Ana Sayfa Blog Sayfa 225

Kayyum, önce yıktırdı, sonra yeni bulmuş gibi müjdeledi

Erdîş’teki Hasanabdal kaplıcalarını yıktıran hükümet, toprak yüzeyinde yıllardır akan sıcak su kaynağını, yeni bulmuş gibi müjdeledi. 49 yıllığına Trabzonlu şirkete sattı

Dönemin kayyumu ve ilçe Kaymakamı Mehmet Şirin Yaşar, jandarmalar eliyle kaplıcaları yıktırdı, bölgeyi iş birlikçi ve yandaşlara peşkeş çekti. Şimdi de su yeni keşfedilmiş gibi gasp etmeye hazırlanıyor.

Wan’ın Erdîş (Erciş) ilçesine bağlı Hasanabdal Kaplıcaları, 1950’de yöre halkı tarafından yapıldı. Yöre halkının kendi imkanları ile yaptığı ve yeni yapıların eklendiği kaplıcalar, onlarca kişinin gelir kaynağıydı. Şifa kaynağı olarak bilinen Hasanabdal Kaplıcaları, her yıl binlerce insan tarafından ziyaret ediliyordu. Kaplıcalara gelen insanlar, halkın yaptığı yapılarda ve kamp çadırlarında günlerce hatta haftalarca kalıyordu. Bölgenin adeta gelir kaynağı olan kaplıcalar, devletin hedefi haline geldi.

Trabzonlu şirkete sattı

ANF’de geçen habere göre, dönemin kayyumu ve ilçe Kaymakamı Mehmet Şirin Yaşar, bölgenin yer altı ve yer üstü kaynaklarını yerli iş birlikçiler ile Trabzon, Çorum, Elazığlı yandaşlarına peşkeş çekti. Kaplıcaların devlet tarafından Ocak 2017’de yıktırılmasından sonra bölge ıssızlaştı. Yerli ve yabancı turistlerin ziyaret ettiği bölge, onlarca kişinin de geçim kaynağıydı. Birçok kişi kaplıcaların yıkılmasından sonra bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.

Kaplıcaları yıktıran Türk devleti, Zîlan bölgesinin yer altı ve yer üstündeki tüm kaynaklarını Trabzonlu bir şirkete 49 yıllığına sattı.

Halkın suyunu halka sattı

Zîlan Vadisi’nde yüzlerce hatta binlerce sıcak su kaynağı bulunuyor. 2017’de kaplıcaları yıkan devlet, bölgede yeni bir keşif yapmış gibi sıcak su kaynağı bulduğunu ilan etti. Zîlan bölgesinde katliama uğrayan köylerinde başında gelen Çaxirbeg (Çakırbey) köyünde jeotermal su bulunduğu haberine yöre halkı tepki gösterdi. Bölgede bulunan kaplıca tesislerini yıktıran, tüm sıcak su kaynaklarını yandaşlarına satan Türk devleti, yeni bulduğunu iddia ettiği sıcak suyu bölge halkına satmaya hazırlanıyor. HES ve barajlarla halkın toprağını ve suyuna el koyan Türk devleti, bu sefer de sıcak su kaynaklarına ve topraklarına el koymaya hazırlanıyor. Halkın suyunu yine halka satarak halkın cebindeki paraya göz dikti.

WAN

#Kayyum #önce #yıktırdı #sonra #yeni #bulmuş #gibi #müjdeledi

Taliban kuaför salonlarını kapatıyor

Taliban, Afganistan’da kuaför salonlarının ruhsatlarının iptal edilmesi için talimat verdi

Afganistan’da Ağustos 2021’de ülke yönetimini yeniden ele geçiren Taliban’ın kadınlara yönelik baskı ve yasakları devam ediyor. Taliban lideri Hebatullah Akhundzadeh’ın imzasıyla yayınlanan bir mektupla ülke genelindeki tüm kuaför salonlarının işletme ruhsatları iptal ediliyor.

34 kente gönderildi

Kuaför salonlarının faaliyetlerine son verilmesi için kısa bir süre tanınırken, sürenin bitmesiyle tüm salonların lisans ve sözleşmeleri geçersiz sayılacak. Taliban yönetimi, Kabil ili belediyesinden bu mektubu ülkenin 34 iline göndererek talimatın uygulanmasını istedi.

Kadınlar işsiz bırakılıyor

Taliban’ın yaklaşık 2 yıl önce Afganistan’ın kontrolünü ele geçirmesinden sonra, kadınlara çeşitli kısıtlamalar getirildi. Okulları ve üniversiteleri kadınlara kapatan Taliban, tüm devlet ve sivil toplum kuruluşlarında da kadınların işlerine son verdi. İşsiz kaldıkları için kuaförlük ve terzilik işine yönelen kadınların çoğu bu emirle yeniden işsiz kalacak.

DIŞ HABERLER

#Taliban #kuaför #salonlarını #kapatıyor

Buldan’ın ziyaretleri sürüyor: Tecrit için çalışmalarımız yeterli değil

Wan’da bulunan sivil toplum örgütlerini ziyaret eden HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecride ilişkin, ‘Parti olarak elbette bu konuda üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye çalışıyoruz, ancak yeterli olmadığını biliyoruz’ dedi

Bayram dolayısıyla ve seçim sonrası alınan halk toplantıları kararı ile Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) çalışmaları sürüyor. Bu kapsamda bayramda Wan’a geçen HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, kentte tamaslarını sürdürüyor. Buldan, bayramı ziyaretleri kapsamında kentte bulunan sivil toplum örgütlerini ziyaret etti.

Buldan ve beraberindeki partililer, ilk olarak Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybedenlerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne (MEBYA-DER) Wan Şubesini ve sırasıyla Tutuklu ve Hükümlü Aileler ile Yardımlaşma Derneği (TUHAY-DER) Wan Şubesi, Aryen Sanat Akademisini, Arsisa Dil ve Araştırma Kültür Merkezi’ni ziyaret etti.

Sorunlar mücadele ile çözülür

Burada konuşan Buldan, acıların mücadele ile son bulacağını ifade ederek, Kurdistan ve Türkiye’deki sorunların da mücadele ile çözüleceğini sözlerine ekledi. Buldan, “Biz mücadele ettiğimiz sürece bu tür acılar yaşanmayacak, son bulacak, çünkü AKP iktidarının başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye’de birçok kesime yönelik inkar politikası yine bu ülkede birçok kesime yönelik yok sayma politikası devam eden bir politika. AKP’nin anlayışı bu. Kendisi gibi düşünmeyen herkesi yok sayan bir zihniyetle karşı karşıyayız, ancak mücadelemiz Kürt halkının kimliğini, özgürlüğünü ve demokrasi mücadelesini bu topraklarda var etme mücadelesidir” sözlerini kullandı.

Tecrit insan hakları sorunu

TUHAY-DER’deki ziyaretinde ise Buldan tecrit konusuna değinerek şunları dile getirdi: “Cezaevi koşulları bu tür derneklerin açılmasına neden oluyor. Şunu belirtmek gerekiyor ki bugünkü en büyük sorun İmralı Cezaevi’ndeki tecrit sorunudur. 2 yıldan daha fazla zamandır Sayın Öcalan’dan haber alınamıyor, aile ve avukat görüşleri yaptırılmıyor. Bu ülkenin kendi çıkarmış olduğu mevcut yasalara uymadığını, uygulanmadığını ve anlayışını Kürt halkını terbiye etme üzerinden bir sürece sürükleyen ve dolayısıyla Kürt halkının en hassas noktalarından olan Sayın Öcalan’a yönelik bu tecridi uygulamanın elbette ki birçok sebebi var. Sayın Öcalan’ın bütün bunlar karşısında aile görüş hakkının kısıtlandığı, uygulanmadığı ve AKP’nin bu konuda suç işlediği bir dönemdeyiz. Tecrit bir insan hakları sorunudur ve uzun süredir İmralı cezaevlerinde uygulanıyordu. Artık tüm topluma sirayet eden bir mesele haline geldi. Parti olarak elbette bu konuda üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye çalışıyoruz, ancak yeterli olmadığını biliyoruz. O yüzden bu meselenin sadece Kürtleri ilgilendiren bir mesele olmadığını belirtmek istiyorum Türkiye toplumunun da gündemi haline gelmelidir. Bu bir insan hakları sorunudur, bu sorun da kendine insanım diyen herkesi ilgilendirir.”

Buldan ve beraberindekiler, temaslarını Aryen Sanat Akademisi ile Arsisa Dil ve Araştırma Kültür Merkezi ziyaret ederek sonlandırdı.

WAN

#Buldanın #ziyaretleri #sürüyor #Tecrit #için #çalışmalarımız #yeterli #değil

Türkiye Amêdiyê kırsalını bombalandı

Türkiye’nin Amêdiyê’nin Berçi köyü kırsalını bombaladığı belirtildi

Türkiye, Duhok’un Amêdiyê ilçesine bağlı Berçi köyü kırsalını bombaladı.

Bombardıman sonuçlarına dair detaylı bilgiye ulaşılamadığı belirtildi.

Kaynak: Rojnews

#Türkiye #Amêdiyê #kırsalını #bombalandı

TTB: Beyaz göç için rekor başvuru

TTB verilerine göre, doktorların yurt dışına gidebilmek için aldığı ‘İyi Hal Belgesi’ne başvurular 2023’te rekor kırdı. Buna göre, 2023’ün ilk altı ayında 1361 doktor başvurdu

Türk Tabipleri Birliği (TTB) yurt dışına gidebilmek için doktorların aldığı ‘İyi Hal Belgesi’ne 2023’teki başvuru sayılarını açıkladı. Başvuru sayısı 2023’te rekor kırdı.

TTB’den yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“TTB’ye ‘İyi Hal Belgesi’ başvuru sayısı; Haziran ayında 242, 2023’ün ilk 6 ayında 1361 oldu. Deprem bölgesindekiler başta olmak üzere tüm meslektaşlarımızın çalışma koşullarının iyileştirilmesi için mücadeleye devam!”

 HABER MERKEZİ

#TTB #Beyaz #göç #için #rekor #başvuru

Gergerlioğlu: 6 ayda cezaevlerinde en az 26 kişi hayatını kaybetti

Gergerlioğlu, bu yılın ilk altı ayında cezaevlerinde en az 26 kişinin öldüğünü belirterek, ‘İntiharların kameralardan izlendiği ve müdahale edilmediği yönünde önemli bilgiler ediniyoruz’ dedi

Yeşil Sol Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, bugün yaptığı açıklamada, 2023 yılının ilk altı ayında cezaevlerinde en az 26 kişinin hayatını kaybetti. Gergerlioğlu, cezaevinde hayatını kaybeden 26 kişiden 15’nin şüpheli şekilde öldüğünü ve 11 kişinin de hastalığı olmasına karşın tahliye edilmemesi sonucu vefat ettiğini belirtti.

‘Ölümler intihar olarak açıklanıyor’

Gergerlioğlu, “Şüpheli ölümler dikkat çekici. Bir kısmı intihar olarak açıklanıyor. Biz, bu ölümlerin nasıl olur da intiharla sonuçlandığı noktasında önemli soru işaretleri taşıyoruz. Çünkü cezaevinde bir mahpusun intihar etmesinin önüne geçilmeye çalışıyor. Bunun için güya önlemler alınır. Bütün bu şartlar altında bir mahpus nasıl intihar ediyor?” dedi.

‘Hak ihlalleri tespit edildi’

Gergerlioğlu, “Bu, önemli bir soru işareti. İntihar girişiminde bulunan mahpusların uzun bir süre ölümünün cereyan ettiği, kameralardan izlendiği ve müdahale edilmediği yönünde önemli bilgiler ediniyoruz. Bir kısmı da gerçekten intihar mı, başka şekilde ölüm mü, tam olarak bilinmiyor. Yapılan açıklamalar bu şekilde. Zaten bu ölümleri açıklama konusunda cezaevleri çok istekli değil. Ancak avukatları ve yakınları kanalı ile bu bilgileri edinebiliyoruz.

Hasta mahpus ölümleri de son derece dikkat çekici. Bu ölümleri dinlediğimiz zaman sağlığa ulaşmada ve sağlık hakkı elde etmede çok sıkıntılar yaşandığını görüyoruz. Hemen hepsinde ağır hasta hakları ihlalleri tespit etmiş durumdayız” diye belirtti.

ANKARA

#Gergerlioğlu #ayda #cezaevlerinde #kişi #hayatını #kaybetti

AKP’li Tatvan Belediye Başkanı Geylani sahnede yuhalandı

Tatvan Belediye Başkanı AKP’li Mehmet Emin Geylani, belediyenin düzenlediği fuarda sahnede olduğu sırada yuhalandı

Kendisi hakkında haber yapmasının ardından iki koruması tarafından gazeteci Sinan Aygül’e geçen gün yapılan saldırı ile gündeme gelen AKP’li Tatvan Belediye Başkanı Mehmet Emin Geylani, ilçede 55’incisi düzenlenen Doğu Anadolu Fuarı’nın 3’üncü gününde, sahneye çıkarak etkinliğe gelenlere seslendi. Geylani dinleyiciler tarafından yuhalandı.

Aygün paylaştı

Gazeteci Aygül o anları sanal meyda hesabından, “Geylani yuhlanıyor… Kendi düzenlediği etkinlikte üç gün art arda, her ağzını açtığında yuhlanan kişiye Mehmet Emin Geylani denir. Saygınlığını yitiren kişiye de müptezel denir” notuyla paylaştı.

Ne olmuştu?

Gazeteci Sinan Aygül, AKP’li Tatvan Belediye Başkanı Mehmet Emin Geylani’nin silahlı korumaları tarafından saldırıya uğramıştı. Aygül, Tatvan Belediyesi ile ilgili yolsuzluk ve arazi satışları haberleri yapmıştı.

HABER MERKEZİ

#AKPli #Tatvan #Belediye #Başkanı #Geylani #sahnede #yuhalandı

Kürt ve Anadolu Aleviliğine doğru yaklaşmak

  • Anadolu’daki ile Kurdistan’daki Aleviler arasındaki köprüler çok rahatlıkla kurulabilir. Ulusal farklılıkları bir engel değil, tam tersine birbirlerini güçlendiren, yani birbirlerine müttefik olma gibi bir konuma hizmet ederler. Yeter ki bunu doğru işlemesini bilelim.

Kürt Alevilerinin, şimdi Kurdistan sorunu diye bir sorunları vardır. Meseleyi doğru koymak gerekir. İster her sınıftan başkaldırı, ister mezhepsel başkaldırı olsun günümüzde bir ulusal amacı da göz önüne getirmek zorunda. Elbette Kurdistan’ın bir Alevilik sorunu yoktur, fakat Alevilerin bir Kurdistan sorunu vardır. Bugün bir Elbistan, Pazarcık’ı düşünelim. Oralar Alevi katliamından ötürü boşaltılmıştı, neden? Çünkü orada Kurdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi gelişiyordu.

Demek ki Alevilikle, Kurdistan Ulusal Kurtuluşu arasında çok önemli bir ilişki vardır. Hem Alevi, hem Kürt olmaları Kurdistan ulusal sorunu açısından onların durumunu daha da yakıcı kılmaktadır. Çünkü sorunu en derinden yaşayan onlardır. Dolayısıyla, kim diyor ki; “Alevilerin bir Kürt sorunu yoktur” bu en büyük bir çarpıtmadır. Belki de Hakkari Kürtlerinden daha fazla -ki onlar için de günümüzde önem kazanmıştır- Mardin’den daha fazla Alevilerin bir Kürt sorunu var. Çünkü boşaltılan, en çok baskıya ve katliama uğrayan yerler oralardır. Salt mezhep özelliklerinden dolayı değil, ulusal özelliği onları tarih boyunca hedef durumuna getirmiştir.

Alevilik; Zerdüştlüğe bağlıdır! Onun geleneklerini epey esas almıştır. O da ulusal bir özelliktir. Dolayısıyla; Kurdistan Aleviliği veya Kürt Alevilerinin, Kurdistan diye bir sorunu var mıdır konusunu tartışırsanız, birazcık Alevilik geleneğine bağlı olan birisi varsa, bundan sonra bu sorunu çok daha amansız ve son derece etkileyici bir biçimde rahatlıkla kabul eder. Ve hatta öncü rol oynar. Şimdi Türk Aleviliği, Anadolu Aleviliği söz konusu olduğunda bu konuda da hiçbir çatışma olamaz. Bunu bu gün, bu kesimlerin içinden hızla saflarımıza gelenlerin de niteliğinden anlamaktayız. İbrahim Kaypakkaya Çorum Alevi’sidir, ama Dersim’de eylem organizesini yaptı. Hatta Kurdistan devrimini ve Kürt milli meselelerini Kaypakkaya en çok işleme gereğini, belki de en ileri düzeyde duydu. Bu tesadüf değildir. O, en iyi Anadolu Alevi’sidir. Benim bilebildiğim, en büyük direnen, ‘ser verip sır vermeyen’ diye tabir edilen bir kişiliktir. O, Kurdistan meselesini işledi. Cumhuriyette hiç kimsenin cesaret edemeyeceği kadar işledi.

O zaman bu neyi gösteriyor? Her kim ki, “Kürt sorunu, Kurdistan sorunu Alevileri ilgilendirmez” veya “Türk Alevileri buna karşı” diyorsa o, en büyük yalanı söylüyor demektir. Hiç kimse, İbrahim Kaypakkaya gibi ne Alevi geleneğine bağlıdır, ne ondan gelir, ne de onun kadar bilinçlidir. Buna benzer bildiğimiz birçok direnişçi var. Kurdistan’ı esas alıyorlar, Kurdistan’a geliyorlar. Demek ki; Türkiye Anadolu Aleviliğinin de, Kurdistan ve Kürt sorununa doğru yaklaşmaya oldukça ihtiyaçları var. Çünkü kurtuluşları orayla bağlantılıdır. Tarih boyunca bu böyle olduğu gibi, günümüzde de bu kesin böyledir. Nitekim günümüzde birçok Anadolu Türkmen Alevi’si saflarımıza geliyorlar.

Tabii bu özel savaşın MHP diye bir kolu var, bunlar erkenden İç Anadolu Türkmenlerinin üzerinde oyun düzenlediler. Şimdi daha da yaygın uyguluyorlar, o özel savaşın bir çalışmasıdır. Biz bunu iyi biliyoruz. Türkmenler yoğunluklu olarak İç Anadolu, Toroslar’da ve Karadeniz’de yaşarlar. MHP, onlar üzerinde özel etkileme yöntemlerini geliştirmiştir. Devrimciler bu konuda çalışmalarını fazla geliştirmemişlerdir. Onlar daha çok kent, aydın ve işçileriyle uğraşmışlardır. Türkmen ve Alevi sahasını ihmal etmişlerdir ama bu şimdi geliştirilecektir.

Dolayısıyla biz, Anadolu Aleviliğini kendi doğal bir müttefikimiz olarak değerlendiriyoruz. Kürt Aleviliği ise; bundan sonra bu sorunla daha derin uğraşmak zorunda. Burada söz konusu olan; “Aleviliğin pek fazla ulusallığı yoktur” deniliyor. Hayır, hem Kürt Aleviliğinin çok önemli bir ulusal sorunu vardır, hem de Anadolu ve Türkmen Alevi’sinin çok önemli bir ulusal sorunu vardır. Örneğin söylediğim gibi, katliama en çok uğrayan Kürt Aleviliğidir, yine Türkiye’de de baskılara en çok uğrayan ve başkaldıranlar Alevi kökenlilerdir ve onlar da ulusal sorunla en fazla ilgilenen kesimdir.

Propaganda ile Kürt ve Türk Aleviler arasında çelişkiler çıkarılamaz. Anadolu’daki ile Kurdistan’daki Aleviler arasındaki köprüler çok rahatlıkla kurulabilir. Ulusal farklılıkları bir engel değil, tam tersine birbirlerini güçlendiren, yani birbirlerine müttefik olma gibi bir konuma hizmet ederler. Yeter ki bunu doğru işlemesini bilelim.

Aleviliğin tarihi özünde Baba İshak, İbrahim Kaypakkaya gibi örnekler var. Baba İshak Adıyaman’dan girdi, Çorum ve Tokat’tan çıktı. Aynı rejim tarafından Amasya’da derisi yüzüldü. İbrahim Kaypakkaya Çorum’dan çıktı, Dersim’de büyük eylemini koydu, Diyarbakır’da ser verip sır vermedi, en büyük eylemi orda koydu ve şahadete ulaştı. Aleviliğin özü, tarihsel gelişmesi budur ve devrimci tarzı da bu biçimdedir.

Aleviliğin özünü ve devrimci biçimlenmesine ilişkin tarihi ve güncel örnekleri gösterdim. İbrahim Kaypakkaya’yı, Zeynep Kınacı’yı anlatım. Bunlar, kutsal değerlerdir, anılarına saygıyla bağlı kalmak gerekir. Kesinlikle bunlar büyük, tarihi örneklerdir. Her zaman ben de bunlara büyük saygı duyuyorum. Biz, PKK eylemini de dediğimiz gibi hem bunları ortaya çıkaranlar olarak, hem de anılarına en çok sahip çıkanlar olarak değerlendiriyoruz. Ve kimsenin kem gözlerle veya sahtekarca tavırlarla, ne Alevilik adına, ne Türklük adına, ne de Kürtlük adına bunu zedelemeye ne hakkı vardır, ne de buna fırsat veririz. Büyük değerlere sadece büyük bağlı kalmak görevi onların ardıllarına düşer.

Bir defa devletin Aleviliğe el atışı iyi görülüp değerlendirilmelidir.

İkincisi, Alevilere, Aleviliğin sorunları doğru götürülmemiştir.

Dediğim gibi, Kaypakkaya’nın çalışmaları gittikçe daha çok yozlaştırıldı. Ulusal soruna en güçlü yaklaşımı o gösterdi ama daha ardılları Kaypakkaya’nın tezlerini hiç geliştirmediği gibi, uygulamadı da. Ardılları bunu yapmamıştır. Belirttiğim gibi, Alevilik bir kültürel olay oldu sanki ve Avrupa’da onun en yozlaşmış ifadesi yaşandı.

Alevilere, Aleviliğin sorunları doğru götürülmemiştir. Bana göre, Türk Aleviciliğindeki sorun bilimsel olarak tanımlanmıştır. Eskiden Kürtçülük nasıl ki dar ilkel milliyetçilerin işiyse, devrimcilerin bu sorunla ilgisi olmayacaksa ki 1970’lerde iyi biliyorsunuz “Kürt meselesi eşittir, Kürtçülerin meselesi” “sosyalizm meselesi de eşittir, sosyalistlerin meselesi” olarak ifade ediliyordu. Türk faşistleri, Türk milliyetçiliğini aldılar, götürdüler solculara fazla bir şey kalmadı. Kürtlerde de Kürt meselesine ilkel milliyetçiler sahip çıktılar. İkisi de yurtsever olamazlar, doğru bir yurtseverliğe ulaşamazlar. Dar bir şovenizmi gerçekleştireceklerdi, nitekim günümüzde bunlar gerçekleşti. Ama sol, ne Kürt sorununa beklenen bir yaklaşımı gösterdi, ne de Türkiye’de de bu Türk milliyetçiliğine karşı doğru yaklaşımı, Türk yurtseverliğini geliştirebildi.

Türk Milliyetçiliğine MHP daha fazla sahip çıktı. Kürtlerde de ilkel milliyetçilik; “Kürt meselesi benimdir” dedi. Bunu bozan yalnız biziz. Ben açıkça söyleyeyim, ben bu tehlikeyi o zaman da sezdim, hatta Kemal PİR’lerin bir sözü de vardı; “Bizim solu da hizaya getirmek için, Kürt ulusal kurtuluşçuluğunu geliştirmemiz gerekir” diyordu. Zaten Kemal Pir’lerin katılımlarının temel nedeni buydu ve bu doğru bir yaklaşım. Nitekim günümüzde ürünlerini verdiği çok açık. Kürt yurtseverliği, bizim Önderliğimizde muazzam bir gelişme kaydetmiştir.

yeni özgür politika

İsrail’den Batı Şeria’ya hava saldırısı: 5 ölü

İsrail’in Batı Şeria’da düzenlediği hava saldırısında 5 kişi hayatını kaybetti, 20’den fazla kişi yaralandı

İsrail, işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Cenin kentinde Filistinlilere ait bir evi füzeyle hedef aldı. Hava saldırısının ardından İsrail ordusu, Cenin Mülteci Kampı’nı ablukaya alarak, bazı evlere baskın düzenledi. Cenin Tugayı’nın da hedef alındığı duyurulurken, Filistinli sağlık yetkililerinden yapılan açıklamaya göre, en az 5 kişi yaşamını yitirdi, 20’den fazla kişi yaralandı.

Açıklamada, Cenin kentine yönelik hava saldırısında 4, El-Bire kentinde askerlerin açtığı ateş sonucu ise 1 kişinin başından vurularak, yaşamını yitirdiği belirtildi. Bazıları ağır olmak üzere 20’den fazla kişinin yaralandığı duyuruldu.

‘İsrail ordusundan açıklama’

Öte yandan İsrail ordusu, Cenin saldırısına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Cenin’e düzenlenen hava saldırısında, “Cenin Tugayı” adlı Filistinli direnişçilere ait bir “ortak operasyon odasının hedef alındığı” belirtildi.

‘Cenin Tugay’ından açıklama’

Filistinli El Fetih, Hamas ve İslami Cihad gruplarının çatı örgütü olan Cenin Tugayı ise, “İşgal güçleriyle son nefesimize ve kurşunumuza kadar savaşacağız ve tüm gruplardan ve askeri oluşumlarla birlikte ve birlik içinde çalışacağız” açıklaması yaptı.

İsrail’in, Batı Şeria’daki baskınları ve abluka altındaki Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırıları ile yılbaşından bu yana katlettiği Filistinli sayısı 180’i aştı.

DIŞ HABERLER

 

#İsrailden #Batı #Şeriaya #hava #saldırısı #ölü

Dîlok’ta kavga: 3 ölü, 2 yaralı

Dîlok’ta iki taraf arasında çıkan kavgada 3 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi ise yaralandı

Dîlok’un (Antep) Şehitkamil ilçesine bağlı Nurtepe Mahallesi’nde, aralarında daha önceden husumet bulunan iki taraf arasında çıkan tartışma silahlı kavgaya dönüştü.

Çıkan kavgada, İzzet Karakoç, Selman Çevik ve Şahin Erşan hayatını kaybetti. İsimleri öğrenilemeyen 2 kişi ise ağır yaralandı.

Olayda yaralananlar hastaneye kaldırdı.

DÎLOK

#Dîlokta #kavga #ölü #yaralı