Bir yanda 12 Eylül 1980 darbesi sonrası yaşanan “psikolojik yenilginin” etkilerine karşı Muhabbet (Muhlis Akarsu, Arif Sağ, Musa Eroğlu, Yavuz Top), Grup Yorum ve Ahmet Kaya yaptıkları müzikle muhalefetin görünen sesi olurken, diğer yandan dünyada sosyalist sistemin çökmesinin etkileri Türkiye’ye de yansıyor, sağın ideolojik hegomanyası ve Türk-İslam kimliği öne çıkarken, Kürt ve Alevi kimlikleri de ayrı ayrı öne çıkıyordu…
“Yurtseverler Birliği”nden bayrağı devralan Aleviler bazı şehirlerde örgütlenirken, Türkiye devrimci hareketinden kopan, (sayıları daha sonra yüzbinleri bulacak olsa da) o dönem benim de içinde yer aldığım çok sınırlı sayıda Alevi de kendi kimliğiyle yeniden tanışıyor ve Alevi dernekleri kurmaya ya da içinde yer almaya başlıyordu.
Böyle bir dönemde yaşanan 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı, Alevi tarihinde yeni bir dönemi başlatıyor, Aleviler tarihlerinde ilk kez bir katliam karşısında geri çekilmiyor, hem Türkiye’de, hem de Avrupa’da sokaklara çıkıyordu. Soldan gelen Aleviler, Alevi hareketini çok hızla büyütüyor, yüzlerce yıla yayılan sessizliğin de etkisiyle, birlik ve mücadele isteği hızla artıyordu.
30-31 Ekim 1993’de Frankfurt’ta yapılan (Almanya) Alevi Birlikleri Federasyonu Kongresi, hem geleneksel Alevileri yeni kuşak Alevilerle, hem de Türkiye ile Avrupa Alevilerini buluşturma anlamında bir zirve oluyor, Alevi aydınları, yazarları, gazetecileri de bu sürece dahil oluyordu…
ALEVİLERİN SESİ DERGİSİ
Kongre sonrası ortak bir yayın ihtiyacı kendisini dayatmış, o güne kadar yayınlanan “Mürşit, Gerçek İlim, Fidan” gibi dergilerin birleşerek “Alevilerin Sesi” adıyla aylık merkezi bir dergiye dönüşmesi kararı alınmış ben de derginin ilk Genel Yayın Yönetmeni olmuştum. Sene 1994’dü ve aylardan Şubat’tı…
“Alevilerin Sesi yalnız Alevilerin değil, içinde insanlık sevgisi ve kardeşlik duyguları taşıyan, demokrasiden, laiklikten ve özgürlükten yana olan herkesin sesi olmak istiyor” diye yola çıkan “Alevilerin Sesi Dergisi”, bugün 32 yıllık yayın hayatıyla bütün Alevi dünyasının yayını devam eden “tek dergisi” haline dönüştüğü gibi, yine benim Genel Yayın Yönetmenliğimde önce SU tv’nin, sonra da YOL tv başta olmak üzere, Düzgün Tv, Can Tv, Tv10 gibi televizyonların da yolunu açmıştı…
32 yıl sonra, bugün geriye dönüp baktığımda, Şubat 1994’de “Deyişler Susmaz, Semahlar Sürer” başlığıyla yayın hayatına başlayan “Alevilerin sesi” dergisinin ilk Genel Yayın Yönetmeni olmanın haklı gururunu yaşıyorum:
İyi ki böyle bir çalışma başlatmışız, iyi ki ben de bu çalışmanın merkezinde yer almışım!
Alevilerin Sesi Dergisi’nin yayınlanmasını sağlayan, Ali Rıza Gülçiçek, Gülüzar Cengiz, Turgut Öker, Mehmet Ali Ölmez şahsında ABF Yönetim Kurulu’nu ve ilk “Yayın Kurulu”nda yer alan Faysal İlhan, Hasan Aydoğan, İhsan Güvercin, Mehmet Çaba, Sabit Yıldız, Saime Düzgün, Turgut Öker, Uğur Aydoğdu ve Zeynel Gül’ü saygı ve sevgiyle selamlıyor, aramızdan ayrılan Faysal İlhan’ı da ayrıca saygıyla anıyorum…
İHTİYAÇLAR DEĞİŞTİ
Eşit yurttaşlık yada Cemevleri’nin yasal statüye kavuşması gibi önemli konular sorun olmaya devam etse de Alevi hareketi artık ne 1960’ların ne de 1980 sonrasının Alevi hareketi!
Alevi hareketi bugün hem Türkiye’de, hem de Avrupa’da yaygınlaştı, cemevleri üzerinden ama hakka uğurlama törenleriyle, ama inançsal ve kültürel etkinliklerle milyonlarca insana ulaşıyor.
Ancak 32 yıl öncesine göre hem koşullar hem de ihtiyaçlar değişti.
32 yıl önce merkezi bir dergi çıkarmak önemliydi ama bugün artık medyada daha büyük ve önemli hamleler yapılmak zorunda.
Geleneksel basın yerini önemli ölçüde “dijital medyaya” bıraktı. “Sosyal medya” hayatımızın önemli bir parçası oldu.
Alevi hareketi bu alanda maalesef kendini geliştiremedi. “Madımak Hafıza Merkezi” gibi bazı projeler hariç Aleviler medyada “sorunlar ve anmalar” dışında görünür değil!
“Alevilerin Sesi Dergisi”nin 300. Sayıya ulaşması ve alanında “tek” olması kuşkusuz gurur verici ama yetmez! Bugün artık daha güçlü bir dergiye, daha güçlü bir yayıncılığa ve daha da önemlisi ciddi bir “Alevi Medyası”na ihtiyaç var!
Bugünkü ihtiyaç, refans niteliği olan ciddi bir internet portalı, güçlü sosyal medya hesapları, güçlü bir televizyon ve youtube sayfası, belgeseller, kısa ve uzun metrajlı filmler ve tabi ki Alevilerin Sesi başta olmak üzere çok daha fazla sayıda alanı ilgilendiren dergileri ve kitapları kapsayan bir yayınevidir.
40 yıla yaklaşan modern tarzdaki örgütlülüğüyle Alevi hareketi bunu başaracak güce, birikime ve iradeye sahiptir. Bu irade geçtiğimizi yılın sonunda Garip Dede Dergahı’nda yapılan ve bütün federasyonların ortak kararına dönüşen “Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi” kararında kendisini göstermiştir!
Necdet Saraç
Alevilerin Sesi Dergisi İlk Genel Yayın Yönetmeni
Bu yazı ilk Alevilerin Sesi Dergisinde yayınlanmıştır.