Ana Sayfa Blog Sayfa 228

Avukat Atmaca: Kadın ölümleri şüpheli değil fail belli

Avukat Meryem Atmaca, Colemêrg de artan şüpheli kadın ölümlerine ilişkin konuştu. Atmaca, ‘Kadınlara toplum içerisinde devlet tarafından uygulanan ve son süreçle beraber tehlikeli bir boyuta ulaşan baskının bir tezahürü olarak değerlendirebiliriz’ dedi

Kurdistan ve Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve katliamlar günden güne artarken günde en az 4 kadının en yakınındaki erkekler tarafından katlediliyor. Kurdistan’da üniformalılar tarafından işlenen ve bir devlet politikası haline gelen kadın katliamlarının faili belli olmasına rağmen bir yaptırım uygulanmaması erkekleri daha fazla cesaretlendiriyor. Öte yandan birçok kadın da “şüpheli” bir şekilde en yakını tarafında katlediliyor. Katliamların faili belli olmasına rağmen birçok dosyada detaylı soruşturma yapılmadan kapatılıyor. “Şüpheli” kadın katliamlarının gerçekleştiği kentlerden biri de Colemêrg (Hakkari).

Colemêrg Barosu Kadın Hakları Merkezi’nde yer alan Avukat Meryem Mıraz Atmaca, kentte yaşanan kadın katliamları ve “şüpheli” kadın ölümlerine ilişkin JINNEWS’tem Rabia Önver’e değerlendirmelerde bulundu.

Öğretilen şiddet

Colemêrg de Şüpheli kadın ölümleri ve şiddetin son dönemde artış gösterdiğine dikkat çeken Atmaca, “Kadınlara toplum içerisinde devlet tarafından uygulanan ve son süreçle beraber tehlikeli bir boyuta ulaşan baskının bir tezahürü olarak değerlendirebiliriz şüpheli kadın ölümlerini. Bilhassa bu tezahürün bir sonucu olarak psikolojik, fiziksel, cinsel ve her türlü şiddete maruz kalan kadınlar bir de devlet eliyle erkekler tarafından intihar veya kaza süsü verilerek öldürülmektedir” dedi.

Yargı cesaretlendiriyor

Colemêrg’deki şiddettin bir devlet yansıması olduğunu ifade eden Atmaca, cezasızlık politikasının bu şiddette yansıma biçimine ilişkin şunları söyledi: “Bunun en önemli sebebi tabi ki daha önce hem bölgemizde hem de Türkiye’ de kadın cinayetlerine ilişkin yargı makamlarının uyguladığı cezasızlık politikasıdır. Bu politika tüm Türkiye’de olduğu gibi Hakkari ve ilçelerinde de kadınları öldürmek için erkeklere cesaret vermektedir. Devlet tarafından korunan erkekler kadınları öldürmekte herhangi bir beis görmemekte. Bu ölümleri de intihar ve kaza gibi onlar dışında gerçekleşen ölümler olarak ele almamızı istemektedir. Fakat biz biliyoruz ki gerçek anlamda yaşanan kadın intiharlarının arkasında da erkek egemen devlet yer almaktadır.”

Jet hızıyla kapatılıyor

Kadına yönelik geliştirilen hem fiziki hem de psikolojik şiddete karşı başlatılan soruşturmaların jet hızıyla kapatıldığını dile getiren Atmaca, “Soruşturmalar açılıyor ve soruşturmalar etkili bir denetim mekanizması olmadığı için olabildiğince hızlı bir şekilde kapatılmaya çalışılıyor. Etkili bir soruşturmanın gerektirdiği, en ufak bir şüphe ihtimalinin değerlendirilmesi ve delillerin olabildiğince hızlı toplanması hususu maalesef gerçekleşmemektedir. Yeni diyebileceğimiz bir zaman diliminde kurulan Kadın Hakları Merkezi olarak bu şüpheli ölümlerin soruşturma süreçlerinin etkili olarak yürütülebilmesi için elimizden gelen en büyük gayreti göstereceğiz” dedi.

Örnek Şule Çet

Kaza şeklinde yansıyan bütün kadın ölümlerine şüpheli ölüm olarak yaklaştıklarını söyleyen Atmaca, Colemêrg’de bu tür ölümlerin yansıyan şekliyle gerçekleşmediği ve bu ölümlerin cinayet olduğu birçok ölümün mevcut olduğunu belirtti. Atmaca, “Bunlardan en bilineni Şule Çet’in ölüm olayıdır. Bir eşik olarak değerlendirebileceğimiz bu ölüm olayı kamuoyuna ve bize yansıyan şekliyle intihar denilerek üstü kapatılmaya çalışılmıştır. Sonra öncelikle ailenin sonrasında da kamuoyunda oluşan baskı sebebiyle ölüm olayının bir cinayet olduğu ortaya çıkmıştır. Bu vahim ve korkunç olay bize şunu göstermektedir ki, kadın ölümleri intihar ve kaza süsü verilerek kapatılmaya çalışılacaktır. Bundan dolayı Türkiye’de olduğu gibi Hakkari özelinde de bize yansıyan her kadın ölümü şüphelerimiz doğrultusunda cinayet ihtimali üzerinde yoğunlaşmakta. Sonrasında elde edilen delillerle diğer ihtimaller araştırılmaktadır. Yaşanan intihar olaylarını sadece münferit intihar olayı olarak değerlendirmemekte devlet ve toplum eliyle kadınların itildiği cinayetler olarak ele almaktayız” ifadelerine yer verdi.

Kadınlara özsavunma eğitimleri

Atmaca, Hakkari Barosu Kadın Hakları Merkezi şiddette uğradığından ve sonrasında kadınları ne yapması gerektiği konusunda birçok STK ile işbirliği yapmak istediklerini söyleyerek, “Kadınların erkekler tarafından mahkum bırakıldıkları ve onlar tarafından uğradıkları her türlü şiddete karşı başvurabilecekleri bir kurum olarak kendimizi görünür kılmak istiyoruz. Hakkari ve ilçelerinde; Hakkari Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak kadın hakları alanında çalışan bölge STK’larıyla işbirliği içinde kadınlara haklarına yönelik eğitimler vermek ve kadınları güçlü kılmak istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki biz kadınlar birlikteyken çok güçlüyüz. Aynı zamanda mevcut şüpheli kadın ölümlerine ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların etkili yürütülmesi için yargı mekanizmalarına merkez olarak baskı kurarak bu suçun faillerinin cezalandırılmasını sağlamak istiyoruz” diye konuştu.

İntihar değil cinayet

Yaşanan şüpheli kadın ölümlerinin intihar olarak ele almanın oldukça eksik bir değerlendirme olacağını kaydeden Atmaca, son olarak şunları söyledi: “Nitekim bu olaylar devlet ve toplum eliyle gerçekleşmiş cinayetlerdir. Kadınların maruz kaldıkları her türlü şiddetin sonucu olarak kendi yaşamlarından vazgeçiyor olması vahim bir durumdur. Hakkari Barosu Kadın Hakları Merkezi’nde yer alan avukatlar olarak kadınların mecbur bırakıldıkları ve maruz kaldıkları her türlü haksız durum için bize başvurmalarını kendilerini yalnız hissetmemeleri için merkez olarak burada olduğumuzu söylemek isterim. İtildikleri şiddet sarmalından kurtulmak için mücadele eden bu şiddet sarmalından dolayı hayatına son veren bütün kadınlar yürüteceğimiz mücadelemiz de en büyük isyanımız olacaktır.”

COLEMÊRG

#Avukat #Atmaca #Kadın #ölümleri #şüpheli #değil #fail #belli

SOHR: Türkiye bir hafta içerisinde 390 mülteciyi sınır dışı etti

SOHR, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’de demografik yapıyı değiştirme politikaları çerçevesinde son bir hafta içerisinde 390 mülteciyi sınır dışı ettiğini duyurdu

Suriye İnsan Hakları Gözleme Evi (SOHR), Türkiye’nin dün, gün içerisinde 90 Suriyeli mülteciyi, belgelerinin eksik olması gerekçe gösterilerek Bab El Selame sınır kapısından sınır dışı ettiğini belirtti.

SHOR’a göre, son bir hafta içerisinde aynı sınır kapısında sınır dışı edilen Suriyeli mülteci sayısı, 390’ı aştı.

Türkiye uzun süredir, Kuzey ve Doğu Suriye’de denetimine aldığı alanlara, Türkiye’den sınır dışı ettiği Sünni-Arap aileleri yerleştiriyor.

SOHR, 27 Haziran’da yaptığı başka bir açıklamada da, Türkiye’nin 72 saat içerisinde 300 Suriyeli mülteciyi, Türkiye’den sınır dışı ederek denetimindeki alanlara yerleştirdiğini duyurmuştu.

DIŞ HABERLER

#SOHR #Türkiye #bir #hafta #içerisinde #mülteciyi #sınır #dışı #etti

Kontrolden çıkan minibüs Wan Gölü’ne uçtu: 11 yaralı

Westan’da yoldan çıkan minibüs Wan Gölü’ne uçtu. Kazada 1’i ağır 11 kişi yaralandı

Wan’ın Westan (Gevaş) ilçesinde bir minibüs kontrolden çıkarak Wan Gölü’ne uçtu. 1’i ağır 11 kişi yaralandı.

Kaza yerine 112 Acil Sağlık, UMKE, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan 11 kişi, sağlık ekiplerince kurtarılarak hastaneye kaldırıldı.

Yaralılardan birinin hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi.

WAN

#Kontrolden #çıkan #minibüs #Wan #Gölüne #uçtu #yaralı

İsrail’de halk yeniden sokaklara çıktı

İsrail’de binlerce kişi, yargının yetkilerini sınırlayan düzenleme ve sağ politikalara karşı bu hafta da protesto gösterilerine devam etti

İsrail’de, Başbakan Binyamin Netanyahu öncülüğündeki koalisyon hükümetinin yargının yetkilerini sınırlayan düzenlemesi ve sağ politikalarına karşı her hafta cumartesi akşamı kitlesel protestolar düzenleniyor.

Rojnews’in geçtiği habere göre, dün akşam Tel Aviv merkezinde toplanan binlerce kişi hükümetin yargı düzenlemesini protesto etti. Yedioth Ahronoth gazetesindeki habere göre; İsrail polisi Tel Aviv’deki protesto gösterilerinde 2 göstericiyi gözaltına aldı. Muhalefet lideri eski Başbakan Yair Lapid de Tel Aviv’de gösteriye katıldı.

Tel Aviv dışında ülkenin diğer birçok bölgesinde de hükümetin yargı reformu düzenlemesine karşı gösteriler düzenlendi. Polis protestolar nedeniyle bazı yolları kapattı.

5 Ocak’ta duyurulan söz konusu yargı reformu, Yüksek Mahkemenin yetkilerini sınırlandırma ve iktidarın yargı atamalarında söz sahibi olması gibi değişiklikleri içeriyor. Binyamin Netanyahu, 27 Mart’ta ülke çapında giderek artan kitlesel protestolara ve grevlere neden olan yargı düzenlemesini ertelediğini açıklamış ancak 2023-2024 bütçesinin Meclisten geçmesinin ardından yargı düzenlemesini tekrar Meclise getireceklerini duyurmuştu.

DIŞ HABERLER

#İsrailde #halk #yeniden #sokaklara #çıktı

Riha’da seyir halindeki trambüs çöktü

Urfa Büyükşehir Belediyesi tarafından 3 ay önce hizmete sunulan trambüslerden biri seyir halindeyken çöktü

Urfa Büyükşehir Belediyesi’nin “Büyük proje olarak” lanse ettiği ve Nisan ayında hizmete sunulan trambüslerden biri seyir halindeyken çöktü. Yolcu sirkülasyonun en yoğun olduğu Balıklıgöl güzergahında sefer yapan trambüs arızalanıp çöktü. Trambüsün, yolcu ağırlığına dayanamayarak çöktüğü belirtilirken, yaşananlara tanıklık eden yurttaşlar, tepki gösterdi.

Olay sonrası bölgede trafik saatlerce kitlendi.

RIHA

#Rihada #seyir #halindeki #trambüs #çöktü

Barış Anneleri’nden suikastlara tepki: Kürtler saldırılara karşı birlik olmalı

Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye ile Federe Kurdistan’a dönük SİHA  saldırılarına tepki gösteren Barış Anneleri saldırılarda ihanet ve işbirlikçiliğe dikkat çekerek çatışmaların son bulması çağrısında bulundu

Türkiye’nin Kuzey ve Doğu ve Federe Kurdistan’a yönelik saldırıları hız kesmeden devam ediyor. Kurdistan’da yürütülen özel savaş politikaları ile Kuzey ve Doğu Suriye’de ile Güney Kurdistan’da yaşayan Kürtler hedef alınarak katlediliyor. En son 9 Haziran’da Güney Kurdistan’da Hüseyin Arasan suikast sonucu katledilirken 20 Haziran’da da Türkiye’ye ait SİHA’ların Kuzey ve Doğu Suriye’nin Qamişlo kentinde bir aracı bombalayarak Qamişlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş, yardımcısı Leyman Şiwêş ve aracın şoförü Fırat Tuma katledildi.

Nisêbîn’de (Nusaybin) bulunan Barış Annesi Meclisi üyeleri Afife Yıldırım ile Rahime Aksu, Türkiye’nin saldırılarına ilişkin JiINNEWS’ten Öznur Değer’e  değerlendirmelerde bulundu.

Barzani’nin işbirliğine tepki

“Kürt her yerde Kürt’tür” ifadeleriyle sözlerine başlayan Barış Annesi Afife Yıldırım, savaşın son bulması için ulusal birliğe vurgu yaptı. Güney Kurdistan’da yönetimi elinde bulunduran Barzani ailesine çağrıda bulunan Yıldırım, “Giydiğin o ulusal kıyafetlere yazık. O kadar genci şehit düşürüyorsun. Toprağını düşmanına satıyorsun. Düşmandan dost olmaz” dedi.  Kürtçe “Ger em şîv bin, hûn jî paşîv in- Şimdi hedef biz isek sonrasında da siz hedef olursunuz” anlamına gelen sözleri hatırlatan Yıldırım, devamla “yazıktır, günahtır” diyerek Barzanî ailesinin Türkiye ile yaptığı işbirliğine tepki gösterdi.

‘İhanete son verin’

Halklara da yaşanan zulmü kabul etmemeleri mesajı veren Yıldırım, zulmün açlık ve ölüm getirdiğine işaret etti. Yaşanan şiddet ve savaşın büyük bir yanlış olduğunu vurgulayan Yıldırım, “İhanetin bitmesini istiyorum. İlerlediğiniz yanlış yoldan dönün. İhanete son verin. Özellikle Barzani Ailesi’nin bu ihanete son vermesi, toprağını satmaması gerekiyor. Düşmanın Kürtlere yönelmesine sebep olmaktan vazgeçmeliler” ifadelerini kullandı.

‘Ölüm istemiyoruz’

Kürtlerin barış ve birlik istediğine dikkat çeken Yıldırım, Kürtlerin topraklarını başkalarına peşkeş çekmeyi, satmayı bırakması gerektiğini belirtti. Yıldırım, “Anneler her zaman acı çekiyor. O nedenle anneler barış istiyor. Ölüm çare değildir. Biz ölüm istemiyoruz. Çare ölümde değil barış ve birliktedir. Ölüm kimden ve nereden gelirse gelsin yaşanmasını istemiyoruz” dedi. Savaş politikaları doğrultusunda ölüm ve tutuklamaların arttığını ifade etti.

‘Türkiye’nin Rojava’ya girme hakkı yok’

Barış Annesi Rahime Aksu ise artık savaşın durmasını istediklerini vurgulayarak, Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılara işaret etti. Aksu, Türkiye’nin Rojava’ya girmeye hakkı olmadığını dile getirirken, Türkiye’nin Efrîn’e yönelik saldırılarını hatırlattı. Aksu, şöyle devam etti: “Zeytin ağaçlarımızı yıkıp yaktılar, doğamızı katlettiler. Bunu yapmaya hakları yok. Artık başkalarının toprağını istila etmeyi bıraksınlar. Efrîn’i mahvettiler. Oradaki insanlar göç etmek zorunda kaldı. Her gün uçaklarla bombalar yağdırıyorlar ve insanları katlediyorlar. Daha yeni Qamişlo’da üç insan katlettiler. Bu nedenle tüm Kürtlerin bir olması gerekiyor. Savaşın bir an önce durması lazım. Savaş insanları öldürdüğü gibi yoksullaştırıyor da.”

MÊRDÎN

 

#Barış #Annelerinden #suikastlara #tepki #Kürtler #saldırılara #karşı #birlik #olmalı

Sivas Katliamı’nın yıldönümü için anma düzenleniyor

Sivas Katliamı’nın 30’üncü yıldönümü nedeniyle Sêwaz’da yürüyüş düzenleniyor

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği öncülüğünde Sêwaz’da (Sivas) düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında 2 Temmuz 1993 tarihinde Madımak Oteli’nin yakılması sonucu 33 aydın, sanatçı ve yazarın katledilmesinin 30’üncü yıldönümü dolasıyla dernek binası önünden otele kortejler halinde yürüyüş düzenliyor.

Yürüyüşe, Yeşiller ve Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ve milletvekilleri, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri de katıldı.

Ayrıntılar geliyor…

#Sivas #Katliamının #yıldönümü #için #anma #düzenleniyor

HDP’den Sivas Katliamı açıklaması: Etkili bir yüzleşme şart

Madımak Katliamının 30’üncü yıldönümünde mesaj yayımlayan HDP, ‘Faillerin açığa çıkarılması için mücadelemizi sürdüreceğiz, Toplumsal barış ve huzur için etkili bir yüzleşme şarttır’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde 33 kişinin katledilmesinin yıldönümüne ilişkin yazılı açıklama yayımladı. Açıklamada, Madımak Katliamının tarihin en acı katliamı olduğu anımsatılarak, “Madımak Katliamı; hükümetin ve devletin zamanında müdahale etmemesinden kaynaklı büyük bir faciaya dönüşmüştü. Aradan geçen 30 yıla rağmen katliam tüm yönleriyle aydınlığa kavuşturulamadı. Katliamın asıl failleri olan karar vericiler hala mahkeme önüne çıkarılamadı. Dolayısıyla katliamda ‘derin bir elin’ olduğuna dair şüpheler hala giderilemedi” denildi.

‘Etkili yargılanma yapılmadı’

Açıklamada, 30 yıldır süren Madımak Davası’nın şehir şehir dolaştırıldığı ve mağdur aileler için eziyete dönüştürüldüğüne dikkat çekilerek, şunlar kaydedildi: “Dava uzun yıllara yayılarak etkisizleştirildi. Madımak Katliamı faillerini savunan birçok avukat dava sürecinde, iktidar partisinde milletvekili yapılarak ödüllendirildi. Bu yönüyle Madımak Katliamı Davasının da şeklen yapıldığı, etkili bir yargılamanın hala yapılmadığı kamuoyunun bilgisi dahilindedir. Faillerin uzun yıllar yakalanamaması ya da firari sanık Cafer Erçakmak gibi Sivas Valiliğine yakın bir mesafede uzun yıllar saklanması ve ölümüyle olayın açığa çıkması, faillerin korunup kollandığına dair şüphelerin oluşmasına neden olmuştu. Aradan geçen 30 yıla rağmen hala aranan ve yakalanamayan faillerin olması Alevi kamuoyunun vicdanını yaralamaktadır.”

‘Toplumsal hafızayı diri tutmaya devam edeceğiz

Katliamın, farklı köken, inanç ve düşünceden olan insanların yaşam hakkına kast edilmesinden dolayı bir insanlık suçu olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Bu yönüyle zaman aşımına uğrayamaz. Keza insanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı olamaz. Bu suça ortak olanlar, katliam faillerini savunan, koruyup kollayanlar ve sessiz kalanlar, aradan geçen 30 yıla rağmen sorumludurlar. Şayet 2 Temmuz Madımak Katliamı bütün yönleriyle aydınlığa kavuşturulmuş olsaydı; 1995 yılında yapılan Gazi ve Ümraniye Katliamları yaşanmayabilirdi. Hem Madımak hem de Gazi Katliamıyla yüzleşmeyen devlet ve iktidar, bugün hala halklar ve inançlar arasında ayrımcılık yapmakta, farklı kimlik ve düşüncede olan yurttaşlar arasında ayrımcılığı körüklemektedir. Devlet ve iktidar; Koçgiri, Dersim, Maraş ve Çorum katliamlarında olduğu gibi Madımak Katliamıyla da etkili bir yüzleşme yaşamamıştır. Toplumsal barış ve huzur için etkili bir yüzleşme şarttır. HDP olarak Madımak Katliamı ve benzerlerinin bir daha yaşanmaması ve gerçek faillerin açığa çıkarılması için mücadelemizi sürdürecek, toplumsal hafızayı diri tutmaya devam edeceğiz. 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Otelinde katledilen canları bir kez daha saygıyla anıyoruz” ifadelerine yer verildi.

ANKARA

 

#HDPden #Sivas #Katliamı #açıklaması #Etkili #bir #yüzleşme #şart

Karanlık madde ve enerjiyi araştıracak uzay teleskobu fırlatıldı

Euclid uzay teleskobu, SpaceX Falcon 9 roketiyle birlikte Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu’ndan fırlatıldı. Teleskop, karanlık madde ve karanlık enerjiyi araştıracak

Euclid uzay teleskobu, evrenin en büyük gizemlerinden birini aydınlatmak üzere cumartesi günü havalandı. Teleskop, hakkında çok az bilgi sahibi olunan karanlık madde ve karanlık enerjiyi araştırmak için ABD’li SpaceX şirketine ait bir Falcon 9 roketiyle Florida Cape Canaveral’dan fırlatıldı.

Fırlatılış anları Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA) televizyonundan yayınlandı.

İki ton ağırlığındaki teleskop Dünya’dan 1,5 milyon kilometre uzağa yerleştirilecek.

Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) bu misyonunda yer alan NASA’nın bilimsel proje sorumlusu Michael Seiffert, ismini “geometrinin babası” Yunan matematikçi Euclid’den (Öklid) alan misyonun “karanlık enerjinin özelliklerini araştıran ilk uzay görevi” olacağını söyledi.

Uzayın üç boyutlu haritasını çıkaracak

Euronews’in geçtiği habere göre, Uzay sondası yaklaşık 6 yıl boyunca, evrenin iki milyar galaksiyi kapsayan üç boyutlu bir haritasını çıkartacak. Toplanan büyük miktardaki veri, Euclid konsorsiyumunun üyesi olan yaklaşık on beş ülkeden 2 bin 600 kadar araştırmacının yanı sıra bilim camiasının da bundan tam olarak yararlanabilmesi için halka açık hale getirilecek.

Karanlık madde ve enerji nedir?

1,4 milyar dolarlık bu misyondan elde edilecek yeni bilgilerin astrofiziği ve belki de yer çekiminin doğasına ilişkin anlayışı dönüştürmesi bekleniyor.

Evrenin yüzde 25’ini oluşturan karanlık madde ve yüzde 70’ini oluşturan karanlık enerji zıt etkilere sahip. Karanlık madde kozmik nesneleri bir arada tutan bir çekim uygularken, karanlık enerji onların dağılmasına neden oluyor.

DIŞ HABERLER

#Karanlık #madde #enerjiyi #araştıracak #uzay #teleskobu #fırlatıldı

Sudan’da çatışmalar sürüyor

Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında cumartesi günü Zırhlı Birlikler karargahı yakınında, ağır ve hafif silahlarla çatışma yaşandı

Sudan’da bayram dolayısıyla verilen ataşe arasına rağmen çatışmalar sürüyor. Görgü tanıkları, HDK’nin Hartum’un güneyindeki karargahı iki koldan hedef aldığını ve saldırının saatlerce sürdüğünü bildirdi.

Ordunun, başkentin güneyindeki Kuz, Rumeyla ve Cebra semtlerinde HDK’nin mevzilendiği noktalardaki çatışma alanını genişlettiğini belirten görgü tanıkları, Zırhlı Birlikler karargahı çevresindeki çatışmalarda HDK’nin ağır asker ve teçhizat kaybı yaşadığını ve çok sayıda üyesinin ordu tarafından ele geçirildiğini iddia etti.

Hızlı Destek Kuvvetleri ise 14 yaralı askerin Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ne teslim edildiğini duyurdu.

Sudan Sivil Havacılık Otoritesi, insani yardım ve tahliye uçuşları haricinde hava sahasının kapatılması kararının 10 Temmuz’a kadar uzatıldığını duyurdu.

Sudan hava sahası, nisan ayı ortasında ordu ve HDK arasında çıkan iç savaşın ardından düzenli hava trafiğine kapatılmıştı.

DIŞ HABERLER

#Sudandaçatışmalar #sürüyor