Ana Sayfa Blog Sayfa 198

İHD Ankara Şubesi yeni yönetimini seçti

İHD Ankara Şubesi’nin 20’nci Olağan Kongresi’nde Kürt sorununda Ankara İl Eşbaşkanlığına Öbmer Faruk Yazmacı ve Aslı Saraç seçildi

İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, 20’nci Olağan Genel Kurulu’nu Mülkiyeler Birliği Lokali’nde gerçekleştirdi. Kurula birçok STK ve siyasi parti temsilcileri katıldı.

Kurulun açılış konuşmasını yapan İHD Ankara İl Eş Başkanı Fatin Kanat, “Varlığını, bekasını, kazancını Kürtlerin yokluğuna adamış bir rejimle muhatabız” dedi. Türkiye’deki derin yoksulluk ve “çürüme” haline dikkat çeken Kanat, “Kendi yasalarını ve uluslararası sözleşmeleri yok sayan Kürtlerin temsilcilerini rehin alan bir iktidar pratiğinin yön verdiği eşit ve adil olmadığı saptanan son seçim zaferiyle daha saldırganlaşacağı hepimizin malumu. Farklı isimlerle lanse edilen sınır ötesi operasyonlarının, siyasi arenada boy gösteren birçok figürün Kürt paranoyasını ve Kürt’ün en ufak hak kırıntısına dair tahammülsüzlüğünün giderek artacağının delaleti sayabiliriz” dedi.

Suriye’ye dönük saldırıların Kürtleri yerinden etme amacı güttüğünü ifade eden Kanat, “Bu hedeften vazgeçilmiş değildir. Kürtlerden arındırılmış topraklara Suriyeli göçmenleri yerleştirme sağlanmış olacaktır. Kürtler ile birlikte Emek ve özgürlük güçleriyle sürdürülen mücadele daha zor olacaktır. Hak mücadelesi ve insan hakları mücadelesi daha zorlayıcı bir sürece girmiştir. Bu gerici gidişata LGBTİ+ düşmanlığı da eklenmiş durumda. HÜDA-PAR’ın tekrar diriltilmesi basit bir seçim iş birliği politikası değildir. Derin devletin bir gereğidir. Sekülerleşen ve sola kayan Kürtlerin korkusundandır” diye belirtti.

Sayısız hak ihlali

Cezaevlerinde sayısız hak ihlallerinin yaşandığını belirten Kanat, “Ağır baskı ve tecridin sıradanlaştığı bir dönemdeyiz. Demokrasi ve insan hakları mücadelesi cezaevlerindeki hali de düzeltebilir. Biz hak savunucuları olarak mücadeleyi daha etkin ve donanımlı kılmanın mücadelesi içinde olacağız” ifadelerini kullandı.

Kanat son olarak yeni yönetime dilek ve temennilerini sundu.

‘Ülkeyi demokratik bir Anayasa’ya kavuşturamadık’

Divanın oluşturulmasının ardından bir dakikalık saygı duruşuyla devam eden genel kurul, İHD eski Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’ın konuşmasıyla devam etti. Bugüne kadar çalışmalarıyla katkılar sunan yönetim kuruluna teşekkür eden Türkdoğan, “İHD’nin 37’nci yılında hakkın kurtuluşu için mücadele ediyoruz. İktidarın ne kadar baskıcı olduğunu gösteriyor. Biz hakkın taşıyıcısıyız. Haklarımızın olduğunu ve yerine getirilmesi noktasında daha fazla mücadele etmemiz gerektiğini vurgulamak istiyorum. İHD bu ülkede insan hakkı bilincinin oluşmasında çok önemli katkılar sundu ancak hala bu ülkeyi demokratik bir Anayasa’ya kavuşturamadık. Dolayısıyla bu dönem insan hakları savunucuların işi daha zor. Yüz yıl önceki resmi ideolojiye dayanarak 21’inci yüzyılda bunu devam ettiremezsiniz. Dünya çok değişti. Demokrasi mücadelesinin bilincindeyiz. Türkiye’nin yeni döneminde daha fazla sivilleşmek gerekiyor. Resmi ideolojiyi kafalarından atmamış siyasi yapılarla bu toplumun değişmesi, dönüşmesi çok zor” dedi.

“Bizler çoğunluğuz” diyen Türkdoğan, iktidara itiraz eden çoğunluğun örgütlenmesi gerektiğini ifade ederek, “Kesinlikle çok daha iyi günler göreceğimize inanıyorum. Bir karamsarlık var ama bu ülkenin devlet aklı 14 Mayıs’ta sandığa el koymuş olsa da bu ülkenin halkı büyük oranda itiraz ediyor” diye konuştu.

Daha sonra Devrimci 78’liler Federasyonu adına söz alan şair Ahmet Telli, insan hakları kuruluşlarıyla dayanışmaya devam edeceklerini belirtti. Söz alan ÇHD Üyesi Nergiz Görnaz da genel kurula başarılar diledi. Bu sırada ÇHD eski Eş Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’ya salondan alkışlarla selam gönderildi.

HDP Hukuk Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray Özdoğan, “İHD 12 Eylül darbesi sonrası insan hakları ve özgürlük mücadelesinde ısrar edenlerin bıraktığı bir armağan. Bu haksızlığın, hak alanına dönük saldırıları bertaraf etmenin yolu ısrar ve inattı” diye ifade etti ve ortak mücadele vurgusu yaptı.

Genel kurul, konuşmaların ardından yönetim kurulu faaliyet ve mali raporların okunması ve ayrı ayrı ibra edilmesiyle devam etti. Sonrasında denetleme kurulu raporu kabul edilirken, derneğin yeni yönetimi için tahmini bütçe görüşüldü.

Yeni yönetim

Dernek yeni dönem organ seçimleriyle süren genel kurulda İHD Ankara İl Eşbaşkanları Öbmer Faruk Yazmacı ve Aslı Saraç oldu.

Belirlenen yönetim listesi şöyle: “Aslı Saraç, Ömer Faruk Yazmacı, Nuray Çevirmen, Sevinç Koçak, Hüseyin Demirton, Havva Özcan, Serdar Kadıoğlu, Halil İbrahim Vargün, Barbaros Hayrettin Yılmaz, Saliha Şahin, Neylan Yılmaz, Nilay Nayman, Tanju Gündüzalp, Mehmet Baytekin, Dilek Yıldız, Derya Cebecioğlu, Enes Beyaz, İlker Kalın, Ziya Özder, Haydar Aslan.”

Kaynak: MA

#İHD #Ankara #Şubesi #yeni #yönetimini #seçti

Marmara Cezaevi’nde parası olmayan aç kalıyor

Marmara Cezaevi’nde bulunan tutuklular aileleriyle yaptıkları açık görüşte, sağlıksız ve yetersiz beslendiklerini belirterek, ‘Paramız olmasa açlıktan ölürüz. Parası olan doyuyor, olmayan ise aç kalıyor’ dedi

Marmara 5 No’lu L Tipi Cezaevi’nde bulunan tutuklular sağlıklı yemeğe erişemiyor. Son iki aydır öğünlerin yetersiz verildiğinden şikayetçi olan tutuklular, aileleriyle yaptıkları son açık görüşte, yemeklerin yenemeyecek derecede kötü olduğu bilgisini verdi.

Tutuklular ailelerine şu mesajı iletti: “Paramız olmasa açlıktan ölürüz. Parası olan doyuyor, olmayan ise aç kalıyor. Elimizden gelen bir şey yok.” Ailelerin konuya dair “tutuklular olarak dilekçe yazın” tavsiyesine karşın tutuklular, idarenin çözüm üreteceği konusunda ümitsiz.”

Öte yandan Mezopotamya Ajansı’na(MA) konuşan tutuklu yakınları ise açık görüşlerde gardiyanlar tarafından taciz edildiklerini ifade etti.

HABER MERKEZİ

#Marmara #Cezaevinde #parası #olmayan #aç #kalıyor

4 gündür elektrik verilmeyen Wêranşarlılar DEDAŞ’ı protesto etti

Mahallelerine 4 gündür elektrik vermeyen DEDAŞ’ı protesto eden yurttaşlara polis TOMA ile saldırdı, en az 20 kişi gözaltına alındı

Riha’nın Wêranşar (Viranşehir) ilçesinde yaşayan yurttaşlar, Dicle Elektrik Dağıtım AŞ.’nin (DEDAŞ) 4 gündür elektriklerini kesmesini protesto etti. DEDAŞ’ın 10’un üzerinde mahallenin elektriğini kesmesi sebebiyle 4 gündür tarlalarına su gitmeyen yurttaşlar, DEDAŞ Viranşehir İşletme Şefliği binası önüne gelerek yolları kapattı. 300’e yakın yurttaş burada ıslıklar, alkışlarla durumu protesto etti.

Protesto yaptıkları alanda TOMA saldırısına uğrayan yurttaşlardan 20’sinin gözaltına alındığı öğrenildi.

HABER MERKEZİ

#gündür #elektrik #verilmeyen #Wêranşarlılar #DEDAŞı #protesto #etti

Rojava’da binler tecride karşı alanlara çıktı

Kuzey ve Doğu Suriye’nin birçok kentinde tecride karşı alanlara çıkan binlerce kişi, Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için mücadeleyi yükseltme çağrısı yaptı

Kuzey ve Doğu Suriye kentlerinde binlerce kişi, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşullarında tutulan ve 28 aydır haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a özgürlük için alanlara çıktı. KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sabri Ok’un, İmralı idaresinin Abdullah Öcalan’a isimsiz ve adressiz tehdit mektupları gönderdiği yönündeki açıklamasının ardından tepkiler yükseldi.

Qamişlo

Qamişlo kent merkezindeki Soni Kavşağı’nda bir araya gelen binlerce kişi, “Şehit Rubar Qamişlo Kavşağı”na yürüdü. “Bê Sêrok jîyan nabe” sloganının atıldığı yürütüşün ardından Demokratik Birlik Partisi (PYD) Cizre Bölgesi Parti Meclisi Eşbaşkanı Mistefa Ehmed kitle adına açıklama yaptı. Abdullah Öcalan’ın insanlık ve demokrasiyi temsil ettiğini belirten Ehmed, onun şahsında halkların iradesinin kırılmak istendiğini söyledi. “İşgalci Türk devletinin politikalarına karşı devrimci mücadele devam edecek” diyen Ehmed, “Önder Abdullah Öcalan’ın felsefesi özgürlüğün tek yoludur. Bugün Kürt, Arap, Çerkez, Süryan ve Türkmenlerin meydanlarda Önder Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ve demokratik ulus projesinin inşası için haykırdığını görüyoruz” dedi.

Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele ve Cezayı Önleme Komitesi CPT ve ilgili uluslararası kurumlara tepki gösteren Ehmed, “Önder Abdullah Öcalan’ın durumu ile ilgili sorumluluğunuzu yerine getirin” çağrısında bulundu.

Hesekê

Hesekê Kantonu’na bağlı Til Hecer Mahallesi İtfaiye Kavşağı’nda binlerce kişinin katılımıyla başlayan yürüyüş, Asuri Kilisesi Kavşağı’nda yapılan açıklamayla sona erdi. Burada açıklamayı yapan Hesekê Kantonu Meclisi Eşbaşkan Yardımcısı Faruq Tozo, şunları belirtti: “Komplocuların amacı özgürlük ve demokrasi hareketlerini imha etmektir. İşgalci Türk devleti Önder Abdullah Öcalan’ın fikirlerini kendi sonu olarak görüyor. Ancak mücadelemizi yükselterek imha politikasını boşa çıkaracağız.”

Hesekê Şehit Aileleri Meclisi Üyesi Zozan Gul ise, Türkiye’nin bölgeye yönelik saldırılarını kınayarak, “Önderliğimizin yaşamı tehlikeye girerse, dünyayı cehenneme çevireceğiz. Önderliksiz yaşam olamaz, Önderliğimiz etrafında ateşten çember oluşturacağız” dedi.

Dêrik

Hesekê Kantonu’na bağlı Dêrik kentinde, binlerce kişi Özgürlük Meydanı’ndan çarşı merkezine yürüyüş düzenledi. “Bê Serok jîyan nabe” ve “Azadiya Rêber Apo azadiya gelan e” sloganlarının atıldığı yürüyüşün ardından açıklamayı PYD üyesi Hisên Elî, yaptı. Elî, “Halkların düşmanları iyi bilmeli ki Önder Abdullah Öcalan’ın felsefesi temel ilkemizdir. Önderliğin fiziki özgürlüğü sağlanıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Ardından konuşan Kongra Star üyesi Şadiya Yûsif, uluslararası toplumun İmralı işkence ve tecrit sistemi karşısındaki sessizliğine tepki göstererek, mücadeleyi yükselteceklerini söyledi.

Til Birak

Cizîrê Kantonu’na bağlı Til Birak kentinde, Ali Ekmek Fırını önünde başlayan yürüyüş, ilçe merkezine kadar devam etti. “Azadî û edalet ji Rêber Abdullan Öcalan re” pankartının taşındığı yürüyüşün ardından açıklamayı İlçe Meclisi Üyesi Yemame Mehmûd yaptı. Mehmûd, tecride karşı uluslararası sessizliği kınayarak, “Önderliğin fiziki özgürlüğü sağlanıncaya kadar mücadeleyi yükseltelim” çağrısında bulundu.

Daha sonra konuşan Til Birak Eğitim Komitesi Üyesi Mihemed Zêdan, tecride karşı halkların ortak mücadelesine dikkat çekerek, “Kalemimizle Önderliğimiz üzerinde yürütülen özel savaş politikalarına karşı duracağız” dedi.

Til Temir

Hesekê Kantonu’na bağlı Til Temir ilçesinde, Til Temir Şehit Aileleri Meclis binası önünde başlayan yürüyüş Şehîd Sîdar Mahallesi’nde son buldu. Burada kitle adına açıklama yapan Til Temir Meclisi Eşbaşkanı Mihemed Seîd ve Kongra Star Yöneticisi Ayhan Yûnis, Abdullah Öcalan üzerindeki ağır tecrit ve tehdit mektuplarına sert tepki göstererek, mücadeleyi yükseltme çağrısında bulundu.

Dirbêsiyê

Cizîrê Kantonu’na bağlı Dirbêsiyê kentinde, Hac Sultan Camii önünde başlayan yürüyüş çarşı merkezine kadar devam etti. PYD Dirbesiye İlçe Eşbaşkanı Mihemed Xelef, yaptığı açıklamada, “Önderliğimizin sağlığına karşı uzanacak her eli keseceğiz. Bedeli ne olursa olsun Önderliğimizden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Kongra Star üyesi Hojîn Hêrez de, tecride karşı sürekli alanlarda olacaklarının altını çizdi.

Girkê Legê

Cizîrê Kantonu’na bağlı Girkê Legê’de, “Şehid Xebat Meydanı”nda açıklama yapıldı. İlçe Meclisi tarafından yapılan açıklamada Girkê Legê Okul Yönetimleri Eşbaşkanı Lema Hisên Kürtçe, İlçe Meclisi Sağlık Komitesi Üyesi Ebdurezaq Şehade El Salim de Arapça konuşma yaptı. Uluslararası sessizliğe tepki gösterilen konuşmalarda Kuzey ve Doğu Suriye halklarına Abdullah Öcalan etrafında kenetlenme çağrısı yapıldı.

Şedadê

Hesekê Kantonu’nun Hol, Deşîşa, Mergede, Şedadê ilçelerindeki halk da, Şedade’de düzenlenen yürüyüşte tepkilerini dile getirdi. İlçe Meclisi binası önünde başlayan yürüyüş ilçe merkezinde sona erdi. Yürüyüşün ardından konuşan Kongra Star Üyesi Emîr Seed, halkların özgür iradesinin teslim alınamayacağını belirtti.

PYD üyesi Fadil El Ehmed ise, “Gün Önder Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü sağlama günüdür” diyerek mücadele çağrısında bulundu.

Til Hemis

Cizîrê Kantonu’na bağlı Til Hemis ilçesinde de, Til Hemis İlçesi Kültür Merkezi önünde açıklama yapıldı. Burada açıklamayı yapan PYD İlçe Eşbaşkanı Xalib Sedûn, Lozan Antlaşması’nın yüzüncü yıldönümüne dikkat çekerek, İmralı idaresi tarafından Abdullah Öcalan’a gönderildiği belirtilen tehdit mektuplarına dikkat çekerek, şöyle devam etti: “Bu da Önderliğin yaşamının tehlikede olduğunu gösteriyor. Önderliğe yönelik baskılar aynı zamanda Kuzey ve Doğu Suriye halklarına yöneliktir. Uluslararası hukuk ve insan hakları kurumlarına tecride karşı durmaları çağrısında bulunuyoruz.”

HABER MERKEZİ

#Rojavada #binler #tecride #karşı #alanlara #çıktı

15 kent için sağanak yağış uyarısı

AFAD, sağanak yağışlara dair, ‘Şu anda 15 ilimize turuncu uyarı vermiş durumdayız’ açıklaması yaptı

Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Yunus Sezer, sağanak yağışın hasarlara neden olduğu Ordu’da konuştu. Sezer, Ordu’da yaşanan taşkında herhangi bir can kaybının yaşanmadığını söyledi. Sezer, sağanak nedeniyle bine yakın heyelan olduğunu ifade ederek, “Yaklaşık 130 kilogram yağış alındı. Büyük bir yağış Karadeniz’de. Buna bağlı olarak da bine yakın heyelan ve toprak kayması var” dedi.

Sezer, “Şu anda 15 ilimizi turuncu uyarı vermiş durumdayız. Meteoroloji ile beraber anlık olarak takip ediyoruz” açıklamasında bulundu.

HABER MERKEZİ

#kent #için #sağanak #yağış #uyarısı

Şenyaşar ailesi: Aradığımız adalet herkes içindir

Adalet mücadelesini sürdüren Şenyaşar ailesi, yaptığı paylaşımda ‘Aradığımız adalet herkes içindir’ diye belirtti

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 839’uncu gününde. Aile hafta sonu adliyenin kapalı olması sebebiyle nöbet eylemini Pîrsus’taki evlerinde sürdürdü.

Aile, sanal medya hesabında “Adaleti ortadan kaldırmak özünde evrene savaş açmaktır. Ortada bir insanlık suçu var. Failler ve azmettiriciler hala tutuklu değil… Aradığımız adalet herkes içindir” paylaşımı yaptı.

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Aradığımız #adalet #herkes #içindir

‘Gizli tanık’tan dolandırıcılığa

Dolandırıcılıktan dolayı ihraç edildikten sonra gizli tanık olarak devletin istediği kişiler hakkında ifadeler veren Gülbahar Örmek’in bu kez de Almanya’da bazı kişileri dolandırdığı iddia edildi

Amed’de dolandırıcılık yapmasından kaynaklı partisinden ihraç edilen ve sonrasında “Cesur Yürek” kod adıyla gizli tanıklık yapan Gülbahar Örmek’in, Almanya’da 5 milyon euro dolandırıcılık yaptığı iddia edildi. MA’nın haberine göre Amed’in Sûr (Sur) ilçesinde belediye başkan yardımcılığı yaptığı dönemde birçok kişiyi dolandıran ve bu nedenle Barış ve Demokrasi Partisi’nden (BDP) ihraç edilen Gülbahar Örmek’in bu kez de Almanya’da bazı kişileri dolandırdığı iddia edildi.Gülbahar Örmek, Sur Belediye Başkan Yardımcılığı yaptığı dönemde “gübre alım-satımı” ve “tüp bebek” vaatleriyle 2 milyon TL dolandırıcılık yapmıştı. Söz konusu durumun ortaya çıkması üzerine Örmek partisinden ihraç edilmişti. Örmek, sonrasında gizli tanık olarak, “Cesur Yürek” kod adıyla birçok Kürt siyasetçi aleyhine düzmece beyanlarda bulunmuştu. Örmek, bir duruşmada kimliğinin açığa çıkması ve yaptığı dolandırıcılığa devam etmesi üzerine “tanık koruma programı”ndan da çıkarılmıştı.

Adını değiştirmiş

Gülbahar Örmek’in ismi bu kez de Almanya’da dolandırıcılık yapmakla gündemde. Örmek’in Almanya’ya iltica eden bazı isimleri kandırarak, 5 milyon euro dolandırdığı belirtiliyor. Konuyu Sur Belediye eski Başkanı Abdullah Demirbaş gündeme getirdi. Abdullah Demirbaş, Örmek’in ismini değiştirdiğini ve Almanya’da 5 milyon euro dolandırıcılık yaptığını kaydetti. Twitter hesabından konuya dair açıklama yapan Demirbaş, Örmek’in fotoğrafıyla birlikte şu paylaşımı yaptı: “Bu kadın eski Sur Belediye Başkan Yardımcısı Gülbahar Örmek’tir. Adını değiştirmiş ve özellikle Almanya’da Kürt insanlarımızı dolandırıyor. Bu kadına itibar etmeyin. Halkımızın duygularını kullanan biridir. Lütfen itibar etmeyin. Kaale almayın.”

Projeler, vizeler…

Demirbaş, paylaşımının devamında partisinin (DBP) 2012 yılının sonunda Örmek’i dolandırıcılıktan ihraç ettiğini anımsatarak, “Bana ulaşan mağdurların iddiasına göre, sahte yollarla vize, proje vb. gibi şeyler yapacağını söyleyip yaklaşık 5 milyon Euro dolandırdığı iddiası var. Atlas diye bir şirket üzerinden yaptığı iddiası var” diye kaydetti. Demirbaş, Örmek’in daha sonra gizli tanık olduğuna dikkati çekti.

AMED

#Gizli #tanıktan #dolandırıcılığa

Yokoluşa çözüm ekolojik toplum

‘İnsanlık kapitalist modernite ile birlikte son 250 yılda ekolojik yıkıma neden olacak boyutlara geldi. Başta insan türü olmak üzere yaşam ciddi tehlikededir’ uyarısında bulunan ekolojist Ertuğrul Barka, tek çözümün ekolojik komünal toplum olduğunun altını çizdi

Ekolojik krizle dünya yok oluş boyutuna doğru sürüklenirken bir taraftan İran’da yaşanan kum fırtınaları, Almanya ve İtalya’da aşırı kuraklık sinyalleri, Bangladeş, Hindistan ve Pakistan’ın sular altında kalması, Uruguay’da yaşanan kuraklık, Dünya Meteoroloji Örgütü ve Copernicus İklim Değişikliği Servisi’nin ortak raporuna göre; 2022 yılında Avrupa’da 16 bin kişi iklim krizinin etkileri nedeniyle hayatını kaybetti, seller ve fırtınalar 2 milyar dolar maddi hasara yol açtı. Avrupa’da, sıcaklığın endüstri öncesi dönemin 2,3 derece üzerinde olduğu kaydedilen raporda, fosil yakıt kullanımı nedeni ile iklim değişikliğinin yol açtığı daha ölümcül sıcak dalgalarına karşı tedbir alınması uyarısı yapıldı.

Kritik eşik 1,5 derecenin aşılması

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) iklim tahminine göre; önümüzdeki beş yıl içinde, en az bir yıl küresel ortalama yüzey sıcaklığının sanayi öncesi seviyelerin 1,5 derece üzerine çıkacak. Yine Ekvatoral Pasifik Okyanusu’nda doğu ile batı Pasifik arasındaki okyanus sıcaklıkları 2 ila 7 yıllık aralıklarla değişim gösterdiği El Nino ise etkisini göstermeye başladı. El Nino etkisiyle önümüzdeki 4 yıl içinde kritik eşik 1,5 derecenin aşılması riski yüksek görülüyor. Bilim insanları, 1,5 derecenin üzerine çıkmanın küresel iklim sistemi üzerinde potansiyel olarak, Grönland ve Batı Antarktika buz tabakalarının çökmesi, permafrostun aniden erimesi, yükselen deniz seviyeleri ve beyazlaşan mercan resifleri de dahil olmak üzere, geri döndürülemez etkilere yol açabileceği konusunda uyarıyor. Antarktika ve Grönland’da buzul kaybının devam etmesi durumunda beklenen değişimler, emisyonların derhal ve önemli ölçüde azaltılmasının aciliyetini vurguluyor.

1 milyar insan etkilenecek

Bilim insanları 2100 yılına kadar ortalama 3-4’lük küresel ısınma yolunda ilerlendiği uyarısını yaparken, bu durum Antarktika’nın buz sahanlıklarının ve deniz buz tabakalarının artık var olamayacağı ve kıyıya yakın yaşayan bir milyar insanın yükselen denizler nedeniyle boğulacağı bir iklime neden olabilir. Küresel ısınmanın böyle devam etmesi durumunda ise 2070 yılına gelindiğinde, okyanus ve atmosferdeki ısı, birçok buz sahanlığının eriyerek buzdağlarına dönüşmesine ve hacimlerinin dörtte birini tatlı su olarak okyanusa bırakmasına neden olacak. 2100 yılına kadar buz sahanlıklarının yüzde 50’si yok olacak. 2150 yılına kadar ise tamamı erimiş olacak. Buz tabakası modelleri, küresel ısınmanın 2 derecenin altında sınırlanamadığı bir durumda, küresel deniz seviyelerinin artan bir ivmeyle yüzyılda 3 metre kadar yükseleceğini gösteriyor. Gelecek nesiller, Grönland ve Antarktika buz tabakalarının deniz bölümlerinin durdurulamaz bir şekilde geri çekilmesine ve küresel deniz seviyesinin 24 metre kadar yükselmesine maruz kalacak.

Ekoloji yasaları reddedildi

Hal böyleyken sağ iktidarlar ise ekolojik dönüşüm yasalarını reddetmeye, ekolojik talanı en üst düzeye çıkarmaya devam ediyor. COP15’te imzalanan ve Avrupa Parlamentosu’na sunulan ‘Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçeve Anlaşması’nın dayanağını oluşturduğu Doğa Restorasyonu Yasası, başta Avrupa Halk Partisi olmak üzere AP’deki muhafazakar vekiller tarafından reddedildi. Daha önce de iki bağlı komite olan tarım (AGRI) ve balıkçılık (PECH), metinleri de iptal etmişti. Yasa insan müdahalesi ve iklim değişikliği nedeniyle bozulan habitatları ve türleri iyileştirmeyi amaçlıyor. Avrupa habitatlarının yüzde 81’i kötü durumda, turbalıklar, otlaklar ve kumullar en çok etkilenenler. Yasa, 2030 yılına kadar AB’nin kara ve deniz alanlarının en az yüzde 20’sini kapsaması gereken tarım arazileri, tozlayıcılar, serbest akan nehirler ve deniz ekosistemleri gibi yedi özel konuda yasal olarak bağlayıcı hedefler koyuyor.

‘İnsan doğanın narsizmidir’

Yaşanan bu talana ve çözüm yollarına dair ekolojist Ertuğrul Barka, kendini dünyanın sahibi, efendisi sanan, mülkiyetçi insanlığın bir felakete doğru gittiğini söyledi. İnsanlığın kendi sonunu hazırladığını belirten Barka, “Eğer insanlar bu şekilde dünyayı kullanmaya devam ederlerse, dünya insanlığı bütün uygarlıkları ve birikimleri ile bir köşeye atar, dinazorsuz yoluna devam ettiği gibi insansız da eder. İnsan doğanın narsizmidir. Tarım devrimiyle birlikte yerleşik düzene geçip doğayı ağır bir şekilde değiştirmeye başladı. Kapitalist modernite ile birlikte son 250 yılda ekolojik yıkıma neden olacak boyutlara geldi. Başta insan türü olmak üzere yaşam ciddi tehlikededir” uyarısında bulundu.

Sömürün altında halklar kalıyor

Karbon emisyonlarının artmasının küresel ısınmayı, bunun buzulların erimesini ve selleri tetiklediğini sözlerine ekleyen Barka, “Sıcaklıklar Kuzey’e doğru artarak gidiyor. Bunun için Arap sermayesi Karadeniz’deki yağışlı bölgelerdeki arazilere yerleşiyor. Çünkü artık onların oldukları bölgelerin yaşanabilirliği olası değil. Coğrafyanın zenginleri bunu yaparken, yoksullar ise yaşadıkları bölgeleri terk edip İtalya’ya, Fransa’ya geçmeye çalışıyorlar. Büyük bir kuraklık hem ekolojik hem toplumsal yıkımlar var ki insanlar kendi ülkelerinde yaşayamaz duruma geldi. Kuzey Afrika’yı, Latin Amerika’yı ve Uzak Doğu Asya’yı sömürdüğü için bu kadar zenginlik içindeler. Buralar yoksulluğa mahkum edilmiş, küresel ısınma var, su yok, yaşam unsurları tükenmiş, onlarda kendilerini yaşamın olduğunu düşündükleri kuzeydeki ülkelere atmaya çalışıyorlar. Ama atamıyorlar, denizlerde 500’er kişi boğuluyorlar. Onların toprağa ihtiyaçları yok. Japonya’da kat kat binaların içinde meyve, sebze yetiştiriyorlar. Bu yıkımların altında sömürülen halklar kalıyor” diye belirtti.

Dünyadaki yaşam bir anda biter

Kuzey yarımküre ülkelerinin güneyde bu sömürüyü yaparken kendi ülkeleri için önlemler aldığını vurgulayan Barka, fakat bunun bir faydasının olmayacağını söyledi. Kuzey buzullarının erimesinin burası için bir tehlike olduğunu aktaran Barka, “Kuzey yarıkürede Sibirya’daki tundraların altındaki fosillerin gazları buzulların erimesiyle ortaya çıkarsa, dünyadaki yaşam bir anda biter. Bu hırs niye? Madenlere bu kadar saldırmak neden? Burası yetmedi, uzay madenciliği yapılıyor. ‘Ormanları, akarsuları, denizleri ticarileştireceğiz, satacağız, toprakta yaşam unsuru ne varsa çıkaracağız’ diye bakıyorlar. Evet, madenler gerekli. Fakat altını çıkarmaya ne gerek var? Sanayinin 250 yıl boyunca ihtiyacını karşılayacak altın var. Gerisiyle, tuvalete, arabalara altın kaplama yapılıyor ya da Ortadoğu ülkelerinde tonlarca altın ziynet eşyası olarak kullanılıyor. Ama bu süsler için altının çıkarıldığı yerler, kimyasallarla yok oluyor. Artık orada bir daha hayat olmuyor. Oysa o topraklar sonsuza kadar tarım olarak kullanılabilir. Kilosu 40-50 liraya da domates yemeyiz” ifadelerini kullandı.

‘Başka çözüm yolu yok’

Doğadaki tüm canlıların birbirleri için var olduğunu ve ekolojik bir zincir oluşturduğunu kaydeden Barka, şunları söyledi: “Bu yaşadıklarımızın tek çözümü; ekolojik, komünal toplum. Antikapitalist toplum bunu kurmak için kesinlikle yaşamdan yana olan insan türünün diğer canlılarla birlikte dünya üzerinde yaşamasını isteyenler, sermaye yanlısı olmamak zorundadır. Ekolojik sınırlar içinde kuracakları komünler içinde yaşamaları lazım. Başka çözüm yolu yok.”

Haber: Tolga Güney / İzmir-MA

#Yokoluşa #çözüm #ekolojik #toplum

BM’ye İmralı başvurusu

Kuzey ve Doğu Suriye’deki avukatlar, PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için BM’ye yeni bir başvuru yaptı

Suriyeli Avukatların Abdullah Öcalan’ı Savunma İnisiyatifi ve Abdullah Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi üyesi avukatlar, Kuzey ve Doğu Suriye’nin Qamişlo ve Kobanê kentlerinde açıklama yaptı. Birleşmiş Milletler’in (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin Qamişlo’daki ofisi önünde bir araya gelen inisiyatif üyeleri, İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecride dikkat çekti. Açıklamanın Kürtçesi Suriyeli Avukatların Abdullah Öcalan’ı Savunma İnisiyatifi Eş Başkanı Xanim Eyo, Arapçası ise inisiyatif üyesi Xalid Omer tarafından okundu.

Açıklamada, “Son yıllarda tecrid daha da ağırlaştırıldı, Önderlik (Öcalan) aile ve avukatlarıyla görüştürülmüyor. Avukatlarıyla son olarak 2019’da, ailesiyle de 2021’de görüşebilmişti. Sağlık durumuna ilişkin de hiçbir bilgi alınamıyor. Türk devleti kendi yasaları ve uluslararası yasaları çiğniyor. Tecrit psikolojik bir işkenceye dönüşmüş durumda” denildi. CPT’nin sessizliğinin eleştirildiği açıklamada, “Türk devletinin bu insanlık ve yasadışı uygulamalarını şiddetle kınıyoruz” diye kaydedildi. Açıklamanın ardından, açıklama metninin bir kopyası BM Mülteciler Komiserliği yetkililerine de sunuldu.

Suriyeli Avukatların Abdullah Öcalan’ı Savunma İnisiyatifi ve Abdullah Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi, benzer bir açıklamayı Kobanê kentinde de yaptı.

Kaynak: ANHA

#BMye #İmralı #başvurusu

Marmaris’te iki ayrı noktada orman yangını

Marmaris’te iki ayrı noktada başlayan orman yangınlarına karadan ve havadan müdahale ediliyor

Muğla’nın Marmaris ilçesinde, Datça karayolu Asparan ve Yeşilbelde mevkilerinde iki ayrı noktada orman yangını çıktı. Aynı anda başlayan yangınlara ekipler, karadan ve havadan müdahalede bulundu.

Ayrıca Muğla Orman Bölge Müdürlüğü bünyesinde görev yapan helikopterler bölgeye sevk edilirken, bölgede bulunan helikopter yanan sahaya sorti yapmaya başladı. Karadan da ekiplerin müdahalesi devam ediyor.

MUĞLA

#Marmariste #iki #ayrı #noktada #orman #yangını