Ana Sayfa Blog Sayfa 159

Eser: Hacı Bektaş Veli’nin portresinin değiştirilmesi büyük bir ideolojik saldırıdır

0

PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) eski Genel Başkanı Turan Eser, Hacı Bektaş Veli portresindeki aslan ve ceylanın kaldırılmasını ideolojik ve teolojik bir saldırı olarak nitelendirerek, “İstedikleri gibi bir Bektaşiliği yaratamadılar. İçlerinde kalmış derin bir ideolojik ukde bu” dedi.

Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) eski Genel Başkanı Turan Eser, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliklerinde Hacı Bektaş Veli’nin portresindeki barışı simgeleyen aslan ve ceylanın kaldırılmasını Alevilere yönelik asimilasyon politikaları çerçevesinde değerlendirdi.

PİRHA’ya konuşan Eser, aslan ve ceylanın kaldırılmasını sembolik bir ideolojik, teolojik saldırı olarak yorumladı.

“ASİMİLASYONDA EKSİK KALINANI AKP TAMAMLAMAK İSTİYOR”

Alevilere yönelik geçmişten bugüne süren asimilasyon politikalarının devam ettiğini, günümüzde ise AKP iktidarının bu misyonu üstlendiğini söyleyen Turan Eser, “1826’da dergahların işgalinden eksik kalanları AKP iktidarı 21. yüzyılda tamamlama misyonunu üstlenmiş gözüküyor. Nakşi şeyhlerle gökyüzü vahiylerinin takipçisi bir Bektaşiliği yaratmak istediler. Bunu tamamen gerçekleştiremediler. Dolayısıyla eksik kalmış, içlerinde kalmış derin bir ideolojik ukde bu. 21. yüzyılda bunu tamamlamaya çalışıyorlar” diye konuştu.

“DEVLETİN ALEVİLER ÜZERİNDEKİ POLİTİKALARI SONUÇ VERMİYOR”

Turan Eser, yüzyıllardır başvurulan Alevileri dönüştürme projelerinin sonuç vermediğini belirterek, şöyle devam etti:

“O kadim portrede aslanla ceylanı alıp bir Ortodoks din adamı, aklın değil vahiylerin takipçisi gibi bir Hacı Bektaş Veli yaratılmaya çalışılıyor. Ama alıcısının olmadığını zaten gördük. Hükümet, devlet aklı Osmanlı’dan bugüne Alevileri, Bektaşilik, Kızılbaşlık, dergahlar, ocaklar üzerindeki dönüştürme projeleri 700 yıllık inkar, asimilasyon, imha politikaları sonuç vermiyor.”

Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ HACIBEKTAŞ

AKP, biat etmeyen ‘Ceylan Alevileri, biat eden ‘Aslan Alevilere’ yedirmek istiyor

0

PİRHA- Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı tarafından Hacı Bektaş Veli portresi üzerinde yapılan dezenformasyona tepki gösteren Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkarı Mustafa Sazcı, “Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda biz ceylan olan Alevileri yani devlete biat etmeyen Alevileri devlete biat eden Alevilere yani aslana yedirdik. Bunu söylemek, bunu ima etmek için ceylan ve aslan sembolü çıkartıldı” dedi.

v

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliklerinde Hacı Bektaş Veli’nin portresindeki barışı simgeleyen aslan ve ceylan kaldırıldı.

Konuya ilişkin Alevi toplumundan tepkiler gelmeye devam ediyor. Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkarı Mustafa Sazcı, Hacı Bektaş Veli’nin portresindeki barışı simgeleyen aslanın ve ceylanın kaldırılmasına ilişkin PİRHA’ ya konuştu

“AKP İKTİDARI, BELEKSİZ BİR TOPLUM YARATMAK İSTİYOR”

AKP iktidarının en çok başardığı şeylerden birisinin belleksiz bir toplum özellikle de belleksiz bir muhalif hareket yaratmak olduğunu belirten Mustafa Sazcı, “Alevi Bektaşi toplumu içerisinde yapmış olduğu politikalar ve çalışmaları incelediğimizde tam olarak bunun üzerine oturduğunu düşünebiliriz. Çünkü farklı alanlarda yaptıkları çalışmalarla farklı tartışmalara sebebiyet veriyorlar” dedi.

“CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NA GİDEN YOL HÜSEYİN GAZİ DERGAHI’NA YAPILAN ZİYARETLE BAŞLADI”

Bugün Hünkâr Hacı Bektaş Veli posteri üzerinden yapılanların seçim öncesinde Hüseyin Gazi Dergahı’na yapılan ziyaretle başladığına dikkat çeken Sazcı, “Hüseyin Gazi Dergahı’nın cem meydanı olan mekânın içerisindeki Hz. Ali’nin, Pir Sultan’ın ve Hacı Bektaş Veli’nin fotoğraflarını kaldırması aklıma geldi. Yerine Arapça tabelaların olduğu, Alevilerin büyük bir kesiminin anlayamayacağı Arapça ifadelerle yazılmış hat sanatı ürünlerini yerleştirmeleri oldu” diye konuştu.

“AKP, ALEVİ BEKTAŞİLİĞİ KENDİ EKSENİNDE DİZAYN ETMEK İSTİYOR”

AKP iktidarının o günlerde aslında Alevi Bektaşiliği kendi ekseninde dizayn edeceğini gösterdiğini ifade eden Sazcı, şunları kaydetti:

“Hüseyin Gazi Dergahı’na yapmış olduğu o ziyaretten sonra ilk olan şey de Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın kurulması, daha doğrusu resmileşmesi durumu oluştu. AKP iktidarı aslında bu yol içerisinde kilometre taşlarını bugüne kadar döşedi. Buna güçlü bir tepki verdiğimize ben kesinlikle inanmıyorum. Elbette bu tepkiyi vermek için kurumlarımız da ciddi mücadeleler verdiler ancak bu konuda eksik kaldık, bunun da özelleştirişini vermekle yükümlüyüz.”

“HÜNKARIN KUCAĞINDAKİ ASLAN VE CEYLANIN KALDIRILMASI BOŞA YAPILMIŞ BİR MÜDAHALE DEĞİL”

Mustafa Sazcı, “Hünkâr Hacı Bektaşi Veli aslında Anadolu’da kardeşliğin, barışın, eşitliğin, zalime karşı mücadelenin mazlumlarla birliğin semboller haline gelmiş bir Alevi Bektaşi ulusu, bir Alevi piri. Aslında aslan olan Alevilerden kastımız, bugün devletin yanında olan, devlete biat etmiş, devletin kapıkulu askeri gibi davranan ve Alevi Bektaşi toplumu içerisinde bir tartışmaya vesile olan, bugün Alevi toplumun içerisinde bulunduğu birliği beraberliği baltalamaya, bozmaya ve iktidar karşısında ve egemen Sünni anlayış karşısında Alevi Bektaşi geleneğinin yok olmasına vesile olacak çalışmalar yürüten devletli Aleviler, devletin Alevileridir” ifadesini kullandı.

Sazcı, Ceylan Alevilerin ise iktidarın ‘bunlar Ali’siz, bunlar Muhammed’siz, bunlar Allahsız, bunlar kitapsız’ diye karşısına aldığı Aleviler olduğunu söyledi.

Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkarı Mustafa Sazcı şöyle devam etti:

“Ceylan Aleviler; gerçek manada hakikatçı, Alevi Bektaşi yol erkanına sahip çıkan, ocakların rehberleri, pirleri, müritleriyle ve Alevi kurumları ile birlikte bu mücadeleyi yürüten, bu inancı gelecek nesillere taşımakla kendini var eyleyen, aynı zamanda iktidarın zalimliğine, zamanın Yezid’ine karşı mücadeleyi kendine bir görev olarak bilen Hünkar Hacı Bektaş Veli’den aldıkları o felsefeyle barışın, kardeşliğin, dostluğun, eşitsizliğin ortadan kalktığı, cümle cihanı bir nazarla görenlerin o felsefesini yaşatmakla kendilerini yükümlü gören kurumlar, Aleviler oldu. İktidar aslında bize şunu söylüyor: Alevi Daire Başkanlığı kurduk, kendimiz alternatif bir etkinlik yaptık, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda biz Ceylan olan Alevileri yani devlete biat etmeyen Alevileri devlete biat eden Alevilere yedirdik. Bunu söylemek, bunu ima etmek üzere bunu kullandı.”

“ASLINDA TÜM MUHALİF KESİMLERE VERİLMİŞ BİR MESAJDIR”

Sazcı, Alevi Bektaşi toplumu olarak biz kendi sorunlarımızı biliyoruz. Burada verilmek istenen mesaj sadece Bektaşi toplumuna da değil, Türk, Sünni, Hanefi ve erkek kimliğine sahip olmayan diğer toplumsal kesimlere, kadınlara, Alevilere, Kürtlere, azınlık olarak görülen etnik gruplara, inanç gruplarına da gözdağını veriyor. Her geçen gün kullandıkları ithamlar, kullandıkları ifadeler, zaten bunun en açık örneği” dedi.

Mustafa Sazcı konuşmasını şu cümlelerle tamamladı:

“Biz Alevi Bektaşiler iktidarın bu yok saymasına, yapmış oldukları bu hareketlere boyun eğmeyeceğiz. Elbette ki onların aslan ile ceylanın fotoğraflarını kaldırmaları ile biz bu felsefemizi yitirmeyeceğiz.

Sevgi muhabbet kaynar yanar ocağımızda,
Bülbüller şevke gelir gül açar bağımızda,
Hırslar kinler yok olur aşkla meydanımızda,
Aslan ile ceylanlar dost olur kucağımızda.

Hünkarın bu güzel özdeyişi ile güzel felsefeyle mücadelemize devam edeceğiz. Ancak bu mücadeleyi yürütürken elbette ki Hünkarın yaptığı gibi zalime karşı durmaktan da zamanının Yezid’ine ve Muaviye’sine karşı durmaktan da bir adım olsun geri adım atmayacağız. Ancak, o zalimler tarafından zulme maruz bırakılan Kürtlerle de, Romanlarla da, Abdallarla da birliğimizi, beraberliğimizi, ortak mücadelemizi sürdüreceğiz.”

Cebrail ARSLAN/ANTALYA

‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’

0

PİRHA- AABK Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, AKP’nin okullara imam atamasına tepki göstererek, “Sessiz kaldığımız sürece bu projeler daha da artacak. Buna şimdiden itiraz etmek lazım. Laiklikten, özgürlükten, demokratik cumhuriyetten yana olan her canı 16 Eylül’de İzmir Gündoğdu Meydanı’nda yapılacak mitinge bekliyoruz” dedi. 

Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesi Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında bir protokol olarak imzalandı. Bu protokol ile özellikle seküler yaşamın hakim olduğu illerden İzmir, Tekirdağ ve Eskişehir’deki okullar hedef alınarak imam ve din görevlileri okullara atandı. AKP iktidarının eğitimde her geçen gün dincileştirme politikasının dozunu arttırdığı günlerde son olarak ‘ÇEDES’  projesiyle okullara imam atanmasına tepkiler sürüyor.

Alevi kurumları, öğrenci veli dernekleri ve eğitim kurumları okullara imam atanmasını protesto etmek amacıyla 16 Eylül’de İzmir Gündoğdu Meydanı’nda buluşacak.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, okullara imam atanmasını PİRHA’ya değerlendirdi.

“TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ AÇISINDAN CİDDİ BİR TEHLİKE UNSURU”

Hüseyin Mat, Türkiye’de özellikle 20 yılda AKP iktidarıyla birlikte devletin laiklikten uzaklaştığı, siyasal islamın bütün kodlarıyla toplumlar üzerinde baskı kurduğunu belirterek, “AKP ile geliştirilen projelerle kadrolar büyütülmeye çalışılıyor. Hem imam hatiplerdeki sayıların artmasıyla, hem ilahiyat fakültelerinin sayısının artmasıyla, buradan mezun olan insanlara istihdam ihtiyacı doğuyor. Bu insanlara yeni yeni alanlar açıyorlar. Her okula bir imam atanma projesi var. Bu hem devlet içindeki kadroların büyütülmesi hem de kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesi anlamına geliyor. Bu da Türkiye’nin geleceği açısından ciddi bir tehlike unsuru” dedi.

“BİZİM İMAMA İHTİYACIMIZ YOK, BİLİM İNSANINA İHTİYACIMIZ VAR”

“Laiklikten yana olan herkesi baskılamaya yönelik bir durumla karşı karşıyayız” diyen Mat sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye halklarının bir arada yaşayabilmesinin en önemli koşullarından biri laiklik. Türkiye’nin olmazsa olmazı laikliktir. Cumhuriyet tarihinde laiklik, hiçbir zaman anayasadaki gibi uygulanmamıştır ama eskiden sözde bir laiklik vardı şimdi onu da konuşamıyoruz. Bu sürece birilerinin dur demesi lazım. Bu sorunlar sadece Alevilerin sorunu da değil. Birlikte yaşamaktan yana olan herkesin sorunu. Okullara imam atama projesi İzmir, Eskişehir ve Tekirdağ gibi seküler yaşamın yoğun olduğu şehirlerde yapılıyor. Burada başarılı olduklarında Türkiye’nin her okuluna imamlar gönderilecek. Bizim imama ihtiyacımız yok. Bizim bilim insanına, pedagojik eğitimini almış danışmanlara ihtiyacımız var.

“AKP TÜRKİYE’Yİ ŞERİATA GÖTÜRÜYOR”

Bu iktidar Türkiye’yi adım adım şeriata götürüyor. Şeriat dediğimiz unsur gözümüzü kapatıp sabah açtığımız anda gelmeyecek. Zamanla bu iş yürütülüyor. O yüzden bu işe itiraz etmek lazım. Hem Türkiye’deki hem avrupadaki Alevi hareketi 16 Eylül’de İzmir Gündoğdu Meydanı’nda Eğitim Sen ve diğer sendikalarla birlikte bir eylem kararı aldı. Sessiz kaldığımız sürece bu projeler daha da artacak. Buna şimdiden itiraz etmek lazım. Laiklikten, özgürlükten, demokratik cumhuriyetten yana olan her canı bu mitinge bekliyoruz.”

Dilan ŞİMŞEK- Rozerin TEK / İSTANBUL

Koca: Failler aklanıyor, kadınlar üzerinde ölüm ittifakı kurulmuş durumda

0

PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, günden güne artan erkek şiddetinde yargı düzenine işaret ederek, “Yargı, erkek şiddetinin cezasız kalmasına, erkeklerin cesaretlenmelerine ve yargı-erkek dayanışmasının büyüyerek kadınlar üzerinde bir ölüm ittifakı kurulmasına olanak sağlıyor” dedi. Koca kadın sığınma evlerinin yetersizliğine de dikkat çekti. 

Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, günden güne artan kadın cinayetleri ve sığınma evlerinin durumuna ilişkin Mersin Mor Dayanışma binasında değerlendirmelerde bulundu.

Koca; kadın yoksulluğu, devletin kadın politikaları, mülteci kadınların yaşadığı sorunlar, bireysel silahlanma, yargının erk kararları gibi konulara da değindi.

“ÜLKE SUÇ MAHALİNE DÖNMÜŞ DURUMDA”

Perihan Koca, yalnızca 2022 yılında medyaya 3 bin 984 silahlı şiddet olayının yansıdığı ve ülke genelinde yaşanan silahlı şiddet olaylarında 2 bin 278 kişinin öldürüldüğü, 4 bin 231 kişinin de yaralandığı bilgisini verdi.

Ülkenin suç mahalline döndüğünü söyleyen Koca, “Ülke genelinde sadece temmuz ayında 25 kadın cinayeti işlendi, 9 kadının ölümü ise kayıtlarımıza şüpheli ölüm olarak geçti. Bireysel silahlanmanın günden güne arttığı Mersin’de ise yılın ilk yedi ayında 5 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 4 kadın ise halen giderilemeyen şüphelerle yaşamını yitirdi. Kadın cinayetleri artık faili meçhul olarak anılıyor, ölümler herkesin bildiği faillerin bir şekilde aklandıkları olaylara dönüşüyor” şeklinde konuştu.

“SIĞINMA EVLERİ YETERSİZ”

Kadınları şiddete karşı koruması beklenen uygulamaların yetersizliğine dikkat çeken Koca, Belediyeler Kanunu2nun 14. Maddesi’ndeki Nüfusu 100 binin üzerinde olan belediyelerin kadın konuk evi açma zorunluluğunu hatırlattı.

Nüfusu 2,5 milyonu aşan Mersin’de yalnızca 4 tane kadın sığınma evi olduğunu aktaran Koca, “Yerel yönetimlerin, nüfusları 100 bini geçtiği halde sığınma evi açmayan Akdeniz, Yenişehir, Mezitli ve Toroslar ilçe belediyelerinin bu keyfi tutumdan vazgeçmelerini bekliyoruz” dedi.

Koca, sığınma evlerine dair diğer sorunları şöyle özetledi:

“Kadın sığınma evlerinin açık adresleri herkes tarafından bilinmesi konusunda yerel yönetimlerin ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sorumluluk alması gerekiyor. Öte yandan 12 yaşın üzerindeki erkek çocukların kadın sığınma evlerine alınmamalarından kaynaklanan sorunlar ortaya çıkıyor.
Kadınlar ya çocuklarının çeşitli kurumlara verilerek onlardan ayrı kalmayı göze almaya ya da çocuğundan ayrılmayarak kadın sığınma evinden feragat etmeyi göze almak zorunda bırakılıyor. Mülteci kadınlar sığınma evlerine alınmıyor, ayrı bir kampa götürülüyorlar. Tüm bunlar ve çok daha fazlası kadın sığınma evlerini işlevsizleştiriyor.”

Milletvekili Perihan Koca, tüm bu şiddet sarmalı karşısında örgütlü mücadelenin tek çıkış noktası olduğunu vurguladı.

Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

Yağmur Köseoğlu, Enfield Alevi Mezarlığında toprağa sırlandı

0

PİRHA- Tatil için geldiği Türkiye’de Hakk’a yürüyen Yağmur Köseoğlu için İngiltere Wood Green Cemevi’nde erkan yürütüldü. Hakk’a Uğurlama Erkanı’nda Yağmur’un arkadaşları çerağ uyandırıp semaha durdu.

Londra Cemevi yöneticileri Güneş ve Okan Köseoğlu’nun kızı Yağmur Köseoğlu, tatil için geldiği Türkiye’de geçirdiği kaza sonucu Hakk’a yürüdü.

Yağmur Köseoğlu için İngiltere Wood Green Cemevi’nde erkan yürütüldü. Hakk’a uğurlama erkanını Derviş Cemal Ocağı evlatlarından Pir Haydar Buga yürütürken, Yağmur’un arkadaşları çerağ uyandırıp semah döndü.

Hakk’a uğurlama Erkanı’nda konuşan BAF Eşit Başkanı Müslüm Dalkılıç, Yağmur’un inancına ve kültürüne bağlı olduğunun altını çizerken, BAF Eşit Başkanı Dilek İncedal da, kelimelerin yaşanan acı karşısında yetersiz kaldığını belirterek, Yağmur’un anısını yaşatacaklarını ifade etti.

İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İbrahim Has ise, Türkiye’ye tatil için giden yurttaşların daha dikkatli olması çağrısında bulundu.

Yağmur Köseoğlu için İngiltere Wood Green Cemevi’nde erkan yürütülürken, Yağmur Londra’nın Enfield ilçesinde bulunan Alevi Mezarlığı‘nda toprağa sırlandı.

PİRHA/LONDRA

Ağaç A.Ş. işçilerinin Saraçhane Parkı’ndaki grevi 8. günde sonlandı

0

PİRHA – Ağaç A.Ş. işçilerinin Saraçhane’deki başlattıkları grev 8. gününde sona erdi. İşçiler alınan grev sonlandırma kararından sonra “Biz burada toplu sözleşme bekliyorduk. Bu sözler devamlı bize verildi. Ama hiçbir zaman yerine getirilmedi” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı Ağaç A.Ş. işçileri sefalet ücretine ve kötü çalışma koşullarına karşı Saraçhane Parkı’nda başlattıkları eylemlerini 8. günde sonlandırdı. Birleşik Tarım ve Orman Sendikası (BTO-SEN) genel başkanı Mehmet Çat’ın “çeşitli görüşmeler yaptık, görüşmelerin sonucunda mutabakata vardık. Hedefimiz Boğaziçi sözleşmesiydi” açıklaması ardından Ağaç A.Ş. işçileri ise alınan grev sonlandırma kararına ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

“İMZA ALDIK DEDİLER UMARIM ALMIŞLARDIR”

Tam olarak hak ettiklerini alamadıklarını söyleyen Ağaç A.Ş. işçisi, aldıkları maaşın yaşam koşullarına uygun olmadığına ve verilen sözlerin tutulup tutulmayacağına dikkat çekerek şunları söyledi;
“Diğer iştirak firmalarından 25-30 bin civarı alan var ama iştiraklardan en ağır işlerde çalışanlar biziz. Gerek sıcakta gerek soğukta çapa yapıyoruz, rampalarda motor kullanıyoruz, çok zor şartlar altında çalışıyoruz. Diğer şirketlerin de işleri çok zor ama bizim kadar zor olduğu söylenemez. Ben biraz önce de şuna itiraz ettim. Geçen seneki eylemimizde sözler verilmişti. O sözler tutulmadı. Gelmediğimiz günler de maaşlarımızdan kesilmeyeceği söylenmişti ama kesildi. Verilen sözler tutulmamıştı. Şimdi biz bir şeyleri kazandık diyoruz. Bunun karşılığında diyorum ki ‘biz imza aldık mı, sözler tutulacak mı?’ diye sormak istedim biraz önce de. İmza aldık dediler. Umarım almışlardır. Kesilirse maaşımızdan 8 günlük epey bir tutar kesilecek. 8 gün uğraştık ama beklediğimiz gibi olmadı. Ben ortalama net olarak 20 bin beklerdim yol-yemek derken 23 olurdu, mesai yapardık. 25 olsaydı nefes alabilirdik. Bu şartlar altında geçim çok zor. Zaten ev kiraları 15 binden aşağı değil. Genç nesile ‘niye evlenmiyorsun?’ diyorlar. Nasıl evlenilecek? Biz en son zaten 11 bin tl maaş alıyoruz. Nasıl olacak?”

“8 GÜNDÜR BİR TANE YETKİLİ GELİP KONUŞAMADI”

Bir kadın işçi ise 8 gündür Saraçhane’de devam eden greve yetkili hiç kimsenin gelmediğini belirterek tepkisini şöyle dile getirdi:
“8 gündür grevimiz devam ediyordu ama bizim başımıza bir tane yetkili gelip de burada konuşamadı. Onların konuşma hakkı yok muydu? Bu işçinin başına gelmek onlara gerekmiyor muydu? Bu muydu bunların yapacağı iş? Ben buraya yetkili adam beklerim. Nerede İmamoğlu? Nerede Ağaç A.Ş. adamları? Bak millet dağılıp gidiyor. Biz taşeronda çalıştık hakkımızı alamadık. Boşa çalışmasınlar taşeron şirkette biz çok ezildik. Hakkımızı alamadık, sigorta yapmadılar. Ben 55 yaşında bir kadınım 8 gündür buradayım. Ben hakkımı aramaya geliyorsam aramayanlar utansınlar.”

“8 GÜNDÜR İMAMOĞLU NEREDEYDİ?”

Ağaç A.Ş. işçisi Meliha ise hak ettiklerini alıp almadıklarını maaşlarını ellerine alınca göreceklerini söyleyerek şunları kaydetti:
“8 gündür buradayız pişman da değiliz kaldığımız için. Buraya gelmeyenler utansın. Yüzümüze nasıl bakacaklar bilmiyorum. Biz kalanlarla beraber mücadele verdik. Burada bir bardak suyu böldük içtik. İnşallah haklarımızı almışızdır. Seçim de var görüşeceğiz. Bizi düşünmezlerse kendileri bilirler.”

Toplu sözleşme beklediklerini dile getiren bir işçi ise şöyle konuştu:
“Biz burada toplu sözleşme bekliyorduk. Bu sözler devamlı bize verildi. Ama hiçbir zaman yerine getirilmedi. 8 gündür burada bazı şeylerin direnişini veriyoruz ama bir nebze de olsa birazcık alınmış sayıldı. Bu da bizi birazcık rahatlatacak diye düşünüyoruz. Yetkisiz bir sendikayla 8 günlük direnişimizde yapabileceğimizin en iyisini yaptığımızı düşünüyoruz.”

“ELDİVEN OLMADIĞI İÇİN ÇÖPÜN İÇİNDEN ELİMİZLE ÇÖPLERİ ALIYORUZ”

Sendikal hakların bir kısmını elde etmelerine rağmen uygun çalışma koşullarına sahip olmayan işçiler ise şunları söyledi:

“İş güvenliği meselelerinde bizden çok kadın arkadaşlarımız için zorunlu olduğunu düşünüyorum. Kadın arkadaşlara şirketimiz tarafından bu konuda daha çok kolaylık sağlanırsa daha iyi olacağına inanıyorum. Biz erkek çalışanlar olarak bir şekilde bunun üstesinden kalkıyoruz ama kadın çalışanlarımız çok zor durumdalar. Sahada çalışırken tuvalet ihtiyaçlarını bile karşılayamıyorlar. Bunun gibi birçok zor durumla karşılaşıyorlar. Zor koşullarda çalışıyorlar. Biz sürekli parklarda da değiliz. Öyle yerlere gidiyoruz ki orada tuvalet bulma şansımız da yok. Su, yemek, çay ihtiyaç sonuçta bunları bulamıyoruz. Eldiven desen keşe sorun sadece eldiven olsa. Çözülmesi gereken çok daha büyük sorunlar var. İnsanlar düzgün koşullarda çalışsın hakları verilsin. Bunları perde arkasında yapıyoruz diyorlar. Ama görünüşte hiçbir şey yok. Eldiven olmadığı için çöpün içine girip elimizle çöpleri aldığımız oluyor. İşçiye emekçiye reva görülen buysa günü geldiğinde herkes hak ettiğini alır. Biz yine çalışmaya , emek etmeye devam edeceğiz ama baştakiler hiçbir zaman bu şekilde başta durmayacaklar”

Dilan ŞİMŞEK – Devrim FINDIK / İSTANBUL

Dersim’de hem elektrik işçileri hem de elektriği kesilen köylüler haklarını arıyor

0

PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu ile elektriği kesilen köylerin muhtarları, Fırat Elektrik (FEDAŞ) işçilerini ziyaret ettiler. İş yavaşlatma eyleminden dolayı birçok köy ve mahallede sık sık elektrik kesintileri yaşanırken, eylemdeki işçiler halkın daha fazla mağdur olmaması için acil durumlarda, kendi araçlarıyla arızalara müdahale ettiklerini belirttiler. 

Dersim’de ücret artışı ve iş güvencelerinin sağlanması talebiyle Fırat Elektrik Dağıtım AŞ (FEDAŞ) işçilerin eylemleri sürerken, kentte de buna dönük bir hareketlilik yaşanıyor. Birçok yerdeki barajlarla elektrik üretilen Dersim’in, elektrik altyapısı ise yetersiz ve sık sık arızalar yaşanıyor. İşçilerin eylemde olmasından dolayı, bu arızalar elektrik kesintilerine yol açıyor ve yaz sıcaklarıyla birleşince kentte günlük hayatı oldukça olumsuz etkiliyor.

GREVDEKİ İŞÇİLER KENDİ OLANAKLARIYLA ARIZALARA MÜDAHALE EDİYOR

FEDAŞ işçilerinin 9 Ağustos’da başlattıkları iş yavaşlatma eyleminden dolayı birçok köy ve mahallede sık sık elektrik kesintileri yaşanıyor. İşçiler ise bir yandan haklı eylemlerini kararlılıkla sürdürürken bir yandan da halkın daha fazla mağdur olmaması için acil durumlarda, kendi araçlarıyla arızalara müdahale ettiklerini, bu yönlü yoğun bir çaba içinde olduklarını söylüyorlar.

Bundan rahatsız olan FEDAŞ, işçilerin arabalarla gidip arızalara müdahale etmemesi için kullandıkları araçların anahtarlarını işçilerden toplamış durumda. İşçilerin acil durumlara müdahalesi engellendiği için özellikle kırsal kesimlerde arıza ve kesintiler giderek artıyor. Bu sayede işçilerle halkın karşı karşıya getirilmesi amaçlanıyor.

KÖYLERDE ELEKTRİK KESİNTİLERİ ARTIYOR

Elektrik kesintileri yaşanan köylerin muhtarları FEDAŞ ile defalarca görüşmelerine rağmen henüz bir çözüm bulunmadı. FEDAŞ, yaşanan elektrik kesintilerine neden olarak iş yavaşlatan işçileri gösteriyor. İşçiler ise çözümsüzlüğün adresinin FEDAŞ olduğunu söylüyor. Başta işçiler ve muhtarlar olmak üzere, kentteki sivil toplum kuruluşları ve halk bu sorunun çok büyütülmeden çözülmesini istiyor.

Elektriği kesilen köylerin muhtarları, Dersim Emek Platformu bileşenleri, İHD ve birçok sivil toplum örgütü eylemdeki işçileri ziyaret ettiler. Kalabalık ve coşkulu bir katılımın gösterildiği ziyarette, işçiler ve muhtarlar FEDAŞ binası önünde birlikte basın açıklaması yaptılar. Köylülerin yaşanan kesintiler nedeniyle mağdur edildiğini ancak işçilerin taleplerinin haklı olduğunu belirten muhtarlar, işçilerle karşı karşıya getirilmek istendiklerini söylediler.

“ÖLMEMEK İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”

Basın açıklamasında işçiler adına konuşan DİSK/Enerji-Sen Genel Sekreteri Emin Atsız, “Bu mücadele sadece Fırat Aksa’da çalışan enerji işçilerinin mücadelesi değil. Bu bütünleşik bir mücadele. Bu, ölmemek için verdiğimiz bir mücadele. Fırat Aksa işçileri burada günlerdir çok temel hakları olan insanca yaşam, insanca çalışma koşulları için mücadele yürütüyor. Bir ay öncesinden yetkililere hem sözlü hem yazılı olarak taleplerin hepsi bildirildi. Ama geldiğimiz noktada işveren gözlerini kapatmış, kulaklarını tıkamış, koltuğunda oturuyor. Sorunu çözmeye dair attığı bir tek adım dahi yok” dedi.

İşverenin önce kendilerine görüşme sözü ve randevusu verdiğini ama 10 dakika sonra arayıp, haklarında hukuki işlem başlatıldığı için işçilerle görüşmeyeceklerini söylediğini, sonra da halka hizmet için bulunan araçların anahtarlarının kendilerinden alındığını ve “bundan sonra hiçbir şeye müdahale etmeyeceksiniz” dediğini ifade eden Atsız, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün yanımızda muhtarlarımız var. Onlar da geldi görüşmeye. Biz burada insanca yaşam ve insanca çalışma mücadelesi verirken, şirket hakkımızda çeşitli yalanlar söylüyor. Halkın çektiği sorunlar da vardır, doğrudur. Bir muhtar geldi. ‘Benim sorunum sizlerle değil, benim sorunum bunlarla. Benim köyümün elektriği siz burada hak mücadelesi veriyorsunuz diye kesilmiş değil. Bir senedir köyde sorun var. Ama sorunu çözmemişler’ dedi. Muhtara demişler ki, sorunu işçiler yaratıyor. O yüzden yanımıza göndermişler. Ama gerçeği o da biliyor, buradaki halk da biliyor.”

“İŞÇİLERİN DİYALOG ÇAĞRILARINA CEVAP VERİLMELİDİR”

Dersim Emek ve Demokrasi Platformu adına konuşan EMEP İl Yöneticisi Mustafa Taşkale, işçilerin talepleri kabul edilinceye kadar, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak bu mücadelenin en önemli parçası ve bileşeni olarak çalışacaklarını söyledi.

Her tarafta işçilerin insanca yaşam talebiyle greve çıktığını belirten Taşkale, şöyle konuştu:

“Diyalog yolunu sonuna kadar açan işçilerimize, sendikamızın taleplerine, diyalog çağrılarına mutlaka cevap vermelisiniz. Cevap vermediğiniz her koşulda bizler bu eylemi kat kat büyüterek, öfkemizi de bileyerek gereğini yapacağız. Dersim halkı bunlara hiçbir koşulda izin vermeyecek. Bu bakımdan hızlıca diyalog yolunu açmalı, hızlıca diyaloga geçilmeli ve bu sorun büyümeden, bu grev daha da ileri bir boyuta taşınmadan işçilerin talepleri kabul edilmelidir.”

“SONUNA KADAR İŞÇİLERİN YANINDAYIZ”

Son olarak söz alan HDP İl Eş Başkanı Ferhat Yıldız ise bir araya gelen FEDAŞ işçilerinin kimsenin hakkını yemediklerini, sadece kendi alın terlerinin hakkını istediklerini belirterek, “Onlar çalışıyor, onlar yapıyor, onlar ortaya çıkarıyor ama onların payına en azı düşüyor. Gölgede, klimanın önünde oturup ayak ayak üstüne atanlar, en çok onlar yiyor. Direklere tırmanıp ölenler, her gün fabrikada, tarlada, makine başında ölenler ise aç kalıyorlar. Çocukları da aç kalıyor. Biz hepimiz, her birlikte bu haklı davalarında, sonuna kadar işçilerin yanındayız. Dersim, şu ana kadar hep işçilerin, emekçilerin tarafında yer aldı. Mutlaka emekçiler kazanacak” dedi.

Eylemde işçiler ve ziyarete gelenler sık sık “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Zafer direnen emekçinin olacak”, “İş, ekmek yoksa barış da yok” sloganlarını attılar ve konuşmaların ardından halaylar çektiler.

Eyüp HANOĞLU/DERSİM

Alevi yurttaşlardan Hacı Bektaş Veli’nin portresinin değiştirilmesine tepki

0

PİRHA- Alevi yurttaşlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Hacı Bektaş Veli portresi üzerinde yapılan dezenformasyona tepki göstererek, “Aslan ve ceylanı birleştirici gücüne bile katlanamayan bir zihniyet ülkeyi yönetiyor. Bu yapılan kabul edilemez” dediler.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliklerinde Hacı Bektaş Veli’nin portresindeki barışı simgeleyen aslan ve ceylan kaldırıldı.

Konuya ilişkin Alevi toplumundan tepkiler art arda gelmeye devam ediyor. Sokakta PİRHA mikrofonuna konuşan Alevi yurttaşlar, bunun Alevilere dönük yürütülen asimilasyon politikalarından biri olduğu görüşünde.

“Hacı Bektaş Veli’nin barışı simgeleyen portresinin değiştirilmesi yapılmak istenene dair bize çok şey anlatıyor aslında. Onların elinden gelse bizleri daha çok yok etmeye çalışırlar. Portrelerimizi değiştirdiler. Bizim ziyaretlerimize, cemevlerimize her şeyimize el koymaya çalışıyorlar” diyen yurttaşlar, iktidarın Alevilere yönelik yıpratıcı politikalarla mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizdiler.

PİRHA/ HACIBEKTAŞ

‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’

0

PİRHA- Hükümetin ÇEDES projesi kapsamında okullara imam ve din görevlileri atamasına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, diğer alanlarda olduğu gibi Türkiye’de eğitimin de yağmalandığını vurguladı. Akyol, “Buradaki amaç cumhuriyetin ana temellerini tamamen ortadan kaldırarak, bir şeriat devleti kurmak” dedi.

Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı il/ilçe spor müdürlükleri/gençlik merkezleri ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Diyanet Gençlik Merkezleri iş birliğinde yürütülmekte olan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi adı altında okullara imam atanmasına yönelik tepkiler yükseliyor.

Projenin amacının “Öğrencilerimizin millî, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerlerimizi benimseyen, koruyan, geliştiren ve kendi yaşantılarında inşa eden fertler olmalarına, çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış, bu donanımı insanlık hayrına sarf edebilen, bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı, aklıselim, kalbi selim ve zevki selim sahibi, bedensel ve sosyal bakımdan dengeli bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak” olduğu iddia ediliyor. Ancak, projenin asıl odağında dini bir eğitim sistemini merkeze aldığı çok açık.

Anayasaya da aykırı olmasına rağmen, pedagojik eğitimi bulunmayan imam ya da Kur’an kursu öğreticileri, İzmir ve Eskişehir başta olmak üzere çeşitli illerde görevlendirilmeye başlandı.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, okullara imam atanmasına ilişkin PİRHA’ ya konuştu.

Hükümetin cumhuriyetin ana temellerini tamamen ortadan kaldırmak istediğini belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, “Belki bir şeriat devletini arz ediyorlar. Bunu sadece buradaki hükümet, buradaki yürütme değil, bunun ciddi anlamda dışarıdaki servisler tarafından da desteklendiğine inanıyorum, bu bir gerçek” dedi.

“ÇEVRENİZE DUYARLIYSANIZ NEDEN ÇEVRE KATLİAMLARINA SES ÇIKARMIYORSUNUZ?”

Akyol, “Bugünkü yürütme, çeşitli denemelerden sonra imam hatiplerin alabildiğine önünü açtıktan sonra din derslerini bir ders yerine 3-5 derse çıkardı, başarılı olamadı şimdi de ÇEDES diye bir proje ortaya attı” ifadesini kullandı.

“Çevreme duyarlıyım, değerlerime saygılıyım, dediğinde aslında benim yaşadığım bu bölgede biraz da komik geliyor” diyen Aksoy, “Geçenlerde Muğla Şubeleri olarak Akbelen’de direnen arkadaşlara büyük bir kazan aşure götürüp dağıttık. Ben orada 10-12 gündür direnenler içerisinde bir tane imam görmedim. Bu nasıl çevreye duyarlılıksa bir tane müftü görmedim. Orada olmasına da gerek yok. Bunun bir çevre katliamı olduğuna dair bir demeç de duymadım. Çevreye duyarlı olmak, çevresindeki insana, çevresindeki börtü böceğe, çevresindeki hayvana, hayata saygı duymak ona sahip çıkmaktır. Duyarlı olmanın anlamı budur” diye konuştu.

DİN DERSLERİNİ ÇOĞALTARAK SONUÇ ALAMADILAR, ÇEDESİ DEVREYE SOKTULAR”

İzmir, Eskişehir gibi belli pilot bölgeleri seçip orada uygulamaya geçeceklerini söyleyen Akyol konuşmasına şöyle devam etti:

“Buradaki okullara imam atayacaklar. Bu imamlar gereken bilimsel eğitimi almamış, sadece dini eğitim almış. Öğrenciye ne verebilir? Pedagojik olarak ne verebilir, ahlaki olarak, bilimsel olarak ne verebilir? Bu iletişim çağında biz nesilleri bilimsel bir gerçekliğe dayandırarak yetiştirmek zorundayız, doğmalardan artık kurtulmak zorundayız. Biz eğer bu dünyada ülke olarak var olabileceksek bilimi ve bilgiyi yakalamak zorundayız. Çağımızın en önemli değerlerinden bir tanesi bilgi. Şu anda o bilgiyi yakalamadığımız sürece, doğma düşüncelerle sonumuz Ortadoğu’daki Afganistan’daki gibi bir rejimidir.”

“HERKES KARŞI ÇIKMALI”

“Yarım yamalak bir demokrasi var, o da tamamen altüst edildi” diyen Akyol,” Yağmalanmadık bir şey kalmadı. Şimdi de eğitimimiz yağmalanıyor. Aslında buna dur demek gerekiyor. Buna dur demek sadece Alevi toplumuna has bir şey değil, bu ülkede yaşayan her bir bireye düşen bir görev” dedi.

Akyol, “Karanlığa gitmememiz için önümüzün aydınlık olması gerekiyor” diyerek, “Bizim hünkarımız binlerce yıl önceden demiş ‘İlimden gidilmeye yolun sonu karanlıktır’ diye. Buna bile bu çağda hala 1000 yıl sonra bile erişemiyorsak, bu cümleyi kavrayamıyorsak hala tarihin tekerleğini geriye doğru götürmeye çalışıyorsak, bu topluma yazık, günah, bu insanlığa yazık, bu topraklara yazık. Bilimin teknolojinin geldiği bir çağda böyle bir şey savunmak bile gerçekten üzücü” şeklinde konuştu.

“ZAMLARIN ALLAH TARAFINDAN GELDİĞİNE İNANAN BİR TOPLUM YARATILMAK İSTENİYOR”

“Yürütmenin verdiği zamların Allah’tan geldiğine inanan bir nesil yaratılıyor. Bu nesli daha da çoğaltmak istiyorlar. Bunun bizi götüreceği yer karanlıktır” diyen Akyol, Alevi kurumlarının ve Eğitim-Sen’in öncülüğünde 16 Eylül’de İzmir’de büyük bir miting yapacağını hatırlattı.

Okullara imam atanması sorununun sadece Alevilerin sorunu olmadığının altını çizen Akyol, “Bu sorun gerçekten kendisinin laik, demokrat, muhafazakâr, liberal olarak hisseden, yaşayan bütün kesimlerin sorunu olması gerekiyor. Özellikle kadınlar bu konuda düşünmeleri gerekiyor. Bugün Afganistan’da olanlar belli. Tarihimizde yaşadığımız şeyleri görüyoruz. Burnumuzun dibinde diğer Irak’ta, İran’da yaşananları görüyoruz. IŞİD diye bir örgüt çıkardılar ortaya, onların zalimliğini gördük. Bu bizi bir yere götürmeyecek. Gerçekten üzülüyoruz.”

Cebrail ARSLAN/MUĞLA

Semah öğreticisi Aydoğmuş’tan Cemevi Başkanlığı’na uyarı: Fiyaskoyla sonuçlanır

0

PİRHA – Semah öğreticisi Mehmet Aydoğmuş, Hacı Bektaş Veli’nin portresinde yapılan dezenformasyonu Aleviler’e yönelik asimilasyon çalışması olarak yorumladı. Aydoğmuş, “Biz Alevileri başka şeylere benzetmek için çaba göstermeyin. Asimilasyon çalışması yapmayın” diyerek Cemevi Başkanlığını ve Kültür Bakanlığını uyardı. 

AKP’nin güdümünde kurulan Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile organize ettiği Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri için kullanılan portrede Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylanın kaldırılması, Alevi toplumu tarafından tepki ile karşılanmıştı.

Semah öğreticisi Mehmet Aydoğmuş ise portrede yapılan değişikliğe tepki göstererek, PİRHA’ya konuştu.

“KÜLTÜR BAKANLIĞI, 1992-95 YILLARINDA HACIBEKTAŞ BELEDİYESİ’NE YARDIMCI OLURDU, DAYATMAZDI”

Aydoğmuş, 1987’den beri Hacıbektaş’a gittiğini, semahçılarla etkinliklerde semah döndüklerini belirterek, Kültür Bakanlığı’nın önceden aldığı tavrı şöyle anlattı:

“1987’den beri devletin yaptığı olumlu ve olumsuz şeyleri yakından biliyorum. 1992-95 yıllarında Kültür Bakanlığı buradaki belediyeye yardımcı olurdu. Bir şey dayatmazdı. Gelirdi insanların ihtiyaçlarını karşılardı. Bunu devlet düşünebilir. Asimilasyon politikalarında kullanmak için bunu yapar. Ağustos’un 12’sinde yaptığı gibi. Ama fiyasko ile sonuçlandı. Amaçlarına ulaşamadılar, diye düşünüyorum.”

“ALEVİLERİN ARTIK ÖRGÜTLERİ DE GÜÇLÜ AMAÇLARINA ULAŞAMAYACAKLAR”

Aydoğmuş, Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile organize ettiği Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri için kullanılan portrede Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylanın kaldırılmasını asimilasyon çalışması olarak değerlendirdi.

Aydoğmuş, AKP’nin güdümündeki Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ve Kültür Bakanlığı’nın 2024’te 16 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta anma etkinliği yapma planlarına da sert tepki gösterdi. Aydoğmuş şunları kaydetti:

“Eğer 2024’te Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı 16 Ağustos’u düşünürse Alevi örgütleri çok güçlü, Alevi örgütleri buna taviz vermezler. Yapar ama fiyasko ile sonuçlanır. Tarihsel geçmiş gelişim bunu gösterdi. Başarılı olamadılar. Çünkü devletin görevi değil ki. Alevilerin dünyada görülmemiş kadar kişilik, karakter, tavır, davranış ve yapıları var. Bugün Türkiye’yi ayakta tutan da bana göre bu yapıdır. Öyleyse biz Alevileri başka şeylere benzetmek için çaba göstermeyin. Asimilasyon çalışması yapmayın. Öyle bir düşünceleri varsa şimdiden vazgeçsinler. Alevilerin artık örgütleri de güçlü. Amaçlarına ulaşamayacaklar diye düşünüyorum.”

PİRHA/HACIBEKTAŞ