Ana Sayfa Blog Sayfa 22

Tülay Hatimoğulları: Barışın temeli demokrasi ve hukuktur!

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Düsseldorf’taki panelde Türkiye’deki güncel durumu değerlendirerek, barışın temel unsurlarının özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti olduğunu vurguladı. AİHM kararlarının uygulanması ve umut hakkının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade eden Hatimoğulları, kadınların tarihsel mücadelesine ve eşit temsil talebine dikkat çekti.

Hatimoğulları, kadınların hayatın pasif bir unsuru olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, erkek egemen zihniyetin kadınlar üzerindeki sömürü düzenine karşı durulması gerektiğini dile getirdi. Alevi inancında kadın-erkek eşitliğinin temel ilke olduğunu hatırlatan Hatimoğulları, bu eşitliğin sadece bir ideal değil, inşa edilmesi gereken bir toplumsal düzen olduğunu vurguladı.

Orta Doğu’daki kadın mücadelesine yönelik eleştirilerde bulunan Hatimoğulları, kadınların yaşadığı acıların romantize edilmesinin yanlış olduğunu ifade etti. İran’da ve diğer ülkelerde kadınların öncülük ettiği direnişlerin önemine değinen Hatimoğulları, bu katliamların durması gerektiğini söyledi.

Rojava’daki kadın direnişinin hem bölgesel hem de küresel ölçekte ilham kaynağı olduğunu belirten Hatimoğulları, dayanışma çağrısında bulundu. Ayrıca, göç ve savaşın kadınlara yönelik etkilerine dikkat çekerek, kadınların yaşadığı travmaların yalnızca fiziksel değil, ruhsal boyutları olduğunu vurguladı.

Hatimoğulları, Türkiye’deki gelişmelere de değinerek, toplumsal kaygıların farkında olduklarını ifade etti. Demokratikleşme adımlarının atılması gerektiğini belirterek, hukukun üstünlüğü ve insan haklarının korunması için mücadele edeceklerini söyledi. Alevi yurttaşların özgürce ibadet edebilmesi ve anadilinde eğitim hakkının tanınması gerektiğini yineledi.

Köln’de Alevi Gençler Birliği’nin Seçimli Genel Kurulu Coşkuyla Gerçekleşti

Almanya Alevi Gençler Birliği’nin (AAGB) Seçimli Genel Kurulu, Köln’de yüzlerce delegenin katılımıyla başladı. İki gün sürecek olan bu önemli etkinlik, Alevi gençliğinin örgütlü yapısını güçlendirmek ve Aleviliği gelecek nesillere taşımak amacıyla gerçekleştiriliyor. Genel kurul, coşkulu bir atmosferde açıldı.

Delegeler, sabah saat 11.00’de kayıt işlemlerini tamamlayarak salona girdi. Saat 12.00’de ise açılış programı başladı. Açılışta, BDAJ yöneticilerinden oluşan müzik grubu sahne alarak deyişler ve türküler seslendirdi. Gençler, bu eserleri büyük bir ilgiyle dinleyerek yoğun alkışlarla karşılık verdi. Müzik grubunun ardından BDAJ Genel Sekreteri, katılımcılara selamlamak üzere kürsüye çıktı.

Kerbela’dan bugüne zalimler tarafından katledilen canların anısına bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi. Dilan Güler ve Serdar Dumlu’nun konuşmalarında, Alevi inancının tarihsel hafızası ve direniş geleneği vurgulandı. Dilan Güler, kısa süre önce vefat eden Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin’i anarak, Alevi gençliğinin mücadelesinde bu anıları yaşatacaklarını belirtti.

Genel kurulda, mevcut dönem faaliyet raporları değerlendirilecek, gençlik çalışmalarının güçlendirilmesine yönelik öneriler tartışılacak ve yeni dönemin örgütlenme perspektifi belirlenecek. İkinci günde yeni yönetim seçilecek ve delegeler, Alevi gençlik hareketini temsil edecek yönetim kurulunu belirlemek üzere oy kullanacak.

AALBK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ve AAKB Genel Başkanı Özgür Demir, gençlik örgütlenmesine duydukları güveni dile getirdi. Genel kurulun, Avrupa’daki Alevi kurumları açısından önemli bir süreç olduğu ifade edildi.

FEDA ve DAKB: “Anadilimiz, Geleceğimizin Temel Taşıdır”

Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), 21 Şubat Dünya Anadili Günü dolayısıyla yaptıkları açıklamada, anadilde eğitim hakkı, inanç özgürlüğü ve kültürel mirasın korunması gerektiğinin altını çizdi. UNESCO tarafından ilan edilen bu gün, 1952 yılında Bangladeş’te Bengalce dil hakları için hayatını kaybeden öğrencilerin anısına dayanıyor. Dillerin sadece iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda kimliği ve kültürü şekillendirdiğini vurguladılar.

Açıklamada, Türkiye’deki anadillerin eğitim hakkının yasal güvenceye sahip olmadığına dikkat çekildi. FEDA ve DAKB, Kürtçenin lehçeleri, Arapça, Süryanice, Lazca ve Abhazca gibi dillerin tehlike altında olduğunu belirtti. Anadil eğitiminin yanı sıra Alevi inancı ve ibadet özgürlüğünün de eksik kaldığı ifade edildi. Bu durumun, bireylerin kimlikleri üzerindeki olumsuz etkilerine vurgu yapıldı.

Dilin, bir halkın varlığını sürdürmesi için en önemli unsur olduğu vurgulandı. Çocukların dünyayı anadilleriyle öğrenmesinin bilişsel gelişimi desteklediği ve özgüveni artırdığı belirtildi. Devletin tüm dillere eşit mesafede yaklaşması gerektiği, çoğulcu dil politikalarının toplumsal güveni artıracağı ifade edildi.

Alevi inancı ve kültürel mirasın anadille olan bağlantısına dikkat çekilen açıklamada, Aleviliğin büyük ölçüde sözlü kültüre dayandığı belirtildi. Dillerin kaybının, inanç dilinin anlamını kaybetmesine yol açacağı, bu durumun da toplumsal aidiyeti zedeleyeceği ifade edildi.

Açıklamanın sonunda, anadil ve kültürün korunması gerektiği, eğitim hakkı ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınması gerektiği vurgulandı. Farklılıkların zenginlik olduğuna dikkat çekerek, “Diller yaşasın, kültürler özgür kalsın. Anadili­miz geleceğimizdir” ifadesiyle çağrıda bulundular.

Alevi Ansiklopedisi’ne Uluslararası Kimlik: ISIL Numarası Edindi

Alevi Ansiklopedisi, Almanya merkezli Deutsche ISIL-Agentur tarafından yapılan değerlendirme sonucunda resmi başvurusunun kabul edildiğini ve uluslararası standart kurum kimliği almaya hak kazandığını duyurdu. Kurumun aldığı ISIL (International Standard Identifier for Libraries and Related Organizations) kimlik numarası DE-4607 olarak belirlendi.

Bu gelişmeyle birlikte Alevi Ansiklopedisi, uluslararası standartlara uygun kurumsal bir yapı olarak tanımlanmış oldu. Bu statü, özellikle fon başvuruları, akademik iş birlikleri ve çeşitli kurumlarla yapılacak ortak çalışmalar açısından önemli avantajlar sağlayacak.

Alevi Ansiklopedisi’nin bu başarısı, Hakikat Stiftung, Rıza Şehri Akademisi ve Dakme e.V. tarafından kamuoyuna duyuruldu. Bu yeni kimlik, Alevi kültürü ve inançlarının uluslararası düzeyde daha görünür olmasını sağlayacak bir adım olarak değerlendiriliyor.

Hamburg’da Xızır Cemi: Alevi Birliği ve Muhabbetin Kutlandığı Gecede Buluşma

Hamburg’da düzenlenen Xızır Cemi, Alevi inancının dayanışma ve paylaşım geleneğini bir araya getirerek büyük bir katılımla gerçekleştirildi. AHA Hak Evi tarafından düzenlenen etkinlikte, Üryan Xızır Ocağı’na mensup Pir Mustafa Mısır cem erkânını yürütürken, zakirlik görevini Serap Mutlu Barak üstlendi.

Cem töreninde, Xızır ayının manevi atmosferi paylaşılarak birlik, dayanışma ve paylaşma vurgusu yapıldı. Katılımcılar, lokmalarını paylaşarak cem meydanında gönül birliği oluşturdular. Hak Evi, etkinliğe katkı sunan Pir Mustafa Mısır ve zakir Serap Mutlu Barak’a teşekkür ederek, “Hak razı olsun” ifadelerini kullandı.

Açıklamada, emek veren tüm canlara teşekkür edilerek, “Xızır Cem’imize emek veren, lokmasını getirip pay eden canlarımızın lokmaları Xızır’ın lokması olsun; derdimize deva, hastalarımıza şifa olsun” temennisi paylaşıldı.

Hamburg’daki Xızır Cemi, Alevi inancının özünde bulunan muhabbet ve kardeşlik duygularını bir kez daha yaşatırken, etkinlik “Aşk ile, canlar” sözleriyle son buldu.

Silifke’de Hızır Cemi: Alevi inancının derinliği bir kez daha yaşandı!

Silifke Cemevi’nde Hızır Cemi gerçekleştirildi. Etkinliğe katılan yurttaşlara Hızır lokması dağıtıldı ve ardından ceme geçildi. Hızır Cemi, Baba Mansur Ocağı’ndan Gazi Kemal tarafından yürütüldü.

Cem, çerağ uyandırılmasıyla başladı. Bu özel ibadette 12 hizmet yerine getirildi, nefesler okundu ve semahlar dönüldü. Aşık Tamer Açıkalın, cemde zakirlik yaparak katılımcılara müzikle eşlik etti.

Bu anlamlı etkinlik, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık vurgusunu bir araya getirerek, Silifke’deki Alevi topluluğunun dayanışma ve birlik içinde bir araya gelmesine olanak tanıdı.

Dört farklı inançtan oruç dayanışması aynı günde gerçekleşti

Bugün, her 33 yılda bir meydana gelen nadir bir olayla, dört farklı inanç grubunun mensupları aynı gün oruç tutuyor. Müslümanlar Ramazan ayının ilk gün orucuna başlarken, Êzidîler Xıdır İlyas Orucu’nun son gününü, Hıristiyanlar ise Büyük Oruç dönemini sürdürüyor. Aleviler de Xızır ayı oruçlarında yer alıyor.

Müslümanlar, sabah ezanıyla birlikte Ramazan orucuna başlamış bulunuyor. Ramazan ayı boyunca bir ay sürecek oruç, üç günlük Ramazan Bayramı’yla sona erecek. Özellikle bu dönemde toplumsal dayanışma ve yardımlaşma önem kazanıyor.

Êzidîler ise bugün Xıdır İlyas Orucu’nun son gününü kutluyor. Pazartesi günü başlayan oruçları, tan yerinin ağarmasından gün batımına kadar yeme ve içmeden uzak durarak geçiyor. Perşembe günü ise Xıdır İlyas Bayramı’nı kutlayacaklar.

Hıristiyanlar, 16 Şubat’ta başlayan Büyük Oruç döneminde bulunuyor. Bu dönemde, gece saat 00.00’dan öğle 12.00’ye kadar oruç tutuyorlar. Öğle 12.00’den gece 00.00’a kadar ise et ve hayvansal ürün tüketmeden yemek yiyebiliyorlar. Bu oruç, Diriliş Bayramı’na hazırlık amacıyla tutuluyor.

Alevilerin Xızır ayı oruçları ise Şubat ayında gerçekleştiriliyor. Bu oruçlar, bölgesel farklılıklar gösterse de genellikle üç gün sürüyor. Oruç süresince lokmalar dağıtılıyor ve cem erkanları düzenleniyor. Bu ay, aynı zamanda kış mevsiminin zorluklarının geride kalmasının simgesi olarak kabul ediliyor.

KKTC’de Alevi Kültürü’ne sahip çıkan Hızır Cemi gerçekleştirildi

KKTC Alevi Kültür Merkezi, Hızır ayı dolayısıyla düzenlediği Cem erkânında canları bir araya getirdi. 15 Şubat Pazar akşamı gerçekleştirilen Hızır Cemi’nde, İngiltere’den gelen Yadigâr Arslan Ana ve Ankara’dan zakirlik hizmeti sunan Birkan Sağlam yer aldı.

Cem erkânında, Hakk ve Hızır aşkı etrafında toplanan canlar, birlik ve muhabbet içinde lokmalarını paylaştı. Şubelerde üç gün boyunca devam eden Hızır muhabbetleri ardından yapılan bu cem buluşmasının anlamı vurgulandı.

Hızır kurbanı bağışlayan ve lokmalarını paylaşan canların emeklerinin Hakk katında kabul olması temennisinde bulunuldu. Tutulan oruçların ve yapılan hizmetlerin bereket getirmesi dile getirildi.

Açıklamada, “Hızır dilde dileklerinizi, gönülde muradlarınızı kabul eylesin. Hızır kimseyi darda, zorda bırakmasın” ifadelerine yer verildi.

Ali Kenanoğlu: Alevi sorunu, eşit yurttaşlık talebidir!

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, CHP Milletvekili Cemal Enginyurt’un “Bu ülkede esas sorun Alevilerde” sözlerine sert tepki gösterdi. Kenanoğlu, Alevi ve Kürt sorunlarının sadece makam dağıtımı ile çözülemeyeceğini belirterek, “Mesele birkaç vali atamak değil, anayasal ve yasal düzlemde eşit yurttaşlığı sağlamaktır” dedi. Enginyurt’un açıklamalarının Alevi ve Kürt meselelerini yanlış bir temelde ele aldığını ifade etti.

Kenanoğlu, Alevi sorununu birkaç vali, kaymakam ya da genel müdür atamasıyla çözmenin mümkün olmadığını vurguladı. “Üç beş tane Alevi vali, kaymakam, belediye başkanı olduğu zaman Türkiye’de Alevi sorunu bitmiş mi oluyor?” diyen Kenanoğlu, bu sorunun bir zihniyet meselesi olduğunu ve yasal çerçevede çözülmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, Aleviliğin mevcut anayasal düzen içinde yok sayıldığını belirtti.

Alevi meselesinin laiklik ve demokrasi bağlamında ele alınması gerektiğine dikkat çeken Kenanoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayrılan bütçelere işaret etti. “Diyanet varken laiklik olmaz” diyen Kenanoğlu, Alevi köylerine cami yapma politikasının yasallaşmasının sorunları derinleştirdiğini ifade etti.

Enginyurt’un “Kürt her yerde var” ifadesine de yanıt veren Kenanoğlu, Kürtlerin kimliklerini inkâr ettikleri ölçüde kamusal alanda yer alabildiğini savundu. “Kürtlüğünü inkâr eden Kürt var. Fakat ‘Ben Kürt’üm’ dediğiniz anda hiçbir yerde yoksunuz” diyerek, kimlik taleplerinin önemine vurgu yaptı.

Son olarak, Alevilere kontenjan ayrılması yaklaşımını eleştiren Kenanoğlu, kamu görevlerinde liyakat esasının belirleyici olması gerektiğini belirtti. “Alevilere 3-5 vali atamak mesele değildir. Mesele eşit yurttaşlıktır” diyerek, Alevi ve Kürt meselelerinin, anayasal güvence ve demokratikleşme temelinde ele alınması gerektiğini vurguladı.

Yüksel Mutlu: Cemevlerini ‘Kültürel Tesis’ Görmek Alevilere İhanettir!

DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Mutlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın cemevlerini “kültürel tesis” olarak tanımlamasını şiddetle eleştirdi. Mutlu, bu durumun Alevilere yönelik bir hakaret olduğunu vurguladı. Bakanlığın 22 Ocak’ta yayınladığı yönetmelikteki değişiklikle cemevlerinin bu şekilde tanımlanması, Alevi kamuoyunda büyük tepki topladı.

Mutlu, Alevi örgütlerinin bu konuya dair açıklamalarının yetersiz kaldığını belirterek, cemevlerinin ibadethane olarak tanınmaması durumunun, hükümetin Alevi toplumuna karşı beslediği derin bir öfke ve ayrımcılığın yansıması olduğunu ifade etti. Cemevlerinin kültürel alan olarak tanımlanmasının, Aleviliğin inanç olarak değil, bir kültürel değer olarak görülmesi anlamına geldiğini dile getirdi.

Alevilerin eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü taleplerinin daha güçlü bir şekilde dile getirilmesi gerektiğini vurgulayan Mutlu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin cemevleriyle ilgili aldığı kararların Türkiye’deki iç hukukun üzerinde olduğunu hatırlattı. Ancak, hükümetin bu kararları yok sayarak Alevileri hâlâ eşit yurttaşlar olarak görmediğini belirtti.

Yüksel Mutlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi konusundaki açıklamalarını eleştirerek, Alevilerin gözünü boyamak için gösterişli yapılar oluşturulmaya çalışıldığını ancak Alevilerin bu tür oyunlara gelmeyeceğini söyledi. Aleviliğin, bir derneğe ya da kültürel bir tesise sığamayacak kadar derin ve özgün bir inanç olduğunu vurguladı.