Ana SayfaGüncel HaberlerMurteza Demir: Milli Eğitim'de...

Murteza Demir: Milli Eğitim’de ‘Fetullah’ın menzili’ hız kesmiyor

PSAKD Eski Genel Başkanı Murteza Demir Odatv’de yayınlanan yazısında Milli Eğitim Bakanı tarafından geçtiğimiz günlerde açıklanan 2017-2018 eğitim müfredatını eleştirdi. Demir yazısında “Milli Eğitim’de ‘Fetullah’ın menzili’ hız kesmiyor” dedi.

Demir’in yazısı şöyle ;

Dostlar, Cihad; İslami yaşamdan kopanların veya koptuğu iddia edilenlerin boğazlanması demektir. Ancak daha büyük sorun; İslam dünyasında 1400 yıldan buyana “hangi İslam-kime göre İslam, neye ve kime göre cihad” sorusuna yanıt verilememesidir. Bu yüzden cihad kavramının çocuklarımızın bilincinde meşruiyet kazanması halinde sana göre benim, bana göre de senin her an cihad fetvasıyla karşı karşıya kalıp boğazlanmamız söz konusu olabilecektir.

Bir başka büyük kepazelik de hem modern yargı sistemine dâhil olacaksınız, hem de şer-i yasaları ders olarak okutacak, çocuklara cihad tavsiyesinde bulunacaksınız. Sonra “nerden çıktı bu IŞİD, ben IŞİD’e karşı savaşıyorum” diyerek milletin aklıyla alay edeceksiniz…

Türk Milli Eğitim Bakanlığının bunu öneriyor olması, tam bir felaket, hatta ihanettir! Bu müfredatı önerenler, şunu teklif ediyor; “insanı, yaşamı, bilimi değil; dogmayı, cihadı-ölümü, öldürmeyi esas alan-öğütleyen bir düzleme evrilelim ve Türkiye’yi medeni dünyadan koparalım…”

“Hadi canım sende” diyenlere; Sivas Katliamını, kimi iman hatiplerde, kimi kuran kurslarında, kimi camilerde ve kaçak Kuran kurslarında cihad eğitimi alanların gerçekleştirdiğini, dava dosyasının bu gerçeği apaçık ortaya koyduğunu ilave edelim ve “ işte size cihad!” diyerek analizimize bu gerçeğin ışığında devam edelim.

Ülkemizde cumhuriyet ve laik değerlerin yani devrim yasalarının kabulü ve kısmen de olsa uygulanması ile cihad ilkelliği tasfiye edilmişti. Bu ilkelliğin eğitimde tekrar yer alması halinde, her farklı grup veya cemaat kendi cihadının geçerli olduğunu iddia edecek, evler, insanlar, ibadethaneler bombalanacak, sonu gelmeyen katliamlar serisi bizde de başlamış olacaktır.

Peki ama bilimi dışlayıp cihad kavramını öğütleyen kafa nasıl bir kafadır arkadaş, bu nasıl bir akıl tutulmasıdır! İlkelliğin dibi olan bu cihad nereden çıktı; Avrupa ülkeleri cihadla mı kalkındı arkadaş? Cihad insani- dini bir değerse neden çocuklarınızı cihadın uygulandığı İslam ülkelerine değil de AB ve ABD’ye gönderiyor, birikimlerinizi orada değerlendiriyor, laik ülkelerde yaşamak için can atıyorsunuz?

Eyyy! Arkadaş; bu ne ikiyüzlülüktür! Burada özgürlüklere kastediyor, orada özgürlükçü kesiliyorsun!

“Fetullah’ın menzili” derken tam da bunu; dini kullanarak insanları uyuşturan, salya-sümük ağlayan, önce açlığa-dilenciliğe mahkûm edip sonra iaşe ve barınma yardımı yapanların, bunu bir hükümet politikası olarak uygulayanların eğitim ve dini anlayışlarını kastediyorum. AKP Genel Başkanı T. Erdoğan’ın, Fetullah’ı kastederek “menzilimiz aynı” dediğinin de akılda tutulması gerektiğini düşünüyorum.

NELER OLMUŞ

Yeni müfredat taslağında Atatürk’ün hedefleri, örnek devlet adamlığı, nutku, canlıların evrimi sansürlenmiş! Laiklik, ahlak ve Alevilik ancak “dostlar alışverişte görsün” kabilinden içi boşaltılarak, özünden uzaklaştırılarak yer almış.

Alevi Yoluna ‘kültür’, cem ibadetine “tören”, cemevine-ibadethanemize “yer” denilmiş! Dolaysıyla bu teklif dini, ahlaki ve insani değildir! İnanç özgürlüğüne, insan haklarına ve insanlığa aykırıdır.

Biz Aleviler, bu müfredata egemen olan anlayışın amacının din-iman, ahlak değil, kendileri gibi inanmayan-düşünmeyenleri boğazlamak olduğunu Çorum, Maraş Sivaslardan deneyimlediğimiz için çocuklarımızı bu zihniyetten uzak tutmak istemiş, yüzbinlerce imzayla TBMM’ne başvurmuş, “hayır, din dersi istemiyoruz” demiştik. Davalar açmış, iç hukuk yollarını tüketmiş, AİHM’den aldığımız mahkeme kararını devlet yetkililerine sunmuştuk…

Buradan bir kere daha soralım: eyy yalancı demokratlar, sahte dindarlar, ikiyüzlü siyasetçiler; mahkeme kararını neden uygulamıyorsunuz; hani adalet, hani yargı, hani inanç özgürlüğü?

Alevi meselesinde gerçek şu; yargı bizi tanımıyor, hükümet AİHM kararlarını uygulamıyor, kamuda, özel sektörde ve yaşamın bütün alanlarında zulmediyor. En temel insani haklarımızı çiğniyor, hukuki haklarımızın gaspı, yaşamın her alanına yayılarak-artarak devam ediyor… Tıpkı işçiler, emekliler, asgari ücretliler, köylüler, demokratlar ve samimi inanan tüm yurttaşlar gibi biz de geçmişi mumla arıyoruz…

Dostlarım; gerçeği görelim ve adını koyalım;

AKP Hükümeti, halkımızın çoğunluğunu cihadist değerlere bağımlı bir toplum durumuna getirmekte kararlı. Ahlaksız ama dindarlık görüntüsüyle her türlü herzeyi yiyen, birbirini boğazlayan bir toplum öneriyor… Hedefini de işte böyle yavaş yavaş zamana yayarak gerçekleştiriyor.

Bir hükümet, ülkesini-milletini bilimden koparır mı, geleceğine kıyar mı?

Kıyar!.. Çünkü AKP, Fetullah ve benzer anlayışlar için ülkenin ve insanın bir değeri yoktur dostlarım. Olursa, dindar görünümlü kara suratlı karanlık niyetli adamların egemen olduğu- sömürdüğü bir şeriat toplumu olsun, olmazsa yıkılsın! Özetle AKP Hükümeti, Fetullah’ın düşüncesine- menziline değil, Türkiye’yi yönetmesine, ekonomiye egemen olmasına karşı çıkarak, “hayır, ben yöneteceğim” demiştir.

ABD’yle kaçak güreşmesinin, AB’yle ipleri koparmasının, medeniyet, evrim ve laiklik düşmanlığının nedeni bundan ibarettir. Ve Türkiye Cumhuriyetini yıkıp, yerine tipik bir mezhep devlet kurmaya kararlıdır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Bir yandan Anıtkabir, Ankara Orman Çiftliği, Çankaya Köşkü, Bakanlıklar, TBMM Binası gibi sembol yapıları yasa-kanun tanımadan tek tek yıkarak, Cumhuriyet döneminin ve değerlerinin izlerini silmeye çalışırken, buna koşut olarak da, mühendislik faaliyetleriyle toplumsal yapıyı değiştiriyor.

AKP’nin bütün ders saatlerini kısıp, dini içerikli ders saatlerini yükseltmesi, imam okulu furyası, tüm okulların yönetimini din dersi hocalarına vermesi, Diyanet bütçesinin her yıl ikiye katlanması, gidişatı böyle okumamızı zorunlu kılıyor…

İyi de ne yapalım?

Laikliğin, demokrasinin ayırdında olan bireyler olarak üyesi olduğumuz kurumları, bu karanlık gelişmeye karşı mücadeleye zorlayalım. Evet, zorlayalım ve bir araya gelmelerini isteyelim. Toplumu aydınlatmalarını, yasal haklarımız çerçevesinde harekete geçmelerini, “tüm gündemimizin demokrasi mücadelesi olması gerektiğini” söyleyelim.

Müfredat taslağına dair kurumsal görüşümüz bu yöndedir dostlarım…

Sevgiyle kalın…

Odatv.com

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

DAD’lı kadınlar Yenikapı’da onurlu barış için

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) üyesi kadınlar, 19 Mart 2026'da Yenikapı'da Newroz kutlamaları kapsamında inanç özgürlüğü ve anayasal eşitlik talep ederek toplumsal barış için bir araya geleceklerini duyurdu. Etkinlik, Alevi kadınların hak talepler

Ortadoğu savaşları Alevi ve Kürtleri hedef alıyor mu?

Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Ortadoğu'daki savaşların Alevi ve Kürtleri hedef aldığını, bu çatışmaların hem Alevilerin hem de Kürtlerin varoluş mücadelesini etkilediğini belirtti. Kete, Kürtlerin özgürlük mücadelesinin diğer et

Cemevleri kültürel tesis mi, inancımızı kim tanımlar!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın cemevlerini "kültürel tesis" olarak tanımlaması, Alevi toplumu arasında büyük tepkiye yol açtı. Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Dede Mustafa Sazcı, cemevlerinin ibadethane olarak tanın

Alevi kadınlardan Berlindeki iddialara sert tepki!

Almanya Alevi Kadınlar Birliği ve diğer kadın kuruluşları, Berlin'deki çocuk istismarı iddialarına sert tepki göstererek, mevcut koruma mekanizmalarının yetersiz olduğunu ve kamu otoritelerinin hesap verebilirlik sağlaması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, istismar vakalarında sessizliğin sorunu derinleştire
spot_img