Ana Sayfa Blog Sayfa 223

İran’da son 6 ayda en az 354 kişi idam edildi

İran İnsan Hakları Örgütü, Haziran ayında en az 52, son 6 ayda ise en az 354 kişinin İran rejimi tarafından idam edildiğini belirtti

Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü, Haziran ayında en az 52 kişinin idam edildiğini açıkladı. Son 6 ayda ise en az 354 kişinin idam edildiğini kaydeden örgütün verilerine göre; Haziran ayında en az 14 Beluci ve 5 Kürt tutuklu idam edildi. Mayıs ayında 142 kişinin idam edildiği hatırlatılan açıklamada, idam vakalarının Haziran’da yüzde 63 oranında azaldığı belirtildi.

Raporda, İran İnsan Hakları Örgütü Yöneticisi Mahmood Amiry-Moghaddam’ın açıklamasına da yer verildi. Amiry-Moghaddam, uluslararası toplumu sessizliğini bozmaya ve devletin cinayetlerine karşı tavır alarak idam cezası verilen tutukluların hayatlarını kurtarmak için her türlü çabayı göstermeye çağırdı.

DIŞ HABERLER

#İranda #son #ayda #kişi #idam #edildi

MKGP: 3 ayda 25 kadın gazeteci yargılandı

Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu’nun açıkladığı kadın gazetecilere yönelik hak ihlalleri raporuna göre,  son 3 ayda 14 kadın gazeteci gözaltına alındı. 25 kadın gazeteci ise yargılandı

Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP), kadın gazetecilere yönelik Nisan, Mayıs ve Haziran ayında gerçekleşen hak ihlallerine dair raporunu açıkladı. Raporda, 2023 yılının ilk 6 ayının özelde kadın toplamda bütün basın alanında emek sarf edenler gazeteciler için yine baskı, gözaltı, şiddet, tutuklamalarla geçtiği vurgulandı. Kadın gazetecilerin tüm engelleme, erkek-devlet şiddetine karşın hakikati yazmaya devam ettiği kaydedilen raporda, “3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde de kadın gazeteciler şiddet gördü, tutuklandı ve her türlü baskıya maruz kaldı. 3 Mayıs günü Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu’na kelepçeli işkence yapıldı. 15 saat boyunca Diyarbakır’dan Ankara’ya elleri kelepçeli bir şekilde yolculuk yapmak zorunda bırakıldı” denildi.

‘14 kadın gazeteci yargılandı’

Raporda, son 3 ayda 25 kadın gazetecinin yargılandığı, 4’ü hakkında soruşturma başlatıldığı, 14’ünün gözaltına alındığı belirtildi. Raporda, gözaltılar da iki kadın gazetecinin tutuklandığı ve birine de yargılandığı davada ceza verildiği yer aldı.

Cezaevlerinde 13 kadın gazetecinin hala tutuklu bulunduğuna dikkat çekilen raporda, şu ifadeler yer aldı. “Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu olarak, bu ülkede yaşayan bütün gazetecilerin özgür bir şekilde gazetecilik mesleklerini yapmalarını istiyor ve haksız yere cezaevlerinde tutulan bütün arkadaşlarımızın hemen bırakılmasını istiyoruz.”

Gün gün hak ihlallerinin derlendiği raporun son kısmında da tutuklu bulunan kadın gazeteciler şöyle paylaşıldı:

  •  Derya Ren – JINNEWS Muhabiri
  •  Dicle Müftüoğlu – Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eşbaşkanı
  •  Dilan Oynaş – Azadiya Welat Gazetesi Çalışanı
  •  Elif Ersoy – Yürüyüş Dergisi Yazı İşleri Sorumlusu
  •  Elif Üngür – Program sunucusu
  •  Hatice Duman – Atılım Gazetesi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü
  •  Nadiye Gürbüz – ETHA Editörü
  •  Neşe Toprak – Program Sunucusu
  •  Özlem Seyhan – Gazeteci
  •  Remziye Temel- Muhasebeci
  •  Sibel Mustafaoglu – Azadiya Welat Gazetesi Çalışanı
  •  Tülay Canpolat – Sabah Gazetesi Ankara Muhabiri
  •  Özden Kınık – TRT çalışanı

 

#MKGP #ayda #kadın #gazeteci #yargılandı

HDP ve Yeşil Sol Parti halk toplantıları için toplanıyor

HDP ve Yeşil Sol Parti Merkezi Yürütme Kurulları yarın halk toplantılarının takvimi için toplanıyor

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Yeşiller ve Sol Partisi (Yeşil Sol Parti), HDP Genel Merkez binasında yarın ortak Merkezi Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı gerçekleştirecek. Saat 11.00’de yapılacak toplantıya, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın ile HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar başkanlık yapacak.

Yol ve yöntemler tartışılacak

Toplantıda, 17-25 Haziran arasında gerçekleştirilen il ve ilçe örgütü toplantılarının değerlendirmesinin yanı sıra önümüzdeki süreçte il, ilçe, mahalle ve köylerde yapılacak halk toplantılarının planlaması bekleniyor. Toplantıda, halk toplantılarının tüm kentlere yayılması için gereken yol ve yöntemlerin ele alınacağı belirtildi.

Birçok konu ele alınacak

MYK toplantısında ele alınacak önemli bir diğer konu ise HDP ve Yeşil Sol Parti’nin kongreye giderken nasıl ortaklaşacağı ve hangi parti ile yola devam edileceği olacak. Ayrıca önümüzdeki süreçte halkla yapılacak toplantılar, ittifak siyaseti ve adayların ön seçimle belirlenmesi gibi başlıklar üzerinden yeni dönem yol ve yöntemleri tartışılacak.

ANKARA

#HDP #Yeşil #Sol #Parti #halk #toplantıları #için #toplanıyor

İstanbul’da kadın cinayeti

Bahçelievler’de T.E. isimi erkek, Gülek Gökgöz’ü katletti

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde T.E. isimli erkek, Güler Gökgöz’ü ateşli silahla katletti. Komşuların haber vermesi üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Gökgöz’ün olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Polisler olay yerinde incelemelerde bulunurken Gökgöz’ün cenazesi otopsi işlemleri için Adli Tıp Kurumu (ATK) morguna götürüldü.

Gökgöz’ü katleden T.E. gözaltına alındı. Öte yandan Güler Gökgöz’ün iki çocuğunun olduğu öğrenildi.

İSTANBUL

#İstanbulda #kadın #cinayeti

Gençler İsviçre’de Jineoloji Kampı’nda buluşacak

İsviçre’de Jineoloji Genç Kadın Kampı gerçekleştirilecek

Avrupa’da yaşayan genç kadınlar, Jineolojî Genç Kadın Kampında 9-15 Temmuz tarihleri arasında İsviçre’de buluşacak.

Avrupa’nın birçok ülkesinden kampta bir araya gelecek olan genç kadınlar, birçok etkinlik ve aktiviteye katılacak. Kurdistan tarihi, kadın ve doğa, genç kadın kimliği üzerine yapılacak eğitimler, aynı zamanda sanat atölyesi, tartışmalar doğa gezisi gibi birçok aktivite de programda bulunuyor.

Kampa katılmak için e-mail ve Instagram adreslerinden tertip komitesine ulaşıp kayıt yaptırılabilir.

Komitenin e-mail adresi:jineoloji@proton.me

DIŞ HABERLER

#Gençler #İsviçrede #Jineoloji #Kampında #buluşacak

Yiğit davasında aracın trafik hareketliliği mahkemeye sunulacak

Dîlok’ta lise öğrencisi Ezgi Alya Yiğit’in hayatını kaybetmesine ilişkin açılan davada, kazaya karışan aracın gün içindeki trafik hareketliliğinin mahkemeye sunulmasına karar verildi

Dîlok’ta (Antep) 12 Nisan 2022 tarihinde arkadaşı ile skuter sürerken ehliyetsiz sürücü 17 yaşındaki O.S’nin araçla çarpması sonucu Ezgi Alya Yiğit’in yaşamını yitirmesine ilişkin açılan davasının 5’inci duruşması görüldü.

Antep Çocuk Ağır ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, Yiğit’in ailesi, aile avukatları hazır bulunurken, O.S. Bêlqîs (Nizip) Adliyesi’nden duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.

Failin tutuklanması talep edildi

Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada konuşan Yiğit ailesinin avukatı Ergin Sözen, kazanın gerçekleştiği tarihte kazaya karışan aracın gün içindeki bütün trafik hareketliliğinin mahkemeye sunulmasını talep etti. Kazadan O.S’nin ailesinin de sorumlu olduğunu belirten Sözen, aile hakkında suç duyurusunda bulundu. Sözen, devamında kazadan sonra sadece 1 ay tutuklu kalan O.S.’nin tekrardan tutuklanmasını, dosyada bulunan eksikliklerin tamamlanmasını talep etti.

Duruşma 16 Ekim’e ertelendi

Aile avukatının kaza günü aracın trafik hareketliliğine ilişkin talebini kabul eden mahkeme heyeti, O.S’nin tutuklanması ve ailesi hakkındaki suç duyurusu taleplerini reddederek duruşmayı 16 Ekim’e erteledi.

Duruşmadan önce adliye önünde yapılan açıklamaya, Emek Partisi (EMEP) Dîlok Milletvekili Sevda Karaca, Ezgi Alya Yiğit’in ailesi ve akrabaları katıldı.

‘Yukarıda’ tanıdıkları var

Açıklamada konuşan Gelengül Kaplan, “Bıktık. Bu ülkede, katillerin ceza almamasından da, ‘yukarılarda’ bir tanıdığı olduğu için soruşturmaların doğru düzgün yürütülmemesinden de, gırla verilen indirimlerden de bıktık. Çünkü her cezasızlık, her eksik yürütülen soruşturma, her toplanmayan delil adaletin yerine getirilmesinin önüne geçerken, her birimizin güvenliğini de daha da tehlikeye atıyor” diye konuştu.

Yiğit’in kardeşi Elif Yiğit de görgü tanıklarını tehdit ederek bir şekilde susturulmaya çalışıldığını belirterek, “Bu kişi cezasını alana kadar mücadelemize devam edeceğiz. Hiçbir güç, hiçbir makam bizi durduramayacak” şeklinde konuştu.

DÎLOK

#Yiğit #davasında #aracın #trafik #hareketliliği #mahkemeye #sunulacak

30 yılın ardından tahliye: Dört duvar duvar arasında bir direniş var

30 yıl 6 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye olan Yaşar Aslan, cezaevi çıkışında yaptığı açıklamada, ‘Bugün dört duvar arasında böyle bir direniş varsa, dışarıda da daha büyük ve güzel bir direniş yapılabilir’ dedi

Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Yaşar Aslan, 30 yıl 6 ay sonra tahliye edildi. Aslan’ı ailesi, Marmara Tutuklu ve Hükümlü Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MA TUHAYDER) yöneticileri ile çok sayıda kişi Aslan’ı cezaevi önünde karşıladı.

Umudumuzu büyütmek gerek

Burada kısa bir açıklama yapan Aslan, kaldığı cezaevinde bazı tutukluların tahliyelerinin ertelendiğini aktardı. Aslan, “Eski ve yeni Türkiye’den bahsediyorlar; biz eskiden de ezilendik yeni Türkiye’de de ezileniz. Her zaman zulüm görüyorduk. Ne değişmiş ki? Ama en azından içeride sesimizi çıkarıyorduk, hissettiklerimizi dile getiriyorduk. Bugün dışarıda olan insanlar bunu bile yapamıyor. Umudumuz, isteğimiz halktan çoktur; bu umudumuzun ve direnişimizin yükseltilmesi, büyütülmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Dört duvar arasında direniş var

Cezaevinde bulunan tutuklu arkadaşlarının baskılara karşı direndiğini ifade eden Aslan, “Bizi içeride istedikleri yere götürebiliyorlar. Ama yine de içerdekiler fikirlerini, gönüllerini, zihinlerini koruyor. İnsanlarımızın bunlardan ders çıkarması gerekiyor. Bugün dört duvar arasında böyle bir direniş varsa, dışarıda da daha büyük ve güzel bir direniş yapılabilir” dedi.

Aslan ve yakınları, daha sonra Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesine doğru yola çıktı.

Aslan, 15 Ocak 1993 tarihinde Mêrdîn’nin Nisêbin ilçesinde gözaltına alındı. Gözaltına alındığında 20 yaşında olan Aslan, “Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak” iddiasıyla yargılandığı Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Aslan, tutuklu bulunduğu süre boyunca birçok cezaevine sevk edildi. Aslan, bu sürede “Rengbej” ve “Sergovend” isimli iki kitap kaleme aldı.

TEKİRDAĞ

#yılın #ardından #tahliye #Dört #duvar #duvar #arasında #bir #direniş #var

Yeşil Sol Parti’den ‘Tecrit yerinde incelensin’ önergesi

Yeşil Sol Parti milletvekilleri Cengiz Çiçek ve Nevroz Uysal, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridin yerinde incelenmesi talebiyle Meclis’e önerge sundu

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekilleri Nevroz Uysal ve Cengiz Çiçek, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride dair Meclis Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.

 ‘Kürt sorunu her alanı etkiliyor’

Kürt sorunun her alanı etkilediğini ve bunun başında ise hukuk ve ekonominin geldiği belirtilen önergede,  “Bu nedenle Kürt sorunu çözülmeden Türkiye’deki demokrasi, hukuk ve yoksulluk sorunları başta olmak üzere hiçbir temel sorun çözülemez” ifadeleri yer aldı.

‘Öcalan çözüm için çaba gösteriyor’

Öcalan’ın Kürt sorunu diyalog ve müzakereyle çözülmesi için çaba gösterdiğini belirten önergede, “Kürt sorununun diyaloğa dayalı çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesini hedefleyen bir çaba içinde olmuştur. Bu çabalar Türkiye halklarının kahır ekseriyetinin desteğini de almayı başarmış olup, adına ‘Çözüm Süreci’ denilen döneme girilmiştir. Bir tarafta devlet ve hükümetin diğer tarafta ise Sayın Öcalan’ın baş müzakereci olarak bulunduğu çözüm süreci 2013 yılında başlamış ancak 2015 yılına kadar sürebilmiştir” diye kaydedildi.

 ‘Kapsamlı tecrit devreye sokuldu’

Önergede, Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridin Kürt sorununu çözümsüz kıldığını belirtilerek, “Ancak sürecin bitirilmesi ile Öcalan üzerinde kapsamlı bir tecrit uygulaması devreye sokulmuştur. Fakat İmralı’da uygulanan tecridin çözüm sürecinin bitirilmesi ile başlamadığını özellikle belirtmek gerekir. Bu insanlık dışı uygulama özellikle son 28 aydır mutlak bir tecrit şeklinde sürdürülmektedir” ifadeleri yer aldı.

‘Ahlaki değerler askıya alındı’

Önergede, tecridin “insanlık suçu” olduğu belirtilerek, “Bu nedenle Öcalan’a uygulanan mutlak tecrit halinin sürdürülmesi adına ülkede hukuk ve ahlaki değerler askıya alınmıştır. Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklı ekonomik, sosyal, siyasal problemler ve Öcalan şahsında tecrit uygulaması ülkede hukuk dışı bir yönetim rejimine yol açmıştır. Görülen odur ki iktidar İmralı’daki hukukun askıya alınma halini bir yönetim tekniği olarak tüm toplumsal alanlarda sürdürme arzusundadır” ifadelerine yer verildi.

‘Meclisin birincil görevi’

Uysal ve Çiçek, araştırma önergesinin devamında şu ifadelere yer verdi: “Bu yönüyle İmralı mutlak tecridi, salt hukuksuzluğun bireye dayatılması değil, topluma dönük politik, ekonomik ve hukuki boyutları olan kapsamlı bir kuşatma, toplumun barış iradesine ve barış hakkına saldırıdır. Bu nedenle demokratik geleceğe dair toplumsal umudun büyümesi ve insan haklarının gelişmesi için tecride bir an önce son verilmelidir. Bu bağlamda, toplumun temel çıkarlarına ters, ulusal ve uluslararası hukuk değerlerine ve kararlarına da açıkça aykırı olan bu mutlak tecrit uygulaması kabul edilemez. Kürt sorununun çözümünü adalet, eşitlik ve özgürlük temelinde ele almak ve Türkiye’nin demokrasisinin önünün açmak elbette Meclis’in birincil görevidir. Buradan hareketle, Sayın Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecridin yerinde incelenmesi; siyasi, kültürel, ekonomik, hukuki boyutlarıyla araştırılması ve Türkiye’deki etkilerinin ortaya çıkarılması amacıyla TBMM çatısı altında kapsamlı bir Meclis Araştırması açılmasını talep ediyoruz.”

ANKARA

#Yeşil #Sol #Partiden #Tecrit #yerinde #incelensin #önergesi

Sancar: Kobanê davası ile 7 Haziran’ın intikamı alınıyor

Kobanê Davası için basın açıklaması yapan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, ‘Hem IŞİD’e karşı Kobanê ‘de yürütülen direnişin hem de 7 Haziran’da AKP’nin aldığı seçim yenilgisinin intikamı; Kobanê kumpas davası ile alınmak isteniyor’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Sincan Cezaevi Kampüsü’nde 26’ncı duruşması görülen Kobanê Davası’nın sabah oturumunu izledikten sonra partinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eşsözcüleri Nuray Özdoğan ile Serhat Eren de toplantıya katıldı.

Sancar, Kobanê Davası’nın “kumpas davası” olduğunu belirterek başladığı konuşmasında, Kobanê davasının olayların başlamasından 6 yıl sonra açıldığına dikkat çekti.

Bütün dünyada eylemler yapıldı

Kobanê Davası’nın açıldığı tarihe dikkat çeken Sancar, davanın gelişim sürecine bakıldığında tüm aşamaların iktidarın siyasi ihtiyaçlarına göre düzenlendiğini belirtti. Sancar, Kobanê davasının asıl amacının “DAİŞ tehlikesini unutturma” olduğunu söyledi. Sancar, “IŞİD’in Kobanê’yi kuşatmasına karşı sadece Türkiye’de değil dünyanın pek çok ülkesinde eylemler, etkinlikler, gösteriler ve dayanışma faaliyetleri ortaya kondu. Türkiye’de de bunlar yine aynı şekilde yaşandı. IŞİD’in saldırılarına karşı dayanışma ve Türkiye’de hükümetin Kobanê’ye yardım için koridor açma talebi dile getiriliyordu. Bu eylemlerde HDP’nin o dönem yaptığı çağrı da bu çerçevedeydi. Demokratik barışçıl bir şekilde Kobanê halkıyla dayanışma, IŞİD vahşetine karşı birlikte durma çağrısını içeriyordu” diye konuştu.

Kumpas davasını devreye soktular

“IŞİD’in geriletilmesi ve çöküş süreci, Kobanê yenilgisi ile başladı” diyen Sancar, “İşte hükümet, IŞİD’in o dönem yarattığı ve bugüne sarkması muhtemel bütün tehditleri unutturmak, kendi sorumluluğunu örtmesi için Kobanê kumpas davasını devreye soktu. Kobanê kumpas davası öncelikle bu hakikatleri karartma ve unutturma amacını taşıyor. IŞİD’in o dönem yarattığı büyük tehdidi ve geleceğe yönelik tehlikeyi hafızalardan silme amacı taşıyor” dedi.

Sancar’ın konuşmasının satır başları şöyle;

İktidar kanlı tezgahın ortaya çıkmasını istemedi

“6-8 Ekim 2014’te yaşananların kirli tezgahlar olduğuna dair dönemin en yetkili bakanlarının açıklamaları var. Bu iktidar hiçbir zaman o dönem sergilenen kirli ve kanlı tezgahların ortaya çıkmasını istemedi. Partimiz, Meclis grubumuz ve diğer organlarımızla hakikatin bütün boyutlarının ortaya çıkması için yürüttüğümüz tüm çalışmalarımız engellendi ya da yok sayıldı. Meclis’te verilen çok sayıda araştırma önergesi, iktidar bloğunun oylarıyla reddedildi. Eğer hakikatler ortaya çıkarılabilseydi, hükümetin iktidar bloğunun bu siyasi darbe operasyonları için planladığı aşamaların boşa çıkarılması çok daha mümkün olacaktı.

7 Haziran’ın intikamı alınıyor

İktidar aynı şekilde Kobanê kumpas davası ile bir tür intikam alma peşindedir. IŞİD’e karşı yürütülen mücadelenin ardından Kobanê’nin kurtarılması ve 2015 7 Haziran seçimlerinde AKP’nin mecliste hükümet kurma çoğunluğunu kaybetmesi, bu iktidar için bir travma olmuştur. Bunlar arka arkaya yaşanan gelişmelerdir. Kobani’de IŞİD’in geriletilmesi ve yenilmesinin birkaç ay sonrasında 7 Haziran seçimleri gerçekleşmiştir. O seçimlerde AKP tarihin en ağır yenilgisini almıştır. Hem IŞİD’e karşı Kobanê ‘de yürütülen direnişin hem de 7 Haziran’da AKP’nin aldığı seçim yenilgisinin intikamı; Kobanê kumpas davası ile alınmak isteniyor.

Davanın amacı demokratik siyaseti kuşatmak

Aynı şekilde hatırlarsak; dönemin AKP yönetiminin Suriye planları hem IŞİD’in Kobanê’de yenilmesi ile hem de 7 Haziran seçimleri ile boşa düştü. O tarihlerden sonra yeni bir siyaset izlemek zorunda kalmışlardır. Kasım seçimlerinden sonra izledikleri politikaları, Kürtlerin Suriye’de elde ettikleri kazanımlara saldırmak şeklinde olmuştur. Kobanê kumpas davası bu saldırıların bir parçası olarak görülmelidir. Davanın bir diğer amacı da demokratik siyaseti kuşatmak ve tasfiye etmektir. Bunu çöktürme planlarından iyi biliyoruz.

Çöktürme planın bir parçası

Kobanê kumpas davası çöktürme planının bir unsurudur. Demokratik siyaseti tümüyle etkisiz hale getirmek, mümkünse tasfiye etmek iktidarın temel amaçlarındandır. 2020’de başlayan Kobanê kumpas davası aynı zamanda HDP’ye karşı kapatma davası açılmasının da bir ön aşaması olmuştur. 2020 Eylül’ünde MYK üyelerimize düzenlenen operasyondan sonra 17 Mart 2021’de yani yaklaşık 6 ay sonra, HDP hakkında kapatma davası açılmıştır. Bütün bunlar gösteriyor ki; bu dava tamamen siyasi amaçlarla açılmıştır ve siyasi hedeflerle yürütülmektedir.

Dava kurgu bir dava

Sanık sandalyesine haksız yere oturtulan arkadaşlarımız bütün meşru haklarından mahrum bırakılmaktadır. En başta yargılama hukuku açısından vazgeçilmez nitelikte olan savunma hakkı gasp edilmektedir. Soruşturmayı ve kovuşturmayı genişletme talepleri dikkate alınmamaktadır. Duruşma periyotları, iktidarın siyasi hedefleriyle uyumlu olacak şekilde düzenlenmektedir. Bir mizansen bir kurgu dava söz konusudur. Burada dünya tarihinde örneğine rastladığımız kara leke olarak hukuk tarihine, siyaset tarihine geçen örneklerden biri ile karşı karşıyayız. Dreyfus Davası gibi Leibzig Davası gibi kurgu davadır. O davalarda bile dönemin yönetimleri ve yargısı hiç olmazsa görüntüyü kurtarmak için bazı kurallara uymaya dikkat etmiştir.

Muhaliflere göz dağı veriliyor

Bu davada yapılan her şey zamanı geldiğinde bütün muhaliflere karşı uygulanacak bir norm yaratma amacını da taşımaktadır. Yani bu davayla sadece HDP’ye karşı, sadece HDP’nin şahsında demokratik siyasete karşı bir tasfiye planı olarak görmek; yanıltıcı olacak demiştik. Ne yazık ki haklı çıktık. Aynı hukuksuzluklar başka yargılamalarda da sürdürüldü ama asıl bu hukuksuzlukların test edildiği yer Kobanê kumpas davası olmuştur. Bugün bu tür davalara ve tezgahlara karşı geniş bir toplumsal duyarlılık ve kararlı bir demokratik mücadele, en etkili yöntemdir.

Muhalefet dayanışma sergilemedi

Ne yazık ki Kobanê kumpas davası boyunca başta siyasi muhalefet olmak üzere genel olarak güçlü bir dayanışmanın sergilendiğini söyleyemeyiz. Gerçi iktidarın basın üzerinde yoğun bir baskısı olduğunu biliyoruz ama buna rağmen siyasi muhalefet de çeşitli toplumsal çevrelerde daha yüksek bir ilgi ve dayanışma gösterebilirlerdi. Şüphesiz burada davayı başından beri aynı dayanışma ruhuyla ve demokratik kararlılıkla takip eden dost ve yoldaş çevreleri, bunun dışında tutuyoruz. Eğer bu ülkede adaletin hâkim kılınmasını istiyorsak, yapmamız gereken şey toplumsal dayanışmayı ve ortak demokratik mücadeleyi büyütmektir.

Mücadele etmek değerlidir

Kobanê kumpas davası aynı zamanda demokrasi ve barışa karşı bir tuzak ve kumpastır. Özellikle 2013-15 yılları arasında yürütülen çözüm sürecindeki faaliyetlerin bile isnat konusu, suç konusu yapılması bunun açık göstergesidir. Kobani davası ile barış umudu da yargılanmak isteniyor, Kürt sorununda demokratik çözüm arayışlarının önüne geçilmek isteniyor. Bütün bunları dikkate aldığımızda, Kobani kumpas davasına karış sergilenecek tutum aynı zamanda adalet, demokrasi ve barış için verilecek mücadele açısından çok değerlidir.

Sivas Katliamı aklandı

Dün 2 Temmuz Sivas katliamının yıldönümüydü. Korkunç bir katliam yaşandı. Katliamın üzerinden 30 yıl geçti. 33 insanımız diri diri diri yakıldı. Hepsini saygıyla minnetle anıyorum. Sivas katliamı davası firari sanıklar hariç zaman aşımına uğradı. Orada yargının da hiçbir acelesi yoktu. Yargıyı kontrol eden iktidar merkezlerin de bir acelesi yoktu. Tersine davanın zaman aşımına uğraması için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Bütün Türkiye’nin hatta dünyanın gözleri önünde 33 insanın diri yakıldığı bu katliamın davası zaman aşımına uğratılıyor, böylece sanıklar serbest kalmış oluyor. Yani sanıklar bir şekilde aklanmış oluyor. Sivas katliamı aklanmış oluyor. Öte yandan hukuksuz ve adaletsiz olduğu apaçık olan Kobanê kumpas davasında mahkeme adete zamanla yarışıyor. Bir an önce sona ulaşmak istiyor.

Ceza verilmek isteniyor

Eğer savcının sunduğu mütalaayı okuma imkânınız olursa; 5200 sayfa tutan bir mütalaa göreceksiniz. Böyle bir mütalaa ve bunun kopyası olan bir iddianame ile arkadaşlarımız ağır cezalara çarptırılmak isteniyor. Mahkeme salonlarında arkadaşlarımızın gösterdiği onurlu duruş ve direniş; bizler için de ilham kaynağıdır. Bizler de aynı şekilde bu mücadeleyi sonuna kadar ve aynı kararlılıkla sürdüreceğiz.

Yürüyüşümüzü güçlendireceğiz

Bugün aynı zamanda 3 Temmuz Çorum Katliamının yıldönümü orada da hayatını kaybeden canları rahmetle anıyoruz. Adaletsizliği bu ülkeden ortadan kaldırana kadar, Adaleti, demokrasi, barışı, özgürlüğü hâkim kılıncaya kadar her alanda mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir. Bundan Sonra bütün bu sorumlulukları dikkate alan çizgimizi ve yürüyüşümüzü güçlendireceğiz.”

ANKARA

 

#Sancar #Kobanê #davası #ile #Haziranın #intikamı #alınıyor

Şakran Kadın Cezaevi’nde tutuklular susuz bırakılıyor

Şakran Kadın Cezaevi’nde tutuklu Besime Duru, sıcakların artmasıyla su kesintilerinin yaşandığını susuz bırakıldıklarını ve sağlık sorunlarıyla karşı karşıya olduklarını belirtti

Sık sık hak ihlalleriyle gündeme gelen Şakran Kadın Kapalı Cezaevi bu kez su kesintisiyle gündeme geldi. Tutuklu Besime Duru, annesi Makbule Duru ile 29 Haziran’da yaptığı telefon görüşmesinde artan sıcaklıklarda susuz bırakıldıklarını aktardı. Cezaevinde yaklaşık bir haftadır su kesintisi yaşandığını belirten Duru, ayrıca koğuşlarda kapasitenin üzerinde tutuklu bulunduğu için sağlık sorunlarının yaşanmasından endişe ettiklerini ifade etti.

Anne Makbule Duru, cezaevinde sürekli hak ihlallerinin yaşandığını vurgulayarak, “Kızımın kaldığı 12 kişilik koğuşta 27 kişi tutuluyor. Tutukluların yanlarında çocuklarda var. 8 saatlik su kesintileri yaşanıyor. Tuvalet ve banyonun üstü açık olduğu için kokuya neden oluyor. Bu durum psikolojik ve sağlık sorunlarına yol açıyor” dedi.

Artan sıcaklarda yaşanan su kesintisinin yaşamı daha da zorlaştırdığını ifade eden anne Duru, tutukluların taleplerinin karşılanması için kamuoyuna duyarlılık çağrısı yaptı.

İZMİR

#Şakran #Kadın #Cezaevinde #tutuklular #susuz #bırakılıyor