Ana Sayfa Blog Sayfa 111

Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri Banaz’da coşkuyla başladı

Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri, bu yıl Banaz’da geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Etkinlikler, Pir Sultan Abdal Anıtı’na yapılan yürüyüşle başladı.

Birçok ilden Banaz’a gelen Aleviler, yürüyüş boyunca deyişler okuyarak, Pir Sultan Abdal’ın değerlerini ve mirasını bir kez daha hatırlattı. Anıtın önünde bir araya gelen kalabalık, kaybedilen canların anısına saygı duruşunda bulunarak, onların hatıralarını andı.

Etkinlikler boyunca, Alevi kültürü ve inancının önemi vurgulandı. Katılımcılar, Pir Sultan Abdal’ın öğretilerinin günümüzde de geçerliliğini koruduğunu dile getirerek, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerini dile getirdi.

Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri, Alevi topluluğunun bir araya gelerek dayanışma içinde olduğu, kültürel ve sosyal değerlerin paylaşıldığı önemli bir platform olmayı sürdürüyor.

Alevi Ansiklopedisi Yayına Açıldı! DEMİR ÇELİK

1

Rızaşehri Akademisi’nin 27 Nisan 2024’te startını verdiği; “Aleviler Kendi Ansiklopedisi’ni Yazıyor “projesi önemli bir aşamayı geride bıraktı. Projenin ilk adımı olan Alevi Ansiklopedisi Web Sitesi, 2 Temmuz 2025‘te Alevi canların erişimine açılmış bulunuyor.

Bin yıllardır Alevileri katliam ve soykırımlardan geçiren egemenler, Alevilerin kendi ana dilleriyle duygu ve düşüncelerini dile getirmelerine, kavram ve kuramlarıyla kendilerini ifade etmelerine, inanç hafızaları ve tarihsel bellekleri ile kendilerini tanımlamalarına da müsaade etmediler. Aksine tarih boyunca inkâr, asimilasyon, katliam ve Alevi karşıtı bilgisel şiddet ile Alevileri tanımlamaya, onlara biçim ve şekil vermeye çalıştılar. Özellikle de son iki yüz yılda bilgisel şiddette sınır tanımayan Türkçü- Sünni İslam çizgisi, tarihsel belleğimizi ve inanç hafızamızla her seferinde oynamış, yeni don ve gömlek biçmeye çalışarak uydurma Alevi söylemini geliştirdiler. Osmanlı’nın çöküşü sürecinde İttihat Terakki‘ de vücut bulan bu çizgi, yeri geldiğinde Alevilerin Türk olduğunu, yeri geldiğinde de Alevi Yol Önderi Pirlerin, Ehl-i Beyt soyundan geldiklerini iddia etmiş, Kürt Raa-Reya Heq inancını başkalaşıma uğratmaktan geri durmamışlardır.

Türkçü ideologlardan Baha Said, Yusuf Ziya Yörükan başta olmak üzere birçok Türkçü, Mezopotamya’nın kadim inancını inkar etmeye, karartmaya ve başkalaşıma uğratırlar. Türk ulus devlet sürecinde de, devlet, bir yandan Koçgiri ve Dersim‘ de soykırım ile Alevileri ortadan kaldırmaya çalışırken, öte yandan da başta din ve siyaset olmak üzere, ideolojik aygıtlarıyla Aleviliği inkar eder, asimilasyonla başkalaşıma uğratır. Ulus devlet sürecinde fiziki soykırım ve kaba şiddetin her türlüsüne maruz kalan Aleviler, asıl olarak asimilasyon ve kültürel soykırım uygulamalarıyla ağır travmalar yaşarlar. Bunun sonucu olarak inanç hafızalarından ve tarihsel belleklerinden uzaklaşarak, egemen dine ve dinin değerlerinin kuşatıcılığına maruz kalarak kedileri olmaktan uzaklaşırlar.

Mart 1924‘ te kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı ile bu başkalaşım ve inancına yabancılaşma, hız kesmeden yüzyıldır devam eder. 1925’te Pir Ocaxlarının kapatılması, pirlerin talip topluluklarına ulaşmalarının engellenmesi yanı sıra okul, kışla, camii ve mahalle baskısı ile Aleviler, kendileri olmak yerine egemen dinin değerleri ile kendilerini tariflemek durumunda kalırlar. O dönemden başlayarak Kürtçe’yi yasaklayan devlet, Alevi köylerine okul, camii ve karakollar açar. Fiziki şiddetin yanında, bilgisel şiddeti de yüzyıldır Alevilere temel politika olarak uygular. Coğrafyayı insansızlaştırmaya, Alevileri kentlere ve Avrupa‘ ya göçerterek, köklerinden ve kutsal mekanlarından Alevileri uzaklaştırır, mahale baskısına tabi tutar. Aşiretleri dağıtılan, Ocaxları yasaklanan, kutsallıklarından kopartılan Aleviler, din, eğitim, siyaset, medya üzerinden kendisi olmaktan çıkarılır. Bununla yetinmeyen devlet, Alevi olmayan ideologlarına Aleviler hakkında kitaplar yazdırır, ozanlarına Aleviliği İslam’ın alt mezhebi olduklarını dile getiren deyişler, siirler yazdırır. Alevinin ana dilini yasaklarken, Türkçe yazan ve çizen ‘aydınlarına‘ Alevilere her seferinde yeni don ve gömlek biçer, hakikati çarpıtır, uydurma Aleviliği oluşturmaya çalışır.

İşte Rıza Şehri Akademisi, egemen sistemin bu hegomonik kuşatıcılığına itiraz etmenin yeterli olmayacağından hareketle, inancın özgün gerçekliğini özerkçe kayıt altına alma ve yarınlara taşıma amacıyla Alevi Ansiklopedisi Projesi‘ni hayati önemde bir çalışma olarak Nisan 2024’te başlatır. Bu anlamda Alevi Ansiklopedisi; başta Raa-Reya Heq süreği olmak üzere, bir bütünen Alevilerin, başkalarının kendilerini tarifleme ve tanımlamalarına itıraz etmenin bilinciyle, kendi kavram, kuram, bilgi, anlam ve duygu dünyalarıyla kendilerini tanımlamaları ve tarihe not düşmenin stratejik bir projesi olarak 2 Temmuz‘ da canların erişimine açıldı.

Tarih boyunca rafizi, zındık ve sapkın mezhep denilerek katliam ve soykırımdan geçirilen Aleviler, yüzyıllık ulus devlet sürecinde, çok daha örgütlü ve uzun soluklu bir müdahale ile onlarca kez katliam ve soykırımlardan geçirildiler. Fiziki soykırımlarda onbinlerce can katledilmiş, onbinlerce can yerinden yurdundan edilmiştir. Bu anlamda Alevi Ansiklopedisi, sadece Alevi bilgisini toplayan, var olan bilgiyi sistematik biçimde tasnif eden, geleceğe taşıyan sıradan yazılı bir kaynak olmayacaktır. Alevi Ansiklopedisi; öncelikle uluslararası Alevilik çalışmaları alanında oluşan devasa akademik birikimi, akademik standartlara bağlı kalarak geniş Alevi kitlesi ve genel okur kitlesiyle buluşturmayı amaçlamaktadır. Alevilik üzerine bilimsel çalışma yürüten bilim insanlarının inancın bilimsel, objektif değerlerini, kavram ve kuramlarını açığa çıkarma çalışmaları Ansiklopedinin temel dinamiği olacaktır. Bununla birlikte Yol Önderi Pir ve Anaların otantik inanç değerleri ile inancın kendisini nasıl toplumsallaştırıp bugünlere taşırdığına ilişkin söz kurmaları, inancın ritüelleri, sembol ve Alevi kurumsallığı alanına ilişkin birikim ve gözlemlerini aktarmaları, Alevi Ansiklopedisi’nin ikinci temel dinamiğini oluşturacaktır. Bu iki temel dinamik üzerinden şekillenecek ve ete kemiğe bürünecek olan Alevi Ansiklopedisi, bu anlamda stabil ve statik değildir. Aksine değişimci, dönüştürücü ucu açık bilimsel bir çalışma esasıyla vücut bulacak, Alevilerin tarihsel hakikatinin temel kaynağı olacaktır. Dolayısıyla 2 Temmuz 2025‘ te yayına açılmış olması, onun bitmiş, tamamlanmış olduğu anlamına gelmemektedir. Binlerce madde ve tematik konunun, Yol Önderleri‘nin de dahil olacakları onlarca çalıştay çıktıları ile uluslararası onlarca bilimsel konferans, sempozyum ve çalıştaylarla önümüzdeki iki yıla damgasını vuracak nitelikli planlamalarla şekillenecek dinamik bir süreç söz konusudur. Üç yıl sonrasında A’dan Z’ye kadar, bilimsel bilgi ışığında ele alınan çok değerli madde ve tematik konular ile Yol Önderleri‘nin Hakikat Sırrı, inancın sanat, edebiyat, nefes, deyiş ve siir başta olmak üzere tarihi yapım ve yaratım değerlerinin yer alacağı bu derinlikli bilimsel ve objektif çalışma, aynı zamanda Alevi İnancının Uluslararası Literatürü‘ de olmanın stratejik ve tarihi önemdeki projesidir. Tarihi önemdeki bu projenin ilk adımı; İngilizce ve Türkçe olarak erişime açıldı. Daha sonraki aşamalarda Alevi Ansiklopedisi Almanca, Fransızca, Kurmanci ve Kirmancki dillerinde de canların erişimine açılacaktır. İsteyen dilediği ve iyi bildiği dil sayesinde Alevi inancına ve değerlerine ulaşabilecektir. Uluslararası Alevi Literatürü olma özelliğini kazanacak olan Alevi Ansiklopedisi; Alevi kavram ve kuramları üzerinden mastır ve doktorasını yapmak isteyenlerin başvuracakları en temel objektif ve bilimsel bilgi kaynağı olacaktır.

Ucu açık olan, yıllara sair nitelikli bilimsel çalışmalar neticesinde oluşacak Alevi Ansiklopedisi’ni; UNESCO bünyesindeki Kaybolan Diller ve Kültürleri Koruma Komitesi’ne müracaat ederek, ana dilimizi, kültürümüzü ve inancımızın özgünlüğünü koruma altına almayı sağlamış olacağız. Stratejik önemdeki bu projemizi aynı şekilde BM bünyesindeki Temsil Edilmeyen Milletler ve Halklar Örgütü(UNPO)‘ne sunarak özgün inancımızın uluslararası statüsünü almaya çalışacağız. Çok dilli olan, çoklu kavram ve kuramın yer alacağı Alevi Ansiklopedisi, ilk kez Aleviler tarafından kaleme alınan tüm Alevi süreklerinden Alevilerin en temel başvuru kaynağı olacak olan tarihi önemdeki bu stratejik çalışmada her alan, katkı sunan, Xizir lokmalarını esirgemeyen tüm canların eline, yüreğine sağlık diyorum.

Haq Yardımcıları, Xizir Yoldaşları Olsun!

ilk semah dergisinde yayınlanmıştır…

Yeni Şafak’tan Alevilere Bir Saldırı Daha

İktidara yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak gazetesi, bu kez de Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Başkanı Zeynel Abidin Koç’u hedef aldı. Gazete, Koç’un bir televizyon programında yaptığı açıklamaları çarpıtarak Alevi toplumunu inanç değerleri üzerinden yeniden hedefe koydu.

“Hedef gösterici dil”

Koç, katıldığı programda Hacı Bektaş-ı Veli dergâhının Aleviler için taşıdığı manevi önemi vurgulaması Siyasal İslamcıları rahatsız etti. Koç’un sözleri, Yeni Şafak tarafından “tepki çeken açıklamalar” başlığıyla sunuldu.

Gazetenin haberinde kullanılan küçümseyici ve kışkırtıcı ifadeler, Alevi toplumunu hedef haline getiren bir dil olarak değerlendirildi.

Daha önce de hedef olmuştu

Zeynel Abidin Koç, geçtiğimiz günlerde de Dersim’in Ovacık ilçesine yapılan mescide diğer Alevi kurumları ile birlikte tepki göstermiş ve Alevi kutsallarına müdahale edilmemesi gerektiğini dile getirmişti. Bu açıklaması da iktidara yakın medya tarafından “rahatsızlık” ifadesiyle haberleştirilmiş, Koç yeniden hedef haline getirilmişti.

“Alevilere yönelik sistematik saldırı”

Alevi örgütleri, Yeni Şafak’ın bu tür haberleriyle sürekli olarak Alevi toplumunu itibarsızlaştırmaya çalıştığını belirtiyor. Eleştiriler, bu dilin yalnızca bir gazetecilik tercihi değil, aynı zamanda toplumsal barışı zedeleyen ve Alevileri ötekileştiren bir siyasi tutum, Alevi düşmanlığı olduğuna işaret ediyor.

Alevilik, Saray’ın Zincirlerine Boyun Eğmeyecek!

Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından 28 Ağustos’ta düzenlenen “İnanç Önderleri ve Cemevi Başkanları İstişare Toplantısı”na, Alevi dedeleri, cemevi başkanları ve Türkiye’deki Alevi kurumları davet edildi. Ancak Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), bu daveti reddetti ve yapılan açıklamada, AKP hükümetinin Aleviliği denetim altına alma çabalarına dikkat çekildi.

AABK, Aleviliğin sarayların değil, pirlerin ve cem meydanlarının ışığında var olduğunu vurgulayarak, “Ne devletin memurları ne de sarayın politikaları Aleviliği temsil edemez” ifadelerini kullandı. Açıklamada, Alevi kurumlarının çelenk bırakma eylemi sırasında yaşananların da altı çizildi ve Esma Ersin’in Pir Sultan Abdal’a uzattığı gülün, Alevi toplumu açısından bir “ihanet” olarak değerlendirildiği belirtildi.

AABK, Aleviliğin bağımsız bir şekilde kendi iradesiyle yoluna devam edeceğini, inancın devletin güdümüne sokulamayacağını ifade ederek, “Alevilik devletin güdümüne girmeyecek, inancımızı teslim etmeyeceğiz, ikrarımızdan dönmeyeceğiz” dedi. Açıklama, Alevi toplumunun kendi değerlerine olan bağlılığını ve bağımsızlığını vurgulayan bir duruş sergiliyor.

Bu gelişmeler, Alevi toplumunun inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Alevi kurumları, kendi kimlikleri ve inançlarıyla var olma mücadelesine devam edecektir.

Devletin Alevileri: Ayrı Komisyon Taleb Ettiler

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM’de “Terörsüz Türkiye” kapsamında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuna Alevilerin katkı sunacağını söyledi. Ancak, Alevi toplumu bu açıklamaya sert tepki gösterdi.

Ankara’da Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı öncülüğünde düzenlenen toplantıya hükümete yakın bazı isimler ve uzun süredir Alevi toplumunun dışında bırakılmış gruplar katıldı. Resmi olarak “Alevi temsilcileri” diye sunulan bu çevreler, Alevi toplumunun büyük kısmı tarafından meşru görülmeyen Cem Vakfı gibi yapılar.

“ALEVİLER DEVLETİN PROJESİNE EKLENEMEZ”

Alevi dernekleri ve kurumları, toplantıyı boykot ettiklerini hatırlatarak, “Aleviler inançtır, devletin yanına iliştirilecek bir aparat değildir.” dedi.

SİMGESEL DIŞLANMA VE BÜTÇE OYUNU

Toplantıya çağrılan isimler bile salonda Hz. Ali ve Hacı Bektaş Veli’nin resimlerinin olmamasını eleştirmek zorunda kaldı. Ayrıca Alevi-Bektaşi Başkanlığı’na ayrılan bütçenin, Diyanet’in yalnızca bir günlük harcamasına eşit olduğu ortaya çıktı. Aleviler, “Bu, Alevilerin eşit yurttaşlık talebini sulandırmaktan başka bir şey değil” yorumunu yaptı.

“AYRI KOMİSYON DEĞİL, EŞİT YURTTAŞLIK”

İktidarın “Aleviler için ayrı komisyon” önerisini de reddeden Alevi kurumları, “Bizim meselemiz komisyon değil; cemevlerinin yasal statüsü, zorunlu din derslerinin kaldırılması, kamudaki ayrımcılığın son bulmasıdır. Bu haklarımızı devlet lütuf gibi değil, anayasal güvence olarak tanımak zorunda” açıklamasını yaptı.

Dortmund’da Alevi Kültürüyle Dolu 4. DAKME Festivali 27-28 Eylül’de!

27-28 Eylül 2025 tarihlerinde Dortmund’da gerçekleştirilecek olan 4. DAKME Rıza Şehri İnanç ve Kültür Festivali, “Rıza Şehrinde Yol bir, Yürek bir, Sürek bin bir” temasıyla inanç, kültür ve dayanışma çerçevesinde bir araya gelecek. Dortmund Alevitischer Kultur Verein (DAKME) tarafından organize edilen bu etkinlik, Alevi toplumu için büyük bir öneme sahip.

Festivalin ilk günü 27 Eylül’de saat 18.00’de Dar Gülbangı ve Muhabbet Cemi ile başlayacak. Cemin yürütücülüğünü Pir Zeynel Kete üstlenirken, Zakir Fırat Er de nefesleriyle etkinliğe katkıda bulunacak. Bu özel gün, katılımcılar için manevi bir deneyim sunacak.

İkinci gün 28 Eylül’de saat 12.00’de Meydan Gülbangı ile devam edecek programda, DAKME ve FEDA Eşbaşkanları ile misafir konuşmacılar katılımcılara hitap edecek. Etkinlik, toplumsal birlik ve dayanışma mesajları vermeyi amaçlıyor.

Festival boyunca Tolga Sağ, Koma Çarneva, Zaza Women, DAKME Müzik Topluluğu ve diğer sanatçılar sahne alacak. Etkinliğin sunuculuğunu ise Gulan Akbaba ve Yasemin Şahin üstlenecek. Festivalin adresi, Dortmund’daki Körnebachstr. 49-51, 44143 olarak belirtiliyor.

DAKME Festival Komisyonu, festivale tüm canları davet ederek, “Rıza Meydanında; Pirlerin nefesiyle, zakirlerin sesiyle, semahların aşkıyla birliğimizi, dirliğimizi, Yol’umuzu ve kültürümüzü hep birlikte haykıracağız” ifadelerini kullandı.

Suriye’deki Alevilere Destek İçin Antakya Emek ve Demokrasi Platformu’ndan Çağrı!

Antakya Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’deki Alevilere yönelik artan saldırılara dikkat çekerek, Lazkiye başta olmak üzere Suriye’nin sahil kentlerine insani yardım koridoru açılması çağrısında bulundu. 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yapılan basın açıklamasında, bölgedeki insani trajedinin göz ardı edildiği vurgulandı.

Açıklamada, Alevilere yönelik saldırıların Birleşmiş Milletler raporlarında “savaş suçu” ve “insanlığa karşı suç” olarak değerlendirildiği belirtildi. Ana akım medyada yer alan “özgürlük ve demokrasi” söylemlerinin gerçeği yansıtmadığı ifade edilerek, bölgedeki çatışmaların mezhep temelli bir soykırıma dönüştüğü kaydedildi.

Platformun yaptığı açıklamada, “Suriye’de Alevilere yönelik bir soykırım süreci yaşanmaktadır” denilerek, uluslararası toplumun sessizliğine dikkat çekildi. Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan raporda yer alan sistematik saldırılar ve katliamların durdurulması için acil eylem çağrısı yapıldı.

İnsani yardım talepleri doğrultusunda, Suriye’nin sahil kentlerinde gıda, hijyen, ilaç ve diğer yaşamsal ihtiyaçların karşılanması için yardım koridorlarının açılması gerektiği ifade edildi. Herkesi bu konuda adım atmaya davet eden platform, Türkiye’deki hak savunucularını, demokrasi ve emek güçlerini 31 Ağustos Pazar günü Yayladağı Gümrük Kapısı’nda yapılacak basın açıklamasına katılmaya çağırdı.

Alevi Örgütlerinin Güven Kaybının Nedenleri İSMAİL PEHLİVAN

Alevi toplumu arasında Alevi örgütlerinin artık eskisi gibi topluma öncülük edemediğine ve güven kaybı yaşandığına dair bir algı oluşmuş durumdadır. Bu durumun çeşitli nedenleri bulunmaktadır.

Güven Kaybının Nedenleri:

Parçalı Yapı:

Alevi toplumu içinde çok sayıda dernek, vakıf ve federasyon bulunması, ortak bir ses çıkarılmasını zorlaştırıyor. Kimi örgütler devlete daha yakın dururken, kimileri daha muhalif bir çizgi izleyebiliyor. Bu da Alevi toplumunun kafasını karıştırarak örgütlerin etkinliğine dair soru işaretleri yaratıyor.

Siyasi İlişkiler;

Bazı Alevi örgütlerinin belirli siyasi partilerle yakın ilişki kurması, bu örgütlerin bütün Alevi toplumunu temsil etmediği düşüncesini güçlendiriyor. Aleviler, kendi inançlarının ve taleplerinin siyasi çıkarlara alet edilmesinden rahatsızlık duyuyor. Aleviler, Aleviliğin siyasallaştırılacağı endişesi taşımaktadır ve bundan dolayı örgütlerle arasına mesafe koyuyor.

Devletin “Alevi Açılımı” Politikaları:

Devletin geçmişte ve yakın zamanda yaptığı ve yapacağı “Alevi açılımları” ve Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” kurulması gibi adımlar, örgütler arasında farklı tepkilere yol açtı. Kimi örgütler bu adımları olumlu bulurken, bazı Alevi örgütleri bunları bir asimilasyon politikası olarak değerlendirdi. Bu durum da örgütler arasındaki fikir ayrılığını derinleştirdi.

Asimilasyon ve Kimlik Sorunları:

Modernleşme ve kentleşme ile birlikte genç kuşakların Alevi inancına olan mesafesi artıyor. Örgütlerin bu yeni nesle ulaşmakta ve Alevi kimliğini yaşatmakta zorlanması, liderliklerinin sorgulanmasına neden oluyor.

Finansal ve Yönetim Sorunları:Bazı örgütlerin finansal kaynakları, üyelerin bağışlarına ve devlet veya belediye desteklerine bağımlı olabiliyor. Bu durum, örgütlerin bağımsızlığını zedelediği algısını yaratıyor. Ayrıca, örgüt içi yönetimsel sorunlar ve liderlik mücadeleleri de güven kaybını tetikleyebiliyor.

Özetle, Alevi örgütlerinin yaşadığı güven kaybı, hem örgütlerin kendi iç dinamikleri ve öncülerin cehaleti (bazıları hariç) hem de devlet politikaları ve toplumsal değişimlerle ilişkilidir. Alevi toplumunun daha köklü ve yapısal çözümlere odaklanması, örgütleri de bu taleplere uygun yeni stratejiler geliştirmesi zorunlu durumdur.

Aşkı muhabbetle…

Halk tv sitesinde ilk yayınlanmıştır.

Suriye’deki Yeni Siyasi Konsey’i Alevi Toplumuyla Kucaklıyoruz

Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, ‘Orta ve Batı Suriye Siyasi Konseyi’nin kuruluşunu coşkuyla karşılayarak, bu adımın halkın kendi kaderini tayin etme yolunda cesur bir girişim olduğunu vurguladı. Konsey, Alevi topluluklarının karşılaştığı zorluklar ve onurlu mücadeleleri adına önemli bir yapı olarak öne çıkıyor.

Kuruluşu, Şam hükümetine bağlı güçler ve Türkiye’ye bağlı paramiliter gruplar tarafından hedef alınan Alevileri temsil ediyor. Konsey, laik ve çoğulcu bir Suriye için federal sistemin en uygun model olduğunu belirtiyor. Bu bağlamda, konseyin kuruluşunun halkın özgürlük ve onurlu yaşam mücadelesinde yeni bir sayfa açtığı ifade ediliyor.

Federasyon, konseyin kurucu üyelerini yürekten kutlarken, bu girişimin yalnızca bir siyasi yapı olmanın ötesinde, Orta ve Batı Suriye’deki Alevi topluluklarının varlık iradesinin ve özgürlük taleplerinin somutlaşmış hâli olduğunu belirtiyor. Bu gelişme, yıllardır susturulmak istenen seslerin artık daha gür ve özgüvenle yükseldiğini gösteriyor.

Federasyon, bu tarihi adımın umutları tazelediğini ve daha adil, onurlu bir geleceği inşa etmek için bir araya gelinmesi gerektiğini vurguluyor. Alevi toplulukları, bu yeni oluşumla birlikte, daha güçlü bir sesle kendi haklarını savunma mücadelesine devam edeceklerini ifade ediyor.

Alevilerin sesi: Orta ve Batı Suriye Siyasi Konseyi kuruldu

Şam hükümetine bağlı güçler ve Türkiye’ye bağlı paramiliter gruplar tarafından hedef alınan Alevileri temsil etmek amacıyla “Orta ve Batı Suriye Siyasi Konseyi” kuruldu. Bu yeni siyasi oluşum, federal bir yönetim sisteminin benimsenmesi gerektiğini vurguladı. Konsey, federal yapı aracılığıyla bölgesel adalet, barış ve yurttaşların kendi işlerini yönetme konusunda aktif katılımı hedefliyor.

Kuruluş, Lazkiye, Tartus, Humus ve Hama’nın bazı bölgelerini kapsayan federal bir siyasi yapı kurma çabalarının parçası olarak ortaya çıktı. Açıklamada, bu yapının uluslararası insan hakları hukuku ve ilgili sözleşmelere uygun olacağı ifade edildi. Ayrıca, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararına bağlı kalınarak 18 ay içinde geçici bir yönetim kurulunun oluşturulacağı ve yeni bir demokratik anayasa hazırlanacağı belirtildi.

Konsey, mevcut otoriteyi ‘terörist’ olarak nitelendirerek, Suriye geçiş hükümetinin liderlerinin tutuklanmasını talep etti. Geçiş adaleti çerçevesinde, insanlığa karşı suçların Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşınması ve bağımsız soruşturma mekanizmalarının oluşturulması gibi öneriler de gündeme getirildi. Ayrıca, devlet çalışanlarının haksız yere görevden alınmasının önlenmesi ve zorla göçün engellenmesi konuları da vurgulandı.

Orta ve Batı Suriye Bölgesi’nde sistematik yıkım ve acil yardıma ihtiyaç duyan bölgelerin tanınması çağrısı yapıldı. Konsey, federal yönetim sisteminin Suriye’de demokratik, sivil ve istikrarlı bir devlet inşa etmek için en uygun model olduğunu savunarak, ulusal uzlaşının bu sistemle sağlanabileceğini ifade etti.

Konseyin kurucu isimleri arasında Amjad Badran, Salah Nayouf, Issa Ibrahim ve diğerleri yer alıyor. Kuruluş, Suriye toplumunun tüm kesimlerinin haklarına saygı göstererek adalet, vatandaşlık ve insan hakları temelinde bir model oluşturmayı amaçlamaktadır.