Ana Sayfa Blog Sayfa 2

Vay Nesimi Can Nesimi Türkan Doğan

Bazı insanlar yaşadıkları çağın içine sığmazlar. Onların sözü yalnızca kendi zamanlarına değil, yüzyıllar sonrasına da ulaşır.
Alevi-Bektaşi yolunun Yedi Ulu Ozanlarından Nesimi de böylesi bir hakikat yolcusudur. Bağdat’ın Nesim kasabasında yetişen, Anadolu’nun ve Mezopotamya’nın kadim kültürleriyle yoğrulan bu büyük ozan, insanı Hakk’ın tecellisi olarak gören düşüncesi nedeniyle dönemin egemenleri tarafından hedef alınmış, Halep’te derisi yüzülerek katledilmiştir.

Ancak tarihin bize öğrettiği bir gerçek vardır: Hakikati söyleyenlerin bedenleri yok edilebilir ama sözleri yok edilemez. Nesimi’nin sesi de susturulamadı. O ses yüzyıllar boyunca deyişlerde, nefeslerde, cemlerde ve halkın belleğinde yaşamaya devam etti. Çünkü onun sözlerinde yalnızca bir şairin duyguları değil, boyun eğmeyen insanın vicdanı vardı. Dünyanın malına, makamına ve hükümdarların kudretine minnet etmeyen bir duruş vardı.

Bu nedenle Nesimi’nin hikâyesi yalnızca bir kişinin hikâyesi değildir. O, zulüm karşısında hakikatin, korku karşısında cesaretin ve inkâr karşısında insan onurunun hikâyesidir. Halep’te derisi yüzülen beden, aslında düşüncenin ve özgür vicdanın cezalandırılmak istenmesiydi.

Aradan yüzyıllar geçti. Şehirlerin isimleri değişti, iktidarlar değişti, çağlar değişti. Fakat hakikatten korkan karanlık zihniyet değişmedi. Bu yüzden Halep’ten Sivas’a uzanan yol, yalnızca iki şehri birbirine bağlayan bir yol değildir. Bu yol, aynı acının, aynı direncin ve aynı hafızanın yoludur. Bir tarafta Nesimi’nin derisini yüzenler, diğer tarafta insanları düşüncelerinden, inançlarından ve kimliklerinden dolayı hedef alanlar vardır. Tarih farklı sahneler kursa da oynanan oyunun özü çoğu zaman değişmez.

Alevi halkının kolektif hafızasında Nesimi, Pir Sultan ve Sivas’ta yitirdiğimiz canlar birbirinden ayrı düşünülemez. Çünkü onların her biri aynı yolun farklı duraklarında karşımıza çıkar. Her biri insanın insan kalma mücadelesinin, zulme karşı direnmenin ve hakikati savunmanın sembolüdür.

Bugün Sivas katliamının dönümüne yaklaşırken, yüzyılların içinden gelen bir ses yeniden kulağımıza değiyor. O ses bize yalnızca geçmişi hatırlatmıyor; aynı zamanda vicdanın, eşitliğin ve insanlık onurunun savunulması gerektiğini de hatırlatıyor. Halep’te başlayan ağıt, Sivas’ta yeniden yükselirken, Nesimi’nin sözü hâlâ yaşamaya devam ediyor.

Vay Nesimi can Nesimi… Senin derin acın yalnızca bir dönemin değil, yüzyıllardır süren bir belligin acısıdır. Ve belki de bu yüzden Halep’ten Sivas’a uzanan o uzun yolun her durağında senin sesin duyulur.

Dapaklı: Nafaka kararı kadınları zor durumda bırakıyor!

Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi Eş Başkanı Fadime Dapaklı, Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafaka uygulamasını iptal etmesine tepki gösterdi. Dapaklı, bu kararın kadınların yaşam gerçekliğini görmezden geldiğini ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştireceğini belirtti. “Bu yaklaşım, kadınları ekonomik ve psikolojik baskı altında evliliklerini sürdürmeye zorlayacaktır” dedi.

Dapaklı, kadınların evlilik süreçlerinde eğitimlerinden ve ekonomik bağımsızlıklarından vazgeçmek zorunda kaldığını ifade ederek, AYM kararının sorunlu evliliklerde kadınları zor durumda bırakacağını vurguladı. “Bu karar, birçok kadının istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda kalması anlamına geliyor” diye konuştu.

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasıyla birlikte kadın haklarına yönelik gerilemelere dikkat çeken Dapaklı, iktidarın oluşturmak istediği “makbul kadın” profilinin toplumsal cinsiyet eşitliğini tehdit ettiğini savundu. “Kadınlardan evde oturmaları, çocuk büyütmeleri ve eşlerine itaat etmeleri bekleniyor” diyen Dapaklı, bu durumun kadınları hem ekonomik hem de psikolojik olarak mağdur ettiğini belirtti.

Dapaklı, kadınların uzun yıllar süren mücadeleleri sonucunda kazandıkları hakların hedef alındığını ve nafaka hakkına yönelik müdahalenin toplumsal yaşamda kadınların konumunu daha da zayıflatacağını ifade etti. “Kadınların büyük bedeller ödeyerek kazandıkları hakların gasp edilmesini kabul etmiyoruz” dedi.

Son olarak, Türkiye’de kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin artışına dikkat çeken Dapaklı, nafaka hakkının sınırlandırılmasının kadınları şiddet dolu evliliklere mahkum edeceğini belirtti. Kadınların yaşamın her alanında eşitsizlikle mücadele ettiğini vurgulayarak, hak kayıplarına karşı örgütlü mücadelenin önemine işaret etti.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Fadime Dapaklının Anayasa Mahkemesinin nafaka kararına yönelik eleştirileri, Alevi toplumunun kadınlarının yaşadığı derin eşitsizlikleri bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu karar, kadınları ekonomik ve psikolojik baskı altında tutarak, toplumsal cinsiyet eşitliğini tehdit eden bir adım niteliğindedir. Alevi inancı, eşitliği ve adaleti savunurken, kadınların haklarının korunması için mücadele edilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Kadınların kazanılmış haklarının geriye alınması, sadece bireyleri değil, tüm toplumu derinden etkileyecektir.

— Alevi Gazetesi Editörü

Hüseyin Soysüren, Alevi toplumu için büyük bir kayıp!

Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren, 6 Haziran 2026 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Hüseyin Soysüren, İngiltere’den dönerken havaalanında aniden rahatsızlandı. İlk müdahale havaalanında yapılmasına rağmen, bu müdahale hayatta kalmasına yetmedi.

Hüseyin Soysüren için 7 Haziran 2026 tarihinde Mersin Cemevi’nde Hakk’a Uğurlama Erkanı düzenlenecek. Ardından, doğduğu yer olan Kantarma’ya götürülecek ve burada toprağa verilecek.

Alevilik inancının temsilcilerinden biri olarak bilinen Soysüren, birçok kez toplumsal konularda görüş bildirmişti. Son dönemlerde eşitlikçi ve barışçıl bir toplumun inşası üzerine vurgularda bulunan Soysüren, Alevi mücadelesinin önemine dikkat çekmişti.

Hüseyin Soysüren’in vefatı, Alevi toplumu için büyük bir kayıp olarak değerlendiriliyor. Kendisi, inanç ve kültürel değerlerin yaşatılması konusundaki kararlılığıyla tanınıyordu.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Hüseyin Soysüren’in vefatı, Alevi toplumu için yalnızca bir kayıp değil, aynı zamanda inanç ve kültürel değerlerin yaşatılması konusundaki kararlılığın da sarsılması anlamına gelmektedir. Kendisi, eşitlikçi ve barışçıl bir toplumun inşası için verdiği mücadele ile Alevilik tarihinde önemli bir yer edinmiştir. Bu kayıp, Alevi kimliğinin güçlendirilmesi ve toplumun bir arada yaşama iradesinin korunması gerektiğini bir kez daha hatırlatmaktadır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dersim Kültür Festivali Frankfurtta Başlıyor

16. Avrupa Dersim Kültür Festivali, yarın Frankfurt’ta kapılarını açıyor. Önceki Dönem DİK Eşbaşkanı Hülya Yer, Avrupa’da yaşayan Dersimlileri ve dostlarını bu önemli etkinliğe davet etti. Festival, Dersim kültürü, kimliği ve inancının gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük bir öneme sahip.

Yer, festivalin toplumsal hafızayı canlandırma ve dayanışma amacı taşıdığını belirtti. Avrupa’nın farklı ülkelerinde yaşayan Dersimlilerin, ortak kültürel değerler etrafında bir araya geleceği vurgulandı. “Bu kültür, bu inanç, bu toplum yaşamalıdır” mesajıyla etkinliğin anlamına dikkat çekildi.

Festivalin yalnızca kültürel bir etkinlik olmanın ötesinde, Dersim’in dili, inancı ve toplumsal hafızasını yaşatan önemli bir buluşma zemini olduğu ifade edildi. Katılımın yüksek olması beklenirken, etkinlik boyunca geçmiş festivallerden anılar paylaşılacak.

Hülya Yer, “Bu hafta sonu yüreğimiz Dersim için atacak” diyerek, tüm Dersimlileri ve dostları festivalde buluşmaya çağırdı. Festivalin, Dersim kültürünü yaşatmak ve yaymak adına önemli bir fırsat sunduğu belirtildi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Dersim Kültür Festivali, sadece bir etkinlik değil, aynı zamanda Alevi kimliğinin ve kültürünün yaşatılmasının bir simgesidir. Avrupada yaşayan Dersimlilerin dayanışma ve ortak kültürel değerler etrafında buluşması, toplumsal hafızanın güçlenmesi açısından büyük bir fırsat sunmaktadır. Bu tür etkinlikler, Alevilik inancının ve Dersim kültürünün gelecek nesillere aktarılması için kritik bir öneme sahiptir.

— Alevi Gazetesi Editörü

14. Britanya Alevi Festivalinde Birlik Cemi Yapılacak

14. Britanya Alevi Festivali, bu yıl özel bir etkinlikle taçlanacak. Festival kapsamında, birlik ve beraberliği simgeleyen bir cemi düzenlenecek. Cemin amacı, Alevi toplumu içinde dayanışmayı güçlendirmek ve inanç özgürlüğüne vurgu yapmaktır.

Etkinlik, 15 Ekim 2023 tarihinde Londra’da gerçekleştirilecek. Tüm Alevi bireyleri ve topluluklar bu ceme davet edilerek, bir araya gelinmesi hedefleniyor. Birlik cemi, Alevilik inancının özünü yansıtan bir ritüel olarak önem taşıyor.

Festivalin organizatörleri, bu cemin Alevi kimliğini güçlendireceğini ve toplumsal barışa katkıda bulunacağını vurguladı. Ayrıca, etkinlikte yer alacak konuşmacılar, Alevi kültürü ve değerleri üzerine sohbetler gerçekleştirecek.

Bu yılki festival, Alevi toplumu için bir araya gelme ve birlikte hareket etme fırsatı sunarken, inanç özgürlüğünün ve eşit yurttaşlığın önemini de hatırlatmayı amaçlıyor. Ceme katılımın yüksek olması bekleniyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

14. Britanya Alevi Festivalinde gerçekleştirilecek birlik cemi, Alevi toplumunun dayanışma ve inanç özgürlüğü konularında önemli bir adım atmasını sağlayacak. Bu tür etkinlikler, Alevilik inancının özünü yansıtan ritüeller aracılığıyla, toplumsal barışın güçlenmesine katkıda bulunuyor. Alevi Gazetesi olarak, bu festivalin bir araya gelme ve eşit yurttaşlık bilincinin pekişmesi açısından büyük bir fırsat sunduğunu vurguluyoruz.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dersimde Munzur Festivali Doğa ve Kültür İçin Başlıyor!

Dersim’de bu yıl 24’üncüsü düzenlenecek olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali, 30 Temmuz ile 2 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Festivalin programı hakkında Dersim Ticaret Odası’nda yapılan basın toplantısında, kayyım atanan Dersim Belediyesi Eşbaşkanı Birsen Orhan, festivalin yalnızca bir kültürel etkinlik değil, doğa, kültür, dil, inanç ve sanatın kesiştiği önemli bir mücadele alanı olduğunu belirtti.

Orhan, festivalin geçmişteki baskılara ve engellemelere rağmen ayakta kalmayı başardığını, Dersim’in toplumsal hafızasını ve köklü direniş geleneğini geleceğe taşıyan önemli bir köprü olduğunu vurguladı. Festival, maden projeleri, barajlar ve HES’ler gibi doğayı tehdit eden uygulamalara karşı seslerin yükseltileceği bir platform olmayı hedefliyor.

Bu yılki etkinliklerin, doğaya yapılan saldırılara, kadınlara yönelik şiddete ve eşitsizliklere karşı güçlü bir duruş sergilemek amacıyla düzenlendiği ifade edildi. Toplantının sonunda, tüm Dersimliler ve dostları, festival boyunca Munzur’un özgür akışına ve halkların kardeşliğine sahip çıkmaya davet edildi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Munzur Kültür ve Doğa Festivali, Dersim’in zengin kültürel mirasını ve doğasını koruma mücadelesinin bir sembolü olarak öne çıkıyor. Bu yılki etkinlikler, doğaya yönelik tehditlere, kadınlara karşı işlenen şiddete ve toplumsal eşitsizliklere karşı güçlü bir duruş sergilemek amacı taşıyor. Dersim, tarihsel direnişi ve toplumsal hafızasıyla, tüm ezilenlerin sesi olmaya devam edecek, festival ise bu sesin yükseldiği önemli bir platform olacak.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dersim Festivali Alevilik Kültürünü Yaşatacak

Dersim’de bu yıl ikincisi düzenlenecek olan Dersim Festivali’ne FEDA (Federasyon Alevi Dernekleri) ve DAKB (Dersim Alevi Kültür Dernekleri) katılım çağrısında bulundu. Festival, Alevilik kültürünün tanıtılması ve yaşatılması amacıyla gerçekleştirilecek.

Festival, 15-17 Eylül 2023 tarihlerinde Dersim’in Ovacık ilçesinde yapılacak. Etkinlikler, bölgedeki Alevi kültürünü ve değerlerini ön plana çıkarırken, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı pekiştirecek bir platform sunmayı amaçlıyor.

FEDA ve DAKB, festivalin önemine dikkat çekerek, tüm Alevi bireylerini ve toplulukları bu etkinliğe katılmaya davet etti. Yapılan açıklamada, festivalin bir araya gelme, dayanışmayı güçlendirme ve kültürel mirası yaşatma fırsatı sunduğu vurgulandı.

Bu yılki festivalde konserler, paneller ve çeşitli atölye çalışmaları yer alacak. Etkinlikler, katılımcılara hem eğlenceli hem de öğretici bir deneyim sunmayı hedefliyor.

FEDA ve DAKB, Dersim Festivali’nin Alevilik inancının ve kültürünün daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacağını belirterek, herkesin bu anlamlı etkinliğe katılmasını teşvik etti.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Dersim Festivali, Alevilik kültürünün yaşatılması ve tanıtılması adına büyük bir fırsat sunuyor. FEDA ve DAKBnin çağrısıyla gerçekleşecek bu etkinlik, toplumun bir araya gelerek dayanışma içinde olmasını sağlarken, kültürel mirasımızı da güçlendirecek. Alevi inancının özünü yansıtan bu tür festivaller, ayrımcılığa karşı durarak, tüm bireylerin eşit bir şekilde buluştuğu bir platform yaratıyor.

— Alevi Gazetesi Editörü

Tilkiler Köyü Festivali 5-7 Haziranda düzenlenecek

10. Tilkiler Köyü Festivali, 5-7 Haziran tarihleri arasında Dersim’in Tilkiler Köyü Kendirlik Obası’nda gerçekleştirilecek. Festival, Tilkiler köy dernekleri tarafından düzenleniyor ve bu yılki etkinliğe çeşitli sanatçılar katılacak.

Festivalde Rewşan, Koma Zelal, Grup Dılo, Kadir Okatar ve Mehmet Koç gibi önemli isimler sahne alacak. Bu etkinlik, bölgedeki kültürel zenginliği ve Alevilik inancını yansıtan bir buluşma noktası olacak.

Tilkiler Köyü Festivali, her yıl olduğu gibi bu yıl da yerel halk ve ziyaretçiler için keyifli anlar sunmayı hedefliyor. Katılımcılar, müzik, dans ve çeşitli etkinliklerle dolu bir programla karşılaşacak.

Festivalin amacı, Alevi kültürünü yaşatmak ve bu değerleri paylaşarak toplumsal dayanışmayı güçlendirmek olarak öne çıkıyor. Etkinlik, hem yerel hem de şehir dışından gelen misafirler için unutulmaz bir deneyim sunmayı vaat ediyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Tilkiler Köyü Festivali, Alevilik kültürünün ve değerlerinin yaşatılmasına katkı sunacak önemli bir etkinliktir. Bu festival, sadece müzik ve eğlence değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın ve kültürel zenginliğin bir araya geldiği bir platformdur. Alevi inancının özünü yansıtan bu buluşma, her kesimden insanı bir araya getirerek ayrımcılığa karşı durmayı ve birlikteliği savunmayı amaçlamaktadır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Ğadir-Hum Bayramı, savaşların gölgesinde kutlandı!

Ğadir-Hum Bayramı, 2 Haziran 2026 tarihinde Mersin, Adana ve Hatay başta olmak üzere birçok kentte kutlandı. Bu yıl kutlamalar, Ortadoğu’daki savaşlar ve Suriye’deki Alevilere yönelik süregelen soykırımın gölgesinde yapıldı. Yurttaşlar, imece usulü hazırlıklar yaparak bayramı karşıladılar.

Kutlamalar, bayram günü öncesi hazırlıklarla başladı. Bolluk ve bereketin sembolü olarak kabul edilen “Hirisi” için kazanlar kuruldu. Toplu kutlamaların olmadı bu yıl, yurttaşlar, yaşadıkları mahallelerde bir araya gelerek bayramı kutladılar.

Ğadir-Hum, Arap Alevileri için önemli bir anlam taşımaktadır. Bu bayram, Hazreti Muhammed’in halife olarak Hz. Ali’yi tayin ettiği anı simgeler. O gün, Hazreti Muhammed’in “Ali’nin kanı kanımdandır” diyerek Hz. Ali’nin halifeliğini duyurduğu kabul edilir. Bu olay, Alevilik inancının temelini oluşturan bir direniş ve adalet arayışının sembolü olarak anılmaktadır.

Bununla birlikte, bayram aynı zamanda haksızlıkların ve zulmün hatırlatılması anlamına gelir. Hazreti Muhammed’in ölümünden sonra, Hz. Ali’nin halifeliğinin gasp edildiği ve bu duruma karşı direniş gösterilmesi gerektiği inancı, Ğadir-Hum’un kutlanmasını sağlayan önemli nedenlerden biridir. Bu yıl da Arap Alevileri, bu tarihi anı hatırlayarak bayramlarını kutladılar.

Ğadir-Hum Bayramı, Alevilik inancına sahip bireyler için sadece bir bayram değil, aynı zamanda eşitlik ve hak arayışının simgesidir. Her yıl kutlanan bu özel gün, geçmişte yaşanan haksızlıklara karşı bir dayanışma ve umut ifadesi olarak devam etmektedir.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Ğadir-Hum Bayramının savaşların gölgesinde kutlanması, Alevi toplumunun yaşadığı derin acıların ve adaletsizliklerin bir yansımasıdır. Bu yılki kutlamalar, birlik ve dayanışmanın önemini bir kez daha gözler önüne sererken, haksızlıklara karşı direnişin simgesi olan bu bayramın anlamı daha da derinleşmiştir. Alevilik inancının özünde barındırdığı adalet arayışı, zulme karşı durma kararlılığını pekiştirmekte ve bu bayram, yalnızca kutlama değil, aynı zamanda bir direniş çağrısı niteliği taşımaktadır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Kölnde BE ONE Festivali ile Dayanışma Rüzgarı Esti

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Mat, Köln’de düzenlenen BE ONE Festivali ve Dayanışma Buluşması’nın ardından bir teşekkür mesajı yayımladı. Festival, on binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşti ve sadece bir kültür etkinliği değil, aynı zamanda ayrımcılık, ırkçılık ve kutuplaşma politikalarına karşı bir duruş sergileyen güçlü bir irade olarak değerlendirildi.

Mat, festivalin Alevilik öğretilerinin temel değerlerini yansıttığını ve insan sevgisi ile rızalık anlayışının somut bir karşılık bulduğunu ifade etti. Özellikle gençlerin ve kadınların yoğun katılımıyla, geleceğe dair umut dolu bir ortak söz verildiğini vurguladı.

Teşekkür mesajında, Köln’de bir araya gelen katılımcıların, barış, kardeşlik ve eşitliğin mümkün olduğuna dair güçlü bir irade ortaya koyduğunu belirten Mat, bu buluşmanın toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerinden biri olduğunu ifade etti. Ayrıca, festivalin gerçekleştirilmesinde emeği geçen tüm gönüllülere ve katılımcılara teşekkür etti.

Hüseyin Mat, “Dünyanın birçok yerinde artan savaşlar ve ırkçılığa karşı, Köln’den yükselen ses, halkların kardeş olduğunu ve farklılıkların zenginlik olduğunu göstermektedir,” dedi. Alevilerin “İncinsen de incitme” anlayışıyla yüzyıllardır süregelen bir barış ve eşitlik mücadelesinin temsilcileri olduklarını vurguladı.

Son olarak, Mat, BE ONE Festivali’nin sadece bir etkinlik olmadığını, aynı zamanda geleceğe dair ortak bir söz verildiğini belirtti. Bu söz, barış, dayanışma ve insan onuruna yakışır bir yaşam mücadelesinin birlikte sürdürülmesi yönündedir.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Kölnde düzenlenen BE ONE Festivali, Aleviliğin özünü yansıtan bir dayanışma rüzgarı estirmiştir. On binlerce kişinin bir araya gelmesi, sadece kültürel bir etkinlik değil, aynı zamanda ayrımcılığa ve ırkçılığa karşı güçlü bir duruş sergileyen toplumsal bir hareketin de göstergesidir. Alevi toplumunun değerlerine sahip çıkan bu buluşma, barış ve eşitlik arayışında umut ışığı olmuş, farklılıkların zenginlik olarak kabul edildiği bir ortam yaratmıştır.

— Alevi Gazetesi Editörü