Ana Sayfa Blog Sayfa 2

Dersim 1937/38 Anması İçin Mainzda Etkinlik

Avrupa’daki Alevi ve Dersim kurumları, 1937-38 yıllarında Dersim’de yaşanan olayların anısını yaşatmak amacıyla büyük bir organizasyona imza atıyor. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) gibi birçok kurum, 2 Mayıs 2026 tarihinde Almanya’nın Mainz kentinde geniş katılımlı bir anma etkinliği düzenleyecek.

Etkinlik, 4 Mayıs 1937 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla hayata geçirilen askeri harekatın on binlerce insanın canına mal olduğu, zorunlu göçler ve ailelerinden koparılan çocuklarla toplumsal yapının ağır bir tahribata uğratıldığı hatırlatılarak, bu olayların bir “soykırım ve insanlık suçu” olarak nitelendirildiği bir metinle duyuruldu. Anma etkinliği, mağdurların sesini duyurmayı ve yaşanan acıların uluslararası alanda yeterince gündeme gelmesini sağlamayı amaçlıyor.

Etkinlik programı, 2 Mayıs Cumartesi günü saat 14.30’da Stadttheater Mainz’da gerçekleştirilecek. Organizasyon komitesi, demokrasi, barış ve insan hakları savunucularını bu anlamlı günde bir araya gelmeye davet etti. Katliamlarda hayatını kaybedenlerin hatırasını onurlandırmak ve tarihsel gerçeklerin tanınması için ortak bir duruş sergilemenin vicdani bir sorumluluk olduğu vurgulandı.

Buluşma, Dersim ve Alevi toplumu için stratejik bir öneme sahip. Uzmanlar, bu tür kitlesel etkinliklerin tarihsel yüzleşme süreçlerine katkıda bulunduğunu ve toplumsal dayanışma bilincini pekiştirdiğini belirtiyor. Cemevlerinden spor kulüplerine, federasyonlardan göçmen derneklerine kadar geniş bir destek yelpazesiyle gerçekleştirilecek bu anma, kolektif hafızayı güçlendirmeyi hedefliyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Dersimin acı tarihinin anılması, sadece geçmişin hatırlanması değil, aynı zamanda bugünkü adalet arayışının da bir parçasıdır. Mainzda düzenlenecek bu etkinlik, Alevi toplumunun yaşadığı travmaların uluslararası platformda gündeme getirilmesi açısından büyük bir fırsat sunmaktadır. Tarihi gerçeklerin tanınması ve mağdurların sesinin duyurulması, insanlık adına önemli bir adım olacaktır. Bu tür anmalar, ayrımcılığa ve zulme karşı duruşun güçlenmesine katkı sağlarken, geçmişle yüzleşmenin önemini de vurgulamaktadır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Alevi Bektaşi Başkanlığı Alevileri temsil etmiyor!

Gazeteci Nilgün Mete, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kuruluşundan bu yana geçen süreci eleştirerek, bu yapının Alevileri temsil etmediğini savundu. 9 Kasım 2022’de Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulan başkanlık, Alevi toplumu tarafından bir asimilasyon mekanizması olarak değerlendiriliyor. Mete, başkanlığın bugüne kadar üç kez değiştiğine ve bu durumun kurumun bir “koltuk kavgası” merkezine dönüştüğünü ifade etti.

Mete, Alevi örgütlerinin başkanlığı kuruluş aşamasında sahiplenmediğini belirterek, “Bu üç isim de Alevi olmasına rağmen Alevi toplumuyla bağı zayıf, daha çok iktidar çizgisine yakın kişiler” dedi. Ayrıca, cemevlerinin hala ibadethane statüsü kazanmadığını vurgulayan Mete, “Cemevlerine hala ‘kültürel tesis’ deniliyor. O zaman bu başkanlığı neden kurdunuz?” şeklinde konuştu.

Başkanlığın faaliyetlerini de değerlendiren Mete, yapılan çalışmaların yüzeysel kaldığını ifade etti. “Cemevlerinin ihtiyaçlarını karşılamak için böyle devasa bir kurum kurmaya gerek yoktu. Aleviler zaten kendi cemlerini yapıyor” diyen Mete, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Aleviler için “kocaman bir hiç” olduğunu söyledi.

Alevi toplumunun büyük çoğunluğunun bu kurumu reddettiğini belirten Mete, “Alevi federasyonları, hem Avrupa’da hem Türkiye’de bu kurumu kabul etmediler” ifadelerini kullandı. Başkanlık bünyesinde Alevi inanç önderlerinin bulunmadığını da vurgulayan Mete, “Bu yapı Aleviliği temsil eden bir yapı değil” dedi.

Kurumun geleceği hakkında da değerlendirmede bulunan Mete, iç çekişmelerin ve toplumsal karşılıksızlığın bu yapıyı sona yaklaştırdığını belirtti. “Belki de fes edecekler. Çünkü işe yaramıyor. Alevi toplumu kabul etmiyor” diyerek, olası bir kapatmanın asimilasyon merkezinin ortadan kalkması anlamına geleceğini ifade etti.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının Alevi toplumu üzerindeki etkileri sorgulanırken, bu yapının asimilasyon mekanizması olarak nitelendirilmesi dikkat çekiyor. Alevilik, kendi öz değerleri ve inançlarıyla var olmalıdır; bu tür yapılar, toplumu bölme ve manipüle etme girişimlerine karşı durulmadığı sürece, gerçek temsil yerine sadece birer gölge olarak kalacaktır. Cemevleri hala ibadethane statüsü kazanmadığı sürece, bu başkanlığın varlığı sorgulanmalıdır. Alevi toplumu, kendi inancını ve kültürünü yaşatacak mekanizmaları oluşturma gücüne sahiptir.

— Alevi Gazetesi Editörü

Gençlerden Alevi karşıtı ırkçılığa karşı dayanışma!

Hamburg Alevi Toplumu, Alevi karşıtı ırkçılığa karşı gençlerin maruz kaldığı ayrımcılığı ele almak amacıyla bir toplantı düzenledi. Toplantı, bölgedeki Alevi Kültür Merkezlerinden katılımcıların da yer aldığı bir organizasyonla gerçekleştirildi.

Toplantının ilk bölümünde, Alevilere yönelik ayrımcılığın kökenleri ve tarihsel arka planı değerlendirildi. Katılımcılar, geçmişten günümüze devam eden önyargıların gençler üzerindeki etkilerini tartışarak, ayrımcılığın artık soyut bir kavram olmaktan çıktığını ifade ettiler.

Devam eden oturumlarda, gençlerin kendilerini özgürce ifade edebilecekleri ve önyargı yaşamayacakları güvenli alanların oluşturulmasına yönelik stratejiler üzerinde duruldu. Gençlerin toplumsal hayata aktif katılımının sağlanması gerektiği vurgulandı.

Toplantı, Alevi toplumunun dayanışma ve insanlık değerleri doğrultusunda ortak mücadelenin önemini ön plana çıkardı. Alevi karşıtı ırkçılığa karşı bir araya gelmenin ve gençlerin desteklenmesinin toplumsal bir sorumluluk olduğu belirtildi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Alevi karşıtı ırkçılığa karşı gençlerin dayanışma çağrısı, toplumsal adaletin sağlanmasında kritik bir adım olarak öne çıkıyor. Hamburg Alevi Toplumunun düzenlediği bu toplantı, ayrımcılıkla mücadelede gençlerin sesinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Alevi inancının ve kültürünün korunması için, gençlerin kendilerini özgürce ifade edebileceği güvenli alanların yaratılması, toplumsal sorumluluğumuzdur.

— Alevi Gazetesi Editörü

Hatice Yüksel Ana, Alevilikte önemli bir figürdü

Büyük Mehmet Yüksel Dede’nin eşi Hatice Yüksel Ana, 9 Nisan 2026 tarihinde Hakk’a yürüdü. Sultan Sinemilli Ocağı’nın önemli şahsiyetlerinden biri olan Hatice Yüksel, Elbistan’a bağlı Kantarma Köyü’nde toprağa verildi.

Hatice Yüksel Ana’nın vefatı, Sinemilli Ocağı talipleri, Kantarma Köyü sakinleri ve Alevi toplumu tarafından derin bir üzüntüyle karşılandı. Alevilik inancı çerçevesinde ocak kültürüne, meydan hizmetlerine ve toplumsal dayanışmaya yaptığı katkılar, yaşamı boyunca birçok kişi tarafından takdir edildi.

Hayatını Alevilik değerlerine adamış olan Hatice Yüksel, özellikle kadınların toplumsal hayatta daha aktif rol alması için mücadele eden bir figür olarak biliniyordu. Onun vefatı, sadece aile bireyleri değil, tüm Alevi toplumu için büyük bir kayıp teşkil etti.

Hatice Yüksel Ana’nın hayatı boyunca yürüttüğü çalışmalar ve katkıları, onu Alevilik tarihinde önemli bir yer edinmiş bir şahsiyet haline getirdi. Vefatıyla birlikte, onun değerleri ve idealleri kuşaklar boyunca yaşatılmaya devam edilecektir.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Hatice Yüksel Ananın vefatı, sadece bir bireyin kaybı değil, Alevilik geleneğinin ve kadın mücadelesinin de büyük bir kaybıdır. Onun yaşamı boyunca sürdürdüğü toplumsal dayanışma ve ocak kültüründeki katkıları, Alevi toplumunun birlik ve beraberliğine ışık tutmuştur. Bu kayıp, Alevilik değerlerinin ve ideallerinin yaşatılması gerektiğini bir kez daha hatırlatmaktadır; çünkü onun mirası, gelecek nesillere ilham vermeye devam edecektir.

— Alevi Gazetesi Editörü

Abdal toplumu yoksulluk ve ayrımcılıkla savaşıyor!

8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nde, Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde yaşayan Abdal toplumu, derinleşen yoksulluk ve ayrımcılıkla mücadele ediyor. Deprem sonrası ağırlaşan yaşam koşulları, bu topluluğun geleneksel mesleklerini kaybetmesine neden oldu. Kendilerini “Abdal Türkmen Alevileri” olarak tanımlayan üyeler, kimliklerinin doğru tanınmamasından ve ekonomik imkansızlıklardan şikayet ediyor.

Hatay Roman, Abdal ve Domlar Birliği Başkanı Veysel Toplar, 6 Şubat depreminde yaşadıkları ayrımcılığı şu sözlerle aktarıyor: “Evler yıkılmış, herkes soğukta kalmış… Bir çadır almak için gidenlere, ‘Nasıl olsa bunların evleri yıkılmadı, bunlara çadır vermeyin’ denildi.” Toplar, ekonomik krizin, geleneksel geçim kaynaklarını yok ettiğini ve gençlerin madde bağımlılığına itildiğini belirtiyor.

Abdal toplumu, geleneksel mesleklerini kaybetmenin yanı sıra, gençlerinin iş bulmada zorluk yaşadığını dile getiriyor. Hurdacılık ve davul-zurna gibi geçim kaynakları azalırken, gençler iş bulamayınca madde bağımlılığına yöneliyor. Birlik üyesi Mehmet Gizlenir, “Kırıkhan depremden sonra daha kötü oldu. Gençlerin yüzde 80-90’ı madde bağımlılığına düşmüş durumda” diyor.

Toplum üyeleri, geçmişten gelen kültürel kimliklerinin yok olduğunu ve ayrımcılığa maruz kaldıklarını ifade ederek, yetkililerden destek bekliyor. Gizlenir, “Bize bir imkan sağlasınlar, ekmeğimizi kazanmamıza izin versinler” diyerek çağrıda bulunuyor. Bu durum, Abdalların yaşam mücadelesinin yanı sıra, kimliklerini ve kültürel miraslarını koruma çabalarını da gözler önüne seriyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Abdal toplumu, yoksulluk ve ayrımcılıkla mücadele ederken, bu süreçte yaşadıkları travmaların ve ayrımcılığın görmezden gelinmesi kabul edilemez. Ekonomik krizin gençleri madde bağımlılığına sürüklemesi, toplumun geleceğini tehdit ediyor. Alevi Gazetesi olarak, tüm mazlumların ve ezilenlerin yanında durarak, ayrımcılığın sona ermesi ve eşit haklar için mücadele eden Abdal toplumunun sesini duyurmayı sürdüreceğiz. Bu zorlu süreçte dayanışma ve adalet anlayışını korumak, hepimizin ortak sorumluluğudur.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dersim Soykırımı anması için Mainzde etkinlik

Dersim Soykırımı’nın 89. yılı anısına Mainz’de bir anma etkinliği düzenlenecek. 2 Mayıs 2026 tarihinde saat 14.30’da Stadttheater Mainz’de gerçekleştirilecek bu etkinlik, Alevi kurumları ve demokratik kitle örgütleri tarafından organize ediliyor. Etkinliğin amacı, 1937-38 yıllarında yaşanan soykırımı anmak ve adalet talebini yükseltmek olarak belirlendi.

1937 yılında, Türk hükümetinin Bakanlar Kurulu kararıyla başlattığı “Tenkil, Tedip ve Tehcir” harekâtı neticesinde Dersim’de büyük bir yıkım yaşandı. On binlerce insan, kadın, çocuk ve yaşlı demeden katledildi; birçok kişi zorla göç ettirildi. Bu trajedi, Dersimliler için “Kara Gün” ve “Roza Şaye” olarak anılmaya devam ediyor. Ancak, yıllar geçmesine rağmen bu acılar dinmedi ve adalet talebi her geçen gün daha da güçleniyor.

Etkinlikte, katılımcılara insanlığa karşı işlenmiş bu suçu kınama ve katledilenlerin anısını yaşatma çağrısı yapılacak. Alevi ve Dersim kurumları, demokrasi ve insan hakları savunucularını etkinliğe davet ederek, birlikte güçlü bir ses çıkarma hedefindeler.

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, Demokratik Alevi Federasyonu, Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu gibi birçok kurum bu anma etkinliğini destekliyor. Katılımcıların, katledilenlerin ruhuna saygı göstermek amacıyla yanlarında niyaz ve çerağ getirmeleri teşvik ediliyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Dersim Soykırımı’nın anılması, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması ve adalet talebinin güçlendirilmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu etkinlik, Alevi toplumunun tarihine sahip çıkma ve insanlığa karşı işlenmiş suçları kınama konusunda kararlılığını ortaya koymaktadır. Tüm demokrasi ve insan hakları savunucularını bu anlamlı anmaya davet ederek, birlik ve dayanışma içinde güçlü bir ses çıkarma hedefi, toplumumuzun barış ve adalet arayışını desteklemektedir.

— Alevi Gazetesi Editörü

Alevi kurumları dayanışma için bir araya geldi

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Alevi kurum temsilcileriyle bir araya geldi. Görüşme, 8 Nisan 2026 tarihinde DEM Parti genel merkezinde gerçekleştirildi. Toplantıya Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Başkanı Hüseyin Mat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Saymanı Nurullah Esat Ünsal ile beraberindeki heyet katıldı.

Görüşmede, Alevi toplumu için ortak mücadele ve dayanışma vurgusu öne çıktı. Temsilciler, Alevi kimliğinin ve değerlerinin korunması gerektiğine dikkat çekti. Almanya’da düzenlenecek “Be Ona-Birlik Festivali” için Hüseyin Mat, Bakırhan’ı davet etti.

Bu buluşma, Alevi kurumları arasındaki iş birliğini güçlendirme ve toplumsal problemlere dair ortak çözümler geliştirme amacı taşımaktadır. Alevi kurumları, siyasi partilerle olan ilişkilerini güçlendirerek, topluluklarının hak ve özgürlüklerini savunmayı hedefliyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Alevi kurumlarının dayanışma amacıyla bir araya gelmesi, toplumsal birlikteliğin ve ortak mücadelenin önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Alevilik değerlerinin korunması ve toplumun haklarının savunulması gerektiği vurgusu, ayrımcılığa ve dışlamaya karşı duruşu pekiştiriyor. Bu tür buluşmalar, Alevi kimliğinin güçlenmesine ve toplumsal adalet arayışına katkı sunmaktadır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Vartoda JES Projesine Karşı Miting Hazırlıkları Sürüyor

Muş’un Varto ilçesinde, 24 Nisan’da gerçekleştirilecek olan ‘JES’e Hayır’ mitingi için hazırlıklar sürüyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, mitinge katılım çağrısında bulunarak, Türkiye’nin dört bir yanındaki çevrecileri ve dostlarını Varto’daki direnişe destek vermeye davet etti. Bu miting, bölgedeki Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı bir tepki olarak ortaya çıkıyor.

Varto’da Xwarik (Çallıdere) köyü sınırlarında inşa edilmesi planlanan JES, 16 köyü etkileyecek. Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı’nın onay verdiği proje, bölgede hayvancılığa ve tarım alanlarına zarar vermesi bekleniyor. Ayrıca, yerel halk için kutsal kabul edilen ziyaretgahların da tehdit altında olduğu ifade ediliyor.

Cuma Erçe, iktidarın doğayı korumak yerine, yer altı ve yer üstü kaynaklarını emperyalist şirketlere peşkeş çektiğini vurgulayarak, doğaya sahip çıkan tüm canlılara selam durdu. Erçe, bu tahribatların sadece Varto ile sınırlı olmadığını, Türkiye’nin birçok bölgesinin benzer tehditlerle karşı karşıya olduğunu belirtti.

24 Nisan’daki mitinge katılacak olan Erçe, Vartoluların kendi yaşam alanlarına sahip çıkma iradesini desteklediklerini dile getirerek, “Varto’daki jeotermal santral girişimine ‘Hayır’ diyoruz” ifadelerini kullandı. Miting, bölgedeki çevre mücadelesinin bir parçası olarak önemli bir dayanışma etkinliği olmayı hedefliyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Vartoda gerçekleştirilecek JESe Hayır mitingi, doğanın ve yerel halkın yaşam alanlarının korunması adına atılan önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Alevilik inancının doğaya saygı ve koruma anlayışıyla örtüşen bu direniş, sadece Varto için değil, Bakurun birçok bölgesinde benzer tehditlere karşı bir örnek teşkil ediyor. Doğayı talan eden projelere karşı durmak, Alevi toplumu için vazgeçilmez bir sorumluluktur ve bu miting, ezilenlerin sesi olma yolunda atılan kararlı bir adım olarak değerlendirilmeli.

— Alevi Gazetesi Editörü

DAKME, Dersim Kültür Festivali İçin Ulaşım Düzenliyor

Almanya’da bulunan DAKME Dortmund Alevi Kültür Merkezi, 2026 yılında Frankfurt’ta gerçekleştirilecek Dersim Kültür Festivali’ne katılım için toplu ulaşım organizasyonu düzenleyeceğini açıkladı. Etkinlik, katılımcıların birlikte seyahat etmesini hedefliyor.

Festival yolculuğunun 6 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirileceği belirtilirken, katılımcıların sabah saatlerinde belirlenen noktadan hareket edeceği duyuruldu. DAKME önünden saat 07.30’da başlayacak olan yolculuk, festival alanına ulaşımı kolaylaştırmayı amaçlıyor.

Yetkililer, bu organizasyonun yalnızca ulaşım sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda katılımcılar arasında dayanışma ve kültürel birlikteliği güçlendirmeyi de hedeflediğini ifade etti. Almanya’da yaşayan Dersimliler ve Alevi toplumu için kültür festivalleri, önemli buluşma fırsatları sunuyor.

Duyuruda, yolculuk için ayrılan kontenjanın sınırlı olduğu ve katılmak isteyenlerin erken rezervasyon yapması gerektiği vurgulandı. Organizatörler, yoğun bir talep beklediklerini belirterek, başvuruların en kısa sürede tamamlanmasının önemini dile getirdi.

Uzmanlar, yurt dışındaki topluluklar arasında organize edilen ortak yolculukların, kolektif kimliğin pekişmesine katkı sağladığını ve kültürel etkinliklere katılımı artırdığını belirtiyor. Bu tür organizasyonlar, hem kültürel mirasın yaşatılması hem de toplumsal bağların güçlendirilmesi açısından önemli bir rol oynuyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

DAKMEnin düzenlediği toplu ulaşım organizasyonu, Dersim Kültür Festivalinde bir araya gelerek dayanışma ve kültürel birlikteliği güçlendirmek için önemli bir adım. Almanyada yaşayan Dersimlilerin ve Alevi toplumunun, kültürel kimliklerini koruyarak bir arada yaşama iradesi, bu tür etkinliklerle pekişiyor. Ancak, sınırlı kontenjan ve yoğun talep, katılımcıların erken rezervasyon yapmasını zorunlu kılıyor; bu durum, dış basıncı ve ayrımcılığı aşmak için toplumsal dayanışmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.

— Alevi Gazetesi Editörü

Romanların eşit yurttaşlık mücadelesine destek çağrısı!

Alevi Bektaşi Federasyonu, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü dolayısıyla bir açıklama yayımlayarak Roman halkının eşit yurttaşlık mücadelesine dikkat çekti. Federasyon, Romanların tarih boyunca ayrımcılığa, dışlanmaya ve yok sayılmaya maruz kaldığını vurgulayarak, bu günün eşitsizliklere karşı mücadele simgesi olduğunu ifade etti.

Açıklamada, günümüzde Roman yurttaşların barınma, eğitim, sağlık ve istihdam gibi temel haklara erişimde ciddi sorunlar yaşadığı belirtildi. Yoksulluk, ayrımcılık ve ötekileştirme politikalarının Roman toplumunu derin adaletsizliklere ittiği kaydedildi.

Federasyon, hiçbir bireyin inancı, kimliği, dili ya da kültürü nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmaması gerektiğini vurguladı. Romanlara yönelik dışlayıcı yaklaşımların insan hakları ve toplumsal barış açısından tehdit oluşturduğu belirtildi.

Alevi inancının “yetmiş iki millete bir nazarla bakma” öğretisine atıfta bulunularak, Roman halkının eşit, özgür ve onurlu bir yaşam mücadelesinin desteklendiği ifade edildi. Ayrımcılığa karşı dayanışmanın büyütülmesi ve eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşamanın savunulması gerektiği dile getirildi.

Federasyon, Roman yurttaşlara yönelik ayrımcılığa son verilmesi çağrısında bulunarak, Roman kültürü ve kimliğinin korunması, görünür kılınması ve saygı görmesi gerektiğini ifade etti. Eşitlik, adalet ve kardeşlik temellerinde ortak bir mücadelenin sürdürülmesi gerektiği vurgulandı.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Alevi Bektaşi Federasyonunun Romanların eşit yurttaşlık mücadelesine dikkat çekmesi, ayrımcılığa ve dışlanmaya karşı duruşumuzun bir yansımasıdır. Tüm bireylerin temel haklara erişiminde eşitlik sağlanması, Alevilik inancının özüdür; bu nedenle Roman halkının onurlu yaşam mücadelesi desteklenmelidir. Ayrımcılığın son bulması, toplumsal barışın tesisi için elzemdir ve bu mücadelede dayanışma ruhu güçlendirilmelidir.

— Alevi Gazetesi Editörü