Mısır’dan Türkiye’ye, Kolombiya’dan Myanmar’a diktatörler, darbeciler, diktatörlüğe heveslenenlerin, yönetim anlayışını ordu-polis-yargı üçgenine hapsedenlerin halklara karşı asimilasyon ve katliam gerekçeleri hep aynı: Ulusal güvenlik için teröre ve teröristlere karşı mücadele ediyoruz.
Myanmar Genelkurmay Başkanı Min Aung Hlaing de, yüzbinlerce Arakanlı Müslüman’ın göç ettirilmesiyle ilgili faturayı Arakanlılar’a (Rohingyalılar) kesti. Arakanlı Müslümanların “hiçbir zaman ülkenin bir etnik grubu” olmadığını savunan Genelkurmay Başkanı, ‘aşırıcı militanların Arakan’da üs kurmaya çalıştığını’ söyleyerek “Arakan olarak tanınmak istediler ancak onlar hiçbir zaman Myanmar’da bir etnik grup olmadılar. Bengalliler konusu ulusal bir mesele ve biz gerçeği tesis etmek için birleşmek zorundayız” dedi. Bu arada Birleşmiş Miletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, şiddet olaylarına göz yummakla eleştirilen Myanmar’ın Nobel Barış Ödüllü fiili lideri, Dışişleri Bakanı Aung San Suu Kyi’ye seslendi. Guterres, “Tabii ki ülkenin liderinin durumu zaptetmesi, tersine çevirmesini bekliyorum. Bir şansı var, bunu yapmak için son bir şansı var” diye konuştu.
