Ana Sayfa Blog Sayfa 148

Ovacıklılar, yazın ardından uzun kış günlerinin sessizliğine hazırlanıyor-VİDEO

PİRHA-Ovacık’ta sonbahar, doğa için rengahenk bir şölene dönüşürken insanlar ve sokaklar için tenhalık ve yalnızlaşma anlamına geliyor. Yaz aylarında binlerce insanı ağırlayan Ovacık, turistler ve yazlıkçılar çekilince, ilçede kalan çoğu yaşlı nüfusuyla birlikte uzun kış günlerinin sessizliğine bürünüyor.

Nüfusu resmi verilerle ilçe ve köylerle birlikte 6-7 bin olarak görünen Dersim’in Ovacık ilçesinde, bu nüfus yaz aylarında en az 10 katına çıkıyor. Sonbahara gelindiğinde ise havaların da soğumasıyla sokaklar hızlıca tenhalaşıyor. Yazın kalabalığından sıkılanlar için bu tenhalık ilk başta iyi gelirken, bir süre sonra günlerin de iyice kısalmasıyla yalnızlığa ve uzun kış boyu sürecek bir can sıkıntısına dönüşüyor.

YAZIN ARTAN NÜFUS SONBAHARDA ANİDEN AZALIYOR

1993-94’teki hükümetin köy boşaltmalarından sonra köylerin çoğu boşalırken, kalan köylerin önemli bir kısmında da sadece birkaç ev kalmıştı. Son yıllardaki yoğun köye  dönüşlerle, yerleşime izin verilen köylerde ve ilçe merkezinde ev sayıları arttı. Birkaç haneli köyler yıllar içinde tekrar 20-30 haneli köylere çıktı ancak bu dönüşlerle köyüne tekrar ev yapanların çoğu sadece sezonluk olarak yerleşiyorlar ve kış başlamadan geldikleri yerlere geri dönüyorlar. Sonbaharda nüfusun aniden azalmasının birinci sebebi bu durum.

İkinci olarak yine son yıllarda giderek artan turizm ilgisi, yaz aylarında ilçenin günlük kalabalığını önemli sayıda arttırıyor. Kendi yerleşik nüfusuna bile yeterince hizmet edemeyen yetersiz altyapısına rağmen bölgenin önemli bir cazibe merkezi haline gelen Ovacık, yaz sezonunda binlerce turist ağırlıyor.

TV10’nu izledi hayatı değişti: TV10 Alevilerin sesiydi, yaşamımızı değiştirdi-VİDEO

PİRHA-AKP tarafından KHK ile 28 Eylül 2016’da kapatılan TV10’un Alevi toplumu üzerindeki etkisine dair onlarca örnekten bir tanesi Çamalan’da yaşandı. Adıyamanlı Abuzer Kaplan, TV10’da izlediği program sonrası Tahtacı Alevi köyü olan Çamalan’a yerleşti. “TV10 Alevilerin sesiydi, bir programı hayatımızı değiştirdi” diyen Kaplan, TV10’un önemine dikkat çekti.

Alevilerin sesi TV10, Kanun Hükmünde Kararname’yle (KHK) 28 Eylül 2016’da kapatılırken, yayın hayatı boyunca bir çok ilk gerçekleştirdi. Alevilerin hak mücadelesini yansıtan TV10 aynı zamanda Alevilerin yaşamına da önemli etkilerde bulundu. TV1o’da izlediği bir programdan etkilenip Çamalan’a yerleşen Abuzer Kaplan, TV10’nun yaşamlarındaki yerini anlattı.

TV10’U İZLEDİ, ÇAMALANA YERLEŞTİ!

Adıyamanlı Abuzer Kaplan, TV10’da izlediği program sonrası Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Tahtacı Alevi köyü olan Çamalan’a yerleşti. Verdiği karardan mutlu olduğunu anlatan Kaplan, “TV10’u seyrediyordum. Programda Çamalan köyü anlatılıyordu. Bende yerleşebilirim dedim ve bir kaç yıl sonra yerleştim” dedi.

“TV10 ALEVİLERİN SESİYDİ”

TV10’nun Alevi köylerini tek tek gezmesinin Alevi toplumu açısından önemli olduğunu aktaran Kaplan, “TV10 Alevilerin sesiydi, bir programı hayatımızı değiştirdi. Alevilerin nerelerde yaşadıklarını, kültürlerini, geleneklerini bu programlar sayesinde öğrendik. Bu da bizi toplum olarak güçlü kılıyor” diye ifade etti.

Çamalan Cemevi’nin her zaman açık olduğunu da belirten Kaplan, “Perşembe akşamları bir araya geliyoruz. Cemimizi yapıyoruz, lokmalarımızı paylaşıyoruz. İnancımızı yaşıyoruz. Bu da bizi mutlu ediyor” ifadelerine yer verdi.

Diren KESER/MERSİN

ELBiSTAN Cemevi’nden İsrail’in saldırılarına kınama

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Elbistan Şubesi’nce, İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği hastane saldırısına ilişkin bir açıklama yapıldı.

Yönetim kurulu adına açıklama yapan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Elbistan Şube Başkanı Ali Rıza Cimikoğlu, Filistin’de insanlık suçu işlendiğine dikkat çekti.

Saldırıyı kabul etmediklerini vurgulayan Cimikoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“İsrail’in yıllardır devam eden, Filistin halkını yurtlarından ederek, topraklarına el koyma çabası 7 Ekim’den bugüne planlı bir şekilde sürmekte ve şiddetini gittikçe artırmaktadır. Bu saldırılarda yüzlerce sivil insan katledilmiş ve yurtlarından ayrılmaya zorlanmıştır. Son olarak İsrail’in bir hastaneye yapmış olduğu ve 500’den fazla sivilin ölümüne yol açan saldırı kabul edilemez. Hiçbir dünya ülkesi Filistin’de yaşanan insanlık suçuna sessiz kalmamalıdır. Filistin halkına yaşatılan ablukanın acilen kaldırılması ve acil ihtiyaçlarının ivedi bir şekilde insanlara ulaştırılması konusunda adım atılması elzemdir.

İnsanların katledilmesinde, bölgeyi açık bir cezaevi haline getirerek insanların aç ve susuz kalmasında payı olan herkes, uluslararası hukuk normları çerçevesinde yargılanmalı ve gereken cezaları alması sağlanmalıdır.

Bütün öğretisi ‘barış’ olan biz Aleviler, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin dediği gibi, ‘Düşmanınız dahi olsa, insan olduğunu unutmayınız’ sözünü tüm insanlığa hatırlatır, bütün savaşların insanlığa karşı bir suç olduğunu belirtir ve tüm dünya barışı için mücadele edeceğimizin bilinmesini isteriz.”
ERDEM TAŞ 23.10.2023

FEDA ara dönem konferansı devam ediyor

Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ara dönem konferansı Almanya’nın Dortmund şehrinde devam etti. Avrupa’nın değişik kentlerinden delegelerin ve dergah temsilcilerinin katıldığı konferansta FEDA örgütlenme sorunları ve dönemsel Alevi sorunu değerlendirildi.

İlk gün federasyonun çalışmalarının ele alındığı toplantının ikinci gününde, sorunların çözümleri üzerine tartışmalar yürütüldü. Özellikle federasyonun sorunlara çözüm gücü olup olmadığı başlığı tartışmanın ana konusunu oluşturdu.

“ALEVİLERİN SORUNLARINI ÇÖZECEK TEK KURUM FEDA”

FEDA Yönetim Kurulu Üyesi ve Medya Sorumlusu Aziz Tunç, örgütsel sorunları ele alırken çözüm konusunda inançsızlığın etkili olduğunu söyledi. “İnanmadığımız bir sorunu çözmemiz mümkün değildir” diyen Tunç, bölgedeki savaşa da dikkat çekti. Tunç, “Alevi kurumlarımızın ortak imza ile yaptıkları açıklamada bir tek ‘Kürt’ kelimesi geçmedi” dedi. Bu konudaki tutumu eleştiren Tunç, Alevilerin sorunlarını çözecek tek kurumun FEDA olduğunu söyledi.

“SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ KONUSUNDA ALEVİLERİN YOĞUNLAŞMASI GEREKİYOR”

Sanatçı Zeynep Enhas, dil konusuna dikkat çekti. “Varlığın temel unsurlarından biri dilimizdir” diyen Enhas, bu konuda gerekli duyarlılığın olmadığını dile getirdi. Enhas, Aleviliğin derin, köklü bir geçmiş mirası olduğunu, bunu temsil edecek kadroların oluşması gerektiğini belirtti.

Songül Çelik de, FEDA’nın kendi inancı, perspektifi ile sorunlara doğru yaklaştığını söyledi. Çelik, ana diline, toprağa ve inanca sahip çıkmanın önemine dikkat çekerek, bu konudaki sorunlara cevap olacak çalışmalara öncelik verilmesini istedi.

HDP 26. Dönem Milletvekili Besime Konca ise, sorunların çözümü konusunda Alevilerin yoğunlaşması gerektiğini söyleyerek “Bir çok şeyi görmezden gelip, erteledik. Tarihi bir süreçten geçiyoruz. Toplumsal önderliklerin desteklenerek, sorunların çözümünü doğru tespit ederek, kendi gücümüze göre organize etmeliyiz. dedi.

“ALEVİ KURUMLARI ERKANNAME YAZMAKTAN VAZGEÇMELİ”

Freiburg Alevi Dergahı Eşbaşkanı Fatoş Göksungur ise yaptığı değerlendirmede “Dergahlardaki en büyük eksiklik, geçmiş çalışmaların geleceğe aktarılmaması” diye belirtti. Göksungur, mevcut yönetimlerin, yeteri desteği göremediğini de belirtti.

Araştırmacı İmam Canpolat da yaptığı konuşmada sorunların iki kaynağı olduğunu söyleyerek, ilkinin “örgütsel eksiklik” diğerinin ise “devletin asimilasyon ve Alevileri yok etme siyaseti” olduğunu belirterek “Kürt Özgürlük Mücadelesi devletin Rey Haq inancını yok etme siyasetine karşı durdu.” dedi. Canpolat “Bugün her alanda temsilcilerimiz var. Televizyonlarımız, siyasette, mecliste temsilcilerimiz var. Bunlar doğru değerlendirilmeli. Ayrıca Alevi kurumları erkanname yazmaktan vazgeçmeli. Bu tarz iyi niyetli çalışmalar asimilasyona hizmet etmekte” eleştirisini yaptı.

“REY HAQ ARAŞTIRMALARI DESTEKLENMELİ”

Araştırmacı Erdoğan Yalgın, Rey Haq araştırmalarının desteklenmesinin acil bir sorun olduğuna dikkat çekti. Her alanda dayatılan asimilasyonun bu alanda zirve yaptığını söyleyerek, eğitim çalışmalarında üstüne düşen sorumluluğu almaya hazır olduğunu söyledi.

Yazar Ali Köylüce de, “FEDA, bu süreçte devletin el attığı cemevlerini camileştirme projesine karşı Alevi hakikatini ve değerlerini sahiplenmeli ve yaşatacak bir kurumlaşmayı dayatmalıdır” dedi.

Gazeteci Şükrü Yıldız ise, Alevi örgütlenme tarihinin doğru analiz edilerek, kayıt altına alınarak, özellikle KAB ve Zülfikar Dergisi ile başlayan, FEK, FEDA ve Semah Dergisi’nin mücadelesinin gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini söyledi.

PİRHA/ALMANYA

AABK: Acıları hafifletmeye devam edeceğiz

AABK 6 Şubat depremlerinin ardından yapılan yardımlar adına Alevi halkına teşekkürlerini sunarak, desteğin devam edeceğini duyurdu.

Avrupa Alevi Bektaşi Konfederasyonu (AABK) 6 Şubat 2023’te gerçekleşen Maraş merkezli depremlerin ardından çok sayıda yardım organize etti. Bu yardımları Alevi halkının da desteğiyle gerçekleştirdiklerini ifade ederek, teşekkür mesajı yayınlayan AABK, şu ifadelere yer verdi:

“Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu olarak, 6 Şubat 2023 depremi sonrasında Türkiye’ye yardım amacıyla düzenlediğimiz deprem çağrısına destek veren herkese yürekten teşekkürlerimizi sunarız. O günden bu yana öğrencilerin eğitimlerine devam etmelerine öncelik vererek barınma konusunda çok önemli yardımlarda bulunduk. Avustralya’dan gelenler de dahil olmak üzere katkılardan yararlanan öğrenci sayısına ilişkin ayrıntılar için lütfen Hacı Bektaş Veli Vakfı’nın ekteki açıklamasına bakınız. Federasyon olarak acıları hafifletmeye devam edeceğiz. Cömert desteğiniz için bir kez daha teşekkür ederiz.”

PİRHA/İSTANBUL 

Polisten ebeveynlere; çocukların günlük alışkanlıklarını gözlemleyin

Metropolitan Polis Teşkilatı, Enfield Alevi Kültür Merkezi ve Göksunlular Dayanışma ve Kültür Derneği’nin ortak organizasyonu ile Edmonton’daki Britanya Alevi Federasyonu (BAF) yerleşkesinde madde bağımlılığı ve kesici aletlerle işlenen suçlara karşı toplantı düzenlendi.

Londra’da Metropolitan Polis Teşkilatı, Enfield Alevi Kültür Merkezi ve Göksunlular Dayanışma ve Kültür Derneği’nin ortak organizasyonu ile Edmonton’daki Britanya Alevi Federasyonu (BAF) yerleşkesinde madde bağımlılığı ve kesici aletlerle işlenen suçlara karşı toplantı düzenledi.

TOPLANTIYA, polis teşkilatı adına komiser Mehmet Ganidağlı, polis memurları Yiğit Akdağ, Fikret Molla ve Andy Palmer ve Türkiye kökenli nüfusun yoğun olduğu Enfield ilçesinden Belediye Meclisi Üyesi Mustafa Çetinkaya katıldı. Komiser Ganidağlı, toplantıda gençler arasında uyuşturucu kullanımı sorununa değindi ve anne-babaların dikkatli olmaları gerektiğini vurguladı.

Ganidağlı, anne ve babaların bir aile üyesi ya da çocuklarının uyuşturucu kullandığından şüphelendiklerinde nasıl destek alabileceklerini ve harekete geçebileceklerini anlattı.

ÖLÜME BİLE YOL AÇIYOR

Toplantıda özellikle, ‘kahkaha gazı’ diye bilinen azot oksit kullanımı konusuna odaklanıldı. Ganidağlı, gençlerde bu gazın kullanımı sonucu görülen kısa ve uzun vadeli etkilerden bahsetti.

Azot oksit kullanımında yanıklar, baş dönmesi, kalp krizi, sinir kaybı, kontrol kaybı, baş ağrısı, boğulma hissi, paranoya ve en nihayetinde ölüm gibi sonuçlar yaşanabileceğini vurgulayan Ganidağlı, ebeveynlerin çocuklarını düzenli olarak kontrol etmeleri, ihtiyaçlarını dikkatle izlemeleri, gerekirse eşyalarını aramaları, para harcama alışkanlıklarını gözlemlemeleri çağrısı yaptı.

5 DAKİKA İÇİNDE ÖLÜME YOL AÇIYOR

Polis memuru Yiğit Akdağ da kesici aletlerle işlenen suçların tehlikelerinden ve kesici alet taşıma konusunda son dönemde yapılan yasal değişikliklerden bahsetti.

Akdağ, bıçakla yaralanma durumunda, normalde 6 litre kan bulunan insan vücudundan 1.5 litre kan kaybının beş dakika içinde ölüme yol açabileceğini vurguladı. Akdağ ayrıca, kalbe alınabilecek bir bıçak darbesinin bir dakika içinde karşı tarafı öldürebileceğini, kola ve bacağa alınabilecek bir darbenin bile ölümcül olabileceğini söyledi.

Seminere katılan 160 kişiye verilen bir diğer önemli mesaj da polisten yardım isteyebilecekleri ve isimsiz ihbarda bulunabilecekleri yönündeydi. Belediye Meclisi Üyesi Mustafa Çetinkaya da belediyenin Enfield’ı daha güvenli bir yer haline getirmek için çalıştığını vurguladı.

 ALEViNET LONDRA 19 Ekim 2023

ABD’de yaşayan Dersimli Işık Berfin, Kırmancki ve Kurmanci kılamlar seslendiriyor

PİRHA- Amerika’da yaşayan ve kılamlarını Kırmancki (Zazaca) ve Kurmanci (Kürtçe) seslendiren 25 yaşındaki Dersimli müzisyen Işık Berfin, “Geçmişimizi ve geleceğimizi yönlendirmek için hepimizin gerçekten dilimizden başlamamız gerektiğini düşünüyorum” dedi. Berfin, Ovacık’tan ilham aldığını da vurguladı.

Son yıllarda Dersim’de yıldızı parlayan çok genç müzisyenlerden biri Işık Berfin. 5 yaşından beri San Francisco’da yaşıyor. Orada büyümüş, okumuş, müziğe gönül vermiş.

Özellikle Kırmancki (Zazaca) ve Kurmanci (Kürtçe) seslendirdiği kılamlara kattığı yorum, duygu ve sıcaklık kendisini dinleyenleri mest ediyor. Henüz 25 yaşında. Babası Karslı bir Terekeme. Annesi Ovacıklı ama o kendisine ‘Dersimliyim’ diyor.

PİRHA olarak Ovacık’ta, Munzur suyunun kenarında müzisyen Işık Berfin ile hem söyleştik hem de kılamlarından örnekler dinledik.

“GEÇMİŞİMİZİ UNUTURSAK ÖNÜMÜZÜ GÖREMEYİZ”

Genellikle her yaz Ovacık’a geldiğini, dedesinden, büyük dedesinden en küçüğüne kadar sürekli saz çalınan bir evde büyüdüklerini belirten Berfin, “Bu nedenle benim de müziğe olan aşinalığım buradan geliyor. Annem İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuarı’ndan mezun. Üç yaşından beri hep onun yanındaydım. Konser vesaire onunla birlikte gidiyordum. Müzik, kulağımda daha çok küçükken gelişmeye başladı” dedi.

Müziğe tamamen piyasa yönüyle bakmadığını, sanatın içinde daha çok kendini ve kendi yerini bulmaya çalıştığını vurgulayan Berfin, “Çünkü anlattığım kılamlar boş değil, hepsi bir hikaye anlatıyor, hepsinin bir geçmişi var. Şu anki hedefim de hem asimilasyona hem de sistematik baskılara karşı o geçmişi devam ettirmek. Geçmişimizi unutursak önümüzdeki yolu göremeyiz çünkü. Düşüncem bu yönde” ifadelerini kullandı.

“ZAZACA (KIRMANCKİ) ÖĞRENMELİYİZ ÇÜNKÜ KAYBOLMAYA YÜZ TUTUYOR”

Amerika’da siyaset bölümünü okuduğunu, oraya döndüğünde ya siyaset bölümüne devam edeceğini ya da hukuk fakültesine başlayacağını söyleyen Berfin, “Siyasetin müziğimi körelteceğini bazen düşündüğüm oluyor ama bunun için de Ovacık’a gelmeye devam edeceğim, çünkü Ovacık’tayken ruhum daha çok açılıyor, müziğe olan bağlılığım artıyor. Dedelerimizin, nenelerimizin yanına gittiğimizde onların hikayeleri de ilham veriyor bu müziği yapabilmemiz için. Dilerim benim yaşımdaki herkes veya yeni gelen nesil de bu kadar kenetlenebilir, kültürüne, diline. Ki Zazaca (Kırmancki) zaten kaybolmaya yüz tutan bir dil ve bu nedenle ona ağırlık veriyorum” dedi.

Zazaca’yı yeterince konuştuğunu düşünmediğini, Amerika’da dili geliştirme imkanlarının kısıtlı olduğunu ifade eden Berfin, “Ama bu bir bahane bence. Geçmişimizi ve geleceğimizi yönlendirmek için hepimizin gerçekten dilimizden başlamamız gerektiğini düşünüyorum. Araştıralım, öğrenelim, okuyalım ve birbirimize aktaralım nesilden nesile” dedi.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Gazze’de hastanenin vurulmasını yaptığını açıklama ile kınayarak, katliam ve ablukada payı olanların yargılanması çağrısında bulundu.

PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Gazze’de hastanenin vurulmasını yaptığını açıklama ile kınayarak, katliam ve ablukada payı olanların yargılanması çağrısında bulundu.

İsrail’in Gazze’de bulunan El-Ehli Baptist Hastanesi’ne yönelik bombardımanında, en az 500 kişi yaşamını yitirdi. İsrail’in gerçekleştirdiği katliama, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) başta olmak üzere dünyadan tepki yağdı.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, saldırıya ilişkin açıklama yaptı.

“İNSANLIK SUÇUNA SESSİZ KALINMAMALI”

Kalkın katledilmesinin kabul edilemeyeceği belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“İsrail’in yıllardır devam eden, Filistin halkını yurtlarından ederek, topraklarına el koyma çabası 7 Ekimden bugüne planlı bir şekilde devam etmekte ve şiddetini gittikçe artırmaktadır. Bu saldırılarda yüzlerce sivil insan katledilmiş ve yurtlarından ayrılmaya zorlanmıştır. Son olarak İsrail’in bir hastaneye yapmış olduğu ve 500 den fazla sivilin ölümüne yol açan saldırı kabul edilemez. Hiç bir dünya ülkesi Filistin’de yaşanan insanlık suçuna sessiz kalmamalıdır. Filistin halkına yaşatılan ablukanın acilen kaldırılması ve acil ihtiyaçların ivedi bir şekilde insanlara ulaştırılması konusunda adım atılması elzemdir. İnsanların katledilmesinde, bölgeyi açık bir cezaevi haline getirerek insanların aç ve susuz kalmasında payı olan herkes uluslararası hukuk normları çerçevesinde yargılanmalı ve gereken cezaları alması sağlanmalıdır.
Bütün öğretisi barış olan biz Aleviler, “Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin dediği gibi ‘düşmanınız dahi olsa, insan olduğunu unutmayınız’ sözünü tüm insanlığa hatırlatır, bütün savaşların insanlığa karşı bir suç olduğunu belirtir, tüm dünya barışı için mücadele edeceğimizi kamuoyuna bildiririz.”

PİRHA/İSTANBUL

Celal Fırat: TV10’un yayın lisansı, el konulan tüm varlıkları iade edilmelidir-VİDEO

PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, KHK ile kapatılan TV10’un tüm yasal haklarının geri iade edilmesi gerektiğini söyledi. Konuyu Meclis’te gündeme getiren Fırat, yaptığı konuşmada “Eğer Türkiye bir hukuk devleti ise iktidar yasal dayanağı olmayan keyfi uygulamalarla kapattığı televizyonların yasal haklarını vermek zorundadır” dedi.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü halin getirdiği yetkilere dayanılarak kapatılan televizyon kuruluşları arasında TV10 da yer alıyordu.

HEDEP İstanbul Milletvekili Celal Fırat, hiçbir gerekçe sunulmadan kapatılan Alevi basın kuruluşu TV10 hakkında Meclis’te söz aldı. El konulan TV10’un geri iade edilmesi gerektiğini belirten Fırat, şunları söyledi:

“2016 yılında 668 numaralı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek maddesine dayanarak birçok yayın kuruluşu kapatıldı. TURKSAT üzerinde yayın yapan TV10 da tüm varlıklarına el konulan televizyonlar arasındaydı. Alevilerin kendi alın teri

Yeter Gültekin, Madımak Katliamı hükümlüsününün affedilmesini yargıya taşıdı

PİRHA – Sanatçı Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sivas Katliamı davası sanıklarından Hayrettin Gül’ün cezasını affetmesine karşı Danıştay’a dava açtı.

Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te binlerce faşist-dinci kalabalık tarafından Madımak Oteli yakılarak 33 aydın ve sanatçı katledildi. Katliama ilişkin ana davanın haricinde 3 firari fail üzerinden yürütülen ikinci dava da “zaman aşımı” gerekçesiyle 14 Eylül’de düşürüldü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sivas Katliamı davası sanıklarından Hayrettin Gül’ün cezasını “sürekli hastalık” gerekçesiyle 6 Eylül’de affetti.

Madımak Oteli’nde katledilen Sanatçı Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, Gül’ün cezasının affedilmesine karşı Danıştay’a dava açtı.

Cumhuriyet’e konuşan Yeter Gültekin, “Yaşlı veya genç yüzlerce düşünce suçlusunun iddianamesi bile yazılmadan onlarca yıl cezaevinde tutuklu kaldığı bir dönemde, yaşları ve kronik ölümcül hastalıkları tutuklu yargılanmaları için gerekçe olamazken, Madımak Katliamı dosyasında suçu sabit ve belgeli olan, idam cezası kesinleşen, sonra cezası müebbet hapse çevrilen sanıkların ‘yaşlılık ve sürekli hastalık’ nedeniyle affedilmesi kabul edilemez, savunulamaz. Affetmek ancak gerçek sorumlular yargılandığında ve adalet sağlandığında mümkün olabilir” dedi.

Yeter Gültekin, “Bu özel af, evlatları Madımak’ta katledilen annelerin yüreklerine atılan yeni bir ateştir” diye de ekledi.

(HABER MERKEZİ)