Ana Sayfa Blog Sayfa 10

Hüseyin Mat: Onurlu barış ateşini birlikte yakalım!

AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, 22 Mart Pazar günü İstanbul Yenikapı’da düzenlenecek Newroz kutlamaları için bir çağrıda bulundu. Mat, “Onurlu barış ateşini birlikte yakalım” diyerek, tüm yurttaşları bu anlamlı günde bir araya gelmeye davet etti.

Newroz’un sadece bir bayram değil, aynı zamanda barışın, direnişin ve halkların ortak umudunun simgesi olduğunu ifade eden Mat, bu kutlamaların toplumsal dayanışmayı artırmak açısından önemli olduğunu vurguladı. Mat, “Onurlu bir barış için Newroz ateşimizi hep birlikte yakacağız” dedi.

Yenikapı’da gerçekleştirilecek etkinliğin festival havasında geçeceğini belirten Mat, halklar arasında eşitlik ve özgürlük mücadelesinin güçleneceğinin altını çizdi. Tüm canları bu kutlamalarda buluşmaya ve kucaklaşmaya davet etti.

Mat, yıllardır süren demokrasi, özgürlük ve eşitlik mücadelesinin birlikte verilmesi gerektiğini hatırlatarak, Newroz’un bu mücadeleyi daha da güçlendireceği inancını dile getirdi.

Koçgiri katliamı kurbanları DAKMEde anıldı!

DAKME’de, 1921 yılında Koçgiri’de Alevi Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen katliamda hayatını kaybedenler anıldı. Anma programı, 20 Mart 2026 tarihinde Dortmund Alevi Dergahı’nda gerçekleştirildi. Etkinlik, Pir Cemal Cenan ve Didar Cenan Ana’nın çerağları uyandırmasıyla başladı.

Programda yapılan konuşmalarda, Koçgiri’nin geçmişte yaşanan bir acı olmanın ötesinde, günümüzde de hakikat, yüzleşme ve adalet mücadelesinin önemli bir parçası olduğu vurgulandı. Panelist Şevket Doğan, katliamlarla yüzleşilmeden halkların ortak hafızasının onarılamayacağına dikkat çekti. Koçgiri’nin Alevi toplumunun belleğinde bıraktığı derin izlerin unutulmaması gerektiğini ifade etti.

Anma etkinliğinde, Dakme Müzik Topluluğu tarafından ağıtlar seslendirilerek katliamda yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşunda bulunuldu. Bu tür anmalar, geçmişin acılarını hatırlamak ve gelecek nesillere aktarmak açısından büyük önem taşıyor.

DAD’lı kadınlar Yenikapı’da onurlu barış için

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) üyesi kadınlar, Newroz kutlamaları kapsamında, 19 Mart 2026 Pazar günü Yenikapı’da toplanma çağrısı yaptı. Yapılan açıklamada, inanç özgürlüğü, anayasal eşitlik ve demokratik bir yaşam talep edildi. DAD’lı kadınlar, bu yılki Newroz’u “Nevroz Pîroz be” mesajıyla kutlayarak tüm yurttaşları etkinliğe davet etti.

Toplantının amacı, toplumsal barışın sağlanması ve gerçek demokrasinin tesis edilmesi gerektiği vurgusunu yapmak. DAD’lı kadınlar, bu süreçte inanç özgürlüğünün anayasal güvence altına alınması gerektiğini belirterek, barışçıl bir yaşam için çağrıda bulundu.

Newroz, sadece Alevi toplumu için değil, tüm halklar için bir kutlama ve dayanışma günü olarak kabul ediliyor. DAD’lı kadınlar, bu vesileyle herkesin katılımını beklediklerini ifade etti.

Yenikapı’daki buluşma, Alevi kadınların sesini duyurması ve hak taleplerinin dile getirilmesi açısından önemli bir platform olacak. Bu yılki Newroz, inanç ve kültür özgürlüğü için bir araya gelme, dayanışma ve mücadele etme çağrısını güçlendirecek.

Ortadoğu savaşları Alevi ve Kürtleri hedef alıyor mu?

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, 19 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, Ortadoğu’daki savaşların Alevileri ve Kürtleri doğrudan hedef aldığını belirtti. Kete, bölgedeki savaşların, merkezi güçlerin çıkarları doğrultusunda yürütüldüğünü ve bu durumun hem Alevilerin hem de Kürtlerin varoluş mücadelesini etkilediğini vurguladı. Söz konusu çatışmaların, Kürtlerin hakikat ve özgürlük mücadelesinin yanı sıra, bölgedeki diğer demokratik toplumların geleceğini de etkilediğini ifade etti.

Kete, Ortadoğu’daki tüm halkların hakikat ve özgürlük arayışının birbiriyle bağlantılı olduğunu belirtti. Bu bağlamda, Kürtlerin özgürlük mücadelesinin yalnızca kendi toplulukları için değil, Dürziler, Aleviler ve diğer etnik gruplar için de önemli olduğunu dile getirdi. Kete, bu mücadelelerin, bölgedeki demokratik değerleri koruma ve geliştirme yönünde önemli adımlar olduğunu ifade etti.

Ayrıca Kete, tarihi süreçte Kürtlere yönelik uluslararası komploların arttığını ve bu durumun bölgede derin çatışmalara yol açtığını söyledi. 1. Dünya Savaşı sonrası kurulan ulus devletlerin homojenleştirici politikalarının, çeşitli halkların kültürel asimilasyon sürecine girdiğini belirtti. Son dönemde Suriye, Irak ve İran’da yaşanan saldırıların bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kete, Alevilerin tarihsel komünal yaşam biçimlerinin, barış ve demokratik toplum perspektifine en uygun model olduğunu ifade etti. Bu bağlamda, Alevilerin sorunlarının yalnızca kendi toplulukları içerisinde çözülemeyeceğini, demokratik ve özgürlükçü yapılarla ortak bir mücadele yürütülmesinin zorunlu olduğunu söyledi. Ortadoğu’da yaşanan savaşların Alevilerin varlığıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Kete, bu durumun tüm Alevi toplulukları tarafından bilinmesi gerektiğini vurguladı.

Cemevleri kültürel tesis mi, inancımızı kim tanımlar!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 22 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı yönetmelik değişikliğiyle cemevleri, imar mevzuatında “kültürel tesis” olarak tanımlandı. Bu durum, Alevi toplumu arasında büyük bir tepkiye yol açtı. Antalya’da düzenlenen bir basın toplantısında Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Dede Mustafa Sazcı, cemevlerinin ibadethane değil, kültürel tesis olarak tanımlanmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.

Sazcı, cemevlerinin Alevi Bektaşi inancının merkezleri olduğunu vurgulayarak, “Cemevleri bizim ibadethanelerimizdir. Alevi Bektaşi inancı, devletin ya da yöneticilerin tanımlayacağı bir inanç değildir” dedi. Ayrıca, bu yaklaşımın Aleviliği bir kültürel unsur olarak gösterme çabası olduğunu ve Alevilik’in tarihsel olarak tanınmadığını ifade etti.

Devletin inanç alanına müdahale etmemesi gerektiğini dile getiren Sazcı, “Devletin bu konuyu tartışmaya açma ne hakkı ne de haddi vardır” şeklinde konuştu. Alevi toplumunun taleplerinin açık olduğunu belirten Sazcı, cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasını istediklerini vurguladı.

Sazcı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın süreci yumuşatma çabalarını eleştirerek, bu kurumun temsilcilerinin cemevlerinde görüşmeler yaparak tepkileri yumuşatmaya çalıştığını iddia etti. Bu görüşmelerin aslında kamuoyunu yatıştırmaya yönelik bir yaklaşım olduğunu öne sürdü.

Alevi inancının bu topraklarda var olan bir gerçek olduğunu ifade eden Sazcı, “Cemevlerimiz ibadethanedir, kültürel tesis değildir. Bu tartışmaya açık bir konu değildir” dedi. Alevi toplumunun haklarını savunmak için güçlü bir mücadele verilmesi gerektiğini belirterek, “Biz Alevi Bektaşiler olarak temel hakkımız olan statümüzü talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Alevi kadınlardan Berlindeki iddialara sert tepki!

Almanya Alevi Kadınlar Birliği, Demokratik Alevi Kadınlar Birliği ve Avrupa Arap Alevi Kadınları, Berlin’deki bazı gençlik merkezlerinde ortaya atılan çocuk istismarı iddialarına sert bir yanıt verdi. Yapılan ortak açıklamada, bu tür vakaların ciddi endişe yarattığı ve kamu denetiminin sağlanması gerektiği vurgulandı.

Açıklamada, Almanya Anayasası ve uluslararası insan hakları sözleşmelerinin çocukları koruma yükümlülüğünü açıkça belirttiği hatırlatıldı. Ancak, son günlerde yaşanan istismar vakalarının mevcut koruma mekanizmalarının yetersiz olduğunu ortaya koyduğu ifade edildi.

Alevi kadın kurumları, çocukların üstün yararının her durumda öncelikli olması gerektiğini belirterek, kamu otoritelerine hesap verebilirlik ve şeffaflık çağrısında bulundu. Özellikle Berlin’deki durumun aydınlatılması için, ilgili kurumların neden zamanında müdahalede bulunamadığı ve soruşturma süreçlerinin neden geciktiği gibi soruların yanıtlanması gerektiği vurgulandı.

İstismar vakalarında sessizliğin sorunu derinleştireceğine dikkat çeken kadın kuruluşları, güçlü ve bağımsız denetim mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini savundu. Bu bağlamda, yasal süreçlerin derhal başlatılması, mağdur çocuklar için gerekli destek mekanizmalarının devreye alınması talep edildi.

Alevi kadın kurumları, çocukların yaşam hakkı ve onurlarının her şeyin üzerinde olduğunu belirterek, sürecin yakından takip edileceğini duyurdu.

Bursa Alevi Derneklerinden Cumhurbaşkanlığı tepkisi!

Bursa Alevi Dernekler Platformu İnanç Kurulu, Cumhurbaşkanlığı tarafından Alevi kurumlarına iletilen toplantı davetine tepki gösterdi. Açıklamada, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi Ali Arif Özzeybek’in adıyla bazı cemevleri ve Alevi kurumlarının telefonla arandığı belirtildi. Davetin 2 Nisan Perşembe günü gerçekleştirileceği ve programda Anıtkabir ziyareti, Çankaya Köşkü ve Atatürk Müzesi gezisi, TBMM’de yemek ve Cumhurbaşkanı ile görüşme gibi etkinliklerin yer aldığı ifade edildi.

Platform, Alevi kurumlarına ve inanç önderlerine bu davetlere katılmamaları yönünde çağrı yaptı. Açıklamada, cemevlerinin ibadethane olarak tanınmaması, eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanmaması ve zorunlu din dersleri gibi uygulamalara dikkat çekildi. Bu koşullar altında yapılan davetlerin kabul edilmemesi gerektiği vurgulandı.

Alevi inancının siyasi iktidarların denetimi altında olamayacağına dikkat çeken Bursa Alevi Dernekler Platformu, Alevi yol ve erkânının saraylarda değil, cemlerde ve meydanlarda yaşatılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, maaşa bağlı dedelik anlayışının inanç özgürlüğüyle bağdaşmadığını belirtti.

İnanç Kurulu, toplumun farklı kesimlerine de çağrıda bulunarak bu tür davetler konusunda bilgilendirmenin önemine vurgu yaptı. Alevi toplumunun hak mücadelesinin korunması gerektiği hatırlatıldı. Açıklama, Hakk-Muhammed-Ali yoluna gönül verenlere duyulan saygı ve sevgi ile sonlandırıldı.

Newroz coşkusu Dersimde zirveye ulaştı!

Dersim Seyit Rıza Meydanı, 2026 Newrozu’nda binlerce kişinin katılımıyla coşku dolu anlara ev sahipliği yaptı. Sanatçılar Beser Şahin ve Gökçe Selim, bu özel günde sahne alarak halkın heyecanını paylaştı. Newroz’un, Kürt ve Ortadoğu halkları için umut ve dayanışma simgesi olduğu vurgulandı.

Uzun yıllar sonra Dersim’e dönen Beser Şahin, meydanda gördüğü coşkunun kendisi için büyük bir anlam taşıdığını ifade etti. Newroz’un barış ve özgürlük için yakılan bir ateş olduğunu belirten Şahin, halkın talepleriyle alanı doldurduğunu ve bu birlikteliğin sıcaklığını hissettiğini dile getirdi.

Gökçe Selim ise, ilk kez sahne aldığı Dersim’deki Newroz kutlamasının kendisi için büyük bir mutluluk kaynağı olduğunu aktardı. Selim, bu özel günün Kürt ve Ortadoğu halklarının özgürlüğünün başlangıcı olmasını umduğunu belirtti. Zorlu süreçlerden geçildiğini, ancak umudun barış ve özgürlükle sonuçlanması gerektiğini vurguladı.

Her iki sanatçı da, Newroz’un sadece bir kutlama olmadığını, aynı zamanda halkların özgürlük ve demokrasi taleplerinin sembolü olduğunu ifade etti. Bu yılki kutlamaların farklı bir atmosferde geçtiğini ve halkın özgürlük arzusunun görünür olduğunu belirttiler. 2026 Newrozu’nun barış ve başarıya vesile olmasını dilediler.

Frankfurt yakınlarında iki Dersimli hayatını kaybetti!

Almanya’nın Frankfurt kenti yakınlarındaki Raunheim kasabasında bir bistroya düzenlenen silahlı saldırıda iki kişi hayatını kaybetti. Saldırı, 18 Mart 2026 tarihinde saat 03:45 sularında gerçekleşti. Olayda yaşamını yitirenlerin isimleri Nihat Karakaya ve Kenan Güleç olarak belirlendi. Her iki kişinin de Dersimli olduğu bildirildi.

Saldırıyı gerçekleştiren kişinin, mekâna girerek ateş açtıktan sonra olay yerinden yaya olarak kaçtığı öğrenildi. Saldırganın yakalanması için bölgede geniş çaplı bir operasyon başlatıldı ve arama çalışmalarına helikopter de destek sağlıyor. Polis yetkilileri, olayın nedenini ve saldırganın kimliğini belirlemek için çok yönlü bir soruşturma yürütüyor.

Alman basınında yer alan haberlere göre, olayın arka planı henüz aydınlatılamadı. Bu tür saldırıların toplumda yarattığı korku ve endişe, özellikle hedef alınan gruplar için derin etkiler bırakıyor. Saldırının ardından yerel halkın güvenliği ile ilgili çeşitli endişeler dile getirildi.

16. Avrupa Dersim Kültür Festivali Frankfurtta!

16. Avrupa Dersim Kültür Festivali, 5-6 Haziran 2026 tarihlerinde Frankfurt Rebstockpark’ta gerçekleştirilecek. Festival, FEDA, ADEF ve DİK öncülüğünde düzenleniyor. Bu yılki etkinliğin teması “Hep Birlikte Demokratik Özerk Dersim” olarak belirlendi. Festival, Dersim diasporasının kültürel buluşmalarından biri olarak önem taşıyor.

Festival Tertip Komitesi, bu yılki etkinliğin inkâr, asimilasyon ve soykırım politikalarının sürdüğü bir dönemde gerçekleşeceğine dikkat çekti. Açıklamada, Dersim toplumunun özgür ve eşit bir yaşam talebinin büyütülmesi hedefleniyor. Ayrıca, dünya genelinde artan savaşlara ve ekolojik yıkıma karşı barış, dayanışma ve ortak yaşam vurgusu yapıldı.

Kültür, dil ve inanç değerlerinin korunması ile gelecek kuşaklara aktarılması açısından festivalin önemli bir rol üstlendiği belirtiliyor. Avrupa’daki tüm Dersimlilere ve dostlarına katılım çağrısı yapıldı. Özellikle gençlerin ve kadınların aktif katılımı teşvik edilerek, festival alanının kültürel bir buluşma mekânına dönüştürülmesi hedefleniyor.

Festivalin, müzik ve kültürel etkinliklerin yanı sıra politik mesajlarla da zenginleştirilmesi bekleniyor. Bu yılki etkinlik, geniş katılımlı bir buluşmaya sahne olmayı hedefliyor ve Dersim kültürünü yaşatmayı amaçlıyor.