetmezmiş gibi darbeyle uzaktan yakından ilişkisi olmayan dünya çapındaki yazar Aslı Erdoğan akla ziyan bir şekilde ‘’örgüt üyesi olmak ve halkı kışkırtmak’’ argümanlarıyla tutuklanacak, onun gibi dünya edebiyatına mal olmuş yazarlar, üniversite profesörleri, gazeteciler, siyasiler darbeyle ilişkilendirilip tutuklanıp içeri atılacak ve tüm bu gelişmelere karşı ülke çapında dişe dokunur bir muhalefet gelişmeyecek.

Buna kargalar gülerdi. Bu gelişmelerin akla gelen tek izahı şudur; Türkiye’de yıllardır Kürt özgürlük mücadelesi ağırlıklı demokrasi cephesinin, 7 Haziran 2015 seçimlerinde görüldüğü gibi, bir bütün olarak Kapitalist sisteme karşı bir rota izlemesi ve geldiği noktada çürüyen sistemin temelini sarsmasıdır. 7 Haziran seçim sonuçları bunun somut göstergesi olmuştur.

O günden bu yana AKP iktidarı geleceğini sömürgen ve şiddetle beslenerek korunan bir elitin hizmetinde olmakta görmüştür. Burada en büyük düşman; tüm bastırma “çökertme” planlarına rağmen her gün daha da kitleselleşerek gelişen ve güçlenen Kürt muhalefetidir.

Fetö olarak adlandırdıkları darbeciler arasında ulusalcı Kemalistlerin de yer aldığı biliniyor. HDP bu yüzden meclis içindeyken meclis dışında sayılmaya başlandı. Dün Kürtlere karşı ihanetini kapalı yürütmeye büyük çaba gösteren CHP; bugün bu düşmanlığını gizleme gereği duymadan, MHP ve AKP ile bir olup açık bir yüzsüzlükle yapıyor. Hem de demokrasi adına.

Gören göz kılavuz istemez derler. TC meclisinde gelişmeleri herkes izliyor. HDP’nin sesi soluğu kesildi. Mecliste yok sayılıyor. Bu durum aynı zamanda HDP’ye oy verenlerin sesinin soluğunun kesilmesidir. Bunun Türkçesi ‘’Kürtler ya bu iktidarı sevecekler ya da bu diyarı terk edecekler’’ demektir.

Hotzotçulukla bir yere varılamayacağı çok açık. Artık bölge siyaseti ve dünyayı anında kavrayıp politika üretmede Kürt Özgürlük Hareketinin gerisine düşmüş bir yapının tek başına siyaset geliştiremeyeceği de çok açıktır. AKP bu yüzden sayısal ihtiyacı olmamasına karşın, mecliste arkasına MHP ve CHP’yi de alarak ırkçı bir cephe oluşturmuştur. Oysa bilinmelidir ki, bugün ona soluk verenlerin yarın yaşam garantisi yoktur.

Türkiye içte bu gelişmeleri yaşarken dışta da uzunca bir süredir uyguladığı akıldışı dış politika nedeniyle siyasal ve askeri olarak da zayıflamıştır.

Büyük hukuksuzluk milletin gözü önünde yaşanıyor. Muhalif medyanın, halkın gerçek haber alma kanalları kapatıldı. Özgür Gündem gibi gazetelerin kapısına kilit vurularak gazeteciler ve çalışanları darp edilip içeri atıldı. Yazarları tutuklandı.

Toplumda tık yok. AKP iktidarı korku yayıyor. Korkuyla iktidarını güvenceye alacağını biliyor. İktidar şakşakçısı kanalları reklamlarından tutun dizileri aracılığıyla toplumsal yapıyı yeniden şekillendirmeye çalışıyor. TC İktidarı toplumda şiddet taraftarlığını ne kadar çok geliştirirse toplumsal muhalefeti gerileteceğinin farkında.

Gelinen noktada aydınların hedef seçilmesi ve baskı altında tutulması bu ülkenin geleceğine sıkılan bir kurşundur. Böyle bir Ülkenin geleceği yoktur. Bunu herkes bilir. İktidar ne kadar güvenlikçi politikalar geliştirirse geliştirsin, demokrasi ve özgürlükleri kısıtlasın, hatta yok etsin geleceği yoktur. Bu gün olmazsa yarın mutlaka yenilecektir. Hem de baskı altında tuttuğu güçler tarafından.  Kaleme sıkılan kurşun el yakar.

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

Sultan Nevruz, Alevilikte diriliş ve umut simgesi!

Alevi Bektaşi Federasyonu, 21 Mart 2026'da kutlanan Sultan Nevruz Bayramı'nın Alevilikte diriliş, umut ve eşitlik simgesi olduğunu vurgulayarak, bu günün birlik ve dayanışma değerlerini temsil ettiğini belirtti. Ayrıca, mevcut eşitsizlikler ve ayrımcılıklara karşı durmanın

Newroz Ateşi Garip Dede Cemevinde Yakıldı

21 Mart 2026 tarihinde Garip Dede Cemevi'nde kutlanan Newroz etkinliğinde birlik, barış ve dayanışma mesajları verildi. Etkinliğe katılan önemli isimler, Newroz'un her halkın bayramı olduğunu vurgulayarak adalet ve özgürlük çağrısında bulundular.

Cuma Erçe: Newroz, umut ve kardeşlik bayramıdır!

PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Newroz Bayramı vesilesiyle yaptığı açıklamada, bu özel günün umut, kardeşlik ve özgürlüğün sembolü olduğunu vurgulayarak zulmün sona ermesi çağrısında bulundu. Alevi toplumu ve diğer halklarla birlikte kutlanan Newroz'un, mazlum halklar için bir umut ış

Erzincan Newrozunda barış ve eşitlik vurgusu yapıldı

Erzincan'da 2026 Newrozu, 'Demokrasi ve Özgürlük' temasıyla kutlandı; katılımcılar barış ve toplumsal eşitlik vurgusu yaparak, halkların eşit ve kardeşçe yaşayabileceği bir ortamın önemine dikkat çekti. Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Newroz
spot_img