Ana Sayfa Blog Sayfa 245

Türkiye Amêdiyê kırsalını bombaladı

Türkiye’ye ait savaş uçaklarının Amêdiyê’ye kırsalını bombaladığı belirtildi. Bombalama sonucu bölgede yangın çıtkı

Geçtiğimiz yıl Nisan ayında Türkiye tarafından Federe Kurdistan Bölgesi’ne başlatılan saldırılar sürüyor.

Rojnews’in haberine göre; sabah saatlerinde Türkiye’ye ait savaş uçakları, Federe Kurdistan Bölgesi’nde Amêdiyê’ye bağlı Guherzê köyü yakınlarında bulunan Metîna Dağı’nı bombaladı.

Bombalama nedeniyle yangın çıktığı belirtildi.

DIŞ HABERLER

#Türkiye #Amêdiyê #kırsalını #bombaladı

Geliyê Godernê’de ağaç kıyımına ‘özel mülk’ kılıfı

Ağaç kıyımı ile birlikte baraj suları altında bırakılmak istenen Geliyê Godernê’de, tarih de yok ediliyor. Amed Barosu’ndan Ahmet İnan, alanların korucu yakınlarına satıldığı için özel mülk adı altında hukuki yolların kapatılmaya çalışıldığını söyledi

Amed’in Pasur (Kulp), Licê (Lice) ve Farqîn (Silvan) ilçeleri üçgeninde bulunan Godernê Vadisi (Geliyê Godernê), “güvenlik” gerekçesiyle başlatılan ağaç kesimi sürüyor.

Başvurular ret edildi

Vadi, ağaç kesiminin ardından yine “güvenlik” gerekçesiyle inşa edilen Silvan Barajı’nın suları altında bırakılacak. Yüz hektarlık yeşil alanı yok edecek olan ağaç kıyımına karşı Amed Ekoloji Derneği, Amed Barosu ile Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası’nın yürütmenin durdurulması talebiyle yaptığı başvuru, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İdare Mahkemesi’ne sevk edilmeden reddedildi. Savcılık, ağaç kesiminin “suç” olmadığını savunarak, başvuruyu reddetti.

Başvurularına dair Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Müjdat Can ve Welat Ekin’e konuşan Amed Barosu Kent ve Çevre Hukuku Komisyonu’ndan Ahmet İnan, arazinin korucu yakınlarına satılarak hukuki yolların kapatılmaya çalışıldığını vurguladı.

Ama hem baraj hem ağaç kıyımı

Geliyê Godernê’nin mükemmel bir doğa alanı olduğunu söyleyen İnan, bölgede Süryani ve Ermeni kaya yapıtlarının bulunduğunu, tarihi kaya mağaraları, tarihi kaya oymalarının olduğunu belirtti. Bölgenin baraj suları altında bırakılmasıyla tarihin yok edileceğini dile getiren İnan, yine bölgede yaşanan ağaç kesiminin de bunu sağladığını söyledi. Geliyê Godernê’de sadece ağaç kesiminin yapılmadığını, kum elde edebilmek için dinamitlerle patlamaların yapıldığını aktaran İnan, “Ağaçları önden kestirip, korucu yakınlarına ihale ile veriliyor. Bölgede 100 hektardan fazla bir ağaç kesimi söz konusu” diye belirtti.

Ortada hukuki bir durum yok

Amed Ekoloji Derneği ile birlikte ağaç kesimiyle ilgili Mart ayında suç duyurusunda bulunduklarını, fakat Kurdistan’daki hiçbir ağaç kıyımına bir tedbir alınmadığını, sorumlular hakkında işlem başlatılmadığını ve hukuki başvurularda sonuç alamadıklarını kaydetti. Ağaç kesiminin hukuki dayanağının olmadığının, Orman Kanunu’na aykırı olduğunun altını çizen İnan, “Burada ağaç kesimine dair alınan bir idari karar bile yok. Korucu yakınlarına ihaleyle verilmiş, o yüzden hukuki olarak suç duyurusundan başka bir şey de yapamıyoruz” diye konuştu.

Ağaç kesimine kılıf hazırlandı

“Özel mülke ait ağaçlardır, onların rızası alınmıştır” iddia edilerek ağaç kesimine kılıf hazırlandığını belirten İnan, Geliyê Godernê’nin yüzde 80’inden fazlasının kamusal alan olduğunu, özel mülkün çok sınırlı olduğuna dikkat çekti.

Çakıllardan da para kazanacaklar

“Güneydoğu Anadolu Projesi”nin (GAP) en büyük parçası olan Silvan Barajı’nın su tutma aşamasına geldiğini belirten İnan, “Fırsat bu fırsat, bu ağaçları keselim. Dinamit patlatalım, kumları, çakılları ticari maksatla çıkaralım” anlayışının iş başında olduğunu söyledi.

HES yapılacak

Geliyê Godernê’de doğa talanının çok boyutlu olduğuna işaret eden İnan, bölgede aynı zamanda Sarım Çayı’na da bir Hidroelektrik Santrali (HES) projesinin olduğunu da sözlerine ekledi. Geliyê Godernê’yi besleyen ana su kaynağında HES yapılacağını aktaran İnan, “Buna karşı iptal davasını da açtık. Keşif günü yakın zamanda verilecek.Doğayı korumaya devam edeceğiz” dedi.

AMED

#Geliyê #Godernêde #ağaç #kıyımına #özel #mülk #kılıfı

Temel’in öldürülmesine dair 1 kişi tutuklandı

Elkê’de evinin önünde uğradığı silahlı saldırı ile hayatını kaybeden Temer Temel’in ölümüne dair bir kişi 50 gün sonra tutuklandı

Şirnex’in (Şırnak) Elkê (Beytüşşebap) ilçesine bağlı Setkar köyünde 7 Mayıs’ta evinin önünde silahlı saldırıyla katledilen 50 yaşındaki Temer Temel’in ölümüne dair başlatılan soruşturma kapsamında bir kişi tutuklandı.

Wan’da gözaltına alındı

Temel’in ölümüne dair dün H.K. adlı kişi Wan’da gözaltına alındı. Elkê’ye getirilen H.K., emniyetteki işlemlerinin ardından savcılığa sevk edildi ve tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. H.K., mahkeme ifadesinin ardından tutuklandı.

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Elkê eski Belediye Başkanı Yusuf Temel’in kardeşi olan Temel, öğrenci servisi şoförlüğü yapıyordu. Temel’in vurulduğu köy, 24 saat askeri üs noktalarından kameralarla izlendiği ve üç askeri üssün olduğu belirtilmişti.

ŞIRNEX

#Temelin #öldürülmesine #dair #kişi #tutuklandı

Gözaltında tutulan gazeteci Yanardağ adliyeye getirildi

Tecrit tepki gösterdiği için gözaltına alınan TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, adliyeye getirildi

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecride dair açıklamaları nedeniyle dün gözaltına alınan TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, ifade işlemleri için Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirildi.

Yanardağ’ın ifadesini alacak savcının ise öğleden sonra adliyeye geleceği öğrenildi.

İSTANBUL

 

#Gözaltında #tutulan #gazeteci #Yanardağ #adliyeye #getirildi

HDP ve Yeşil Sol Parti’den bayram mesajı: Özgürlük ve barış getirsin

HDP Eş Genel Başkanları ve Yeşil Sol Parti Eşsözcüleri Kurban Bayramı dolayısıyla yayınladıkları mesajda, bayramın eşitlik, özgürlük ve barış getirmesini dilediler

Kurban Bayramı dolayısıyla Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Yeşiller Sol ve Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eşsözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın mesaj yayınladı.

Özgür bir dünya mücadele gerekçemiz

Eş Genel Başkanları ve Eşsözcüler mesajlarında, ülkede çok yönlü krizler yaşandığına vurgu yaparak şunları belirtti: “Ne yazık ki büyük toplumsal sorunların, derinleşen ekonomik ve siyasi krizlerin, yoksulluğun, eşitsizliğin ve başta Kürt halkı olmak üzere topluma yönelik çok yönlü saldırıların gölgesinde Kurban Bayramını karşılıyoruz. Ancak bayramları gerçek anlamlarına kavuşturabilir; dayanışma, paylaşma ve özgürleşme esaslarına dayalı toplumsal varoluşumuzu yeniden yaratabiliriz. Hayalini kurduğumuz savaşsız, sömürüsüz ve özgür yaşamı yaratmak mücadele gerekçemizdir.

Bu vesileyle Kurban Bayramı’nın eşitlik, özgürlük ve barış getirmesini diliyoruz. Halkımızın ve Ortadoğu halklarının bayramı kutlu olsun.”

ANKARA

#HDP #Yeşil #Sol #Partiden #bayram #mesajı #Özgürlük #barış #getirsin

Biden: Rusya’da yaşananlara müdahil olmadık

Rusya’daki Wagner kalkışması hakkında konuşan ABD Başkanı Joe Biden, yaşananlara müdahil olmadıklarını söyledi

ABD Başkanı Joe Biden, Rusya’da paralı asker grubu Wagner’in kalkışması ile ilgili konuştu. Beyaz Saray’da altyapı politikalarıyla ilgili yaptığı konuşmada Biden, Rusya’da Wagner grubunun Rus hükümetine isyanıyla ilgili olayları yakından takip ettiklerini söyledi.Putin’e bunun için Batı’yı ya da NATO’yu suçlaması için hiçbir mazeret vermediklerini söyleyen Biden, “Yaşananlara müdahil olmadığımızı açıkça belirttik. Bununla hiçbir alakamız yoktu. Bu, Rus sistemi içindeki bir mücadelenin parçasıydı” dedi.

Ne olursa olsun Ukrayna’yı desteklemeye devam edeceğiz

Biden, Rusya’da ne olursa olsun ABD’nin Ukrayna’ya desteğinin devam edeceğinin altını çizdi. “Bu hafta sonu yaşanan olayların sonuçlarını ve bunun Rusya ile Ukrayna üzerindeki etkilerini değerlendirmeye devam edeceğiz” diyen Biden, “Gelişmelerin nereye gittiğine dair kesin bir sonuca varmak için henüz çok erken olduğunu” ifade etti.

DIŞ HABERLER

#Biden #Rusyada #yaşananlara #müdahil #olmadık

27 aydır haber alınamayan Aktaş’ın ailesi: İmralı adasının koşulları yaşanılabilir gibi değil

PKK Lideri Abdullah Öcalan ile birlikte İmralı Cezaevi’nde tutulan ve 27 aydır kendisinden haber alınamayan Veysi Aktaş’ın ailesi, adanın koşullarının özellikle sağlık açısından kötü olduğunu ve tecridin ağırlaşan koşullarını anlatarak son verilmesini istedi

Gazeteci Merdan Yanardağ’ın tecride tepkisi sonrası gözaltına alınmasıyla aylardır kendilerinden haber alınamayan İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’ın durumu bir kez daha gündem oldu.

25 Mart 2021 tarihinden bu yana haber alınamazken, aile ve avukatların görüşme başvurusu Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “görüş yasağı” gerekçesiyle her seferinde engelleniyor. Ailelerin ve avukatların, Kurban Bayram’ı için yaptıkları başvuruya da yanıt verilmedi.

8 yıldır ne haber ne mektup

2015’ten bu yana İmralı’da tutulan Veysi Aktaş’ın ailesi, yaşanan duruma tepkili. Oğlunu en son Kırıkkale Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu 2015 yılında gördüğünü aktaran anne Faika Aktaş, “İmralı’ya gittiğinden beri oğlumu göremedim. Ne bir telefon ne de mektup hiçbir haber alamıyorum” dedi.

Sadece sesini duydum

Ağabeyi Veysi Aktaş’ı en son 2019 yılında İmralı’da ziyaret ettiğini belirten Sabiha Aslan da, görüşmenin yapıldığı güne değindi. Heyecanla İmralı’ya gittiğini aktaran Aslan, “Diğer arkadaşları ve Abdullah Öcalan’ı göreceğimi sandım. Sadece sesini duydum. O bile bana çok büyük bir heyecan vermişti” dedi.

Askeri görevli yoktu

İmralı’da şartların çok kötü olduğunu belirten Aslan, defalarca aramalardan geçtiklerini söyleyerek, “Orada normal bir askeri görevli yoktu, farklılardı. Daha önceki cezaevlerinde görmediğim kıyafetli görevliler vardı, korkunçtular” ifadelerini kullandı.

Cezaevinin koşulları onu çok etkiledi

Görüş günü ağabeyiyle Kürtçe konuşmak istediğini söyleyen Aslan, “Görevliler bana, ‘Bak ne güzel Türkçe konuşuyorsun. Türkçe konuş’ dediler. Ben de ‘Hayır olmaz. Ağabeyimle Kürtçe konuşacağım’ dedim. Daha sonra yetkililer bir ses kaydı bıraktı. O cihazın yanı sıra karşımızda iki görevli vardı. Ağabeyim çok değişmişti, sesi, fiziği değişmişti. Hasta olduğunu düşünerek üzüldüm ve ağladım. Ona, ‘Seni görmesem başkası konuşuyor zannederim’ dedim. Bana, ‘Buranın havasından ve şartlarından dolayıdır’ dedi. Ondan sonra 45 dakikalık bir görüşümüz oldu. Diyeceklerimin hiçbirini diyemedim, konuşamadım. Ben sadece onların yaşadıklarına, o cezaevinin zorluklarına odaklanmıştım” diye anlattı.

O kadar tecrit altında yaşamak mümkün değil

Ağır tecrit koşullarına vurgu yapan Aslan, şunları söyledi: “Kitaplarda kahramanlardan bahsederler ya, sanırım dünyanın var oluşundan bu yana en büyük kahramanlar orada kalanlardır, orada yatanlardır. Hiçbir irade orada o kadar yıl kalamaz. Bu kadar ağır tecrit altında mümkün değil duramaz. Nasıl anlatılabilir bilemiyorum; ben geldikten sonra dahi baya bir psikolojik travma yaşadım, onlar orada yıllardır yaşıyor. ”

7 bayramdır görmüyoruz

Ağabeyini 7 bayramdır göremediğini belirten Aslan, “Bayramlarda göremiyoruz, telefonla bir iletişim kuramıyoruz. Zaten 30 yıl hepsi müebbetlik, böyle bir zulüm yok. Bu kadar sınırsız işkenceye ne gerek var. Buna akıl sır erdiremiyoruz. 27 aydır hiç haber alamıyoruz. Kesilen telefon görüşmesine de Veysi çıkmamıştı. Sonrasında ise tecrit içinde tecrit uyguluyorlar” diyerek tecridin son bulması çağrısında bulundu.

Haber: Müjdat Can / MA

#aydır #haber #alınamayan #Aktaşın #ailesi #İmralı #adasının #koşulları #yaşanılabilir #gibi #değil

Çocuğa yönelik taciz görüntülerini paylaşan gazeteci gözaltına alındı

Sêwereg ilçesinde, 2 yaşındaki çocuğa yönelik taciz görüntülerini paylaşan gazeteci Mehmet Yetim gözaltına alındı

Riha (Urfa) yerelinde interaktif olarak yayın yapan televizyon kanalı Kulis TV’nin Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yetim gözaltına alındı. Yetim’in, Riha’nın Sêwereg (Siverek) ilçesinde 75 yaşındaki Hüseyin Çiçek isimli şahsın 2 yaşındaki kız çocuğuna tacizde bulunduğu anların görüntülerini sanal medya hesabından paylaştığı için gözaltına alındığı öğrenildi.

Çiçek’in tutuklandığı taciz olayına dair Siverek Cumhuriyet Başsavcılığı yayın yasağı kararı almıştı.

RIHA

#Çocuğa #yönelik #taciz #görüntülerini #paylaşan #gazeteci #gözaltına #alındı

Avukat Kavak: Tecrit hukuksuz, sessizlik ise politiktir

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecridin giderek derinleşmesinin tüm topluma yayıldığını aktaran ÇHD üyesi Avukat Yağmur Kavak, ‘Tecridin hukuksuz, sessizliğin politik olduğunu’ söyledi

Uluslararası komployla 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye getirilen PKK Lideri Abdullah Öcalan, o tarihten bu yana İmralı’da ağır tecrit altında tutuluyor. Abdullah Öcalan’a  yönelik İmralı’da uygulanan özel sistem  son 28 ayda ise mutlak iletişimsizliğe dönüşmüş durumda. En son 25 Mart 2021 yılında kardeşi Mehmet Öcalan ile yaptığı 4-5 dakikalık yarıda kesilen telefon görüşmesinden bu yana Abdullah Öcalan’dan hiçbir haber alınamıyor. Aile ve avukatların yaptığı tüm başvurular ya yanıtsız bırakılıyor ya da “disiplin cezası” gerekçesi ile reddediliyor.  Abdullah Öcalan’a yönelik mutlak tecrit ve haber alamama durumuna ilişkin başta Avrupa Konseyi İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) olmak üzere tüm uluslararası kurum ve kuruluşlar ise sessizliğini koruyor.

Abdullah Öcalan’a yönelik tecride ilişkin Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi Avukat Yağmur Kavak değerlendirmelerde  bulundu.

Sadece fiziksel tecrit uygulanmıyor

Kurdistan ve Türkiye cezaevlerinde çokça hak ihlallerinin yaşandığına dikkat çeken Kavak, başta sağlık olmak üzere infaz yakmalarıyla birlikte derinleşen hak ihlalinin baş gösterdiğini aktardı. Tutsakların avukat ve aile görüş haklarının kısıtlandığına işaret eden Kavak, bununla birlikte tecridin yaşandığını tecridin çok büyük bir problem olduğunu söyledi. Öcalan’a yönelik sadece fiziksel bir tecrit uygulanmadığına dikkat çeken Kavak, “Tüm hakları ellerinden alınıyor ve tüm iletişimleri kısıtlanıyor, büyük hak ihlaline sebep oluyor. Anayasa Mahkemesi (AYM), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları da der ki bir kişi fiziksel olarak suç işlemiş sıfatıyla tutuklanmış olabilir. Ama kişinin hak ve ifade özgürlüğü hakkı korunmaya devam eder” dedi.

Ağırlaştırılmış bir hak ihlali 

İmralı Cezaevi’nde ağır tecrit altında tutulan Abdullah Öcalan’a vurgu yapan Kavak, “Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit devletin hapishane politikalarına ilişkin çok şeyi gösteriyor. Tecrit meselesi bir sınırlama ve hak ihlaline varan  bir noktada ve ağırlaştırılmış bir hak ihlali. Tüm avukatlar başvuru girişimlerinde bulunuyor fakat hiçbir yanıt gelmiyor. Avukatın kendi müvekkilleri ile görüşememesi herkes için büyük hak ihlalidir.  AYM kararlarına aykırıdır. Söz konusu Öcalan olduğunda CPT ve Türkiye sessizliğe bürünüyor. Bunlar programlanmış bir kısım. CPT başta olmak üzere diğer kurumlar da aslında bu sessizliğe gömülmüş durumda” şeklinde konuştu.

Tecride sessiz kalmak politiktir

Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridin tüm topluma yansıdığını kaydeden Kavak, tecrit politikalarının tüm siyasi tutsaklara da sirayet ettiğini aktardı. “Bugün Abdullah Öcalan’a yarın tüm herkese tecrit uygulanır” diyen Kavak, bu gün Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit, sistematikleşen bir hak ihlaline dönüştüğünü Sessiz kalmak bu yönüyle de uygulanan tecridin hukuksuzluk, devam eden sessizliğin ise politik olduğunu söyledi.

Ses çıkaralım

Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak iletişimsizliğe dikkat çeken Kavak, sosyal, fiziki birçok boyutu içerdiğini belirterek aylardır hiçbir haber alınamadığını belirterek şunları söyledi:  “Sağlığı ne durumda onu bilmiyoruz. Bu gün bir kişiye yapılanlar bundan sonraki süreçlerde ve diğer cezaevleri için de çokça anlam ifade ediyor. Aslında vermek istediği mesajdır bu. Devlet sindirme politikasını sürdürüyor. Yaşanan hak ihlallerine kimsenin sessiz kalmaması gerektiğini ve net bir tavır ortaya koymak gerekiyor. Tecridin her boyutuna karşı, infaz yakmalara karşı, hak talebiyle mücadelenin büyümesi gerekiyor. Cezaevlerindeki tüm hak ihlallerine karşı çıkmak gerekiyor. Toplumdaki tüm sivil toplum kuruluşları, dernekler, demokratik örgütlerin cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ses çıkarması ve mücadeleyi yükseltmeleri gerekiyor.”

Haber: Elfazi Toral/Jinnews

#Avukat #Kavak #Tecrit #hukuksuz #sessizlik #ise #politiktir

Sever: Wagner ve ordu arasında çıkar çatışması var

Rusya’daki Wagner kalkışmasını değerlendiren gazeteci Aykan Sever, Wagner olayında belirsizliğin halen sürdüğünü, Wagner ile ordu arasında bir çıkar çatışması olduğunu söyledi

Rusya’da hafta sonu, paralı asker grubu olan Wagner, ordu yönetimine ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya karşı isyan başlattı. Wagner’in lideri Yevgeny Prigojin’in hedefi Şoygu’ydu. Buna rağmen Putin, kalkışmayı vatan hainliği ilan ederek ağır şekilde cezalandırılacaklarını söyledi. Olaylar sadece iki gün içinde gerçekleşti ve Prigojin, varılan anlaşma sonunda birliklerini geri çekti.

Gazeteci Aykan Sever, hafta sonu Rusya’da yaşanan bu hareketli günlerin ne anlama geldiğini, Rusya için ileride ne anlam taşıyacağını ANF’ye anlattı.

Oligarkların alenen gaspa dayanan bir kapitalizmi var

Yaşanan durumu bir anlamda Üçüncü Dünya Savaşı’nın içerisinde düşünmemiz gerektiğine dikkat çeken Sever, Bu zemini kaybettiğiniz ve olayı tekil tartışmaya başladığınız zaman ister istemez bağlam olmuyor. Yoksa sadece Rusya’nın içinde yaşanan bir mesele gibi duruyor ama aslında öyle değil. Doğrudan Üçüncü Dünya Savaşında yaşanan gelişmelerin bir parçası” dedi.

Ukrayna Savaşı uzadığını ve Putin’in planladığı gibi gitmediğini söyleyen Sever, Putin’in üç günde alırız dediği şeyi yürütemediğini ve bunun genel olarak Rusya’ya olumsuz yansımaları olduğunu söyledi. Rusya’da güvensizlik yaratan bir havanın hâkim olduğunu söyleyen Sever, “Ayrıca Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası oligarkların alenen gaspa dayanan bir kapitalizmi var Rusya’da ve aynı zamanda buna bağlı olarak da ciddi bir yozlaşma da hâkim. Öte yandan Ukrayna Savaşı özelinde gerek Genelkurmay Başkanı gerek Savunma Bakanı gerekse de Çeçen lider arasında çekişmeler söz konusu” diye konuştu.

Ortada başarısızlık var kimse üstelenmiyor

Ortada aslında bir başarısızlık olduğunu, bu başarısızlığı bir biçimde kimsenin üstlenmediğine dikkat çeken Sever, “Örneğin Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov savaştan 15 gün kadar önce, “Bizi yeni bir Afganistan’a çekmek istiyorlar” diyordu. Bunu da Sovyetler’in çöküşünü kastederek söylüyordu. Şimdi bunu telaffuz eden bir Dışişleri Bakanı’nın olduğu yerde çok yanlış hesaplar yapıyor olmanız gerekiyor bu savaşa girmek için. Yani yanlış hesaplamışsınız ve sonuçlarını da görüyoruz. Sovyetler Birliği döneminde beğensek de beğenmesek de belli bir duruş vardı. Ama Sovyetlerin çökmesinden sonra Rusya’da bir çıkarlar savaşı oldu. Herkesin kendi başına olduğu ve oligarklaştığı bir yer. Batı kapitalizmi gibi değildi. Zira Batı kapitalizmi en azından tırnak içinde de olsa “denetlenebilir.”  Ama buradaki yozlaşma öyle olmadı. Doğal olarak sadece orduda değil, her tarafı çökmüş bir yozlaşmanın sonuçlarıyla karşı karşıyayız. Ve şimdi görünen o ki, özel bir savaş şirketinin sahibi aynı zamanda devletin kendisine de rakip. Güce ve paraya tapan bir topluluk yaratılmış durumda. Herkes tabii ki doğal olarak burada kendine göre payını almaya çalışıyor ve toplumu da diktatörlük yönetiyor “dedi.

Wagner ve ordu arasında bir çıkar çatışması var

“Rusya’nın savaşta zayıf yanı olarak gösteriliyordu Wagner ve hatta yalnız bırakıldığı bile söylendi” diyen Sever, Wagner ve ordu arasında bir çıkar çatışması olduğuna işaret etti. Aradaki bu gerilimin, son olarak Ukrayna’da ayyuka çıktığını söyleyen Sever, “Ukrayna Savaşı’nda en son Rus ordusu Bakhmout kentini alamadı ve Wanger’i devreye soktular. Wagner de kendine göre büyük fedakârlıklarda bulunarak burayı bir biçimde aldı. Dolayısıyla Rusya Genelkurmay ve Savunma Bakanı karşısında anlaşılan daha avantajlı pozisyon sağladı. Bu da iktidardan daha fazla talepte bulunma olanağı getirdi. Ama en son Rus ordusunun bunları bombaladığı gibi bir mesele geçti. Ne kadar doğru ya da değil orasını bilmiyoruz fakat aralarındaki bağ artık kopma noktasına geldi anlaşılan. Bazı yorumlar yapılıyor; bunlar Putin’in oyunu diye ama ben öyle düşünmüyorum. Kremlin’e drone saldırısı yapıldığı zaman da buna senaryo dendi. Ama Rusya sadece kendi topraklarından baret değil. Dünyanın genelinde başta Suriye olmak üzere Güney Kafkasya, Orta Asya ve Afrika’da var. Haliyle yaratılacak güvensizlik, yani sizin kendi adamlarınızla baş edemediğinizi gösteren bir pozisyon, doğal olarak bütün bunlarda bir karşılık bulacaktır. Putin, tabii ki olayı kendi lehine çevirmeye çalışmıştır ama taviz vererek geri adım attı. Hain ilan etti ama sonuçta dünyanın gözünün önünde bir geri adım atmış oldu” dedi.

Belirsizlik sürüyor

Wagner olayındaki belirsizin hale sürdüğünün altını çizen Sever, “Üçüncü Dünya Savaşı içerisinde özel ordular kullanışlı bir şey. Bu yüzden tercih edilmiştir. Diyelim ki Suriye’de doğrudan Amerika’yla ya da Afrika’nın herhangi bir ülkesiyle karşı karşıya gelmek istemiyor, o zaman bunları devreye sokuyor. Tabii karşılığında bu yapılar görece özerklik de kazanıyor. Örneğin; okuduğum son habere göre, Wagner’in Afrika’daki faaliyetler aynen devam ediyor, dediler. Öte yandan Rus kaynaklar, Putin’in eski koruması ve Tula bölgesinin şu anki valisi olan Aleksey Dyumin’in Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun yerine yeni Rus savunma bakanı olabileceğini söylüyor. Hatta Dyumin’in 2024’te Putin’in yerine aday olabileceği yorumları da yapılıyor. Prigojin ile çatışmayı gayri resmi olarak çözenin kendisi olduğu da söyleniyor. General Surovikin’in ise Genelkurmay Başkanı olması bekleniyor. Prigojin de Dyumin ve Surovikin’i destekliyor.Ayrıca Ukrayna savaşının uzaması da önemli bir faktör. Bir defa Rus yönetimine olumsuz yansıyor. Her ne kadar Çin’in desteğini alsa da Rusya’nın bu savaşı sürdürme hikâyesinden kazandığı bir şey yok” diye konuştu.

Erdoğan hem Putin’i hem Nato’yu aradı

Erdoğan’ının Wagner olayında Putin’i aramasına da değinen Sever, “Şimdi şöyle bir yanlış bir şey var kamuoyunda; ısrarla Putin düşerse diğer diktatörler de düşer diye. Böyle bir şey yok. Çünkü bir defa herkes politika yapıyor. Evet, Erdoğan Putin’i aradı ama sonra da NATO Genel Sekreteri’yle görüştü. Başka bir boyutta kendine göre siyaset kurmaya çalışıyor. Bu yaklaşım Erdoğan’ı çok hafif alan bir yaklaşım. Ve yaptıklarını da görmeyen bir yaklaşım. Örneğin, Rusya’nın zaaf içerisine düşmesi, Afrika dâhil olmak üzere bir defa Güney Kafkasya, Orta Asya, Suriye, Irak, Güney Kurdistan’da Türkiye’nin önünü açar. Batılıların da bunu engellemek gibi bir niyeti falan yok. Sonuçta herkes kendi çıkarına bağlıyor olanları. Bu seçimden önce de Amerikalı uzmanlar, açıkça Türkiye’den Rusya, İran ve Çin’e karşı, Çin sınırına kadar oluşacak bir bloğu organize etmesini bekliyorlardı. Türkiye’ye biçtikleri rol buydu. Bu sadece Erdoğan’dan da ibaret değil. Sonuçta Türk devletiyle ilgili bir şey. Bunları göz önünde bulundurmadan günlük değerlendirmeler doğru olmaz” dedi.

HABER MERKEZİ

 

#Sever #Wagner #ordu #arasında #çıkar #çatışması #var