Ana Sayfa Blog Sayfa 242

Şêx Saîd Kürtlerin inkârına boyun eğmedi

Gazetemize konuşan Şêx Saîd’in torunu ve Şêx Saîd Derneğinin Başkanı Kasım Fırat: 1924 Anayasası ile birlikte her şey son buldu, daha önce kabul edilen birçok hak kaldırıldı. Şêx Efendi ‘Bu anayasa bizim anayasamız değil, Kürt halkını kapsayan bir anayasa değildir. Kürt halkının hakları yoktur’ diyor

Hüseyin Kalkan

Şêx Saîd’in idamı üzerinden neredeyse bir asır geçti. 1925 Kürt Hareketinin lideri 29 Haziran’da arkadaşları ile birlikte Amed’de idam edildi. İdam edildikten sonra nereye gömüldüğü de açıklanmadı. Şêx Saîd, sadece cumhuriyet döneminde değil, Osmanlı döneminden beri Kürt meselesini ve devletin tutumunu dikkatle izliyor. Devlet içinde atılan adımları takip ediyor. Torunu ve Şêx Saîd Derneği Başkanı Kasım Fırat, her iki dönemde devletle ilişkilerine dair şunları söylüyor: “Şêx Saîd efendi hiçbir zaman devlete yakın davranmadı. Osmanlı döneminde de, İttihat ve Terakkicilerin iktidarı döneminde de devlet zihniyetine ödün vermedi, onlara güvenmedi. İttihat ve Terakki’nin ırkçı, şovenist fikirlerine ve uygulamalarına karşı Kürtler içinde tepki gelişti. Seyit Abdulkadir’in marifeti ile Kürd Teavün ve Terakki Cemiyeti, Kürdistan Teali Cemiyeti, Yekitiye Jinan gibi örgütler oluştu. Legal ve illegal çalışmalar oldu. Şêx Saîd Efendi onları takip eden bir kişilikti.”

1924 yılsonuna doğru Xinûs’tan çıkıp ‘Ben gidip mücadele edeceğim, halkımın içine gideceğim’ diyerek yanındakilerle birlikte Çewlig’e geçiyor. 4-5 Ocak’ta Kırıkhan’da ilk kongrelerini yapıyorlar. Kongreye bazı Azadî üyeleri de katılıyor

Sevr’den Lozan’a

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı topraklarında peş peşe gelişmeler olur. Savaşı kazanan devletler bir yandan Osmanlı topraklarını kendi aralarında pay ederken bir yandan da Osmanlı Ordusunu ve devlet yapısını dağıtırlar. Denilebilir ki, İttihat ve Terakki’nin B takımı geriye kalan toprak parçası üzerinde bir Türk devleti oluşturmak için harekete girişir. Bu arada özellikle Kürtleri oyalamak ve kısmen de olsa desteklerini sağlamak için bir taktik plan devreye koyarlar. Kasım Fırat bu gelişmeler ve bu gelişmeler karşısında Şêx Saîd’in tutumuna dair şunları anlatıyor: “Savaştan sonra 1921’de Sevr imzalandı. Sevr’den sonra 1923 Lozan imzalandı. 1924’te de Kürtleri dikkate almayan bir anayasa kabul edildi. Şêx Saîd Efendi dikkatle bu gelişmeleri izliyordu. 1924’teki anayasanın kabulü ile birlikte her şey son buldu. Bu anayasa ile 1921 Anayasası’nda kabul edilen birçok hak kaldırıldı. Şêx efendi ‘Bu anayasa bizim anayasamız değil, Kürt halkını kapsayan bir anayasa değildir. Bu anayasada Kürt halkının hakları yoktur. Kürt halkının inancı yoktur’ diyor. Bugün söyledikleri gibi, tek bayrak, tek millet, tek devlet diyorlardı. Şêx Saîd Efendi bunları kabul etmedi. Biz bir halkız, bizim dilimiz var, bizim kültürümüz var, bizim inancımız var, toprağımız var, bunları kabul edilmezse olmaz’ diyordu.”

Şêx Saîd ve Azadî

Kasım Fırat

Azadî örgütünün Şêx Saîd hareketi ile ilişkisi bugün hala tartışılan bir meseledir. Kimi araştırmacılara göre harekete Azadi öncülük etmiştir. Kasım Fırat, hareketle Azadî arasında yakın ilişkiye işaret ediyor ve şunları anlatıyor. “1900’ların başından itibaren gizli veya açık bazı Kürt örgütleri kurulmaya başlandı. Bunlardan biri de Azadi Cemiyeti idi. Cemiyette Kürt aydınları, Türk ordusunda subaylık yapan Kürt kökenliler öncülük ediyordu. Seyyid Abdülkadir Efendi, Kör Sadi, Yusuf Ziya, Cibranlı Halit Bey, Hasananlı Halit Bey, Hacı Musayı Xoytu, Kör Hüseyin Paşa gibi insanlar Azadî Cemiyeti’nin endamıydılar (üyeleri). Gizli bir çalışmaları da vardı. Bunlar Şêx Saîd Efendi ile istişare halindedirler. Şêx Saîd Efendi Azadî cemiyetinin bir üyesi değildi. Ama müttefikidir. Bir ittifakları vardı. Şêx Saîd Efendiye geliyorlardı, fikir alıyorlardı, fikir veriyorlardı. Hatta Şêx Saîd Efendi onlara para yardımında bulunuyor. Başka ihtiyaçlarını karşılıyor.”

Azadî liderlerinin tutuklanması

Azadî önderliği genel bir isyan için koşulların oluşmasını beklemektedir. Karların kalkması, yolların açılması hareketin başarısı için önemlidir. Ancak, devlet de hazırlıkları bilmekte ve izlemektedir. Azadî önderleri tutuklanır ve Bitlis’e götürülür, mahkemeye gelmesi ve ifade vermesi için Şêx Saîd için de tezkere çıkartılır. Kasım Fırat bu süreçteki gelişmeleri şöyle özetliyor: “Halit Bey, Yusuf Ziya Bey yakalanınca, olay farklı bir mecraya gidiyor. 1924’te Şêx Saîd Efendi’yi de mahkemeye çağırıyorlar Bitlis’e. Şêx Saîd Efendi bu çağrıya itibar etmiyor. ‘Ben gitmem ‘diyor. Etrafındaki bazı insanlar Hınıs Kaymakamına gidiyorlar. Şêxin kararını iletiyorlar ve işin sulh yolu ile hal edilmesini istiyorlar. Kaymakam Başbakan’a telgraf çekiyor. ‘Şêx Saîd hastadır, Bitlis’e gidemez. İfadesini burada alalım’ diyor. Nasıl oluyorsa Başbakanlık bunu kabul ediyor. O zaman Fethi Okyar başbakandır. İzin veriyor. ‘Şeklen de olsa orada bir ifadesini alın’ diyor. Ama Halit Bey, Şêx Abdurrahman Şernexi, Yusuf Ziya Efendi ve 5-6 kişi daha Bitlis’e götürülüyor.”

Şêx Saîd’in uzun yürüyüşü

Azadî liderlerinin tutuklanması üzerine Şêx Saîd sıranın kendisine geleceğini fark eder. Baharın gelmesini beklemeden harekete geçer. Amacı Kemalistlerin saldırısı karşısında halkı uyarmaktır. Gittiği her yerde büyük kalabalıklar tarafından karşılanır. Kasım Fırat, Şêx Saîd’in uzun yürüyüşüne dair şunları anlatıyor: “Bu gelişmeler üzerine Şêx Efendi tedirgin olur. Yılsonuna doğru (1924) evinden çıkar. ‘Ben gidip mücadele edeceğim, halkımın içine gideceğim. İnsanları bize göre olmayan bu anayasa ve yasalar konusunda bilinçlendireceğim’ diyor. Çıkıp yanındakilerle birlikte Bingöl’e doğru yürüyor. 4-5 Ocak’ta Kırıkhan denilen bir bölge var (Tekman’da) orada ilk kongrelerini yapıyorlar. Kongreye bazı Azadi üyeleri de katılıyor. Katılanlar aşağı yukarı 200 kişiyi buluyor. Orada Şêx Saîd”i ‘Reisi Mücahidi’ ilan ediyorlar. Bu hareketin bir cihat olduğunu, buna katılanların birer mücahit olduğunu, bunun ulusal bir görev olduğunu beyan ediyorlar. Bundan sonra Şêx Saîd mektuplarını Reisi Mücahidi diye imzalıyor. Böyle toplantılar yaparak yoluna devam ediyor. Bingöl’de de bir toplantı yapıyor. Oradan Lice ve Hani’ye gidiyor.”

Amed’in kuşatılması

Piran olayı bir dönüm noktası olur. Artık çatışmadan kaçınmak ve ilkbaharı beklemek mümkün değildir. Kasım Fırat, Piran olayı ile ilgili şunları anlatıyor: “Kardeşi Şêx Abdurrahim Piran’dadır. Piran’a gidiyor. Piran’a giderken çok büyük bir kalabalık oluşuyor. Hep meseleyi anlatarak gidiyor. Savaşalım diye değil, bize bir zulüm yapılıyor, biz bu zulme karşı dik duralım, kendimizi bilelim ve bildirelim’ diyor. Bilindiği gibi Piran’da iradeleri dışında bir hadise patlak veriyor. Kardeşinin evinde misafirler arasında birkaç tane kaçak varmış, bir grup asker bu kaçakları almak istiyor. Vermeyince hakaret ediyorlar. Sonuçta bir çatışma çıkıyor ve askerlerden bazıları yaşamını yitiriyor. Bazıları esir alınıyor. Böylece ok yaydan çıkıyor. Artık Şêx Saîd Efendi de geri adım atmıyor. ‘Savaşmadan ama doğrularımızı söyleyerek devam edelim’ diyor. Binlerce kişi toplanıyor. Lice alınıyor. Hani alınıyor, Piran alınıyor. Palu alınıyor. O zaman Genç vilayettir, Genç alınıyor, Elazığ alınıyor. Şêx daha sonra Diyarbakır’ı kuşatılıyor. Ancak kuşatma başarılı olmuyor. Geri çekilmek zorunda kalıyorlar. Kendisine hicret etmesi öneriliyor. Ama Şêx Efendi bunu kabul etmiyor. ‘Ben gidersem halk ne olacak. Ben bu elimdeki asa ile kalsam bile, bu zulme, bu ceberrut ve Nemrüdi güce karşı mücadele edeceğim’ diyor.”

‘HÜDA PAR, sahip çıkamaz’

Kasım Fırat, HÜDA PAR’ın Şêx Saîd’e sahip çıkması ve mezar yerinin açıklanmasını istemesine dair açıklamalarını inandırıcı bulmuyor. Fırat’a göre, HÜDA PAR’in bu tutumu bir münafıklık örneğidir. Fırat bu konuda şunları söylüyor: “Ben bunların ve bunlarla birlikte olanların münafık olduklarına kanaat getirdim. Ben hocayım. Medrese kökenliyim. Bu gibi konularda fikir beyan etmeye ehliyetliyim. İslam literatüründe münafık derler bunlara. Kalbi ile dili aynı olmayan kişilere münafık denilir. Bu HÜDA PAR meydana çıkıyor Şêx Saîd’in mezarını istiyoruz. Mezar yerini açıklayın diyor. Şêx Saîd bizim değerimizdir diyor. Ama HÜDA PAR’ın birlikte olduğu iktidarın döneminde biz on senedir Şêx Saîd’in mezar yerini açıklanması için mücadele ediyoruz. Dava açtık, mahkemeler kapısında dolandık, daha dün Şêx Saîd’in mezar yerini bilmediklerini İçişleri Bakanlığı bizzat açıkladı. Belki yarın öbür gün Şêx Saîd’i meydanlarda anacaklar. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Ben anlayamadım. Bunlar İslamı da, Kürtlüğü de her şeyi siyasi çıkarı için kullanıyorlar.”

Şêx Saîd Efendi Palu’da doğuyor, Xinûs’ta büyüyor. Ehli medresedir. Yani Medresede okumuştur. İlim, irfan sahibidir. Çok güzel edebiyatı biliyor. Şairdir. Farsça, Arapça, Kürtçe, Zazaca ve Türkçe’yi çok rahatça konuşan bir bilge insandır

Şêx Saîd kimdir?

Hareketi ve kişiliği hala tartışılan Şêx Saîd’in kökenleri ile ilgili Kasım Fırat şu bilgileri veriyor: “Şêx Saîd efendi, Şêx Ali Septi’nin torunudur. Şêx Mahmut Efendinin oğludur. Kendisi Palu’da dünya gelmiştir. Babası irşat ediyordu. Mûş, Xarpet (Elazığ), Çewlig (Bingöl), Erzingan (Erzincan) hatta Agirî müritlerini geziyor. Şêx efendi Palu’da doğuyor Hınıs’ta büyüyor. Ehli medresedir. Yani Medresede okumuştur. İlim, irfan sahibidir. Çok güzel edebiyat biliyor. Şairdir. Farsça, Arapça, Kürtçe, Zazaca ve Türkçe’yi çok rahatça konuşan bir bilge insandır. İstanbul matbuatını takip eden, dergi, günlük gazeteleri, haftalık gazeteleri izleyen ve kendi medresesinde bunu tartışan bir kişilikti. Suriye’ye Lübnan’a canlı hayvan satıyor. Her sene 10 bin civarında hayvan gönderiyor. Bir sene sonra gidip parasını topluyordu. Çok iyi medreseleri vardı. Kısaca tanıtmak istersem Şêx Saîd budur.” Fırat, bütün Kürtlere Şêx Saîd’e sahip çıkma çağrısında bulunarak sözlerini bitiriyor: “Şêx Saîd efendi sadece benim dedem değildir. Bir halkın değeridir. Her şeyi ile kendisini halkı, imanı için feda etmiştir. Şêx Saîd’e halk sahip çıkmalı. Ulusal düşünen, inançlı, insancıl düşünen herkes bu değere sahip çıkmalıdır”

#Şêx #Saîd #Kürtlerin #inkârına #boyun #eğmedi

Merdan Yanardağ: Haksızlıklara hiçbir zaman boğun eğmeyeceğim

PKK lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan mutlak tecridi eleştirdiği için tutuklanan gazeteci Merdan Yanardağ, gönderdiği mesaj ile haksızlıklara hiçbir zaman boğun eğmeyeceğini söyledi

PKK lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan mutlak tecridi eleştirdiği için tutuklanan TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, Silivri Cezaevi’nde avukatı Avukatı Bilgutay Hakkı Durna ile görüştü. Bir televizyon kanalında konuşan Durna, “Merdan Yanardağ ile Silivri Cezaevi’nde görüştüm. Herkese selamı var. Dayanışma gösteren dostlarına sevgilerini iletiuyor. Sağlığı yerinde” dedi.

Durna, Yanardağ’ın mesajını da iletti: “Ben her şeye karşı engelleri aşacağımızı düşünüyorum. Herkesi sevgiyle selamlıyorum. Bir şeyin bilinmesini istiyorum. Haksızlıklara hiçbir zaman boğun eğmeyeceğim”.

HABER MERKKEZİ

#Merdan #Yanardağ #Haksızlıklara #hiçbir #zaman #boğun #eğmeyeceğim

‘Jin Jiyan Azadi’ eylemine katılan Paver ikinci kez tutuklandı

Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından başlayan “Jin Jiyan Azadi” eylemlerine katılan Armita Paver ikinci kez tutuklandı

İran’da “Ahlak polislerince” katledilen Jîna Emînî’nin ardından ülkede başlayan ve “Jin jiyan azadî” eylemlere katılan Tebriz Medeni Üniversitesi’nde hücresel ve moleküler biyoloji öğrencisi olan aktivist Armita Paver Tebriz’de ikinci kez tutuklanırken, Paver’in nereye sevk edildiği ise bilinmiyor.

Paver, 9 Kasım 2022’de, “Hükümet karşıtı protestolarda yer alma” gerekçesiyle tutuklanmış ve yüksek bir kefaletle  geçici olarak serbest bırakılmıştı. Paver, Rejim yargısı tarafından kendisine dayatılan “özür ve pişmanlık mektubu” yazmadığı için bugün tekrar tutuklandı.

Kimyasal saldırıları protesto eden Maryam Abbasi Niko tutuklandı

Öte yandan İran ve Rojhilat’ta kız çocuklarının eğitim gördüğü okullara 30 Kasım 2022’de zehirli gaz saldırı yapıldı. Saldırılar 2023’ün Haziran ayının başına kadar sürdü. Saldırılarda yüzlerce kız çocuğu zehirlenirken resmi verilere göre ise en 4 çocuk hayatını kaybetti. İran’da kimyasal saldırılara yönelik geniş halk kitlelerince eylemlerle yapılırken, bu eylemlere çok sayıda öğrenci katıldı. Eylemlere katılan öğrencilerden Bita Shafiei de tutuklanan ve gözaltında işkenceye maruz kalan yüzlerce öğrenciden biri. Mayıs ayında kefaletle serbest bırakılan Shafiei’nin bu kez de annesi Maryam Abbasi Niko tutuklandı.

   Devrim muhafızlarınca sabah saatlerinde evine baskın yapılan Niko daha sonra istihbarat güçleri tarafından     tutuklandı. Niko’nun hangi gözaltı merkezinde tutulduğu aileyle paylaşılmadı.

   KAYNAK/MA

 

#Jin #Jiyan #Azadi #eylemine #katılan #Paver #ikinci #kez #tutuklandı

Pişmanlık dayatılan Asım Demir’in infazı 2 kez yakıldı

30 yıllık tutuklu Asım Demir’in tahliyesi “pişman değil” denilerek 2 kez ertelendi

Giresun Espiye L Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Asım Demir’e (66), 1992 yılında 40 günlük gözaltı sürecinden sonra Devlet Güvenlik Mahkemesi’nce (DGM) “Devletin birlik ve bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla müebbet hapis cezası verildi. Demir, infazı tamamlanmasına rağmen tahliye edilmedi. Demir’in tahliyesi “pişmanlık” dayatmasını kabul etmediği için Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu kararıyla ikinci kez 3 ay ertelendi.

Bir çok cezaevinde kalan ve son olarak 18 aydır Espiye Cezaevi’nde kalan Demir’in tahliyesi önce Mart 2023’te pişman olmadığı gerekçesiyle 3 ay ertelenirken, Haziran ayında yine aynı gerekçeyle 3 ay ertelendi.

KAYNAK/MA

#Pişmanlık #dayatılan #Asım #Demirin #infazı #kez #yakıldı

#BayramdaCezaevleriniUnutma hashtagine çağrı

Kadınlar, bayram dolayısıyla cezaevlerinde bulunan hasta kadın tutukluların durumuna dikkat çekmek için “#BayramdaCezaevleriniUnutma” adıyla hashtag çalışması başlatacak

Türkiye ve Kurdistan cezaevlerinde bulunan kadın hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için sanal medya platformu Twitter’da “Aysel Tuğluk için 1000 Kadın” adıyla hesap kuran kadınlar, Kurban Bayramı dolayısıyla bu akşam saat 21.00’da “#BayramdaCezaevleriniUnutma” başlığıyla bir hashtag başlatacaklarını duyurdu.

Hashtag ile siyasi partileri hasta tutuklular için tutum almaya çağıran kadınlar, yaptıkları paylaşımla “Hasta kadın mahpuslar için siyasetçilere çağrı: Yaşam hakkına sahip çıkmak için ne yapacağınızı açıklayın” diye seslendi.

Başlatacakları hashtag ile hasta tutukları gündeme getirmeyi hedeflediklerini belirten kadınlar, “Aysel Tuğluk’tan sonra şimdi de cezaevlerindeki diğer hasta kadın tutsaklar için mücadeleyi sürdürüyoruz. Çünkü yaşam hakkına sahip çıkıyoruz” diyerek, herkesi yapacakları paylaşımlarla dayanışmaya çağırdı.

 

KAYNAK/MA

#BayramdaCezaevleriniUnutma #hashtagine #çağrı

Polis baskınında katledilen Dilek Doğan’ın abisi Mazlum Doğan vefat etti

Polis tarafından katledilen Dilek Doğan’ın abisi Mazlum Doğan, yaşamını sürdürdüğü İngiltere’de vefat etti

İstanbul Küçük Armutlu Mahallesi’nde 18 Ekim 2015’te evlerine yapılan polis baskını sırasında, özel harekat polisi Y.M. tarafından silahla vurularak katledilen Dilek Doğan’ın abisi Mazlum Doğan, yaşamını sürdürdüğü İngiltere’de vefat etti.

Ne olmuştu?

Dilek Doğan, İstanbul’un Sarıyer ilçesindeki Küçük Armutlu mahallesinde 18 Ekim 2015’te Pazar günü sabaha karşı 04:30’da evine yapılan polis baskını sırasında polis kurşunuyla göğsünden vuruldu. Akciğerinden yaralanan Doğan Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yoğun bakımda tedavi altına alındı. 25 Ekim 2015’te ise vefat etti.

HABER MERKEZİ

#Polis #baskınında #katledilen #Dilek #Doğanın #abisi #Mazlum #Doğan #vefat #etti

CHP Yanardağ için heyet oluşturdu: Ziyaret edilecek

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çektiği için tutuklanan TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ için CHP bir heyet oluşturdu

CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çektiği için tutuklanan TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ için heyet oluşturduğunu bildirdi. TELE1 canlı yayınına katılan Sarıgül, “CHP Yanardağ için heyet oluşturdu Kılıçdaroğlu arkadaşları görevlendirdi. Ben de o heyet içindeyim” ifadelerini kullandı.

Sarıgül, Merdan Yanardağ’ı ziyaret edeceklerini söyledi.

HABER MERKEZİ

#CHP #Yanardağ #için #heyet #oluşturdu #Ziyaret #edilecek

Beluciler ve Kürtlerden BM’ye çağrı: Abdullah Öcalan’a özgürlük

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün talep edildiği oturma eyleminde, Kürdistan ve Belucistan halkının ortak mücadelesine yer verilerek, Abdullah Öcalan ve tüm siyasi tutukluların serbest bırakılması istendi 

İsviçre’nin Cenevre kentinde Birleşmiş Milletler (BM) Ofisi’nin bulunduğu Nations Meydanı’nda 25 Ocak 2021’den bu yana her Çarşamba PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması amacıyla oturma eylemi yapan Kürtler ve dostları, bu haftaki eylemde de bir araya geldi. 30’uncu ayına giren eylemi Belucistan Eyaleti’nden sürgündeki politikacılar ziyaret etti. Burada yapılan açıklama, 30 Haziran 1996 yılında Dersim’de fedai eylem yapan PKK’nin  öncü kadrolarından Zîlan (Zeynep Kınacı)  şahsında Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde yaşamını yitirenler için yapılan saygı duruşu ile başladı.

Kürtlerin özgürlüğü Öcalan’ın özgürlüğüne bağlı

Belucistanlı temsilcilerin de katıldığı eylemde konuşan Cenevre Demokratik Kürt Toplum Merkezi (CDK Ge) Eşbaşkanı Mehmet Latif Çelebi, bu yıl Lozan’ın 100’üncü yılına girdiğini hatırlattı. 30 aydır BM önünde Abdullah Öcalan’a yönelik tecridi protesto ettiklerini belirten Çelebi, tecridin geldiği noktanın Kürtlerin tahammül sınırlarını zorladığını vurguladı. Uluslararası kuruluşların tecrit konusunda sorumluluklarını yerine getirmediğini söyleyen Çelebi, CPT’nin (Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi) tavrını ve sessizliğini eleştirirken, Kürt halkının 100 yıl önce Lozan Antlaşması ile 4 parçaya bölündüğünü ve Öcalan’a yönelik tecridin de Lozan’dan bağımsız düşünülemeyeceğini vurguladı. Tecride son verilmediği sürece Kürtlerin alanlarda olmaya devam edeceğini vurgulayan Çelebi, Kürtlerin özgürlüğünün Öcalan’ın özgürlüğüne bağlı olduğunun altını çizdi.

Beluciler ile Kürtler aynı kaderi paylaştı

 Ardından konuşan Belucistan BM Röportörü Munir Mengal, tarih boyunca Beluciler ile Kürtlerin aynı kaderi paylaştığını söyledi. Kürdistan gibi kendi topraklarının da işgal altında olduğunu dile getiren Mengal, başta Abdullah Öcalan olmak üzere tüm siyasi tutukluların serbest bırakılmasını istedi. Mangal, bugün BM önünde bulunmalarının sebebinin de bu talep olduğunu vurgulayarak “Hem Kürtlerin hem de Belucilerin Kanada’da mücadelelerini ortaklaştırarak bu temelde ortak hareket etti. Yine BM önünde Kürtler ve Beluciler olarak  ortak taleplerimizi dile getirmek için bir araya geldik” diye konuştu.

Ortak mücadele çağrısı

2013 yılında Paris’te katledilen Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan’ın fotoğraflarını gösteren Belucistan’ın sürgündeki Parlemento Başkanı Prof. Naela Qaudri Baloch ise, direnen Kürt kadınlarının kız kardeşleri olduğunu, Kürtler ile Belucilerin mücadele tarihinin birbirine benzediğini yineleyerek kardeş olan bu iki halkın uluslararası arenada ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Boloch, başta Kürt lider Abdullah Öcalan olmak üzere dünyanın her noktasındaki siyasi tutsakların serbest bırakılmasını istedi.

Yapılan konuşmaların ardından Kürdistan ve Belucistan halklarının özgürlüklerinin talep edildiği ortak sloganlarla kitle oturma eylemine geçti.

KAYNAK/MA

 

#Beluciler #Kürtlerden #BMye #çağrı #Abdullah #Öcalana #özgürlük

Fransa’da polisin 17 yaşındaki sürücüyü öldürmesine tepkiler büyüyor: 31 gözaltı

Fransa’da 17 yaşındaki çocuğu katleden polise tepkiler yükselirken, protesto eylemlerinde 31 kişi gözaltına alındı

Fransa’da dün 17 yaşındaki Nael M. İsimli bir çocuğun, otomobilini, sürerken,  polis tarafından katledilmesi, yurttaşların tepkisine neden oldu. Gece saatlerinde Fransa genelinde 31 kişi gözaltına alındı. İçişleri Bakanlığı’na göre 24 polis hafif yaralandı. Polisin kaç kişiyi yaraladığına ilişkin açıklama yapılmadı. Protestolar sırasında birçok araç ve yapı ateşe verildi.

Tutanaklarla olayı çarpıtmak istediler

Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin ise ulusal basına yaptığı açıklamada, Nanterre kentinde dün polisin Nael M. isimli 17 yaşındaki sürücüyü öldürmesine ilişkin olayın soruşturulduğunu söyledi. Darmanin, sürücüye ateş açan polisin davranışlarının kanuna uygun olmadığının tespiti halinde, bu memur hakkında yaptırım uygulanacağını kaydetti.

Protesto eylemlerinin başladığı katliama dair ilk tutulan tutanakta yaşananlar çarpıtılırken, ortaya çıkan görüntülerde, aracı harekete geçiren çocuğun, polis tarafından vurulmasının ardından aracın bir engele çarparak durduğu belirtildi.

İki soruşturma açıldı

Çocuğun katledilmesinin ardından iki soruşturma başlatıldı. Birincisi kamu yetkisine sahip bir kişiye uymayı reddetmek ve kasten öldürmeye teşebbüsten, diğeri ise Ulusal Polis Genel Müfettişliği’ne (IGPN) emanet edilen kamu yetkisine sahip bir kişi tarafından kasten öldürmeye teşebbüsten IGPN’nin yürüttüğü soruşturmalar genellikle polis lehine sonuçlanıyor.

Fransa’da polise öfke var

Solcu muhalefet partisi France Insoumise, polislere karşı örnek oluşturacak cezalar verilmesini istedi. Solcu parti ayrıca, tetiği çeken polisi selamlayan France Police sendikasının feshedilmesini istedi. France Insoumise lideri Jean-Luc Melenchon ise, “Yeter artık!” diyerek, bu cinayetlerin devlet otoritesinin sorumluluğunda olduğunu belirtti. Melenchon, “Bu polis tamamen yeniden kurulmalı,  katilleri ise cezalandırılmalı” diye vurguladı.

Emmanuel Macron: Hiçbir şey bir gencin ölümünü haklı çıkaramaz

Marsilya’yı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bu ziyareti sırasında Nanterre’de yaşananlar hakkında konuştu. “Yargı olaya el attı” diyen Macron, “Hiçbir şey bir gencin ölümünü haklı çıkaramaz” dedi. Macron, gece boyu yaşanan eylemlerin ardından, “Her yerde sükunete ihtiyacımız var, çünkü bir yangına ihtiyacımız yok” sözleri ile eylemlerin sonlandırılmasını istedi.

Perşembe günü, katledilen çocuk için Nanterre’de protesto yürüyüş yapılacak.

DIŞ HABERLER

#Fransada #polisin #yaşındaki #sürücüyü #öldürmesine #tepkiler #büyüyor #gözaltı

‘Jin, jiyan, azadî’ direnişinde hayatını kaybedenlerin mezarlarına ziyaret

Tahran’da Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından başlayan “jin, jiyan,azadî” direnişinde hayatını kaybedenlerin mezarları ziyaret edildi  

İran’ın başkenti Tahran’da başörtüsünü “İslama uygun takmadığı” gerekçesiyle polisler tarafından katledilen Kürt kadın Jîna Emînî’nin ardından başlayan ve 9’uncu ayını geride bırakan “jin, jiyan, azadî” direnişinde hayatını kaybedenlerin mezarları ziyaret edildi. Kurban Bayramı nedeniyle Mahabad, Bokan, Sine ve Seqiz’de yüzlerce kişi direnişte yaşamını yitirenlerin mezarlarını ziyaret etti. Mezarlıklarda halk sık sık “jin, jiyan, azadî” ve “şehît namirin” sloganları attı.

KAYNAK/MA

#Jin #jiyan #azadî #direnişinde #hayatını #kaybedenlerin #mezarlarına #ziyaret