Ana SayfaGüncel HaberlerMehmet Altan serbest bırakılmalıdır

Mehmet Altan serbest bırakılmalıdır

Ahmet Altan ve Mehmet Altan’ın “darbeye teşebbüs” ile suçlanması darbenin gerçek sorumlularını gizleme amaçlıdır

Bu tuhaf macera gazeteci yazar Ahmet Altan ve kardeşi ekonomi profesörü Mehmet Altan’ın “insan bilincinin kavrayamayacağı mesajları bir televizyon programında vererek, darbecilerle ilişki kurdukları” iddiasıyla başladı.

Ahmet ve Mehmet Altan Türkiye’de dokuz günlük bir resmî tatil döneminin ilk günü olan 10 Eylül’de, bayramın hemen öncesinde şafak vakti evleri basılarak gözaltına alındılar.

Gözaltının resmî gerekçesi, Ahmet ve Mehmet Altan’ın 15 Temmuz darbe girişiminden bir gece önce bir televizyon kanalında ‘’subliminal’’ darbe mesajı verdikleri iddiasıydı.
Altan kardeşler bu iddia ile 12 gün gözaltında tutuldular.

İlk beş gününde avukat görüşü de olmayan, aile görüşüne hiç izin verilmeyen bu gözaltı süresince, ayrı ayrı dörder kişilik küçük koğuşlarda, florasan ışıklarının 24 saat yandığı, gökyüzünün hiç görünmediği, penceresiz, bahçesiz, havalandırmasız bir ortamda, günde bir soğuk sandviç iki küçük konserve ile sınırlı yemek yiyerek, çay, kahve, sigara, gazete, kalem, kâğıt, televizyon, telefon kullanmalarına izin verilmeksizin, kötü hijyen koşullarında tutuldular.

12 günlük gözaltı süresi sonundaki sorgularında Ahmet ve Mehmet Altan’a gözaltına alınmalarının nedeni olan ‘’subliminal darbe mesajı’’ iddiası sorulmadı bile.

Hukuken utanç verici olan bu iddia bütün dünyanın ve Türkiye’nin tepkisini çekince, 12 günlük gözaltı süresinden sonra birden suçlama değişti.

İki yazar, 15 Temmuz darbesini gerçekleştiren silahlı terör örgütüne üye olmak ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek suçlarıyla itham edildi.

“O nedenle” olmuyorsa “bu nedenle” olsun diye özetlenebilecek hukuksuz bir kararlılık sergileyen savcı, yazarların 2008 yılında, 2010 yılında yazdıkları yazıları bile “suç unsuru’’ olarak görüp dosyaya ekledi.

“Silahlı terör örgütüne üye olmak’’ gibi dehşet verici bir suçlamayla karşılaşan iki yazara, bu “örgüt”  üyeliği ile ilgili herhangi bir kanıt gösterilmedi.

Savcının iddiası doğrultusunda, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “hukuk dışına çıktığını” söylemenin, bunu eleştirmenin “darbeciliğin” bir unsuru ve göstergesi olduğunu iddia eden Sulh Ceza Hâkimliği, Mehmet Altan’ın iki buçuk saatlik bir televizyon programında söylediği tek bir cümleyi “terör örgütü üyeliğinin” ve ‘’darbeciliğin’’ kanıtı olarak kabul ederek kendisini 22 Eylül günü sabaha karşı tutukladı.

Hâkimlik, Mehmet Altan’ın – 2013’te bazı hükümet üyeleri hakkında yolsuzluk ve rüşvet iddialarının gündeme geldiği – 17-25 Aralık olayından sonra hükümeti eleştirmeye devam etmesinin de darbeciliğin bir göstergesi olduğunu iddia etti.

Hukuk sisteminin, hükümeti eleştiren herkesi “darbecilikle” suçlamaya yönelik yeni bir anlayışı benimsediği ve uygulamaya koyduğu Mehmet Altan hakkında verdiği kararla ortaya çıktı.

Başarısız darbe girişiminden bu yana bu girişimle bağlantılı olarak gözaltına alınan çok sayıda gazeteci ve yazar silahlı terör örgütü üyeliği ya da propagandası ile suçlanırken, bu kez tanınmış bir gazeteci, yazar ve iktisat profesörü doğrudan ‘’darbeye teşebbüs’’ ile de suçlanmaktadır.

Bu tutuklama sonrasında, 15 Temmuz darbe girişiminin ciddiyetle, hukukun ve aklın gerektirdiği biçimde soruşturulmayacağından endişe duymaktayız.

Mehmet Altan’ın tutuklanması, ağabeyi tanınmış romancı Ahmet Altan’ın ise yine ‘’silahlı terör örgütü üyeliği ve darbeye teşebbüs’’ suçlarından yargılanacak olması ve düzenli imza mecburiyeti ile yurtdışı yasağı içeren bir adlî kontrol uygulamasına tabi tutulması hukuk dışı bir amaç taşımaktadır.

Bu amaç, darbe girişimi bahane edilerek her türlü eleştirel sesin “darbeci’’ suçlamasıyla susturulması, muhalefetin sindirilmesidir.

Profesör Mehmet Altan bu amacın kurbanı olarak bugün Silivri Cezaevi’nde.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin verdiği siyasetçileri eleştirme hakkını terör ve darbeyle eşdeğer tutmak ve bu hakkı kullanmak dışında bir eylemi olmayan gazeteci ve yazarları özgürlüğünden mahrum etmek de darbeyle ve darbecilerle mücadeleye hizmet etmez, aksine bu çok önemli soruşturmayı rayından çıkarma riski taşır.

Esasen darbe soruşturmasını rayından çıkarmak isteyenler, bu süreçle ilgili eleştirilerin susturulmasını isteyenler hayatı boyunca darbelerle ve darbeci zihniyetle mücadele etmiş, bu konuda yüzlerce yazının yanı sıra kitaplar da yazmış olan Mehmet Altan’ı hapishaneye gönderdi.

Mehmet Altan’a sahip çıkmak aynı zamanda hukuka, demokrasiye ve Türkiye’ye sahip çıkmak anlamına gelecektir.

Ahmet Altan ve Mehmet Altan hakkındaki bu haksız suçlamaların düşürülmesi, Mehmet Altan’ın derhal serbest bırakılması için hukuk yoluyla mücadeleyi sürdüreceğiz.

P24 Hukuk Birimi

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

Erzincan Newrozunda barış ve eşitlik vurgusu yapıldı

Erzincan'da 2026 Newrozu, 'Demokrasi ve Özgürlük' temasıyla kutlandı; katılımcılar barış ve toplumsal eşitlik vurgusu yaparak, halkların eşit ve kardeşçe yaşayabileceği bir ortamın önemine dikkat çekti. Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Newroz

Newroz, direnişin ve özgürlüğün simgesi olmalıdır!

Demokratik Alevi Dernekleri, 2026 Newroz'u vesilesiyle yaptığı açıklamada, Newroz'un direniş ve özgürlüğün sembolü olduğunu vurgulayarak, halkların birlik ve dayanışma içinde savaş politikalarına karşı durmaları gerektiğini ifade etti. Açıklamada, Newroz'un tarihsel kökleri ve Alevi in

Frankfurtta Sivil Darbeye Karşı Demokrasi Mitingi

Frankfurt'ta, Türkiye'deki sivil darbe sürecinin birinci yıl dönümünde CHP tarafından düzenlenen mitingde, demokrasi savunucuları bir araya geldi. Alevi Kültür Merkezi Başkanı Şahin Karasu, Türkiye'deki baskılara karşı durarak, özgür basın ve bağımsız yargının önemini vurguladı

Gazi Cemevinde Newroz cemi: Barış ve dayanışma vurgusu

Gazi Cemevi'nde 20 Mart 2026'da gerçekleştirilen Newroz cemi, barış, kardeşlik ve dayanışma temalarını ön plana çıkararak Alevi inancının önemini vurguladı. Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş, etkinliğin toplumsal barışa katkıda bulunmayı amaçladığını ve Newroz'un
spot_img