Ana SayfaGüncel HaberlerKur krizi: Fiyat tsunamisi...

Kur krizi: Fiyat tsunamisi geliyor

Türk Lirası’nın dolar karşısında tarihinin en büyük değer kayıplarına uğradığu 2020 yılında ekonomik krizin bir diğer göstergesinin ise enflasyon oranları olacağı değerlendirmesi yapılıyor.

Dünya Gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, bugünkü yazısında ilk on ayda sepet kur yüzde 39 artarken, Yİ-ÜFE’deki artış yüzde 17’de kaldığına çekip “Üstelik kur artışı dünkü tabloya göre yüzde 50’ye doğru gidiyor. Kur böylesine artarken fiyatların görece çok düşük artmasını nasıl izah etmeli?” diye sordu.

İzmir’de yaşanan depremi hatırlatan Aktaş, şu ifadeleri kullandı:

“Ama biz başka depremlere ve onun yol açtığı tsunamilere çok alışkınız. Üstelik bu depremi kendi ellerimizle hazırlar, ardından tsunaminin geleceğini de çok iyi biliriz.Ekonomide yaşadığımız bu deprem, TL’deki erime depremidir. Hani İzmir’deki bazı binalar depremde un ufak oldu ya, ulusal paramız da bu yıl o şekilde parçalandı, küçüldü. TL, kızgın tavaya konulan bir parça tereyağı ya da margarin nasıl hızla erirse, o şekilde eridi.

Yılın ilk on ayında bir dolar ve bir eurodan oluşan sepet TL karşısında yüzde 39 oranında değer kazandı. (Bu TL’nin değer kaybı değildir; TL bu dönemde döviz sepetine karşı yüzde 28 değer kaybetmiştir.)

Kur böylesine artınca ardından bir tsunami gelecektir. Bu kaçınılmaz. Bu tsunami de fiyat artışıdır.

Döviz sepetinin yüzde 39 arttığı bir dönemde fiyatlardaki artışın üretici fiyatlarında yüzde 17’de, tüketici fiyatlarında yüzde 11’de kalmasını izah etmek mümkün mü?

Ne yani, yurtiçinde üreticiler ithal girdi kullanmaz mı oldu, enerji ithal etmiyor muyuz artık; ithalatta maliyeti yukarı çeken kur artışının etkisini nasıl oldu da böylesine aşağılarda tutabildik?

Bir izahat gerekiyor. Ya da deprem oldu da henüz tsunami gelmedi. Depremle eş zamanlı olmuyor çünkü bu.Yani geliyor, bizi bir tsunami felaketi bekliyor…”

“FİYAT TSUNAMİSİ”

Kurların hızlı değiştiğine ve hareketli olduğuna dikkat çeken Aktaş, durumun piyasalara da mutlaka yansıyacağını “Ekim ayı ortalamasında dolar 7.87, euro 9.27, sepet kur ise 8.57’ydi. Bu düzeye göre bile Yİ-ÜFE ile makas fena halde açılmıştı. Peki dünkü kurlara göre durum ne? Bu satırları yazarken dolar 8.53 dolayındaydı, euro 10 liraya dayanmıştı; buna göre sepet kur da 9.26 düzeyinde oluşmuştu. Hani mesela diyelim, kasım ayındaki sepet kurun 9.26’da kalacağını varsayalım. Bu durumda sepet kurun on bir aydaki artışı tam yüzde 50’ye ulaşacak. Ve kurdaki bu artış, diğer etkileri bir yana, fiyatlar yönüyle öyle Sığıcak’taki gibi değil, okyanusta ortaya çıkan boyutta bir fiyat tsunamisine yol açmayacak, öyle mi!” ifadeleriyle dile getirdi.

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

DAD’lı kadınlar Yenikapı’da onurlu barış için

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) üyesi kadınlar, 19 Mart 2026'da Yenikapı'da Newroz kutlamaları kapsamında inanç özgürlüğü ve anayasal eşitlik talep ederek toplumsal barış için bir araya geleceklerini duyurdu. Etkinlik, Alevi kadınların hak talepler

Ortadoğu savaşları Alevi ve Kürtleri hedef alıyor mu?

Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Ortadoğu'daki savaşların Alevi ve Kürtleri hedef aldığını, bu çatışmaların hem Alevilerin hem de Kürtlerin varoluş mücadelesini etkilediğini belirtti. Kete, Kürtlerin özgürlük mücadelesinin diğer et

Cemevleri kültürel tesis mi, inancımızı kim tanımlar!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın cemevlerini "kültürel tesis" olarak tanımlaması, Alevi toplumu arasında büyük tepkiye yol açtı. Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Dede Mustafa Sazcı, cemevlerinin ibadethane olarak tanın

Alevi kadınlardan Berlindeki iddialara sert tepki!

Almanya Alevi Kadınlar Birliği ve diğer kadın kuruluşları, Berlin'deki çocuk istismarı iddialarına sert tepki göstererek, mevcut koruma mekanizmalarının yetersiz olduğunu ve kamu otoritelerinin hesap verebilirlik sağlaması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, istismar vakalarında sessizliğin sorunu derinleştire
spot_img