Ana SayfaGüncel HaberlerKürt Enstitüsü beyaz perdede

Kürt Enstitüsü beyaz perdede

OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lerle kapatılan İstanbul Kürt Enstitüsü’nün kuruluş hikayesi, Yönetmen Kerem Tekoğlu’nun (Keremo) çektiği ‘Kılıç ve Kalem’ (Şûr û Qelem) Belgeseli ile beyaz perdeye taşınıyor

Musa Anter’in de aralarında bulunduğu 7 kişinin 18 Nisan 1992 yılında İstanbul’da kurduğu ve İçişleri Bakanlığı’nca Olağanüstü Hal’in (OHAL) 11’inci Maddesi kapsamında kapatılan Kürt dilini, kültürünü ve edebiyatını araştıran ilk Kürt kurumlarından İstanbul Kürt Enstitüsü’nün (Enstîtuya Kurdî ya Stembol) kuruluş hikayesi, yönetmen Kerem Tekoğlu (Keremo) tarafından beyaz perdeye taşınıyor. “Kılıç ve Kelam” (Şûr û Qelem) adlı belgesel gösterimi öncesi değerlendirmelerde bulunan Tekoğlu, Kürt Enstitüsü’nün kuruluş hikayesi üzerinden, Kürt aydınlarına dayatılan asimilasyon politikalarına karşı verdiği mücadeleyi gelecek nesillere aktarmayı amaçladığını söyledi. “Kürt Enstitüsü, yok edilmek istenilen bir dilin yeniden filizlendiği bir kurum işlevi gördü” diyen Tekoğlu, “Kürt halkı eğer anadilini canı pahasına bugünlere kadar taşıdıysa, Kürt dilinin yok olması mümkün değildir” dedi.

Tüm katliamların en büyüğü

25 yıllık tarihi boyunca binlerce öğrenci yetiştiren İstanbul Kürt Enstitüsü’nün hikayesini belgeselleştirme projesi üzerine bir yıldır çalıştığını söyleyen Tekoğlu “Bu ülkede tek kelime Türkçe bilmeyen analar, tek kelime Kürtçe bilmeyen çocuklar büyüttü; bu Dersim, Halepçe katliamlarından daha büyük bir katliamdır. Belgeseli çekmemdeki ana hat ile bir yandan bu gerçeğe dikkat çekmek, diğer bir yanıyla ise 1990’lı yıllardaki Kürtlere yönelik zulmün en üst seviyede olduğu bir dönemde, Kürt aydınlarının asimilasyon politikalarına karşı verdiği mücadeleyi gelecek nesillere aktarmaktı” diye konuştu.

Açılış günü tabelası indirildi

Faili meçhul cinayetlerin gölgesinde Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) bünyesinin temelinde kurulan Kürt Enstitüsü’nün açılışından itibaren baskılara maruz kaldığını aktaran Tekoğlu “Şişli’de yapılan açılışının ilk günü tabelası polis tarafından indirildi” dedi. “Kürt Enstitüsü, yok edilmek istenilen bir dilin yeniden filizlendiği bir kurum işlevi gördü” diyen Tekoğlu Enstitü’nün devlet asimilasyonuna direnerek 25 yıl boyunca yüzlerce Kürt dil hocası, yazar, dil bilimcisi, edebiyatçı yetiştirdiğinin altını çizdi.

Hikaye kurucuların ağzından

Kürt Enstitüsü’nün hikayesini hayatta kalan kurucuların kendi anlatımları üzerinden veren Tekoğlu, İsmail Beşikçi, İbrahim Gürbüz, Şefik Beyaz, Zana Farqini, Sami Tan ve Filiz Uğuz ile röportajlar yaptığını söyledi. Rröportajları yaparken, Kürt Enstitüsü’nün kuruluşunda çekilen sıkıntılar, bilinç altında yatan tarih, toprak ve ulus bilinci, ilk icraatlar ve ileriye dönük gelinen son nokta gibi başlıklar belirlediğine de değinen Tekoğlu, “Buradan çıkan sonuç, elini taşın altına koymadan, can ve başla emek verilmeden amaca ulaşılamayacağı gerçeğidir” dedi.

‘Dilin olmadan millet olamazsın’

Kürt Enstitüsü’nün kapatılmasını, Kürt dilinin üzerindeki asimilasyon politikalarının bir devamı niteliğinde olduğuna vurgu yapan Tekoğlu son olarak şunları söyledi: “Büyük Şair Cigerxwîn’in dediği gibi, ‘Dilin olmadan millet olmazsın’; biz de bir milletiz, bizim de bir dilimiz var. Dolayısıyla Kürt Enstitüsü’ne vurulan mühür, Kürt halkının anadiline vurulan mühür olarak okunmalı. Ancak bu boş bir çabadır çünkü Kürtçe bu topraklarda binlerce yıldır konuşulan çok köklü bir dildir. Yüzlerce defa kıyımlardan geçirilen Kürt halkı anadillerini canı pahasına bugünlere kadar getirdiyse, Kürt dilinin yok olması mümkün değildir.”

Zeynep Kuray / İstanbul-Anf

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

Erzincan Newrozunda barış ve eşitlik vurgusu yapıldı

Erzincan'da 2026 Newrozu, 'Demokrasi ve Özgürlük' temasıyla kutlandı; katılımcılar barış ve toplumsal eşitlik vurgusu yaparak, halkların eşit ve kardeşçe yaşayabileceği bir ortamın önemine dikkat çekti. Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Newroz

Newroz, direnişin ve özgürlüğün simgesi olmalıdır!

Demokratik Alevi Dernekleri, 2026 Newroz'u vesilesiyle yaptığı açıklamada, Newroz'un direniş ve özgürlüğün sembolü olduğunu vurgulayarak, halkların birlik ve dayanışma içinde savaş politikalarına karşı durmaları gerektiğini ifade etti. Açıklamada, Newroz'un tarihsel kökleri ve Alevi in

Frankfurtta Sivil Darbeye Karşı Demokrasi Mitingi

Frankfurt'ta, Türkiye'deki sivil darbe sürecinin birinci yıl dönümünde CHP tarafından düzenlenen mitingde, demokrasi savunucuları bir araya geldi. Alevi Kültür Merkezi Başkanı Şahin Karasu, Türkiye'deki baskılara karşı durarak, özgür basın ve bağımsız yargının önemini vurguladı

Gazi Cemevinde Newroz cemi: Barış ve dayanışma vurgusu

Gazi Cemevi'nde 20 Mart 2026'da gerçekleştirilen Newroz cemi, barış, kardeşlik ve dayanışma temalarını ön plana çıkararak Alevi inancının önemini vurguladı. Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş, etkinliğin toplumsal barışa katkıda bulunmayı amaçladığını ve Newroz'un
spot_img