Ana Sayfa Blog Sayfa 139

Maraş’ın Çiğli Köyü’nde depremde yaşamını yitirenler için anıt mezar yapıldı-

PİRHA- 6 Şubat depremlerinin merkezi olan Maraş’a bağlı Çiğli Köyü’nde, depremde yaşamını yitirenler anılarak, köy merkezine anıt mezar yapıldı. Her yıl bu anıt mezarın önünde bir araya gelerek kaybettikleri yakınlarını anacaklarını belirten Çiğli köyü sakinleri,  yetkililerden gereken önlemleri almalarını talep ettiler.

Maraş merkezli depremlerin birinci yıldönümünde Maraş’ın Çiğli köyünde bir araya gelen yurttaşlar yaşamını yitirenleri anarak, depremde benzer felaketlerin yaşanmaması için önlem alınması çağrısında bulundular.

Acılarının hala taze olduğunu ifade eden köylüler, “Deprem değil ihmal öldürür” sloganıyla yetkililere çağrıda bulundular. Dünya genelinde birçok yerde art arda yaşanan depremlere dikkat çeken köylüler, önlemlerin alınması gerektiğini vurguladılar.

Kaybettikleri canları anmak ve  felaketlerin bir daha yaşanmaması için önlem almak adına böyle bir anma düzenlediklerini kaydeden Çiğli halkı, ayrıca depremde yaşamını yitirenlere dair anıt mezar yaptı.

Her yıl bu anıt mezarın önünde bir araya gelerek kaybettikleri yakınlarını anacaklarını belirten Çiğli köyü sakinleri,  yetkililerden gereken önlemleri almalarını talep ettiler.

(Kaynak: Alevinet)

Fırat, Meclis’te konuştu: Hızır insanlığın adil, eşit ve özgürce yaşamasının çağrısıdır-

PİRHA – Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Meclis Genel Kurulu’nda söz alarak “Hızır insanlığın adil, eşit ve özgürce yaşamasının çağrısıdır. Hızır’a en çok ihtiyaç duydumuz zamanlardan geçiyoruz” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Alevilerin her yıl Ocak ayı sonundan başlayıp Şubat ayı sonuna kadar Hızır Orucu tuttuklarını söyleyerek “İçinde bulunduğumuz Hızır ayı vesilesiyle canlarımızın tuttukları oruçların Hakk katında kabul olmasını diliyorum” dedi.

“HIZIR’A EN ÇOK İHTİYAÇ DUYDUĞUMUZ ZAMANLARDAN GEÇİYORUZ”

Fırat, 6 Şubat depremlerinin birinci yılında depremzedelerin hala sıkıntılar yaşadıklarına da değinerek şunları kaydetti:

“Hızır insanlığın adil, eşit ve özgürce yaşamasının çağrısıdır. Hızır’a en çok ihtiyaç duydumuz zamanlardan geçiyoruz. Deprem dolayısıyla insanlarımızın yaşadıkları sıkıntılar, ülkenin içinde bulunduğu yoksulluk ve ekonomik sorunlar, iktidarın insanları ötekileştiren söylemleri bunların başında geliyor. Bütün bunların son bulması umuduyla Hızır darda ve zorda olan canlarımızın yardımcısı olsun.”

PİRHA/ANKARA

6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin üzerinden 1 yıl geçti

Türkiye, geçen yıl şubat ayında Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin acısıyla sarsıldı. 14 milyon vatandaş doğrudan etkilenirken 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti. Deprem nedeniyle Türkiye, uluslararası yardımı da içeren 4. seviye alarm verdi ve ülke genelinde 7 gün süreyle milli yas ilan edildi.

Türkiye’de, 6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde saat 04.17’de 7,7 büyüklüğünde, Elbistan ilçesinde saat 13.24’te 7,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Büyük depremden 1 sene sonra Hatay: Acılar halen taze 

 

Mehmet Kocamer / Pazarcık

 

Elbistan Cem Evinde 6 Şubat Anma etkinliği

Hacı Bektaş Veli Anadolu kültür Vakfı Elbistan Şubesince 6 Şubat’taki depremde hayatını kaybedenler için anma Programi Düzenledi Hacı Bektaş Veli Anadolu Vakfı program Düzenledi Vakıf Baskani Ali rıza çimikoglu’nun konuşması ile Basladi Çimikoglu konuşmasında Şu ifadeleri Kullandi 5 Şubat günü akşamdan Elbistan da kar yağıyordu her kez Sicak evlerinde uyuyordu Takvim 6 şubatı Gösterdiğinde ise kıyamet kopmustur evler yıkılmış aileler kaybolmus insanlar cıplak ve aç kalmışlar ….

Dersim’de anma: Deprem sonrası milyonlarca insan kaderine terk edildi –

PİRHA- Dersim’de 6 Şubat depremlerinin birinci yıl dönümünde Dersim Kent Koruma Kurulu, İnsan Hakları Anıtı önünde depremde yaşamını yitirenleri andı. Kurul adına konuşan Uğur Beycan, “Aradan geçen bir yıla rağmen deprem bölgesinde hala tek bir çivinin çakılmadığı, molozların dahi kaldırılmadığı yerler var. Milyonlarca insan çadır kente dönüşmüş şehirlerde kaderine terk edilmiş durumda” dedi.

6 Şubat’ta Maraş’ın Pazarcık ilçesinde saat 04.17’de 7,7 büyüklüğünde, Elbistan ilçesinde ise saat 13.24’te 7,6 büyüklüğünde meydana gelen ve büyük yıkıma neden olan depremin birinci yılı. Resmi açıklamalara göre iki büyük depremde 53 binden fazla can kaybı yaşandı.

Dersim Kent Koruma Kurulu’nun çağrısıyla anma düzenlendi. Kent merkezindeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya gelen sivil toplum örgütü ve siyasi parti üyeleri depremlerde hayatını kaybedenler için mum yaktı ve anıta karanfil bıraktı.

Dersim Kent Koruma Kurulu adına basın açıklamasını Uğur Beycan okudu.

“ÖNLENEBİLİR ÖLÜM VE YARALANMALARIN ÖNÜNE GEÇİLEMEMİŞTİR”

11 ili doğrudan etkileyen, milyonlarca insanın yerinden olmasına neden olan depremde asrın ihmalinin sorumlularını bildiklerini vurgulayan Beycan, “Merkezi iktidarın rantçı şehirleşme anlayışı, imara açılmaması gereken alanların seçim yatırımı adına imara açılması, hiçbir mühendislik hizmeti almamış milyonlarca yapıyı imar barışıyla kamunun hizmetine sunması, depremin ilk anından itibaren büyük dayanışmanın sahibi olan Türkiye halklarının dayanışma pratiğinin engellenmesi gibi nedenler zaten çok şiddetli olan depremin yıkım gücünü daha da arttırmış ve neticesinde birçok önlenebilir ölüm ve yaralanmaların önüne geçilememiştir” dedi.

6 Şubat Depreminin 1. Yılında Kayıplar Anıldı: “Deprem Değil İhmal Öldürür”

Maraş’ın Çiğli köyünde, 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, kayıplar hala yürekleri dağlamaya devam ediyor. Bugün, depremde kaybedilen canları anmak ve ihmalin yol açtığı felaketlere dikkat çekmek amacıyla, köylüler bir araya geldi.

Acılarının hala taze olduğunu ifade eden köylüler, “Deprem değil ihmal öldürür” sloganıyla yetkililere çağrıda bulundular. Dünya genelinde birçok yerde art arda yaşanan depremlere dikkat çeken köylüler, önlemlerin alınması gerektiğini vurguladılar.

Çiğli köyü gençleri ve sakinleri, kaybettikleri canları anmak ve bir daha yaşanmaması için önlem almak adına anlamlı bir adım attılar. Köyde, depremde hayatını kaybedenlerin anısına bir anıt mezar yapıldı. Her yıl bu mezarın önünde bir araya gelerek kaybettikleri sevdiklerini anacaklarını belirttiler.

Köylüler, “Bu felaketi ve kaybettiğimiz canları asla unutmayacağız. Her yıl burada bir araya gelerek, onların yüreğimizdeki yerini yaşatacağız” dediler.

Bugün, acıları hala taze olan köylüler, yetkililerden daha dikkatli olmalarını ve benzer felaketlerin bir daha yaşanmaması için gereken önlemleri almalarını istediler.

 

Mehmet Kocamer / Pazarcık

 

Pervane Recep Sultan

Biliyoruz ki, Erdoğan ve ekibi sürekli olarak Osmanlı’ya vurgu yapıyor. Oradan beslendiğini iddia ediyor. Osmanlı döneminde her sultanın bir takma adı vardı ve bu adın bir anlamı vardı. Örneğin, Fatih Sultan Mehmet ismi İstanbul’un fethine atıfta bulunuyor. I. Süleyman’a “Kanuni Sultan Süleyman” unvanı, onun döneminde gerçekleştirdiği hukuki ve yasal reformlardan dolayı veriliyor. Deli İbrahim ismi ise onun delilik durumuna gönderme yapıyor. Bazı paşalar kendi memleketlerine işaret eden isimler alırdı, örneğin, Sokulu Mehmet Paşa gibi. Kimisi de mesleğine atıf yapılarak anılıyor, Mimar Sinan gibi.

Eskiden küçük bir Yalçın vardı. İsimlerden mana çıkarır, soy sop, gelecek için kehanette bulunurdu. Onun için ondan öğrendiğimiz gibi kendisine Küçük Yalçın diyebiliriz. Günlük falımı okur gibi okurdum. Aklıma düştü. Kemik toplama işine girmeseydi acaba ne derdi!

Herhalde sözlüklerin söylediği gibi; “doğmuş olan erkek” veya “erkek çocuk” diye başlardı.

Erdoğan, 2016’da Diyanetin düzenlediği bir organizasyonda söylemişti: “Bir gün babama sordum; ‘Biz Laz mıyız, Türk müyüz?’ dedim. Babam dedi ki ‘Oğlum büyük dedem Mollaymış, ona sordum ‘Dede biz Laz mıyız, Türk müyüz?’ Büyük dedem de babama şu cevabı vermiş; …. Sana sordukları zaman Elhamdülillah Müslümanım de geç’ demiş.”

Erdoğan dedi, ama geçemedi. 2019’da kökenini Orta Asya’ya taşıdı. Gazeteleri manşet attılar “Erdoğan’ın ailesinin kökeni, Orta Asya’ya uzanıyor” diye. Anlaşılan ihtiyaç duyduğu her yere uzayacak… Sonuçta ne olursa olsun, “O da insan.”

Mesela ilk Deniz Feneri gibi denizde rehber oldu, rehberliğinin karşılığı Almanya’dan, gemicikler olarak döndü. Almanya davasında Deniz Feneri yöneticileri itirafçı oldu. Kaçanlar Erdoğan’ın kanatları altında korumaya alındı. Onlar da memleket sevdası ile yerli ve milli işlere imza attılar. Helalinden Erdoğan ailesinin gemiciklerine gemicikler kattılar. O gemicikler, yerli ve milli bir aşkla İsrail’e lojistik taşırken, Filistin davasına “zarar vermeden” köklü çözüme odaklandılar. Büyük oyna gelmediler, Bilal oğlanın çağrısı ile sokakları bile doldurdular. Utanmadılar…

Utanmazlıktan konumuza dönelim; tarih nasıl not düşecek dersiniz? “Başkan Erdoğan”, “Reis Erdoğan”, bazıları için ise “Halife Erdoğan” terimlerini kullanmak içinden geçiyordur. Öyle de istiyor olabilirler. Çevresinde toplanmış ve kemik toplamak ile geçinenler için Başkan denilerek pohpohlanması, onun da kendisini öyle sanması paranoid bir vakadan öteye gitmez.

Her ne kadar tüm mafya elemanlarını ülkeye toplamış; kara para, insan ticareti, uyuşturucu, silah kaçakçılığı, rüşvet, dolandırıcılığın örgütlenmesinde yer almışsa da reislik çoktan kendisinden önce var olan mafya elemanlarına kaptırılmış. Ayrıca katillerin koruyucusu Devlet Bahçeli bir adım önünde dururken kendisine oturmuyor.

Bu kadar yalanın, hak ve hukukun çiğnendiği, adaletsizliğin adalet haline getirildiği dolandırıcılık ve rüşvet çarkına bulaşmış, dünya malına tapanlardan halife olarak anılması İslam’a yapılacak en büyük haksızlık olur. Bu zihniyetten ancak Muaviye, Yezit olur…

Deniz Feneri davası ile başlayan Erdoğan’a yönelik hırsızlık, yolsuzluk iddiaları artık sıradan milyar dolarlar ile yan yana almış başını gidiyorken, er gibi doğan çocuk dünyaya, adına yakışır gibi “posta koymaya” devam ediyor.

“Bu fakir burada olduğu müddetçe….”

✓ “Bu can bu bedende, bu fakir bu görevde olduğu sürece o teröristi (Rahip Brunson) alamazsınız.”

✓ Ben uluslararası platformlarda şu anda darbeci Sisi’yi Cumhurbaşkanı olarak kabul etmediğimi söyledim. Yine söylüyorum. Benim için Mısır’ın Cumhurbaşkanı Mursi’dir. BM’de aynı masaya onunla oturmadım. Oturursam, kendimi inkâr ederim.

✓ ‘BAE ile ilişkileri keseceğiz’

✓ Kaşıkçı açıklaması: “Böyle bir şey olabilir mi? Kime ne anlatıyorsunuz? İnsanları enayi, ahmak zannediyorlar. Kamuoyunu kandıracaklarını zannettiler.”

✓ “Stockholm Caddesi’nde sürekli olarak Türkiye’deki PKK-YPG uzantılarının gösterileri oluyor… 120 civarında teröristin listesini verdik, ‘Bize verin’ dedik. Teröristleri bize vermeyince, bizim de İsveç’e olumlu yaklaşmamız mümkün değil.” … diyor demesine, sonra tükürdüğünü tüm Türkiye’ye yalatıyor.

Osmanlı tarihçileri icraatına bakarak şu notu düşebilirlerdi: “Pervane Recep Sultan.”

Hakikat Geleneğini Erenlerinden Tacım Baba, Hakk’a yürüdü!

Hakikatçi geleneğin temsilcilerinden Tacım Baba (Tacım Yıldız) 78 yaşında hayata veda etti.

Elbistan Alxas aşiretine mensup Tacım Baba Maraş’ın Elbistan ilçesinde yaşıyordu. 6 Şubat depreminin ardından Ankara’ya taşınmak zorunda kalan Tacım Baba Eylül 2022’den bu yana akciğer kanseri tedavisi görüyordu. Son 40 gündür yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi veren Tacım Baba, sabah saatlerinde tedavi gördüğü Bilkent Şehir Hastanesi’nde aramızdan ayrıldı.

Tacım Yıldız, sözlü geleneğin önemli isimlerinden biriydi ve 800’e yakın eser bıraktı. Besteleri birçok sanatçı tarafından seslendirildi. Tacım Baba, en son oğlu Ali Yıldız ile birlikte “Çekemiyom” adlı eseriyle dinleyicilerle buluşmuştu.

Alevi camiası başta olmak üzere dostları sevenleri başsağlığı mesajları yayınladı. Gazeteci Şükrü Yıldız’da yapmış olduğu açıklamada Tacım Baba için; “Dil vardır nasip alır, nasip dağıtır; insan vardır itikatını nesilden nesile taşır. Tacım Baba’nın deyişleri, bir dilin sadece kelimelerle değil, aynı zamanda derin anlamlarla kendi doğallığı içinde nasip alıp dağıtılabileceğini simgeliyordu. Elbistan’dı, Nurhaktı. Haktı, hakkikatimizdi… Mekanın nur, menzilin pak olsun. Uğurlar olsun kako…” dedi.

DEM-DER 2 DAYANIŞMA GECESİ Etkinliği Düzenliyor

Demircilik Kültür ve Dayanışma Derneği’nin düzenleyeceği  2Halay  Gecesinde  , Londra’daki hemşerilere  ile Bulusuyor..

Türk Halk müziğinin  Sevilen Sanatcisi Kara Hasan;  sahne alacağı Gecede  Tüm Türkü Doslarimizi Bekliyoruz..

Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Demircilik Köyü’nden gelip Londra’ya yerleşen hemşeriler, DEMDER’in 1. Dayanışma Gecesi’ne büyük bir katılım sağladılar.

Halk müziğinin önemli temsilcilerinden Kara Hasan türkülerini bu kez Demircilikliler için söylüyor

ALEViNET ERDEM TAŞ 10.01.2024

Britanya Alevi Federasyonu, 10. kuruluş yılını 13-14 Ocak’ta kutlayacak-

PİRHA- Britanya Alevi Federasyonu (BAF) 10. kuruluş yıldönümünü 13-14 Ocak’ta kutlayacak. BAF’ın Eşit Başkanı Dilek İncedal ve BAF Kurucu Başkanı İsrafil Erbil, etkinliklere katılım çağrısında bulundu.

Britanya Alevi Federasyonu (BAF), 10. yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde bir dizi etkinlik yapacak. “Aleviler Vardır, Alevilik Haktır!” sloganıyla gerçekleşecek kutlama kapsamında, 13 Ocak 2024 Cumartesi günü saat 18:00’de Churchfield Recreation Grounds’ta bir panel düzenlenecek.

“Örgütlü Alevilerin Kazanımları ve Hedefleri” başlığı altında gerçekleşecek panelde, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Kurucu Başkanı İsrafil Erbil, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, AABK İletişim ve Medya Sorumlusu Özkan Lafatan ve Alevilerin Sesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya yer alacak. Alevi toplumunun örgütlenme deneyimlerinin ve gelecek hedeflerinin konuşulacağı panelde moderatörlüğü Dilek İncedal yürütecek.

14 Ocak 2024 Pazar günü saat 18:00’de de aynı yerde Sasa, Suna Alan, Mustafa Kılıç ve Enfield AKM Kadın Korosu’nun sahneye çıkacağı bir müzik dinletisi sunulacak.

BAF Eşit Başkanı Dilek İncedal, etkinliklere katılım çağrısında bulunurken, BAF Kurucu Başkanı İsrafil Erbil, 10 yıl önceki heyecanı taşıdıklarını belirterek, “Bu ülkenin okullarında Alevilik derslerinin veriliyor olması, parlamentoda sekreteryamızın olması, Hakk’a yürüyen canlar için Alevi Mezarlığı’nın olması gibi başlıca sayacağımız kazanımlarımız oldu. Bu adımlarla gelecek nesillere bir temel atıldı. Yapılacak daha çok işimiz var” dedi.

Elif TABAK-Diren KESER/BRİTANYA