Ana Sayfa Blog Sayfa 197

300’den fazla mülteciyi taşıyan 3 tekne okyanusta kayboldu

Kanarya Adaları’na doğru yola çıkan ve 300’den fazla mültecinin olduğu 3 tekne Atlantik Okyanusu’nda kaybolduğu öğrenildi

Senegal’den ayrılarak Kanarya Adaları’na gitmek isteyen ve 300’den fazla mülteciyi taşıyan 3 tekneden haber alınamadığı öğrenildi. Reuters’te yer alan habere göre, Caminando Fronteras (Yürüyen sınırlar) adlı İspanyol sivil toplum kuruluşunun sözcüsü Helena Maleno, 15 gün önce Senegal’den İspanya’nın Kanarya Adaları’na doğru çıkan 3 teknenin Atlantik Okyanusunda kaybolduğunu söyledi.

Maleno, Senegal’in güneyindeki Kafountine bölgesi kıyılarından 15 gün önce hareket ettiği iddia edilen teknelerden birinde yaklaşık 200, diğer ikisinde 65 ve 60 kadar mülteci bulunduğu bilgisini paylaştı.

Geçen yıl en az bin 784 mülteci hayatını kaybetti

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre, 2022’de Kanarya Adaları’na ulaşmaya çalışırken 22’si çocuk en az 559 mülteci hayatını kaybetti. Caminando Fronteras’a göre, geçen yıl bu güzergahta hayatını kaybeden mülteci sayısı bin 784.

DIŞ HABERLER

#300den #fazla #mülteciyi #taşıyan #tekne #okyanusta #kayboldu

Çocuğa tecavüz davasında üçüncü defada da ‘mazeret’ ertelemesi

Çocuğa tecavüz suçundan yargılanan korucu Ramazan Babat’ın duruşması, avukatının mazeret bildirmesi nedeniyle 3’üncü kez ertelendi

Şirnex’in (Şırnak) Qileban (Uludere) ilçesine bağlı Segirgê (Şenoba) beldesinde Mayıs 2022 tarihinde 16 yaşındaki S.G.’ye tecavüz eden korucu Ramazan Babat’ın, “Çocuğa nitelikli cinsel istismar” suçundan yargılandığı davanın 5’inci duruşması, Şırnak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Üç duruşmadır mazeret bildiriliyor

Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada, Aile ve Sosyal politikalar avukatı hazır bulunurken, sanık Ramazan Babat tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemiyle (SEGBİS) bağlandı.
Üç duruşmadır savunma yapmak için ek süre isteyen sanık avukatı, bu duruşmaya da mazeret bildirip katılmadı. Dosyanın karar aşamasında olduğunu belirten mahkeme heyeti, mazeret nedeniyle bir sonraki duruşmayı 2 Ekim’e erteledi.

ŞIRNEX

 

#Çocuğa #tecavüz #davasında #üçüncü #defada #mazeret #ertelemesi

İran’da 24 yaşındaki Kürt siyasetçi katledildi

24 yaşındaki Kürt siyasetçi Payman Galvani, tutulduğu Urmiye İstihbarat Dairesi Gözaltı Merkezi’nde işkenceyle katledildi

İran’da rejim güçleri tarafından siyasi faaliyetleri nedeniyle 25 Haziran’da gözaltına alınan ve Urmiye İstihbarat Dairesi Gözaltı Merkezi’nde tutulduğu tek kişilik hücrede ağır işkenceler gören Kürt siyasetçi Payman Galvani (24), yaşamını yitirdi. Cezaevinde tek kişilik gözaltı odasında tutulan Galvani’nin, gözaltı süresi boyunca ailesi dahil hiç kimseyle görüştürülmediği belirtildi.

Pîranşar kentine bağlı Pasavi köyünden Kürt siyasi tutuklu Musa Esmaili (35) de 8 Temmuz’da yine Urmiye İstihbarat Dairesi’nde gördüğü işkenceyle katledildi. Esmaili, 7 Mayıs’ta siyasi faaliyetler nedeniyle gözaltına alındıktan sonra ne ailesiyle ne de avukatlarıyla görüştürüldü. Rejim tarafından işkence ile katledilen Esmaili için camide cenaze töreni yapılması da yasaklandı.

Hengaw İnsan Hakları Örgütü’nün istatistiklerine göre; 2023’ün ilk 6 ayında İran rejimi tarafından 13’ü Kürt 20 tutuklu cezaevinde işkenceyle katledildi. Yine Hengaw’a göre; 2020’nin başından bu yana rejimin istihbarat merkezlerinde en az 20 Kürt, cezaevinde katledildi.

DIŞ HABERLER

#İranda #yaşındaki #Kürt #siyasetçi #katledildi

‘Büyük Kurdistan Konferansı’na doğru: Gücümüzü dünyaya yansıtabiliriz

Lozan Antlaşması’nı yüzüncü yılı dolayısıyla konferans verecek kurumlardan olan FEDA ‘nın Eşbaşkanı Demir Çelik, Kürtlerin örgütlü gücünün de harekete geçirilmesi gerektiğini söyledi. Çelik ayrıca konferans öncesi bir miting yapacakları bilgisini de verdi

Birçok ülke arasında 24 Temmuz 1923’te imzalanan ve Kürtleri dört devlet arasında pay eden Lozan Antlaşması’nın yüzüncü yılı dolayısıyla açıklamalar sürüyor. Lozan Antlaşması ile Kürt-Türk tarihsel kardeşliğinin kaybedildiği tespitinde bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan, “Toplumsal Lozan” vurgusuyla Lozan’ın güncellenmesi gerektiğini ve bununla hem Kürtlerin hem Türklerin kazanacağını belirtti.

500’ü aşkın katılımcı bekleniyor

Kürtler ise yüzüncü yılında İsviçre’nin Lozan kentinde imha ve inkara dayalı antlaşmayı masaya yatıracak. Bu temelde 24 Temmuz’da Kurdistan Ulusal Kongresi (KNK) öncülüğünde iki gün sürecek “Büyük Kurdistan Konferansı” düzenlenecek. Konferansa, dört parça Kurdistan’dan 56 siyasi parti, kurum, aydın, yazar, sanatçı ve akademisyenler ile Êzidî, Hristiyan, Alevi inançlarının yanı sıra bağımsız Kurdistani kurumlar davet edildi. Konferansa ayrıca Güney Afrika, Güney ve Latin Amerika, Yunanistan ve Avrupa’nın farklı ülkelerinden sembol isimler de katılacak. Konferansa, davet edilen 500’ü aşkın kişinin katılması bekleniyor.

Yol haritası belirlenecek

Bu konferans ile Kürtlere dönük imha ve inkar konseptine karşı verilecek mücadelenin “Yol Haritası” belirlenecek ve konferansın sonuç bildirgesi ile kamuoyuna deklare edilecek. Konferansın düzenleyicilerinden Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eşbaşkanı Demir Çelik, konfransın önemine dair bilgi verdi. Çelik, konferansın birinci gününde Lozan’a gidilen süreci, tarihsel önemi ve Kürtlerin temsil edilmemesinin gerekçelerinin tartışılacağını belirtti. Aynı zamanda halklar açısından geçersizliğinin de anlatılacağını söyleyen Çelik, ikinci günde ise Lozan mağduru halklar ve inançlardan temsilcilerin anlatımlarıyla süreceğini kaydetti.

Kürtleri inkar ettiler

Uluslararası güçlerin ilkesel olarak ulusların kendi kaderini tayin etme hakkını savunmalarına rağmen Kürtler için bunu önemsemediklerini dile getiren Çelik, “Kemalist zihniyet, bunu fırsata dönüştürdü. İsmet İnönü, Kürtlerin temsilcisi sıfatıyla Lozan’a gönderildi. Ancak İnönü hem Kürtlerin haklarını savunma hakkına sahip biri değil hem de işleri manipüle ederek Kürtlerin haklarını inkar ederek Kurdistan’ın bir kez daha uluslararası sömürge olarak kalmasının imza altına alınmasında çok ciddi bir rol oynadı” şeklinde konuştu.

Katliamlara zemin hazırlandı

Kurdistan’ın dört parçaya bölünmesinin Lozan ile tescillendiğini ifade eden Çelik, bunun bir inkar, katliam ve soykırım anlaşması olduğunu vurguladı. Çelik, “Lozan Antlaşması’ndan alınan güçle, 1925’te Kemalist zihniyet Kürt medreselerini, Kürt Alevi ocaklarını kapatarak, Şark Islahat Planı’nı devreye koydu. Bunun öncesinde yaşanan Şêx Saîd direnişini ağır siyasal, sosyal, kültürel katliamlarla bastırarak, yüzlerce insanın idamına, katliamına neden oldular” ifadelerini kullandı.

Diplomasi yürüteceğiz

Lozan Antlaşması’nı hakların nezdinde mahkum ederek, halkların kardeşliğine dayanan bir mücadelenin startını vereceklerini belirten Çelik, “Uluslararası diplomasi yürüteceğiz, meşru uluslararası kurumlara, meşru haklarımızı taşıyan ve ikna eden bir çalışmanın içinde olacağız” diye belirtti.

Öz gücümüze dayanacağız

Çelik, şöyle devam etti: “Kendi sistemimizi ete kemiğe büründüreceğiz. Bizim oluşturmak istediğimiz sistem, devlet ve iktidardan uzak, kendi öz gücümüze dayalı Demokratik Konfederalist ilişkilerle, dört parçanın mevcut var olan ilişkisini ‘parça bütün’ ilişkisine dayalı harekete geçirmek istiyoruz. Bunu kongrelerle dört parça Kurdistan’da farklı kültürlerin, mezheplerin, inançların ve halkların mücadelesiyle, ortak talepleriyle bir statüye kavuşturmanın her türlü meşru yol ve yöntemlerini hayata geçirmeye çalışacağız.”

Konferans öncesi miting

Lozan’ın yüzüncü yılına girerken Kürt ulusal birliğinin elzem olduğunun altını çizen Çelik, konferans öncesi 22 Temmuz’da Lozan’da miting düzenleyeceklerinin bilgisini paylaşarak, “Gücümüzü İsviçre kamuoyuna ve dünya kamuoyuna yansıtabiliriz” dedi.

Haber: Esra Solin Dal / MA

#Büyük #Kurdistan #Konferansına #doğru #Gücümüzü #dünyaya #yansıtabiliriz

Dağ ve Er 53 gündür açlık grevinde

Hewlêr Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er’in başlattığı açlık grevi, 53’üncü gününe girdi

Federe Kurdistan Bölgesi’nde 2019 yılında tutuklanan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er, tutuklu bulundukları Hewlêr Cezaevi’nde hak ihlallerine karşı 18 Mayıs’ta başlattığı açlık grevi 54’üncü gününe girdi. Dağ ve Er, keyfi arama, fiziki şiddet, hakaret ve tek tip elbise dayatmasının sona ermesini talep ediyor.

Dağ, 23 Haziran’da ailesi ile yaptığı telefon görüşmesinde sağlık durumlarının kötü olduğunu, hastanede doktor ve ilaç olmadığını, 10 gündür kendilerini kimsenin ziyaret etmediğini ve Er’in 20 kilo kendisinin ise 10 kilo kaybettiğini belirtmişti.

Her iki tutuklunun ailesi, çocuklarına yönelik artan baskıları kınayarak çocuklarına “sahip çıkma” çağrısı yapmıştı.

Kaynak: MA

#Dağ #gündür #açlık #grevinde

ÇGD ve TGS’den gazetecilerin davasına katılım çağrısı

ÇGD Ankara Şube Başkanı Demet Aran ve TGS Ankara Şube Başkanı Sinan Tartanoğlu, tutuklu gazeteciler için Amed’de olacaklarını belirtti

Diyarbakır’da 8 Haziran 2022 yılında gözaltına alınıp tutuklanan 16 gazetecinin ilk duruşması yarın görülecek.

Gazeteci meslek örgütleri, tutuklamaların gazeteciliği sindirme ve haber alma hakkını engelleme amacı taşıdığını belirterek, 11 Temmuz’da Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan davaya katılım çağrısı yaptı.

ÇGD’den çağrı

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Ankara Şubesi Başkanı Demet Aran, Türkiye’de basın özgürlüğünün her geçen gün geriye gittiğini belirterek, halkın haber alma hakkının engellendiğini dile getirdi. Aran, “Meslektaşlarımız gazetecilik yaptıkları için bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunuyor. 9 ay sonra hazırlanan iddianame bize gösterdi ki meslektaşlarımız hakkında yaptıkları haberler dışında tek bir delil bile yok.” diye belirtti.

Amed’de olacağız

Herkesin duruşmaya gelerek dayanışma göstermesi gerektiğinin altını çizen Aran, “11 Temmuz’da 15 arkadaşımızın özgürlüklerine kavuşacağına inanıyoruz. Bunun da ancak duruşma günü kamuoyunun gazetecilere, gazeteciliğe ve haber alma hakkına sahip çıkmasıyla mümkün olacağını biliyoruz. Bu nedenle 11 Temmuz’da Amed’te görülecek duruşmaya gazeteciliği savunan herkesi en çok da meslektaşlarımızı davet ediyoruz” çağrısında bulundu.

TGS’den de çağrı

Gazeteciler gözaltına alındıkları esnada kamera ve fotoğraf makinalarının suç unsuru olarak gösterildiğini hatırlatan Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Ankara Şubesi Başkanı Sinan Tartanoğlu, “Gözaltına alınan gazetecilerin kameraları, fotoğraf makinaları, bilgisayar ve cep telefonları, ’ele geçirilen’ bir mermi, bomba, silah, uyuşturucu gibi sergilendi” diye belirtti.

Özgür Basın’ın gerçekleri yazdığı için sürekli operasyonlara maruz kaldığını ifade eden Tartanoğlu, şu çağrıda bulundu: “Özgür basına yönelik bir usul, neredeyse bir kanun haline gelen bu hukuksuzluklar karşısında bir kez daha mahkemelerde ‘Özgür Basın susmaz’ diyeceğiz. Duruşma salonlarında gazetecilik anlatılacak, duruşma tutanakları gazeteciliğin ne olduğu, nasıl ve neden yapıldığı anlatımlarıyla dolacaktır. ‘Gazetecilik suç değildir’ demek için bir kez daha 11 Temmuz’da hakim karşısında olacağız. Haber için, haber alma hakkı için, haber olma hakkı için duruşmaya çağırıyorum.”

Ne olmuştu?

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında 8 Haziran 2022 tarihinde evlere ve basın yayın kurumlarına yapılan baskınlarda 20’si gazeteci 22 kişi gözaltına alındı. 8 gün gözaltında tutulduktan sonra adliyeye sevk edilen 22 kişiden 16 gazeteci, 16 Haziran’da “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı. Gazeteciler hakkında 10 ay sonra aynı iddiayla 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı. Dosyası ayrılan JINNEWS Müdürü Safiye Alağaş, geçtiğimiz ay görülen davanın ilk duruşmasında tahliye edildi. 15 gazetecinin ilk duruşması ise yarın Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Haber: MA / Hakan Yalçın

 

#ÇGD #TGSden #gazetecilerin #davasına #katılım #çağrısı

Pasûr’da çobanları darp eden korucuların tehditleri sürüyor

Pasûr’un Kû Mahallesi’nde dün çobanları darp eden korucular, bugün ise köylüleri taciz etti

Amed’in Pasûr (Kulp) ilçesine bağlı kırsal Text Mahallesi’nden Kû Mahallesi sınırındaki yaylalarına çıkan aile, arazilerin giren koruculara ait hayvanları kendi sınırlarından uzaklaştırdı. Bunun üzerine Z.B., H.B. ve İ.B. adlı çobanlar, F.D., İ.D., M.D., İ. D. ve S.D. adlı korucular tarafından darp etti.

Taciz ateşi yaptılar

Dün meydana gelen olayın ardından korucular mahalleliyi yaylaya götüren minibüs şoförünü de tehdit ettiği belirtildi. Ayrıca korucular bu sabah bir kez daha mahallelinin bulunduğu çadır alanına doğru taciz ateşi açtığı aktarıldı.

Aileler, jandarmanın korucuları korumak için alana geldiğini bildirdi.

AMED

 

#Pasûrda #çobanları #darp #eden #korucuların #tehditleri #sürüyor

KNK’den İmralı için AB ve BM’ye acil çağrı

İki yılı aşkın süredir kendisinden haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın sağlık ve güvenlik koşullarına dair endişelerin artması üzerine KNK, BM ve Avrupa Birliği’ne çağrıda bulunarak, İmralı’yı ziyaret etmek amacıyla bir heyet kurulmasını istedi

İmralı Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan, 28 aydır haber alınamıyor. Aile ve avukat görüş başvuruları “disiplin” cezaları gerekçesiyle reddedilirken, Asrın Hukuk Bürosu’nun yerel mahkemeler ile Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvurular da sonuçsuz kalıyor.

KNK’den çağrı

Tecride karşı Kurdistan halı birçok yerde eylem ve etkinlikler ile uluslarası kurumlara sorumluluk alma çağrısında bulunuyor. Kurdistan Topluluklar Birliği (KCK) Yürütme Konseyi üyesi Sabri Ok’un, gönderilen tehdit mektuplarına dair açıklamasının ardından ise Abdullah Öcalan’ın sağlık ve güvenlik koşullarıyla ilgili endişeler artması üzerine Kurdistan Ulusal Kongresi, Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği’ne çağrıda bulundu.

Endişeler arttı

KNK Yürütme Kurulu adına yapılan açıklamada, Öcalan’a isimsiz tehdit mektuplarının verilmesi yönündeki haberlerin kamuoyunda büyük endişelere neden olduğu belirtildi. Abdullah Öcalan’a 24 yılı aşkın bir süredir ağır tecrit uygulandığı vurgulanan açıklamada, Mart 2007’de de zehirlenmesi ve bu durumun saç örnekleri üzerinde yapılan tahlillerle kanıtlandığı hatırlatıldı.

CPT’ye tepki

Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi’nin (CPT) şu ana kadar harekete geçmeyi reddettiği ve İmralı cezaevindeki duruma ilişkin herhangi bir bilgi paylaşmadığı belirtilen KNK açıklamasında, “Sayın Öcalan’ın son olarak 25 Mart 2021 tarihinde kardeşi ile kısa bir telefon görüşmesi yapmıştır. Avukatlar, müvekkillerini görebilmek için Türkiye’deki ilgili makamlara ve Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi’ne (CPT) sürekli başvuruda bulunmalarına rağmen herhangi bir yanıt alamadılar” denildi.

KNK, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletlere, Abdullah Öcalan’ı ziyaret etmek amacıyla bir heyet kurulması çağrısı yapan KNK, tüm devletler ve siyasi güçlerden de Türkiye üzerinde hukuki, siyasi ve diplomatik baskı yapılması talebinde bulundu.

Kaynak: MA

#KNKden #İmralı #için #BMye #acil #çağrı

Gazeteciler direndi onlar kaybetti

13 ay olduğu gibi 11 Temmuz’da da adliye önünde olacağız. Gerçekleri bir kez daha adliye önünden haykıracağız. Arkadaşlarımızın tutuklandığı gün söylediğimiz gibi, haberimize attığımız başlık gibi; gazeteciler direndi, onlar kaybetti

Selman Çiçek

8 Haziran 1992 yılında henüz 27 yaşında, belki de bir ömrün en güzel zamanlarında bir gazeteci, karanlık güçler tarafından Diyarbakır’da evinin yakınlarında katlediliyor. O gazeteci Hafız Akdemir’di. Özgür Basın geleneğinin kurucularından, ilk fenerlerindendi… Onun ışık tuttuğu yoldan binlerce gazeteci yetişerek onun öğrettiği şekilde hakikati her daim yazdılar. Katledilmesinden 30 yıl sonra onun ışık tuttuğu yolda yürüyen ardıllarına katledildiği gün, yani 8 Haziran 2022’de bir çok özgür basın kurumu basılmış, 22 gazeteci gözaltına alınmıştı.
Belki kimilerine göre tesadüf ama bizler için asla tesadüf değil. Kürtlerin hayatlarında dönüm noktası olan tarihlerin bilinçli şekilde seçilerek yaşanan travmaları daha da derinleştirmek istiyorlar. 8 Haziran 2022 de bu tarihlerden biri. Ama bizler için asla tesadüf değildi, Hafız’dan sonra da katletmeye devam ettiler, yetmedi gazete binasını bombaladılar, tutukladılar, susturmaya çalıştılar. Ama özgür basın geleneği hiç susmadı, hakikati yazmaya devam etti.

22 gazeteci de hiç susmadı, hakikatleri yazdıkları için hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmışlardı. Sekiz gün boyunca gözaltında kalmışlardı, hiç susmadık, pes etmedik. Gazetecilik için söylenecek ne varsa söyledik. 15 Haziran’da sabah saatlerinde arkadaşlarımız adliye getirilmişti. O günün gecesi de 16 arkadaşımız tutuklandı. Yetmedi, Ankara’da 9 arkadaşımızı daha tutukladılar. Sadece tutuklamalarla yetinmediler; kameralara, fotoğraf makinalarına, ses cihazlarına, kısacası gazetecilik adına ne varsa her materyale de el koymuşlardı. O da yetmedi Amed’de beş gazeteciyi daha tutuklamışlardı. Seçim öncesi, özgür basın susacak, iktidar tüm gerçekleri halktan saklayacağını zannediyordu.

Yasak dinlemedik, hep sokaktaydık

Ama yanıldılar, hiç susmadık. Hayal ettiklerini onlara özgür basının geleneğine sahip gazeteciler olarak yaşatmadık. Hiç susmadık. Bir an olsun bile, adliye önünü boş bırakmadık. Her ayın 16’sında Amed Adliyesi önünde, elimizde arkadaşlarımızın fotoğrafları ile, “Baş eğmeyeceğiz” pankartı ile “Özgür basın susturulamaz” diye haykırdık. Kah 45 derece sıcaklıkta kah şırıl şırıl akan yağmurun altında gazetecilerin özgürlüğü için haykırdık. Tam 13 ay boyunca hiç bıkmadan, usanmadan adliye önünde olduk ve her geçen zaman sayımız artarak bir araya geldik.

Gazetecilerin tutuklanmasının ardından Kasım ayında Türkiye, Kuzey Suriye ve Federe Kurdistan bölgesine hava saldırısında bulundu. Bu saldırıda özgür basın geleneğinin sürdürücülerinden İsam Ebdullah yaşamını yitirmişti. Hem İsam için hem tutuklu gazeteciler için bir kez daha sokaklara çıktık. Eylem yasağı gerekçesi ile sokağa çıkmamıza izin vermeseler de, ısrar ettik, direndik. Etrafımızı kalkanları ile saran polislerin içerisinden bir kez daha haykırdık, gazeteciler direnir, özgür basın susmaz.

Depremde insanların haykırışlarını yazdık

Susmadık, direndik ve hakikati yazmaya devam ettik. Türkiye’de Mereş merkezli 10 ili etkileyen çok büyük deprem oldu. Bu depremde de susmadık. Yandaş medya gibi, “yüzyılın depremi, yapacak bir şey yok” demedik. “Deprem değil, yanlış yapılaşma öldürür” dedik. İmar affı ile nasıl çürük binalara rapor verdiklerini yazdık. İmar affı ile imar verdikleri binaların nasıl çöktüğünü, o binalarda ölen insanları yazdık. Depremin ilk gününde biz gazeteciler orada idik, ama ne AFAD ne de devlet vardı. Halkın, “Devlet nerede” haykırışlarını dünyaya duyurduk. Bu haykırışları duyurduğumuz için dünya depremde enkaz altında kalanlar için seferber oldu.

Seçimlerde halka gerçeği anlattık

Susmadık, direndik ve hakikati yazmaya devam ettik. Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek tarihi bir seçimde hakikati yazdık. Susturmaya çalıştıkça, bizleri tutuklamaya devam ettikçe bizler hakikati yazmaya devam ettik. İktidarın bıraktığı enkazı yazdık, ekolojik kırımları, rant politikaları ile sefalete sürüklenen halkın sorunlarını yazdık. Biz yazdıkça, gazeteciler direndikçe onlar kaybetmeye devam ettiler. Seçim günü yaşanan her hileyi tarihe not düştük. Biz yazdıkça hiçbir seçim yenilmeyen iktidar, ilk turda seçimi kazanmadı. İlk kez iktidar partisi, 2002 yılındaki oy oranına düştü.

Kadınların direnişlerini yazdık

Susmadık, direndik ve hakikati yazmaya devam ettik. İran’da Jina Mahsa’nın haykırışı ile kıvılcım olan “Jin Jiyan Azadî” serhildanını yazdık. O serhildanın milyonlara ulaşmasına aracı olduk. Kadın düşmanı politikalarına karşı durduk. İstanbul Sözleşmesi’ni ve 6284 yasasını kaldıran zihniyete karşı susmadık, sokakta, fabrikada, tarlada direnen kadınları yazdık. Kadınlar direndikçe gazeteciler de direndi. Her kadın ölümünü, yandaş medya gibi “intihar” gibi vermedik. Ölümlerin üstüne gittik, gördük ki her intihar birer cinayetmiş.

Bir ağaç eksilmesin diye yazdık

Susmadık, direndik ve hakikati yazmaya devam ettik. Doğa için, ekoloji için yazmaya devam ettik. Yaşadığımız coğrafyada bir ağaç eksilmemesi için yazdık. Yandaş medya gibi; “Kuru ağaçlar kesiliyor” demedik. Efrîn’de kesilen zeytin ağaçlarını, Marmaris’te otel yapmak için yakılan ormanları, tarihe tanıklık eden Goderne vadisindeki ağaçları, Besta’nın eşsiz güzelliğine sahip ormanın ağaçları için yazdık. Sadece haber olarak bakmadık, ağaçlarımız nefesimiz diyerek yazdık.

Paylaştık, kolektifleşerek yazdık

Susmadık, direndik ve hakikati yazmaya devam ettik. 30’dan fazla arkadaşımız tutuklandı. Kürt sorunu ve Öcalan’a tecride değinen gazeteciler de tutuklandı. Eksildik, bazen çok az kaldık, yükümüz üç dört kat arttı ama hakikati yazmaktan vazgeçmedik. Teknik malzemelerimize el koydular, seçim ve deprem bölgelerine yeri geldi ekipmansız gittiğimiz de oldu, ellerimizdeki telefonları fotoğraf makinasına dönüştürdük. Tek bir bilgisayarı paylaştık, ama vazgeçmedik. Sayımız belki azaldı, ama dünyanın birçok yerinden yanımızda olmaya gelen insanları gördük. “Bir haber de senden” kampanyası ile birçok gönüllü muhabirimiz oldu. Hiç görmediğimiz insanlar tutuklanan arkadaşlarımız için yazmaya devam etti. Tutuklu arkadaşlarımız da susmadı hiç, bulundukları cezaevlerinde tutukluların yaşadıkları hak ihlallerini yazdılar. İnfazını tamamlayıp ta keyfi bir biçimde tutulan insanları yazdılar. Nudem’in hikayesini, Mehmet Emin Özkan’ın yaşadığı zorlukları yazdılar.

13 ay olduğu gibi 11 Temmuz’da da adliye önünde olacağız. Gerçekleri bir kez daha adliye önünden haykıracağız. Arkadaşlarımızın tutuklandığı gün söylediğimiz gibi, haberimize attığımız başlık gibi; gazeteciler direndi, onlar kaybetti.

#Gazeteciler #direndi #onlar #kaybetti

ABD: DAİŞ’in liderlerinden Usame El Muhacir öldürüldü

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, DAİŞ liderlerinden Usame el Muhacir’in 7 Temmuz’da öldürüldüğünü duyurdu

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), DAİŞ lideri Usame el Muhacir’in 7 Temmuz’da Suriye’nin doğusunda öldürüldüğünü açıkladı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada Usame El Muhacir’in 7 Temmuz’da Suriye’nin doğusunda düzenlenen operasyonda öldürüldüğü bildirildi.

CENTCOM Komutanı General Michael Erik Kurilla konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “DAİŞ’in bölge genelinde yenilgiye uğratılması konusunda kararlı olduğumuzu açıkça ifade ettik. DAİŞ, sadece bölge için değil, bölgenin çok ötesinde bir tehdit oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı.

Açıklamada DAİŞ’e yönelik saldırıların devam edeceği ifade edildi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada ayrıca Usame el Muhacir’e yönelik Cuma günü gerçekleşecen saldırının Rus uçakları tarafından taciz edilen aynı MQ-9’lar tarafından gerçekleştirildiği kaydedildi.

DIŞ HABERLER

#ABD #DAİŞin #liderlerinden #Usame #Muhacir #öldürüldü