Ana SayfaGüncel HaberlerLokmalarla kurulan TV10 gasp...

Lokmalarla kurulan TV10 gasp ediliyor

İktidarın muhalefeti ve tüm halkı baskı altına alıp sesini kısmak için televizyonları kapattığını belirten TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TMSF’ye devredilmesi kararı ile de kanalların farklı kesimlere peşkeş çekilerek gasp edildiğini vurguladı. 

Bundan 6 yıl önce “Hakkın ve Hakikatin sesi” diyerek yayın hayatına başlayan TV10, OHAL’ın ardından çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameyle 28 Eylül günü karartılmıştı. 4 Ekim’de reji, bir gün sonra da binanın tamamı mühürlenerek, tüm mal varlıkları TRT’ye teslim edildi. Son çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile TV10’nun da içinde yer aldığı radyo ve televizyonların mal varlıklarının satışa çıkarılmasının yolu açıldı.

Bakanlar Kurulu’nun 2 Ocak tarihli toplantısında alınan kararlar doğrultusunda hazırlandığı belirtilen yeni 687 sayılı KHK kararları Resmi Gazete’de yayımlandı. Kararname ile seçim ve referandum dönemlerinde özel kanallar seçim yasakları kapsamından çıkarılırken, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilen kapatılan radyo ve televizyonların satma izni verildi.

PİRHA’ya konuşan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Alevilerin lokmaları ile kurulan kanalının anti demokratik bir uygulama ile karartıldığını söyledi. Büyükşahin, “Türkiye’de Aleviler vergi ödüyorlar ama Alevilerin vergileriyle yüz binlerce cami ve diyanet çalışanın masrafı bizim verdiğimiz vergilerle ödeniyor. Ancak Alevilere yönelik inanç anlamında bir çalışma ve geri dönüşte yapılmıyor. Alevilerin yolunu, erkanını, inancını, sorunlarını, taleplerini ve ihtiyaçlarını devletten hiçbir destek almadan ekranlara taşıdık. Devlet hiçbir destek sağlamadığı gibi lokmalarımız ile kurduğumuz kurum ve kuruluşlarımıza el koyuyor” ifadelerini kullandı.

HUKUKİ MÜCADELE SÜRÜYOR

Kapatılmalarının hemen ardından başlattıkları ve hala devam eden TV10’un açılmasına yönelik gerçekleşen Cumartesi eylemleri ile mücadele de sürüyor. Büyükşahin, bunun yanı sıra kapatılmaya ilişkin sürdürdükleri hukuksal mücadeleyi şöyle anlattı:

“Avukatlarımız OHAL komisyonuna dilekçe ile başvurdular. Orada televizyonumuzun geri açılmasını talep ettik. Ancak 60 gün içerisinde olumlu ya da olumsuz herhangi bir cevap gelmedi. Şimdi ise bölge idare mahkemesine, Danıştay’a, Anayasa Mahkemesi’ne, en son ise AİHM’e başvuru hazırlıklarımızı yapıyoruz.”

“LOKMALAR PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR”

Büyükşahin, tüm bu hukuki süreç sürerken yeni bir KHK ile gündeme gelen kapatılan basın yayın organlarının TMSF’ye devredilip frekans ve lisans haklarının satışa çıkarılmasını ise ‘gasp’ olarak değerlendirdi.

Büyükşahin, ” Alevilerin lokmaları ile kurulan bu kurumun son KHK ile önü açılan malların TMSF’ye devredilmesi, lisans ve frekans haklarını satışa sunmak aynı zamanda Alevilerin sofrasındaki ekmeğe el uzatmaktır. Zaten devlet verdiği vergilerden dolayı bu ülkenin yurttaşı olduğumuz için bize yapması gerekenleri yapmıyorlar. Sunması gereken katkıları sunmuyorlar. İnancımızı özgürce yaşayabilmemizin önü açılmadığı gibi baskıya uğruyoruz. Bir de bizim kendi emeğimiz kendi lokmamızla kurduğumuz kurumları bu şekilde peşkeş çekmek istiyorlar” diye konuştu.

ALEVİLERİN BUNA RIZASI YOK!

Malların TMSF’ye devredilmesi ile emeklerinin gasp edileceğine dikkat çeken Büyükşahin, bununla asimilasyonun önünün açılıp referandum sürecinde ‘Hayır’ diyen toplumun sesini kesmek istediklerini vurguladı.

“Alevi toplumunun bunda rızalığı yoktur” diyen Büyükşahin sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu bizim emeğimizi gasp etmektir. Orman kanunu gibi bizim ürettiklerimizi gasp etmektir aynı zamanda. Bizde en önemli kurum rızalık kurumudur. Alevi toplumu kendi içinde de, kendi dışındaki toplumlara da bir konuda rıza göstermediyse bin yıl geçse de aradan onu hiçbir zaman affetmezler.  Her zaman iki eli yakasında olur.”

ALEVİLERİN ‘HAYIR’INI DUYURMAK İSTEMİYORLAR

Başkanlık sistemini öngören referandum da Alevilerin büyük oranda ‘Hayır’ diyeceklerini vurgulayan Büyükşahin, “Bunların sesini kim kamuoyuna duyuracak. ‘Hayır’ın propagandasını kim yapacak. ‘Evet’ mi ‘Hayır’ mı tartışmasını en sağlıklı biçimde ekranlara kim taşıyacak? Bizim lisans ve frekanslarımızı satışa çıkartarak referandum öncesi ‘Evet’ propagandası yapacak yeni ekranlar açmaya yönelik bir çalışma. Aynı zamanda referandum sürecinde hükümetin lehine ‘Evet’cilerin lehine yeni ekranlar açmaktır aynı zamanda” ifadelerini kullandı.

“MÜCADELE SÜRECEK”

Hiçbir şekilde bunları kabul etmediklerini ifade eden Büyükşahin, Alevi örgütleri, çevreciler, aydın, akademisyen, gazeteciler, kadınlar ve siyasetçiler ile her cumartesi gerçekleştirdikleri eylemlerinde daha gür bir şekilde haykıracaklarını duyurdu.

Sevim KAHRAMAN

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

Avrupa Alevi Gençliği Çalıştayında Gelecek Tartışılacak

Avrupa Alevi Gençler Birliği, 2-5 Nisan tarihleri arasında Alevi toplumunun geleceği için önemli sorunları ele alacak bir çalıştay düzenleyecek. Etkinlikte, gençlerin sorunlarını tartışabilecekleri oturumlar ve AAGB’nin Seçimli Genel Kurulu gerçekleştirilecek.

İrandaki baskılara karşı halkların ortak iradesi şart!

Pir Hüseyin Bildik, İran'daki baskıcı rejimin yarattığı sorunların bölgedeki krizlerin temelinde yattığını belirterek, halkların ortak iradesinin önemine vurgu yaptı. Ayrıca, Türkiye'de demokratik bir anayasa ve Alevilik inancının kamusal alanda özgürce ifade edilmesi gerektiğini savundu.

Dersimde kadınların dövizleri neden suç sayıldı!

Dersim'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mitinginde kadınların taşıdığı dövizlere güvenlik güçlerinin müdahalesi, tartışmalara yol açtı. Milletvekili Ayten Kordu, dövizlerin keyfi olarak alana sokulmadığını ve sadece Dersim'de soruşturma başlatılmasının eşitlik ilkesine

Newroz Ceminde barış ve birlik mesajları verildi

Antalya'da gerçekleştirilen Newroz Cemi'nde barış ve birlik mesajları verildi. Cemde, herkesin inancını ve dilini özgürce yaşaması gerektiği vurgulanarak, savaşların utanç verici olduğu ifade edildi.
spot_img