Ana Sayfa Blog Sayfa 194

Dersim’in büyük bilgesi Firik Dede unutulmadı: Hakk’a yürüyüşünün 16. yılı

Sözlü geleneğin son temsilcilerinden olan Dersim Ovacıklı Firik Dede, 16 yıl önce 106 yaşındayken Hakk’a yürüdü. 1980 askeri darbe günlerinde, Ovacık’ta işkence yapılıp diri diri yakılarak öldürülen Behzat Firik’in de babası olan Firik Dede, o günden beri, oğlunun acısıyla yas tuttu. Acısı da gözyaşları da hiç dinmeyen Firik Dede o günden sonra bir daha hiç konuşmadı.

Aslen Dersim Ovacıklı ve Derviş Cemal Ocağı’nın bir bireyi, asıl adı Seyfi Firik Dede olan Firik Bava yaşamı boyunca Alevi Kızılbaş geleneğine, Yol’una, ritüellere ve öğretisine göre yaşayan ve bu öğretiyi topluma da sözleriyle, şiirleriyle ileten bir bilge.

1909’da Qeredereşi’de doğdu. Küçük yaşta babasıyla birlikte Dersim’i diyar diyar dolaştı, sazıyla coştu, sözde ise ustalaştı. Kendi deyimiyle bu meşakkatli yolun ilk desturunu çok sevdiği babasından almıştı. O, Kırmanc cemaatleri içinde pişti ve ‘Ocak’ kültürünün deryalarından beslendi, o yaşta İnsan-ı Kamil sırrına erdi. Baba oğul bir gün olsun Qeredereşi’de durmadılar. Çünkü Dersim’in başında dolanan kara bulutları görmüşlerdi, yavaş yavaş Dersim’in birliği bozuluyordu. Öyle ki ikrar bile ikrarını tanımıyordu. Bu durumun farkında olan baba oğul Dersim’in başına dolanan büyük felakete karşı aşiretlerin birliği için dört bir yana fikir taşıdılar.

Baba oğlun özellikle Hozat ve Ovacık aşiretleri arasında saygınlıkları tartışılmazdı. Öyle ki toplumsal adaletin terazisinde onlar, toplumun ortak vicdanı olmuşlardı. En amansız aşiret kavgalarında onlar hep hakkaniyeti söylediler ve doğrudan yana oldular. İşte bu sebepledir ki baba oğul, bu toplum nezdinde tartışmasız olarak haklı bir saygınlık kazanmışlardı…

TÜM BASKILARA RAĞMEN GİZLİ GİZLİ CEM TUTARLAR

Firik Dede ve babası, 1925 yılındaki “Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu” ile sadece Alevi Dergâhlarının kapatıldığı, Alevi Kızılbaş “Ana”, “Baba”, “Dede” ve “Pir”lerinin üfürükçü, muskacılarla aynıymış gibi kabul edildiği, bu Yol önderlerinin gözaltına alındığı, mahkemelerde yargılandığı, cemlerin yasaklandığı dönemlerde de cem yürüttüler. Defalarca gözaltına alındılar. Ama asla kararlılıklarından, Yol’dan ödün vermediler!

1933 yılında Ovacık’ın Çexperi köyünde “Xızır Cemi” tutarlar. Ama cem yeri yine ihbar edilir. İkisi yakalanır Sırrı Yüzbaşı’ya teslim edilirler. Pirlerinin bu durumuna oldukça üzülen Kurno, İbrahim Sırrı Yüzbaşı’ya gider, sıkı bir pazarlığa oturur. Bu pazarlığın sonucunda 15 kilo bal, bir teneke yağ, bir kısır keçi ve 20 kilo peyniri yüzbaşıya vererek pirlerini geri alır, ama olaylar peşini bırakmaz. Sonunda Firik Dede her yerde aranır duruma düşer. 1937’de Hozat Zankirek muhtarı olan amcası Çıla’dan Firik Dede’yi teslim etmesi istenir. Çıla bu ihaneti kabul etmeyince eşi ve çocuklarıyla birlikte kurşuna dizilir. Çıla’nın başına gelenleri duyan Firik Dede Zankirek’e koşar, belki aileden birini bulurum diye, ama nafile, sadece Çıla’nın kaynını bulur. Amcasından geriye kimsenin kalmamasına çok üzülür, ağıtlar yakar, boş konakta dövünür durur ve sonra da bir köşeye yığılır kalır. Firik Dede bu haldeyken aynı gece “Palancı Qumas” (milis) Peyik karakoluna haber vererek Firik Dede’yi yakalatır.

OĞLUNU İŞKENCEDE DİRİ DİRİ YAKILIR

1980 askeri darbe günlerinde; Ovacık’ta askerler tarafından işkence yapılarak diri diri yakılarak öldürülen Behzat Firik’in de babası olan Firik Dede, o günden beri, oğlunun acısıyla yas tuttu. Acısı da gözyaşları da hiç dinmeyen Firik Dede o günden sonra bir daha hiç konuşmadı.

Oğlu Behzat Firik’in acısıyla yas tutan Firik Dede’nin son sözleri şunlar olmuştu:

“Başımıza geleni sorma oğul, bir karanlık dönemdi. Harami sofralarında yer kapma yarışına girdiğimiz gün zaten kaybetmiştik her şeyi. Cellada kılavuz olma halimizi evliyalarımız da kabul etmemişti. Kabul etmediği içindir ki bize “gidin ne haliniz varsa görün” demişlerdi… Bil ki oğul, bütün karanlıklar kötüdür, ömrüm boyunca şafağa secde etmem bu sebepledir. Çünkü, seherin vakti ilk ışığın habercisidir ve bil ki ışıkta leke yoktur. Bilir misin oğul, toprak evlerimizin kapısı neden hep güneşe açılır? Sence bu bir tesadüf müdür? Unutma ki Tunceli’nin bütün ulu ağaçları gövdelerinde bize yer açmıştı, dağlarımız ise mazlumun sığınma eviydi. Onların kerametinden bir gün olsun şüpheye düşmedim. Ama gel gör ki her sabah kapımızın eşiğini ısıtan o yüce varlığa önce biz sırtımızı döndük, sonra da Yol ve erkanı kaybettik. Unutma ki harami sofralarındaki kan lokmasını biz hazmettik, ama onlar asla hazmetmedi. Kendi gerçeğine hep sadık kaldılar kısacası. Tunceli’nin tılsımını biz bozduk oğul ve bedelini de ağır ödedik, şimdi anlıyor musun neden küstüğümü?”

Firik Dede son yarım asırda ne cem tuttu ne de taliplerini gezdi. Sanki dili lal olmuştu. Kolay değildi, onun yaşadıklarını yaşamak; çünkü 38, yaralarına yeni yaralar eklemişti ve bu son hesaplaşmaya da o, bir oğul ve bir de torun vermişti. Bundandır ki bir asırlık ömrünün son yıllarından Hakk’a yürüdüğü güne kadar kimse onun güldüğüne tanık olmamıştı.

İNSAN-I KAMİL BELGESELİ

Dersimli yönetmen Buket Aydın, Firik Dede’nin hayatı özelinde, bölgedeki yaşamı aktaran ‘İnsan-i Kamil’ belgeselini çekmişti. Firik Dede için “İnsan-ı Kamil” adında bir belgesele imza atan yönetmen Buket Aydın, Firik dedeyi anlatırken, “Bir kat yatak, bir kuzine, bir saz ve dört duvar” tanımını yapar. 10 Temmuz 2007 tarihinde Hakk’a uğurlanan Firik Dede, koskoca, görkemli, aynı zamanda hüznün, acının, direnişin hiç eksilmediği bir tarihin tanığı.

PİRHA/DERSİM

Dağ ve Er 54 gündür açlık grevinde

Hewlêr Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er’in başlattığı açlık grevi, 54’üncü gününe girdi

Federe Kurdistan Bölgesi’nde 2019 yılında tutuklanan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er, tutuklu bulundukları Hewlêr Cezaevi’nde hak ihlallerine karşı 18 Mayıs’ta başlattığı açlık grevi 54’üncü gününe girdi. Dağ ve Er, keyfi arama, fiziki şiddet, hakaret ve tek tip elbise dayatmasının sona ermesini talep ediyor.

Dağ, 23 Haziran’da ailesi ile yaptığı telefon görüşmesinde sağlık durumlarının kötü olduğunu, hastanede doktor ve ilaç olmadığını, 10 gündür kendilerini kimsenin ziyaret etmediğini ve Er’in 20 kilo kendisinin ise 10 kilo kaybettiğini belirtmişti.

Her iki tutuklunun ailesi, çocuklarına yönelik artan baskıları kınayarak çocuklarına “sahip çıkma” çağrısı yapmıştı.

Kaynak: MA

#Dağ #gündür #açlık #grevinde

Aynalı Köşk icradan satıldı: Kültürel mirasa darbe

Qers’in tarihi miraslarından Aynalı Köşk, MHP yönetiminden kalma temizlik şirketine olan borca karşılık satıldı

Qers’te MHP’li Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta döneminde temizlik şirketine olan borca karşılık icradan satışı yapılan Qers’in tarihi miraslarından Aynalı Köşk’ün satışı gerçekleşti.

MHP döneminde satılığa çıkarılan köşk ile ilgili daha sonra yönetime gelen Halkların Demokratik Partisi (HDP), mahkemeye başvurarak satışı durdurdu.

Ancak belediyeye kayyum atanmasının ardından davanın takip edilmemesi nedeniyle, tarihi köşk açık artırma yoluyla satıldı.

Satışı durdurmuştu

Kentin en önemli tarihi yapılardan biri olan Aynalı Köşk’ün satılmasına tepki gösteren görevden alınan Qers Belediye Eşbaşkanı Şevin Alaca, şunları söyledi: “Aynalı Köşk kentin kültür zenginliğinin en önemli sembollerinden biridir. Köşk, yüzyılı aşkın bir süredir her türlü tahribata rağmen ayakta kalmayı başarmıştı. Önceki dönem de belediyenin borçları nedeniyle icra işlemleri başlatılarak açık artırıma usulü ile satışı isteniyordu. Bu durumdan seçimlerden hemen önce haberdar olduk. Göreve başladıktan sonra da ilk olarak bu satışa itiraz ederek durdurulmasını ve kamu yararına tahsis edilmesini talep ettik. Sonrasında da Aynalı Köşk’te gerekli tadilatları yapıp Kültür Merkezi olarak hizmete açtık.”

Kültürel mirasa darbe

Köşkün satılmasını kentin kültür yapısına bir darbe olarak nitelendiren Alaca, “Ne yazık ki bir temizlik firması kendi alacaklarına mahsuben icra yolu ile Aynalı Köşk’ü aldı. Böyle bir satış için koruma kurulunun da izni gerekmektedir. Dolayısıyla tamamen usulsüz ve kentin kültürel yapısına darbe niteliğindeki bu satışın bir an önce durdurularak, kamu yararına tahsis edilmesi gerekiyor. Hem tarihi binaların korunarak bu tür satışlara konu yapılmaması açısından hem de kültürel mirasların korunarak kuşaklar boyu aktarılmasında bu satışın durdurulması gerekiyor” diye konuştu.

QERS

#Aynalı #Köşk #icradan #satıldı #Kültürel #mirasa #darbe

Emine Şenyaşar: Adalet gelmezse bakanlık önüne gideceğim

Emine Şenyaşar görülecek duruşmada adaletin sağlanmaması durumunda Adalet Bakanlığı önünde nöbetine devam edeceğini söyledi.

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021 tarihinde Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti, 840’ıncı gününde devam ediyor. Riha’nın Pirsûs ilçesinden adliye binası önüne gelen Emine Şenyaşar ile oğlu Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Milletvekilli Ferit Şenyaşar, “Şenyaşar Ailesi Adalet Köşesi” olarak adlandırılan alanda, “5 yıldır sadece adalet istiyoruz” pankartı açarak nöbetlerini sürdürdüler.

Bakanlığın önüne gideceğim

Nöbette konuşan Emine Şenyaşar, oğlu Fadıl Şenyaşar ile ilgili devam eden davanın 18 Temmuz’da Meletî’de görülecek duruşmasına değinerek, tüm sivil toplum örgütleri ve hukuk örgütlerine dayanışma çağrısında bulundu. Oğlu Fadıl Şenyaşar’ın tahliye edilmemesi halinde nöbeti Adalet Bakanlığı önüne taşıyacağını sözlerine ekleyen Şenyaşar, “2 yıldan fazladır adalet bekliyoruz. Kışın yağmuru ve soğuğunda, yazın kavurucu sıcağında burada adalet için oturduk. Tek isteğimiz adaletin sağlanması. Artık yeter, oğlumu bırakın, bizde evimize gidelim. 18 Temmuz’da oğlum bırakıldığı takdirde evime gideceğim. Eğer adalet sağlanmaz ise, nöbetimi Ankara’ya taşıyacağım. Ankara’da Adalet Bakanlığı’nın önünde nöbetimi sürdüreceğim” dedi.

Ailesine yönelik katliamın herkes tarafından bilindiğini ifade eden Şenyaşar, katliam faillerinin tutuklanmamasına tepki gösterdi. Hastane görüntü kayıtlarının ortaya çıkarılmadığını vurgulayan Şenyaşar, “Hastanede insan öldürülür mü? Ama bunlar öldürdü. Neden halen ceza almıyorlar, neden katiler yargılanmıyor?” diye sordu.

RİHA

#Emine #Şenyaşar #Adalet #gelmezse #bakanlık #önüne #gideceğim

Mêrdîn’de çiftçiler DEDAŞ hakkında suç duyurusunda bulundu

DEDAŞ’ın elektrik kesintilerine karşı Mêrdîn’de çiftçiler suç duyurusunda bulundu

Dicle Elektrik Perakende Satış Anonim Şirketi (DEPSAŞ), Mêrdîn’in Qoser (Kızıltepe) ve Dêrik (Derik) ilçelerinde onlarca mahallede günlerdir elektrik kesintisi uyguluyor. DEDAŞ’ın “bakım-onarım” adı altında gerçekleştirdiği ve günleri bulan kesintiler nedeniyle çiftçiler ve köylüler zor günler yaşıyor. Kesintilerin mısır ekim dönemine denk getirilmesi sorunu büyütüyor.

Çiftçiler bunun üstüne DEDAŞ hakkında suç duyurusunda bulundu.

Göçe zorluyorlar

Qoser Buğday Pazarı Başkanı Ahmet Kılıç, 10 gündür elektriksiz olduklarını, borcu olanın da olmayanın da elektriğinin kesildiğini söyledi. Kılıç, “Hastalarımız var, yatalaklarımız var. Hepsini ilçeye getirdik. Hastalıklarından dolayı oksijen kullanmaları gerekiyor. Bu zalimler ikide bir sabah saat 05.00’dan akşam 20.00’a kadar kesiyorlar. Bugüne kadar Işıklı’dan Çiçekli’ye kadar 12 direk dikmişler. Bir tanesi yolun ortasında 2 senedir duruyor. 2 yıldır bu halkı oyalıyorlar. Herkesin buraya gelmesini istiyoruz. Elektriğimizi verene kadar da bir yere gitmiyoruz. Yasal hakkımız neyse kullanacağız. DEDAŞ Müdürü Halil Homan izne ayrılmış. Telefonla arıyoruz cevap vermiyor. Milletvekillerine, kaymakamlara, valiye, büyük arazi sahiplerine ve ağalara cevap var ama bize yok. Varımız yokumuz bu ekindir. Mısırımızı da kuruttuktan sonra bize göç etmek dışında bir şans bırakmıyorlar” diyerek tepki gösterdi.

İflas noktasındayız

Çiftçilerden Mahsum Gümüş de, çiftçiliğin yok edildiğini dile getirerek, “Buğday 7 lira, mısır 4 liraya gidiyor. Bu şekilde devam ederse, devlet çiftçiyi iflas ettirecek. Zaten çiftçi ölmüş. Çiftçiye ne kalıyor. Elektrik, tohum, gübre, mazot fiyatları uçmuş. Ağaların elektrikleri var, yoksulların elektriği yok. Bu nasıl bir oyundur. Ne yapmak istiyorlar. Elimizden gelen her şeyi yapacağız, yeter artık” tepkisinde bulundu.

MÊRDÎN

#Mêrdînde #çiftçiler #DEDAŞ #hakkında #suç #duyurusunda #bulundu

Günay: Halk toplantılarımız başladı, eylülde kongreye gideceğiz

HDP ve Yeşil Sol Parti’nin yeniden yapılanma çalışmaları kapsamında başladığı halk toplantılarına dair bilgi veren HDP Sözcüsü Ebru Günay, 8 bölgede toplantılar olacağını belirtti. Günay, her ne olursa olsun halka karşı demokrasi zaferi borçları olduğunu vurgulayarak, toplantıların herkese açık olduğunu belirtti

Mayıs ayında yapılan seçimler sonrası Halkların Demokratik Partisi ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) yeniden yapılan süreci kararı alarak sahaya indi. Merkezi düzeyde yapılan toplantıların ardından halk toplantıları başladı.

HDP Sözcüsü Ebru Günay partilerin yeniden yapılanma çalışmaları kapsamında yürüteceği halk toplantılarına ilişkin parti Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

8 bölgede toplantılar olacak

Günay, seçimlerden sonra partilerinin hem seçimlerin muhasebesini yapmak hem de yenilenme ve değişim sürecini tamamlamak üzere yoğun istişare, değerlendirme toplantılarına başladıklarını söyleyerek, “Bugünden başlayarak 25 Temmuz’a kadar 8 bölgede bu tartışmaları halkımızla toplumun geniş kesimleriyle yapacağımız halk toplantılarıyla yürüteceğiz” dedi.

Çok yönlü krizler yaşanıyor

Günay, AKP-MHP iktidarlarının yarattığı çok yönlü krizlerin çözümsüz hale geldiğini, Türkiye toplumuna cehennemi yaşattığını söyledi. Türkiye’de iktidar gibi düşünmeyen tüm kesimlerin hedefte olduğunu belirten Günay, “İktidar, Kürtler, partimiz ve mücadele güçleri başta olmak üzere herkes için hak, hukuk, adalet, demokrasi, eşitlik ve özgürlüğü mumla aranır hale getirmiştir. Topluma her alanda derin bir sömürü ve kimliksizleştirme hali yaşatılıyor. Bu iktidar bütün pratikleriyle esas itibariyle halk düşmanı, Kürt düşmanı, kadın düşmanı olduğunu kanıtlamıştır” diye konuştu.

45 gün geçmeden zam yağmuru başladı

Seçim başarısıyla övünen AKP-MHP iktidarının topluma getirdiği tek şeyin zam, zulüm ve baskı olduğunu ifade eden Günay, “Seçimlerin üzerinden 45 gün geçmeden AKP doğrudan kendisinin sorumlusu olduğu bütün bu sorunların ve krizlerin faturasını halklarımıza kesti, kesmeye devam ediyor. Gece yarısı operasyonuyla başta en temel ihtiyaç malzemeler olmak üzere KDV artışıyla her şeye zam yapıldı. Bütün bunlar, iğneden ipliğe büyük zam yağmurunun, enflasyonun istikrarlı bir şekilde süreceği anlamına geliyor. Buna karşın iktidar yetkilileri utanmadan lütufmuş gibi memura, emekliye, asgari ücretliye yaptıkları zamdan bahsediyorlar. Verdikleri zamlar memurların, emeklilerin, asgari ücretlilerin cebine girmeden eriyor” şeklinde konuştu.

Tecridin suç olduğunu herkes biliyor

İmralı tecrit sistemine ve PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan haber alınamama durumuna da değinen Günay, “Peki gerçeği konuşan, konuşabilen var mı? Ağzını açan, itiraz eden herkes iktidar ve aparatı haline gelen yargının hışmına uğruyor. Bu yıkım ve kriz hali konuşulmasın diye baskı ve saldırılar derinleştiriyor. Bakın tüm toplumu ilgilendiren ve demokrasilerde yeri olmayan Sayın Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecrit durumu; özü itibariyle artık tüm topluma uygulanır oldu. Tecridi konuştuğu, evrensel ve ulusal yasaları hatırlattığı, ‘suç işlemeyin’ dediği için gazeteci Merdan Yanardağ önce iktidar medyası tarafından linç edildi, ardından jet hızıyla iktidar yargısı tarafından tutuklandı. Tecridi konuşmanın değil, tecrit uygulamanın suç olduğunu herkes çok iyi biliyor. Tecride ısrarın asıl nedeninin çözümsüzlükte ısrar etmek olduğunu tüm demokratik kamuoyu çok iyi biliyor” diye belirtti.

Günay’ın konuşmalarından satır başları şöyle:

Hukuk ayaklar altına alınmış durumda

“Gezi Davası tutuklusu Can Atalay, halkın iradesi gasp edilerek rehin tutulmaya devam ediliyor. Yine binlerce partilimiz, hukuksuz bir şekilde anayasa ve uluslararası sözleşmeler ayaklar altına alınarak rehin tutuluyor. Hiçbir demokrasi de bunun yeri yoktur. Kobanê Kumpas Davasında bütün evrensel hukuk ilkeleri ayaklar altına alınmış durumda. Yarın Diyarbakır’da bir yılı aşkın bir süredir tutuklu bulunan 15 özgür basın emekçisi, ilk kez hakim karşısına çıkarılacak. AYM kararına rağmen yakınlarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri her hafta polis şiddetine uğruyor, Emine Şenyaşar’ın adalet haykırışı devam ediyor.

Çözümü bizzat kendimizde arıyoruz

Türkiye’nin sürüklendiği bu derin yoksulluğu, hayat pahalılığını önüne konulan acı reçeteleri, yaşadığı hukuksuzlukları ve saldırıları tartışırken, hepimiz Türkiye’nin nasıl bu noktaya geldiğini sorgulamak zorundayız. Mevcut durumu değiştirmek, toplumu bu cendereden kurtarmak bizim sorumluluğumuz ve zaten yeni dönem tartışmalarımızı da bu eksende yürütüyoruz. O yüzden yakınmıyoruz, şikâyet etmiyoruz. Çözüm de biziz, güç de biziz. Çözümü bizzat kendimizde arıyoruz.

Halk toplantıları herkese açık

Halk toplantılarımız, mücadele kaygısı duyan, gidişattan rahatsız olan ve çözüme dair sözü olan herkese açıktır. Halk toplantılarımıza demokratik kurum temsilcileri, STK’lar, kadın örgütleri ve platformları, kanaat önderleri de davet edilecektir. Halk toplantılarından çıkan sonuçlar, 20 Temmuz 5 Ağustos tarihlerinde yapacağımız çalıştay ve atölyelerde bir kez daha ele alınacak, bu görüşler üzerinden konferans ve kongre süreci yürütülecektir. Bu tespit, öneri ve eleştiriler ışığında çalıştay ve atölyelerde alt başlıklarıyla birlikte örgütlenme modelimiz, siyaset biçimimiz ve siyasal genişleme hattımıza dair yol haritası belirlenecektir. Atölye ve çalıştaylarla yerelde bu tartışmaları yürüten arkadaşlarımızın yanı sıra, akademisyen, aydın, yazar, konunun uzmanı kişiler dahil edilecektir. Bu aşama tamamlandıktan sonra Ağustos’un ikinci yarısında genel konferansımızı toplayıp, bütün bu tartışmaları sonuca erdirmeyi ve nihayetinde de eylül başında kongremizi toplayarak bu süreçten çıkardığımız derslerle birlikte yolumuza devam edeceğiz.

Demokrasiyi zafere ulaştırma borcumuz var

Bugün HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın’ın katledilmesinin ve cenazesinde yaşanan katliamın yıldönümü. Cenazesinde devletin gerçekleştirdiği katliamı hepiniz biliyorsunuz ve tarih sayfalarına kaydedildi bu katliam. Vedat Aydın cinayeti Kürt siyasetinin varlığına yönelik gerçekleştirilen ilk failli meçhul, aslında ilk faili belli cinayet olarak kayıtlara geçti. Bu mücadeleyi hedefine ulaştırmak, bu örgütü ve partiyi büyütmek, demokratik siyaseti zafere ulaştırmak başta Vedat Aydın olmak üzere yitirdiğimiz her bir insanımıza karşı borcumuzdur.

Tarihsel mirasın sorumluluğu üzerimizde

Bu nedenle başlattığımız sürece parti olarak çok büyük anlam yüklüyoruz. Her ne olursa olsun bu süreç partimiz açısından yenilenmenin, örgütsel atılımın, güçlenmenin, kazanımlarımızı büyütmenin vesilesi olacak. Partimiz ve halkımız her sıkıntılı süreçte bir anka kuşu misali küllerinden yeniden doğmayı başarmıştır. Bizler, büyük mücadele birikiminin tarihsel bir mirasın sorumluluğuyla hareket ediyoruz ve bunun ağırlığını taşıyoruz. “

ANKARA

#Günay #Halk #toplantılarımız #başladı #eylülde #kongreye #gideceğiz

Çin’de anaokuluna saldırı : 6 ölü

Çin’in güneyinde bulunan Lianjiang kentinde bir anaokuluna yönelik saldırıda 6 kişi hayatını kaybetti

Çin’in güneyinde bulunan Lianjiang kentinde bir anaokuluna yönelik saldırı düzenlendi.

Saldırı sonucunda 6 kişi hayatını kaybetti, bir kişi yaralandı. Lianjiang Belediyesi, saldırıda bir öğretmen, iki veli ve üç öğrencinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Açıklamada, saldırganın yakalandığı bilgisine yer verildi.

HABER MERKEZİ

#Çinde #anaokuluna #saldırı #ölü

300’den fazla mülteciyi taşıyan 3 tekne okyanusta kayboldu

Kanarya Adaları’na doğru yola çıkan ve 300’den fazla mültecinin olduğu 3 tekne Atlantik Okyanusu’nda kaybolduğu öğrenildi

Senegal’den ayrılarak Kanarya Adaları’na gitmek isteyen ve 300’den fazla mülteciyi taşıyan 3 tekneden haber alınamadığı öğrenildi. Reuters’te yer alan habere göre, Caminando Fronteras (Yürüyen sınırlar) adlı İspanyol sivil toplum kuruluşunun sözcüsü Helena Maleno, 15 gün önce Senegal’den İspanya’nın Kanarya Adaları’na doğru çıkan 3 teknenin Atlantik Okyanusunda kaybolduğunu söyledi.

Maleno, Senegal’in güneyindeki Kafountine bölgesi kıyılarından 15 gün önce hareket ettiği iddia edilen teknelerden birinde yaklaşık 200, diğer ikisinde 65 ve 60 kadar mülteci bulunduğu bilgisini paylaştı.

Geçen yıl en az bin 784 mülteci hayatını kaybetti

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre, 2022’de Kanarya Adaları’na ulaşmaya çalışırken 22’si çocuk en az 559 mülteci hayatını kaybetti. Caminando Fronteras’a göre, geçen yıl bu güzergahta hayatını kaybeden mülteci sayısı bin 784.

DIŞ HABERLER

#300den #fazla #mülteciyi #taşıyan #tekne #okyanusta #kayboldu

Çocuğa tecavüz davasında üçüncü defada da ‘mazeret’ ertelemesi

Çocuğa tecavüz suçundan yargılanan korucu Ramazan Babat’ın duruşması, avukatının mazeret bildirmesi nedeniyle 3’üncü kez ertelendi

Şirnex’in (Şırnak) Qileban (Uludere) ilçesine bağlı Segirgê (Şenoba) beldesinde Mayıs 2022 tarihinde 16 yaşındaki S.G.’ye tecavüz eden korucu Ramazan Babat’ın, “Çocuğa nitelikli cinsel istismar” suçundan yargılandığı davanın 5’inci duruşması, Şırnak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Üç duruşmadır mazeret bildiriliyor

Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada, Aile ve Sosyal politikalar avukatı hazır bulunurken, sanık Ramazan Babat tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemiyle (SEGBİS) bağlandı.
Üç duruşmadır savunma yapmak için ek süre isteyen sanık avukatı, bu duruşmaya da mazeret bildirip katılmadı. Dosyanın karar aşamasında olduğunu belirten mahkeme heyeti, mazeret nedeniyle bir sonraki duruşmayı 2 Ekim’e erteledi.

ŞIRNEX

 

#Çocuğa #tecavüz #davasında #üçüncü #defada #mazeret #ertelemesi

İran’da 24 yaşındaki Kürt siyasetçi katledildi

24 yaşındaki Kürt siyasetçi Payman Galvani, tutulduğu Urmiye İstihbarat Dairesi Gözaltı Merkezi’nde işkenceyle katledildi

İran’da rejim güçleri tarafından siyasi faaliyetleri nedeniyle 25 Haziran’da gözaltına alınan ve Urmiye İstihbarat Dairesi Gözaltı Merkezi’nde tutulduğu tek kişilik hücrede ağır işkenceler gören Kürt siyasetçi Payman Galvani (24), yaşamını yitirdi. Cezaevinde tek kişilik gözaltı odasında tutulan Galvani’nin, gözaltı süresi boyunca ailesi dahil hiç kimseyle görüştürülmediği belirtildi.

Pîranşar kentine bağlı Pasavi köyünden Kürt siyasi tutuklu Musa Esmaili (35) de 8 Temmuz’da yine Urmiye İstihbarat Dairesi’nde gördüğü işkenceyle katledildi. Esmaili, 7 Mayıs’ta siyasi faaliyetler nedeniyle gözaltına alındıktan sonra ne ailesiyle ne de avukatlarıyla görüştürüldü. Rejim tarafından işkence ile katledilen Esmaili için camide cenaze töreni yapılması da yasaklandı.

Hengaw İnsan Hakları Örgütü’nün istatistiklerine göre; 2023’ün ilk 6 ayında İran rejimi tarafından 13’ü Kürt 20 tutuklu cezaevinde işkenceyle katledildi. Yine Hengaw’a göre; 2020’nin başından bu yana rejimin istihbarat merkezlerinde en az 20 Kürt, cezaevinde katledildi.

DIŞ HABERLER

#İranda #yaşındaki #Kürt #siyasetçi #katledildi