Ana Sayfa Blog Sayfa 184

Mezopotamya Dinler ve İnançlar Platformu: Nefes almamızı Öcalan’a borçluyuz

Nefes almamızı Öcalan’a borçluyuz diyen Mezopotamya Dinler ve İnançlar Platformu, ‘Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü bizim için hayati konu olmaktadır’ diyerek, İmralı’da tecrit ve işkence uygulandığını belirtti

Mezopotamya Dinler ve İnançlar Platformu, PKK lideri Önderi Abdullah Öcalan’a dönük tecride karşı yazılı açıklama yaptı. Avukatların, ailelerin görüşme başvurularının sayısızca reddedildiğine dikkat çekilen açıklamada, “Anlaşılacağı üzere Sayın Abdullah Öcalan üzerinde tam bir izolasyon ve tecrit söz konusudur. Bunun uluslararası literatürde işkence olduğunu herkes gibi biz de çok iyi biliyoruz. Buna rağmen başta Avrupa Konseyi ve CPT olmak üzere uluslararası meşru kurumlar sorumluluklarının gereğini yerine getirmiyor, Türk devletinin hukuk dışı keyfi yaklaşımını idare etmektedirler” denildi.

‘Nefes almamızı Öcalan’a borçluyuz’

Yapılan açıklamada, “Halbuki Sayın Abdullah Öcalan tarihte ilk kez kadim Mezopotamya coğrafyasındaki halklar ve inançlar arasında ortak ve birlikte yaşamı savunmakla kalmamış, ilk kez barışa giden yolun mimarı olmuştur. Bu nedenle Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış bu ağır tecridi ve işkenceyi Mezopotamya Dinler ve İnançlar Platformu olarak şiddetle reddediyor, kabul etmiyoruz. Yıllardır yaşadığımız coğrafyada uğradığımız katliam ve soykırımlardan sonra ilk kez nefes aldığımız ve barış içinde birlikte yaşamanın haklı onurunu yaşıyor olmayı Sayın Abdullah Öcalan’a borçluyuz. Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü bizim için hayati konu olmaktadır. Asuri- Süryani, İslam, Êzidî, Alevi, Yarsan, Feyl ve Kakai inancından insanlar başta olmak üzere Mezopotamya’da yaşayan halklar ve inançlar olarak Türk devletini bu hukuk dışı uygulamalarından vazgeçmeye, Avrupa Konseyi’ni ve CPT’ yi de görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmeye çağırıyoruz” denildi.

Kaynak: RojNews

#Mezopotamya #Dinler #İnançlar #Platformu #Nefes #almamızı #Öcalana #borçluyuz

Oluç: Kopenhag Kriterleri yerine Ankara kriterleri ilan ettiniz

Gündemdeki gelişmelere dair basın toplantısı düzenleyen Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, ‘İktidar, ‘AB üyeliği NATO’dan geçer’ gibi bir siyasi anlayışa savruldu’ diyerek, AKP’nin Kopenhag Kriterleri yerine Ankara kriterleri ilan ettiğini belirtti

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Gündemdeki gelişmeleri değerlendiren Oluç, Türkiye’nin dış politikasında yaşanan gelişmelerle konuşmasına başladı.

Halklar için önemli bir durum

Türkiye-Ukrayna ilişkileri ve Zelenski ziyareti ile NATO tartışmaları ve AB üyelik sürecine ilişkin konuşan Oluç, “Zelenski ziyareti ve sonrasında konuşulan bir mesele son derece ciddi bir meseledir. Bu konudaki yaklaşımın gayri ciddi olduğunu düşünüyoruz. O da Ukrayna’nın NATO üyeliği meselesidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Ukrayna NATO üyeliğini hak ediyor’ açıklaması yaptı. Bu sıradan geçiştirilecek bir durum değildir. Bu sadece Ukrayna ve Rusya için değil, Türkiye ve Avrupa halkları için ve onların geleceği açısından son derece kritik bir açıklamadır” diyerek tartışılması gerektiğini vurguladı.

NATO ile Rusya’nın savaşması demek

Ukrayna’nın NATO’ya dahil edilmesinin NATO ile Rusya’nın savaşa tutuşması demek olduğunu kaydeden Oluç, “Bakın Vilnius Zirvesi’nin sonuç bildirgesi açıklandı. Bildiride NATO-Ukrayna ilişkileri ile ilgili olarak şöyle bir cümle var: ‘Ukrayna NATO’ya üye olabilir ama bu, bugün NATO’ya üye olabilir anlamına gelmiyor.’ Nitekim o bildirgeye tepki Zelenski’den geldi. Zelenski NATO’yu eleştirdiği tweetinde ‘Hem zaman çerçevesi belirlenmeden hem davet hem de üyelik eşi görülmemiş bir saçmalıktır. Aynı zamanda Ukrayna’nın daveti için belirsiz koşullar bekleniyor’ şeklinde tepki gösterdi. Görünen o ki ne Ukrayna’nın NATO’ya üyeliği ne de ittifaka dahil edilmesi için hazırlık var” şeklinde ifadeler kullandı.

Oluç’un açıklamalarının satır başları şu şekilde:

Şimdi mi geldi aklınıza

“Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan Zelenski ziyaretinde, Zelenski’nin ağzına bir parmak bal çalmak için bu lafı ettiyse, bu sorumsuzluktur. Bugünkü savaş koşullarında Ukrayna’nın NATO’ya dahil edilmesi demek, NATO’nun 5’inci maddesi gereği doğrudan doğruya NATO ile Rusya’nın savaşa tutuşması demektir.

Diğer konu İsveç’in NATO’ya üyeliği ve bununla ilgili tartışmalar. İktidar, ‘AB üyeliği NATO’dan geçer’ gibi bir siyasi anlayışa savruldu. Çok ilginç. Türkiye kaç yıldır NATO üyesi, neden AB’ye üye olamadı? Şimdi mi aklınıza geldi. Erdoğan alakası olmayan bir konuyu İsveç’in NATO’ya üyeliği konuşulurken ortaya attı. Biz bunun İsveç’e ilişkin söylenenlerde bir U dönüşü olduğunu, U dönüşü yapılırken de kamuoyunda bir kazanım hikayesi yaratabilir miyiz hevesiyle yapıldığını biliyoruz. Bu gerçekçi bir politika değil.

Kopenhag Kriterleri yerine Ankara kriterleri ilan ettiniz

Şimdi çok açık bir şekilde şunların konuşulması gerekiyor; AB’ye üyelik mi istiyorsunuz? Evet biz istiyoruz. O zaman yapmanız gereken şey, Kopenhag Kriterleri”ni yerine getirmektir. Peki siz ne yaptınız? Kopenhag Kriterleri yerine Ankara kriterleri ilan ettiniz. ‘Biz Ankara kriterlerini uygulayacağız’ dediniz. 2017 yılında burada Meclis’in açılışında Erdoğan dedi ki; ‘Bizim AB üyeliği gibi bir beklentimiz yok.’ Şimdi Kopenhag Kriterleri’ni yerine getirmemiş bir iktidarla karşı karşıyayız. Fasıllar açılmıyor, açılamayan fasıllar kapanmıyor ve adım atılmıyor. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Mesela AB Kopenhag Kriterlerini yerine getirin derken size kayyım mı atayın dedi ya da Venedik Komisyonu ile bu nedenle çelişkiye mi düşün dedi. Avrupa Parlamentosu ve Konseyi ile çelişkiye mi düşün dedi. AB İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uymayın mı dedi. Siyasi nedenlerle cezaevlerini doldurun mu dedi.? Gazetecileri hapse mi atın dedi. RTÜK aracılığıyla televizyonları cezaya boğun, televizyoncuları tutuklayın mı dedi. Cumartesi Anneleri’ne saldırılara devam edin, yetmedi HDP’yi kapatın, Kürt halkının siyasi temsilini demokratik siyasette engelleyin mi dedi?

Gerekli adımlar atılırsa destek veririz

Adım atmak mı istiyorsunuz? Bir önerimiz var. Dışişleri Bakanlığı’na bağlı AB Başkanlığı var. Gelin AB Bakanlığını yeniden tesis edin ve yerine AB Bakanlığı’nı kurun. Müzakerelerin derli toplu yürütülmesi, adımların atılması, reformların yapılması için ciddi bir odak oluşturun. Ama size şunu söyleyelim, bir kez daha AB Parlamentosu’nda yeni ilerleme raporu çıkacak. Bu yeni ilerleme raporundaki olumsuzluklar ‘artık AB ile Türkiye imtiyazlı üyelik noktasına gelinmelidir’ diye bir fikir çıkarsa, bu sizin bugüne kadar yapmadıklarımızdan dolayı ödenecek bedeldir. Dolayısıyla Türkiye’yi bir imtiyazlı ortaklık tartışmasına sürüklemek istemiyorsanız, o zaman Kopenhag Kriterleri’yle ilgili adım atmaya başlamanız gerekiyor. Atılması gereken adımları herkes biliyor, o adımlar atılırsa biz de destek veririz.

Fedakarlığı emekçiden istiyorlar

Meclis gündemine dair Plan Bütçe Komisyonu’na bir torba yasa geldi ve iktidar çoğunluğuyla kabul edildi. Eleştiriler doğrultusunda herhangi bir değişiklik yapılmadı. İktidar bu torba yasasını milli dayanışma paketi olarak sunuyor. Emeğiyle geçinen yurttaşlara yeni vergiler getiren, buna karşı sermayeye kolaylıklar sağlayan bir şey dayanışma modeli olabilir mi? İktidar dayanışma ve fedakarlığı hep emekçilerden istiyor. Bunun bir milli dayanışma modeliyle alakası yoktur.

Yurttaşın cebinden alacaklar

Bu ülkede yurttaşlar bu iktidarın yanlış ekonomik tercihleri ve politikalarından dolayı hayat pahalılığı yaşıyor ve her gün gelen zamlarla astronomik kiralarla devasa bir enflasyonla mücadele etmek zorunda kalıyor. Şimdi yeni vergilerle karşı karşıya kalıyoruz. Bu Torba Yasa’nın en büyük sıkıntısı budur. Hükümet ek bütçe istiyor. Bütçe yetmediği için 1 Trilyon 200 Milyar lira daha para istiyor bu iktidar. 6 ayda 2023 bütçesi batmış vaziyette.

Nereden toplayacak bu parayı? Yurttaşın cebinden alacak. Dolaylı vergilerden alacak. Bu ek bütçeyle yaklaşık 750 milyar lira dolaylı vergi gelirinden söz ediliyor. “

ANKARA

#Oluç #Kopenhag #Kriterleri #yerine #Ankara #kriterleri #ilan #ettiniz

Qers’te kaymakamın koruma polisi gazeteciyi darp etti

Qers’in Qaxizman ilçesinde, kaymakamın koruma polisi gazeteciyi darp etti

Qers’in (Kars) Qaxizman (Kağızman) ilçesinde gazeteci Serkan Çağlar, kaymakamın koruma polisi tarafından dakikalarca darp edildi.

Koruma polisinin “Aracını buraya çekemezsin” demesiyle başlayan şiddet güvenlik kamerasına da yansıdı. Görüntülerde, Çağlar’ın adeta linç edildiği görülüyor. Kolundan ve bacağından yaralanan Çağlar, hastaneden darp raporu alarak, kendisini darp eden koruma polisinden şikayetçi oldu.

QERS

#Qerste #kaymakamın #koruma #polisi #gazeteciyi #darp #etti

İktidarın zeytin düşmanlığı hız kesmiyor

Zeytinlik alanlarını enerji, maden ve turizme kurban etmek isteyen AKP iktidarı birçok kez yasalarda değişiklik yaprak pratik adımlar sunuyor. Hatay’da ve Yatağan’da zeytinlikler imara açılmak isteniyor

AKP, zeytinliklerin her türden ranta açılması için iktidara geldiğinden bu yana girişimlerini sürdürmeye devam ediyor. Bu rant adımları bazen merkezi hükümet eliyle bazense belediyeler eliyle gerçekleştiriliyor. Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 8 Temmuz günü yapılan torba yasa görüşmelerinde AKP milletvekilleri Orhan Yeğin ve Yaşar Kırkpınar, deprem bölgesindeki zeytinliklerin imara açılmasını düzenleyen değişiklik teklifini sundu. AKP’li vekiller, 5 Nisan’da yayınlanan Olağanüstü Hal (OHAL) Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde değişiklik yapılmasını öngören teklifte, yapılaşmaya açılabilecek alanlar arasına zeytinliklerin de eklenmesini istedi. Söz konusu teklif aynı gün Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Teklif daha Meclis Genel Kurul’a gelmeden; Hatay’daki zeytinlik alanlarının konut yapımı için ihaleye verildiği ortaya çıktı.

‘Siz yapın yasa arkadan gelir’

Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen ancak Meclis Genel Kurul’una henüz gelmeyen teklifin yasalaşmadan, teklifte yer alan zeytinlik alanların ihale usulü ile şirketlere verilmesi dikkat çekti. Mezopotamya Ajansı’ndan Mehmet Aslan’ın haberine göre, İhale 15 Mayıs’ta Sarıdağlar İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi ile Egemen İnşaat ve Ticaret Şirketi’ne verildi. Zeytinlik alanların yoğun olduğu Hatay, Antakya ve Dikmece’de bin 415 adet konut inşaatı ve çevre düzenlemesi için ihaleye giren bu iki inşaat şirketi, ihaleyi 2 Milyar 285 milyon TL ile aldı. İmara açılması muhtemel olan alanda 10 binden fazla zeytin ağacının bulunduğu öğrenildi. Her iki inşaat şirketinin bugüne kadar kamudan birçok ihale almış olması dikkat çekerken, AKP’nin yasaları yok sayıp, siz yapın yasa arkadan gelir anlayışı sürekli yaşanmakta.

Yatağan’da halk yağmayı önledi

Zeytin mutlak korunması gereken ağaçlardan biriyken, AKP iktidarı tarafında madenlere, enerji santrallerine ve turizme kurban edilmeye devam ediliyor.

Muğla’da AKP’li Yatağan Belediyesi’nin kamuya ait zeytinlikleri satma girişimi yurttaşların tepkileri sonucu şimdilik önlendi. İlçeye bağlı eskiden belde olan Turgut ve Bozüyük köyündeki toplam 160 dekar zeytinlik araziyi satmak için çıkılan ihale, Yatağan Yeşil Yaşam Derneği üyesi yurttaşların tepkileri sonrası yapılamadı. Evrensel’den Özer Akdemir’e konuşan Yatağan Yeşil Yaşam Derneği Başkanı Kazım Erol, belediyenin satmak istediği arazinin öncesinde Turgut Belediyesi’ne ait olduğunu belirterek, “Büyükşehir Yasası’nın çıkmasının ardından Turgut Beldesi mahalle oldu. Bu araziler de Yatağan Belediyesi’ne geçti. 78 dekarlık bu arazi aslında vakıflardan Turgut Belediyesi’ne geçmişti yani vakfedilmiş bir araziydi” dedi.

İhale iptal

İhale için belediyeye gelenlere bu satışın yasal olmadığını ve hukuki olarak suç duyurusunda bulunulacağını söylediklerini dile getiren Erol, tepkilerin ardından ihaleye teklif vermek için gelenlerin ihaleye girmekten vazgeçtiğini, bu nedenle de ihalenin yapılamadığını söyledi. Erol, “Otoyolları, köprüleri, kamunun elinde ne varsa satan AKP’nin belediyesinin halka ait arazileri satmasını istemiyoruz” diye konuştu.

AKP zeytin düşmanı

Ölmez ağaç olarak bilinen Zeytin tarih boyunca halkların en önemli beslenme ve gelir elde etme yolu olarak işlev gördü. Bugün ise AKP eliyle zeytinlikler adeta katliama uğratılıyor.

AKP tarafından toplam 7 kez TBMM’ye getirilen Zeytin Yasası’nda yapmak istedikleri değişiklik girişimleri üreticilerin tepkileri sonucu geri tepmişti. En son 2017 yılında yasa da değişikliğe gitmek isteyen ancak başaramayan iktidar varmak istediği noktaya yönetmeliklerle ulaşmak istedi. 2022 yılı 1 Mart tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmış olan ‘Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ ile zeytinlikleri yağmalama girişimi genişletildi. 2017 yılında meclise gelen 76 maddelik “Üretim Reform Paketi” ile yürürlükteki 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’un 20. maddesinde değişiklik yönetmelikle gerçekleştirildi. 3573 sayılı yasanın 20. maddesine göre, “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede, zeytinliklerin bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyasal atık oluşturulacak tesis yapılamaz ve işletilemez” maddesi iktidarın hiç hoşlanmadığı bir maddeydi.

Tanım değişikliği yapıldı

AKP’nin hazırladığı tasarıda hoşlanmadığı 20. maddenin “Alternatif alan bulunmaması ve kurulun uygun görmesi şartıyla bakanlıklarca ‘kamu yararı kararı alınmış’ (enerji, maden vb.) yatırımlar için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına izin verebilecek, bu yetkisini gerektiğinde valiliklere devredebilecek” ibaresine ek olarak zeytinlikler için yeni tanım ve ölçekler getirilmek isteniyordu. 2017’de bu girişime tepki gösteren Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi İcra Direktörü Mustafa Tan, “Buradaki en çarpıcı temel madde zeytinlik saha tanımının getirilmek istenmesi ve bunun bir dekarda 15 ağaç kültür çeşidi veya yabani tür olması ifadesi. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir şey yok. Avrupa Birliği’nde zeytin bahçesi 2 buçuk ağaca tekabül ediyor ve bir dekar bir alanınız olursa zeytinlik tanımına giriyor” diye belirtmişti.

EKOLOJİ SERVİSİ

#İktidarın #zeytin #düşmanlığı #hız #kesmiyor

Licê’de askerlerin çobanlara yaptığı işkencenin görüntüleri ortaya çıktı

Licê’de askerlerin 4 çobanı yere yatırarak işkence ettiği görüntüler ortaya çıktı. Çobanlardan Hanifi Yalavuz, ‘Yere yatırıp başımıza tekmelerle vurdular’ dedi

Amed’in Licê ilçesinin Bêşiştê (Türeli) kırsal mahallesine bağlı Metmûr (Kalkanlı) mezrasında çobanlık yapan Yalavuz ailesinden 4 kişi askerlerin şiddetine maruz kaldı. 3 Haziran’da yaşandığı belirtilen olay, “Uzman Çavuş Komutan Berk” adlı TikTok kullanıcısının görüntüleri sanal medyada “intikam” ifadesiyle paylaşmasıyla ortaya çıktı.

Yere yatırdılar

Görüntülerde, 3 kişinin ters kelepçe takılarak yere yatırıldıkları, bir kişinin ise oturmuş bir vaziyette bir askerle konuştuğu görülüyor. Yine operasyona çıkan birçok askerin de ters kelepçeli yerde uzanan kişilerin başında beklediği görüntülere yansıdı. Yere yatırılan bir yurttaşın, “Ekmek için yatıyorum burada” dediği ve görüntü çeken askerin ise, “Allah sizi var ya…” ifadelerini kullandığı duyuluyor.

Siz bize ateş ettiniz dediler

Görüntülerde yer alan ve ters kelepçeli bir şekilde yere uzatılan Hanifi Yalavuz, yaşananları Mezopotama Ajansı’na (MA) şu şekilde anlattı: “Olay 3 Haziran’da yaşandı, gece hayvanların yanındaydık. 4 kişiydik. Ben ve kardeşim, amcam ve oğlu. Saat 03.20 idi, çatışma çıktı, çatışamadan sonra bizi yakaladılar ve suçladılar. ‘Sizsiniz bize sıkanlar’ dediler. Sonra yere yatırdılar, ters kelepçe yaparak işkence ettiler, hakaret ettiler. Başımıza tekmelerle vurdular.”

Karakola çağırdılar

Şiddet gördükten sonra mahalle karakolunda ifade verdiklerini aktaran Yalavuz, şunları söyledi: “Sabah 05.00 gibi karakoldan bırakıp, köye gönderdiler. ‘Gidin orada askerler sizi bekliyorlar’ dediler. Gittik ifade verdik bıraktılar. Ertesi gün de beni karakola çağırdılar. Bana, ‘Onlar adına özür diliyorum, bilmiyorduk. Size işkence ve hakaret etmişler, onlara gereken cezayı uygulayacağız’ dediler. Sonra beni saldılar. O görüntüde konuşan bendim, daha çok konuşmuştum, konuşmamı kesmişler. Para kazanmak için gece gündüz orada çalıştığımı söyledim. Ekmeğimiz için hayvanların yanındayız. Gece gündüz bir buçuk aya yakındır oradayız.”

Haber: Eylem Akdağ / MA

#Licêde #askerlerin #çobanlara #yaptığı #işkencenin #görüntüleri #ortaya #çıktı

Yazar Milan Kundera hayatını kaybetti

Çek yazar Milan Kundera 94 yaşında hayatını kaybetti

Yazdığı birçok kitapla ismini duyurmuş Çek Yazar Milan Kundera dün Fransa’nın başkenti Paris’te yaşamını yitirdi. Kundera’nın ölümü Moravya Kütüphanesi (MZK) Sözcüsü Anna Mrazova tarafından “Milan Kundera, uzun süren bir hastalığın ardından dün Paris’te yaşamını yitirdi” sözleriyle duyuruldu.

Vatandaşlıktan çıkarıldı

Milan Kundera, 1929 yılında Çekoslovakya’nın Moravya bölgesindeki Brno şehrinde doğdu. 1975 yılında Fransa’ya göç eden yazar, 1981 yılında Fransa vatandaşı oldu. Kundera, “Gülüşün ve Unutuşun Kitabı”nın yayınlanmasının ardından Çekoslovak hükümeti tarafından vatandaşlıktan çıkarıldı. Kundera, 15 kitap yazdı, sayısız ödül alarak yazarlık mesleğinin yanında uzun yıllar müzik ve sinemayla profesyonel olarak ilgilendi.

DIŞ HABERLER

 

#Yazar #Milan #Kundera #hayatını #kaybetti

Karamollaoğlu ve Davutoğlu ortak grup toplantısı yaptı

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Meclis’te ilk ortak grup toplantısını gerçekleştirdi.

Gelecek Partisi milletvekillerinin Saadet Partisi’ne (SP) geçmesiyle kurulan SAADET Meclis Grubu, ilk toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıya katılan SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Toplantıda ilk olarak konuşan Karamollaoğlu, iktidarın hayatı pahalılaştırmayı, emeği ucuzlatıp emekliyi yardıma muhtaç bırakmayı başardığını belirterek, “Ev sahiplerine yüzde 25 sınır koyan iktidar bu sınırı keşke enflasyon ve vergiler için de koyabilseydi. Büyük ekonomi, müthiş büyüme, tek haneli enflasyon, sıfıra yakın faiz cümleleri kurarak seçmene yönelik tokatçılık icraatı kabarık birileri ile ortaklıktan kaçınmak elzemdir. Milletin emeğini değersizleştiren, emekçinin umudunu azaltan siyaset tokatçısının kim olduğunu açıkça söylemeye gerek yoktur” ifadelerini kullandı.

NATO tepkisi

Karamollaoğlu’nun ardından konuşan Davutoğlu ise, İsveç’in NATO üyeliğine dair sürece değinerek, “Bir hafta önce Sayın Erdoğan, İsveç’e şöyle hitap etti: ‘Boşuna uğraşma İsveç, sen benim mukaddes kitabım Kur’an-ı Kerim’in yakılmasına izin verdikçe NATO’ya giremezsin.’ Aynı günlerde Bahçeli, ‘İsveç’le ilişkilerimizi keselim’ diyordu. Bunlar böyle işte. Bir hafta içinde tutum değiştirdiler. Ne tutum koydunuz İsveç’e? Sebebi çok açık. Biden ile bir görüşme yapabilmek için taviz verdiler. Bundan sonra Sayın Erdoğan’ın ilk hedefi Washington’a bir saatliğine de olsa gidebilmektir.”

Erdoğan’a yanıt

Erdoğan’ın daha önce kendileri hakkında sarf ettiği “Onlar, siyasi tarihimizin en büyük tokatçılığına imza atarak CHP’den 39 milletvekili kopardılar” sözlerine yanıt veren Davutoğlu, şunları belirtti: “Sayın Erdoğan bu tabirleri nereden buluyor bilemiyorum. Onlara hakaret, bize nezaket yakışır. HÜDA PAR, Yeniden Refah Partisi Meclis’e zembille mi indi? Onlar da AK Parti’yi mi tokatladı? O zaman sen de tokatlanansın. Reza Zarrab kimi tokatladı? Bu saatten sonra Hazineyi tokatlayan olursa karşısında 20 cesur yürek olacak. İki ay önce bizi Amerika’nın ajansları olarak nitelendirenler şimdi neredeler? Siyasi iktidarın sonu gelirken, biz daha yeni başlıyoruz.”

ANKARA

#Karamollaoğlu #Davutoğlu #ortak #grup #toplantısı #yaptı

Mexmûr’da tecrit semineri yapıldı

Mexmûr’da PKK Lideri Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecride ilişkin bir seminer düzenlendi

Mexmûr Kampı’nda PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecrit ve yaklaşık 28 aydan bu yana da hiçbir haber alınamamasına ilişkin seminer düzenlendi.

Şehit Aileleri Kurumu’nda yapılan seminerde Abdullah Öcalan’dan uzun bir zamandır hiçbir haber alınamadığı belirtilen konuşmalarda, tecridin kaldırılması ve Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması için hareke geçme çağrısı yapıldı.

Seminerde ayrıca 14 Temmuz’dan itibaren kampta birçok eylem ve etkinlik yapılacağı belirtildi.

DIŞ HABERLER

 

#Mexmûrda #tecrit #semineri #yapıldı

Öldürülen iş insanı Munğan’ın oğlu: Amcalarım tehdit nedeniyle beyanlarını değiştirdi

Nisêbîn’de iş insanı Oktay Munğan’ın öldürülmesine ilişkin görülen davada Munğan’ın kardeşleri ‘azmettirici’ suçlamasıyla yargılanan Mehmet Şerif Başak hakkındaki beyanlarını değiştirdi. Munğan’ın oğlu, amcalarının kendisi gibi tehdit edildiğini belirtti

Mêrdîn’in (Mardin) Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde 10 Şubat’ta uğradığı silahlı saldırıda ağır yaralandıktan sonra kaldırıldığı hastanede 1 Mart’ta yaşamını yitiren iş insanı Oktay Munğan’ın bir çete yapılanması tarafından öldürülmesine ilişkin açılan davanın 12’nci duruşması Mardin 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmada tutuklu sanıklar Deniz Işık, Gürkan Çalışkan ve Onur Yıldız, tutuklu bulundukları cezaevinden SEGBİS aracılığıyla hazır edildi. Çete faaliyetleri gerekçesiyle başka bir dosyadan tutuklu sanıklar Doğan Oral, Eyyup Aksoy ve Kemal Ürün hazır edilmezken, tutuksuz sanıklar iş insanı Mehmet Şerif Başak, İzzettin Düzkaya, Adnan Koç, Abdullah Er, Ahmet Yıldız, Oğuzhan Karayılan, Sinan Demirtaş, Cemal Dinç, Leyla Oral, Dara Yaruk ve Uğur Kaya katılmadı. Bir kısım müştekiler ile tarafların avukatları da duruşmada hazır bulundu.

Dilekçeyle beyan değişikliği

Kimlik tespitinin ardından geçilen duruşmada gelen evraklar okundu. Firari sanık Vedat Ürün’ün halen yakalanmadığı belirtildi. Katılan taraftan Abdulkadir Munğan, Ekrem Munğan ve Taciddin Munğan’ın dosyada azmettirici olarak yer alan iş insanı Mehmet Şerif Başak hakkındaki beyanlarını geri çektikleri yönünde dilekçe sundukları görüldü.

6 kişi için müebbet istendi

Savcı, daha önce hazırladığı mütalaasını tekrar ederek Onur Yıldız ve Deniz Işık hakkında “Tasarlayarak öldürme”, İzzettin Düzkaya ve Adnan Koç hakkında “Tasarlayarak öldürmeye yardım etme” suçlarından ceza verilmesi istedi. Sanıklardan Kemal Ürün’ün yakalanması nedeniyle dosyasının tefrik edilmesi talebini geri çeken savcı, Ürün ve Mehmet Şerif Başak hakkında “tasarlayarak kasten öldürme eylemini azmettirici” suçlamasıyla müebbet hapis verilmesi istendi. Firari sanık Vedat Ürün’ün dosyasının ise tefrik edilmesi talep edildi.

Savcı, sanıklar Abdullah Er, Ahmet Yıldız, Gürkan Çalışkan, Oğuzhan Karayılan ve Sinan Demirtaş ile Cemal Dinç, Doğan Oral, Eyyup Aksoy ve Leyla Oral’ın saldırıyla bağlantılarının bulunduğuna dair sabit delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat ettirilmesini istedi. Savcı; sanıklar Dara Yaruk ve Uğur Kaya’nın eyleminin ise meşru müdafaa kapsamında kaldığını belirterek cezalandırılmasına yer olmadığı yönünde karar verilmesini talep etti.

‘Tehdit edildiler’

Devam eden duruşmada söz alan Munğan’ın oğlu Mehmet Salih Munğan, beyanlarını değiştiren amcalarının tehdit nedeniyle beyanlarını değiştirdiğini belirterek, “Diğer katılanların neden fikirlerini değiştirdiğini biliyorum. Biz de tehdit aldık. Bizim de oturduğumuz daire Mehmet Şerif Başak’ın üzerine kayıtlıdır. Tehditle ilgili olarak ben 12 Haziran’da dilekçe verdim. Abdulkadir Munğan ve diğerleri Mehmet Şerif Başak’ın tehditlerinden korktukları için beyanlarını değiştirmişlerdir. Mehmet Şerif Başak’ın tehditleri halen devam etmektedir” dedi.

Ardından sanıklar ile müdafileri ve müşteki müdafilerinin mütalaaya karşı savunmaları alındı. Avukatlar dosyada yeni gelişmeler olduğu gerekçesiyle mütalaaya karşı süre talebinde bulundu.

 Bir sanık tahliye edildi

Mahkeme tutuklu sanık Gürkan Çalışkan’ın tahliyesine, tutuklu diğer sanıkların tutukluluk halinin devamına, tutuksuz sanıkların tutuklanma taleplerinin reddine karar vererek duruşmayı 28 Eylül’e erteledi.

MÊRDÎN

#Öldürülen #iş #insanı #Munğanın #oğlu #Amcalarım #tehdit #nedeniyle #beyanlarını #değiştirdi

Ameliyat olması gereken tutuklu cezaevine geri götürüldü!

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan ağır hasta tutuklu Özge Özbek’e hastane doktoru beynindeki tümörün ilerlediğini ve acil ameliyat olması gerektiğini söylemesine rağmen, cezaevine geri götürüldü

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve daha önce beyin tümörü nedeniyle ameliyat olan Özge Özbek, 10 Temmuz’da baygınlık geçirdi. Kafasını yere çarpan ve hastaneye kaldırılan Özbek’e hastane doktoru beyin tümörünün ilerlediğini ve acil ameliyat olması gerektiğini söyledi. Ancak Özbek, doktorların uyarısına rağmen askerler tarafından yeniden cezaevine götürüldü.

Baş dönmesi ve kusma yaşıyor

Özbek’in sağlık durumuna ilişkin bilgi veren eşi Özgür Özbek, “Her Pazartesi günü Özge bizi arıyordu. O gün bizi aramayınca tedirgin olduk. Gece saatlerine doğru cezaevini aradık. Cezaevi hastaneye götürüldüğünü söyledi. Daha sonra Özge ile konuştuk, başının döndüğünü ve bayılıp başını çarptığını söyledi. Hastaneye kaldırıldığını ve buradan yapılan tetkik ve muayeneden sonra beynindeki tümörün ilerlediğini doktorun başka bir hastanede acil ameliyat olmasını gerektiğin söylemesine rağmen gardiyanlar tarafından cezaevine götürüldüğünü söyledi. Sürekli baş dönmesi ve kusma sorunu yaşıyor” dedi.

Ne olmuştu?

Ankara 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2011 yılında “örgüt üyeliği” iddiasıyla hakkında 6 yıl yıl 3 ay hapis cezası verilen Özbek, beyninde oluşan tümör nedeniyle 27 Ekim 2020 tarihinde İstanbul Acıbadem Hastanesi’nde açık beyin ameliyatı geçirdi. Ameliyat sonrası Özbek’in cezası Yargıtay tarafından onandı. Yapılan infaz ertelenme başvurusu sonucu, Sağlık Bakanlığı Darıca Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu’nun 24 Aralık 2021 tarihli raporunda, Özbek’in cezaevi şartlarında kalmasının uygun olmadığına kanaat getirdi. Ancak Sağlık Kurulu raporuna rağmen İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) Özbek hakkında “cezaevinde kalabilir” raporu düzenledi.

ANKARA

#Ameliyat #olması #gereken #tutuklu #cezaevine #geri #götürüldü