Ana Sayfa Blog Sayfa 245

Amed ve İzmir’de mezarlık ziyaretleri

Amed’in Lîce ve Pîran ilçesi ile İzmir’de bayram dolayısıyla mezarlıklar ziyaret edildi. Ziyaretlerde yapılan konuşmalarda hayatını kaybedenlerin özgürlük ve demokrasi için kaybettiği vurgulandı

Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) öncülüğünde Kurban Bayramı arifesinde mezarlıklar ziyaret edildi.

Grup, Licê’nin Çeme Êlikan (Birlik) köyünde Sipênî (Şenlik) Şehitliği ve Sîse Mezarlığı’na, Pîran (Dicle) ilçesinde bulunan Pîrejman Mezarlığı’na ve İzmir’de mezarlık ziyaretleri gerçekleştirdi.

Bu halk hiçbir zaman geri adım atmadı

Licê’nin Çeme Êlikan köyünde Sipênî (Şenlik) Şehitliği’e gerçekleştirilen ziyarete, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Amed milletvekili Serhat Eren, Yeşil Sol Parti il ve ilçe yöneticileri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Yenişehir, Pasur ve Licê ilçe yöneticileri katıldı.

Ziyarette konuşan MEBYA-DER Eşbaşkanı Şehmus Karadağ, “Kurdistan’nın çocukları işgalci sistem karşısında hiçbir zaman boyun eğmedi. Özgürlük için ölümü göze aldılar. Ölümlerde oldu tutuklamamlar da oldu ancak bu halk, bu kirli sistem karşısında hiç bir zaman geri adım atmadı” dedi.

Bu bayram da tecrit altında giriyoruz

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride de dikkat çeken Karadağ, “Bu bayrama da tecrit altında giriyoruz bu nedenle AKP-MHP’nin kirli siyaseti karşısında sesiz kalmayacağız. Buradan Sayın Abdullah Öcalan’ın ve diğer bütün siyasi tutsakların Kurban Bayramı’nı kutluyor sevgi ve selamlarımızı yolluyoruz” şeklinde konuştu.

Bu savaşı birlikle durdurabiliriz

Yeşil Sol Parti Amed Milletvekili Serhat Eren de, “Yüzyıllardır kültürümüz, dilimiz üzerinde büyük bir baskı kuruluyor ve bizim bu baskılara karşı kayıtsız kalmamızı istiyorlar. Yoldaşlarımız da halkımız da hiç bir zaman onların baskıları karşısında boyun eğmedi. Bundan sonra da boyun eğmeyecek. Sayın Öcalan üzerindeki tecridi kaldırmak istememelerinin tek sebebi de onların kirli sistemini ortaya çıkaracak olmasıdır. Sayın Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılırsa sadece Kürt halkı için değil, Türkiye’deki tüm halklar için barışın sesi olacak. Bu savaşı durdurmak için birlik ve dayanışma içinde olmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Pîran

MEBYA-DER öncülüğünde Pîran ilçesinde bulunan Pîrejman Mezarlığı’ndaki ziyarete de DBP, HDP, Yeşil Sol Parti il, ilçe yöneticileri ile Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Bedran Öztürk ile birçok aile katıldı.

Mezarlık ziyaretine engel

Dicle Kaymakamlığı tarafından alınan karar gerekçe gösterilerek, mezarlık yakınlarında ziyarete giden heyet askerler tarafından durduruldu. Mezarlık ziyareti yapılmasına izin verilmezken, buradan ayrılan heyet Pîran ilçe mezarlığına doğru hareket etti.

Lîce

Lîce’de bulunan Sîsê Mezarlığı’na da aileler, MEBYA-DER Eşbaşkanı Yüksel Almas, dernek yöneticileri, Barış Anneleri, TJA, Yeşil Sol Parti Amed milletvekili Adalet Kaya ve HDP Amed İl Eşbaşkanı Zeyyat Ceylan katıldı. Sîsê Mezarlığı’nda aileler daha önce tahrip edilen mezarların başında bir süre ağıt yaktı.

Mezarlıklarımızdan elinizi çekin

Anmada konuşan MEBYA-DER Eşbaşkanı Yüksel Almas, “Her zaman ziyaret etmeye devam edeceğiz. Her geldiğimiz de mezarlıklarımıza saldırı ve tahribat olduğunu görüyoruz. Ne yaparlarsa yapsınlar biz ziyaretlerimize devam edeceğiz. Mezarlıklarımızdan elinizi çekin” dedi.

Yeşil Sol Parti Milletvekili Adalet Kaya da, “Mücadeleleri karşısında saygıyla eğiliyoruz. Özgür adil bir yaşam için mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

HDP Amed İl Eşbaşkanı Zeyyat Ceylan ise, “Amaçları özgür bir yaşam mücadelesiydi. Demokrasi, eşitlik ve özgürlük mücadelesi, bu mücadele bu topraklarda devam ediyor. Halkımız, ailelerimiz ve kahramanlarımızın bayramını kutluyorum” şeklinde konuştu.

İzmir

Anadolu Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ANYAKAY-DER), de Kurban Bayramı dolayısıyla İzmir’de mezarlık ziyaretleri gerçekleştirdi. Özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin Bayraklı ilçesindeki Örnek köy, Doğançayı ve Bornova ilçesindeki Kent Mezarlığı’ndaki mezarlıklar ziyaret edildi. Ziyarete, Barış Anneleri, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekili Burcugül Çubuk, Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA) aktivistleri, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) yöneticileri katıldı.

Mücadeleleri sürecek

Ziyarette konuşan Yeşil Sol Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, yaşamını yitirenlerin halkların kardeşliği, demokrasi ve barış için mücadele verdiğini anımsatarak, mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi.

Konuşmaların ardından mezarlıklara çiçek bırakılarak, dualar edildi.

HABER MERKEZİ

#Amed #İzmirde #mezarlık #ziyaretleri

İnfazı yakılan Barış Annesi Bulut tahliye oldu: Başım dik, pişman değilim

Pişmanlık dayatmasını kabul etmediği için infazı yakılan engellenen Barış Annesi Hanse Bulut Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nden tahliye edildi. Cezaevi kapısında konuşan Bulut, ‘Başım diktir. Pişman değilim. Gücüm yettiği sürece davamdan vazgeçmeyeceğim’ dedi

İzmir’in Konak İlçesine bağlı Çimentepe semtinde 10 Eylül 2021’de tutuklanan 65 yaşındaki Barış Annesi Hanse Bulut tahliye edildi.Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nden tahliye edilen Bulut, 2015’te Mêrdin’in Nîsebin ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasakları döneminde evinden çıkamadığı için hakkında “Örgüte yardım” ettiği iddiasıyla açılan davada verilen 2 yıllık hapis cezasının onanması üzerine tutuklanmıştı.

Tahliyesi 3 ay ertelendi

Hipertansiyon ve diyabet hastası olan Bulut, tahliyesine üç gün kala 24 Mart’ta çıkarıldığı Cezaevi Gözlem Kurulu “pişmanlık” dayatmasını kabul etmediği gerekçesiyle tahliyesi 3 ay ertelemişti.

Gücüm yettiğince bu davadan vazgeçmeyeceğim

Bulut’u cezaevi kapısında ailesi ve Ege Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Derneği (TUHAYDER) temsilcileri karşıladı. Cezaevi çıkışında konuşan Bulut, “Ben Nusaybin davası için tutuklandım. Başım diktir. Pişman değilim. Yaşadığım ve ayaklarım üzerinde durabildiğim, gücüm yettiği sürece bu davadan vaz geçmeyeceğim. Bedenim dışarda olabilir ama ruhumun yarısı içeride kaldı” dedi.

Pişmansak neden ceza alıyoruz!

Hükümlü olmasına rağmen cezaevi içinde başka bir mahkeme daha kurulduğunu ifade eden Bulut, “Müdür ve savcılar bizi çağırıp pişman olup olmadığımızı soruyorlardı. Biz de pişmansak neden ceza alıyoruz dedik. Bana neden adli tutukluların içine gitmiyorsun diye sordular. Ben de benim dosyama bakın ne yazıyor? Dedim. Bana ‘bunun acısını zaten çekeceksin, pişman olmazsan fazla yatacaksın’ dediler. Ben de onların dilinde ‘seve seve’ dedim. Onlar da ‘seve seve’ ceza verdi” diye belirtti.

Amacımıza ulaşana kadar başımız diktir

Yapılan koğuş aramalarında yatakların ve sandalye üzerindeki minderin pamuklarını çıkararak yere atar şekilde arama yaptıklarını ifade eden Bulut,, “Bize eziyet ediyorlar. Ama amacımıza ulaşana kadar başımız diktir” şeklinde konuştu.

İZMİR

#İnfazı #yakılan #Barış #Annesi #Bulut #tahliye #oldu #Başım #dik #pişman #değilim

Şenyaşar ailesinden ‘bayram’ paylaşımı

Şenyaşar ailesi, Adalet Nöbetleri’nin 827’nci gününde yaptıkları paylaşımla mücadelelerinin devam edeceğini vurguladı

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 827’nci gününe girdi.

Nöbetlerini Pirsûs’taki evlerinde sürdüren ailenin sanal medya hesabından, “Bir bayram daha geldi. Bu bayram niye eksiğiz. Üç insanımız toprak altında, bir insanımız 5 yıldır tek hücrede. Katliamı azmettiren dışarda. Urfa’da kendini ‘üstün’ görenler yargılanana kadar mücadele devam edecek” paylaşımı yapıldı.

RIHA

#Şenyaşar #ailesinden #bayram #paylaşımı

AİHM: Kadınların evlenmek için 300 gün beklemesi ayrımcılık

AİHM, kadınların boşandıktan sonra tekrar evlenebilmesi için aradan 300 gün geçmesini şart koşan yasal düzenlemenin cinsiyet ayrımcılığı yarattığı için ‘Özel hayata saygı’ ihlali olduğuna hükmetti

Kadın kazanımlarının ve haklarının saldırı altında olduğu Türkiye’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) emsal bir karara imza attı. AİHM, Türkiye’de boşanmış kadınların yeniden evlenmek için bekledikleri 300 günlük sürenin ayrımcılık olduğuna hükmetti.

Nurcan Bayraktar’ın Türkiye’ye açtığı davayı karara bağlayan AİHM, söz konusu uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) ihlal ettiğini belirtti.

Ayrımcılık yaratıyor

Oy birliğiyle alınan kararda, uygulamanın AİHS’in “özel hayata saygı” hakkını düzenleyen 8’inci maddesi ile ayrımcılığı yasaklayan 14’üncü maddesini ihlal ettiği görüşüne varıldı.

Hamilelik testi zorunluluğu

Türkiye’de yasalar kadınların eski eşlerinden farklı biriyle evlenmek için boşanmalarının kesinleşmesinden sonra asgari 300 gün beklemelerini şart koşuyor. Bu süreyi beklemek istemeyen kadınların hamile olmadıklarını tıbbi testlerle ispatlamaları gerekiyor.

‘Özel hayata saygı’ ihlalidir

AİHM, 300 günlük bekleme süresinin ve bu sürenin kısılması için hamile olunmadığının ispatı amacıyla tıbbi belge talep edilmesinin haklı görülemeyeceğine, dolayısıyla davacının özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

Cinsiyetçi bir uygulama

AİHM, bu uygulamanın doğrudan bir cinsiyet ayrımcılığı anlamına geldiğini ve doğacak çocuğun babasının kim olduğu üzerindeki belirsizliği önlemek amacıyla alınan bir tedbir olduğu savının bu ayrımcılığı haklı gösteremeyeceğine de hükmetti.

Modern hayatta yeri yok

Davacının cinsiyeti nedeniyle gördüğü muamelenin gerekli olmadığı ve hiçbir gerekçeyle haklı gösterilemeyeceği ifade edilen AİHM kararında, “soy kütüğünde karışıklık olmasını” önlemek gibi bir amacın, yani biyolojik babanın kim olduğunu tespit etme niyetinin, modern toplumda yeri olmadığı belirtildi.

AİHM’in ön kararının ardından tarafların nihai bir karar alınmasını talep etmek için üç ay süreleri bulunuyor.

HABER MERKEZİ

#AİHM #Kadınların #evlenmek #için #gün #beklemesi #ayrımcılık

41 gündü açlık grevindeler: Tek talepleri işkencenin sona ermesi!

Hewlêr Cezaevi’nde tutulan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er’in işkenceye varan hak ihlallerine karşı başlattığı açlık grevi 41’inci güne girdi

Federe Kurdistan Bölgesi’nde 17 Temmuz 2019 tarihinde Türkiye’nin Hewlêr Başkonsolosluğu’nda görevli diplomat Osman Köse ile Irak vatandaşı Neriman Osman ve Beşdar Ramazan’a yönelik saldırı gerekçe gösterilerek tutuklanan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er, tutuklanarak ilk derece mahkemesinde idam cezası verildi.

41’inci güne girdi

Hewler Cezaevi’nde tutulan Dağ ve Er’in, keyfi arama, fiziki şiddet, hakaret ve tek tip elbise dayatmasına karşı 18 Mayıs’ta başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi 41’inci güne girdi.

Daha önce de girmişlerdi

Dağ ve Er, tutuldukları cezaevinde, işkence ve hak ihlallerine karşı 28 Eylül 2022’de açlık grevi eylemi başlatmış, taleplerinin kabul edilmesi üzerine 14’üncü gününde eylemi sonlandırmıştı. Dağ ve Er, ihlallere karşı 13 Şubat 2022’de de ölüm orucu eylemi başlatmış, taleplerin kabul edilmesi üzerine ise 9’uncu gününde sonlandırmıştı.

Dağ ve Er, ihlallerin sürmesi üzerine 18 Mayıs’ta tekrar süresiz dönüşümsüz açlık grevi başlattı.

AMED

#gündü #açlık #grevindeler #Tek #talepleri #işkencenin #sona #ermesi

İzmir’de kadın şoför anketi: Kendimizi daha güvende hissediyoruz

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı ankette, yolcuların kadın ESHOT şoförlerinden daha memnun olup olmadıkları soruldu. Anketten kadın şoförlere güven çıktı

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kadın şoförlerin kullandığı otobüslerde 10 bin 404 kişiyle anket yaptı. Yapılan anketle hem kurumun verdiği hizmetin kalitesi hem de yurttaşların güvenini sağlama noktasında kadın şoförlerin performansları değerlendirildi.

15 bin soruluk ankette “Şoförün vatandaşa karşı davranışı uygun”, “Şoför trafik kurallarına uyuyor ve otobüsü güvenli kullanıyor”, “Otobüs, iniş binişlerde yolcuyu yeteri kadar bekliyor” soruları soruldu.

Kadın şoförler çoğalsın

5 yıldır Elektrik Su Havagazı Otobüs ve Troleybüs (ESHOT) şoförlüğü yapan Nihal Arslan, “Yolcularımızın tepkileri güzel. Yaptığımız iş kolay bir iş değil, zor bir iş ama severek yaptığımızdan dolayı bize kolay geliyor. Kadın şoförlerin daha da çoğalmasını istiyoruz. Bu işi yapmak isteyen kadınlar gelsinler müracaat etsinler, bizlerin arasına girsinler” dedi.

Kendimizi güvende hissediyoruz

Kadın şoförlerin çoğalmasını olumlu bir gelişme şeklinde nitelendiren yurttaş Kadriye Zararsız, “Güler yüzlü kadın şoförleri görmek bizi daha mutlu ediyor. Kendimizi daha güvende hissediyoruz. Daha da fazla olmasını diliyoruz” açıklamasında bulundu.

İZMİR

#İzmirde #kadın #şoför #anketi #Kendimizi #daha #güvende #hissediyoruz

Tuncel: Sincan’da 14 kadının tahliyesi keyfi engelleniyor

Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’nin önceki dönem eşbaşkanlarından Sebahat Tuncel, Sincan Cezaevi’nde 14 kadının tahliyesinin keyfi olarak engellendiğini söyledi

Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’nin önceki dönem eşbaşkanlarından, 23 ve 24’üncü dönem milletvekili Sebahat Tuncel, tahliye hakkı kazanmasına rağmen “keyfi” gerekçelerle tahliye edilmeyen siyasi tutuklularla ilgili Adalet Bakanlığına başvuruda bulundu.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre; Tuncel, Mukaddes Kubilay, Zeynep Bingöl, Rozerin Kurt, Özlem Demir, Sedef Demir, Sermin Demirbağ, Sabite Ekinci, Jiyan Ateş, Rojda Erez, Hanım Yıldırım Necla Yıldız, Dilan Oynaş, Berin Sarı ve Nedime Yaklan’ın tahliyelerinin keyfi olarak engelliğine dikkat çekti.

Bakanlık ayrımcı politikalara imza atıyor

Adalet Bakanlığı yetkililerine seslenen Tuncel, “Adaleti sağlaması gereken, yasaları tüm yurttaşlar için eşit uygulaması gereken bakanlığınız da ne yazık ki ayrımcı uygulamalara imza atmakta anayasayı ihlal etmektedir. Bakanlığınızın denetiminde bulunan cezaevleri bu eşitsizliklerin en yoğun yaşandığı alanlardan birisidir. Siyasi tutuklu ve hükümlülere karşı ayrımcı politikalar uygulanmakta, tutsaklar pek çok ayrımcı ve haksız eşitsiz uygulamalarla karşı karşıya bırakılmaktadır” ifadelerini kaydetti.

İdare gözlem kurulu kendisini mahkeme yerine koyuyor

Cezaevlerinde Kurulan İdare Gözlem Kurulları tutuklu ve hükümlülerin anayasa ve yasa ile elde etmiş oldukları hakları ellerinden aldığına dikkat çeken Tuncel, “İdare gözlem kurulları kendisini mahkeme yerine koymakta paralel yargılama yapmakta ve tutuklu ve hükümlülere haksız cezalar vermektedir. İdare gözlem kurulu kararlarına yapılan itirazlarda ne yazık ki şekli olarak ele alınmakta ve İdare gözlem kurulu kararlarını onaylamaktadır. Ağır Ceza mahkemelerine yapılan itirazlar da tutuklu ve hükümlülerin aleyhine sonuçlanmaktadır” diye konuştu.

14 siyasi kadının tahliyesi keyfi olarak engelleniyor

Kendisinin de tutuklu bulunduğu Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki durumu da aktaran Tuncel, “Sincan Kadın Kapalı Cezaevi İdare Gözlem Kurulu kararı ile İçerisinde Belediye eş başkanlarımızın da bulunduğu 14 siyasi Kadının tahliyesi keyfi olarak engellenmektedir. İnfazın ertelenme gerekçesi olarak da seyir defteri kayıtlarında olumsuz veri girişi olduğu, cezaevinin iyileştirme programının kabul edilmediği, mülakata çıkmak istemediği, iyi hal sistemi ve iyi hal uygulamalarını yerine getirmediği, cezaevinin koyduğu kurallara uyulmadığı, arkadaşları ile birlikte kaldığı, pişmanlık göstermediği, slogan ve zılgıt aldığı, kütüphaneden yeterince kitap alınmadığı, HDP de Belediye eş başkanlığı yaptığı veya HDP çalışmalarına katıldığı, v.b gerekçeler gösterilmektedir” şeklinde konuştu.

Tuncel, dilekçesinde tahliyeleri çok kez ve çoğu zaman belirsiz sürelerle engellenen siyasi kadın tutukluların isimlerini de şöyle sıraladı: Mukaddes Kubilay, Zeynep Bingöl, Rozerin Kurt, Özlem Demir, Sedef Demir, Sermin Demirbağ, Sabite Ekinci, Jiyan Ateş, Rojda Erez, Hanım Yıldırım Necla Yıldız, Dilan Oynaş, Berin Sarı, Nedime Yaklan.

Hukuksuzluğa son verin

Dilekçesinde yaşanan hukuksuzluğa son verilmesini isteyen Tuncel, “Tutuklu ve hükümlülerin TCK’nin 7. maddesindeki hakları ile 5275 sayılı yasadaki hakları dikkate alınması ve tahliyelerin sağlanması için bakanlığınızın sorumluluk alarak yaşanan hukuksuzluğa son vermesi, yaşanan ayrımcı uygulamaya son vermesi kadar ailelerin toplumun cezalandırılmasına da son verecektir” dedi.

HABER MERKEZİ

#Tuncel #Sincanda #kadının #tahliyesi #keyfi #engelleniyor

Depremzeler bayramı mezarlıklarda karşılıyor: Üzüntümüz de öfkemiz de diri

Depremde yıkımın yaşandığı Semsûr’de halk, bu bayramı mezarlık başında ağıtlar yakarak geçiriyor. ‘Yaşananları unutamadıklarını’ söyleyen depremzedeler, ‘Üzüntümüz de öfkemizde diri’ diyor

Türkiye ve Kürdistan’da 6 Şubat’ta yaşanan Mereş merkezli depremlerde resmi rakamlara göre 54 bin kişi yaşamını yitirdi ancak tahmin edilen rakamlar bu sayının kat kat be üzerinde.

Depremin ardından geçen 5 ayda ise hayatta kalanlar yaralarını sarma ve yaşam mücadelesi veriyor. Bu mücadele içerisinde yaklaşan Kurban Bayramı’nı karşılayacak olan depremzedeler, bu bayramı mezarlıklarda geçirecek. Bayrama sayılı günler kala mezarlık ziyaretlerine başlayan depremzedeler ağıtlar yakıp, mezarlıklara şeker bırakıyor.

Resmi olmayan rakamlara göre 30 bine yakın insanın yaşamını yitirdiği Semsûr’de (Adıyaman) 2 binden fazla bina yıkıldı. Kentte yaklaşan bayramın hareketliliği yalnızca mezarlıklarda hissedilirken depremzedeler, çocuklar ve mezarlık ziyaretlerinde dağıtılmak üzere şeker aldıklarını belirtiyor ve “Bu acıda kimse bayramı hissetmiyor” sözlerini ekliyor.

‘Böyle bayram mı olur?’

NuJinha’dan Medine Mamedoğlu’na konuşan ve mezarlıkta kaybettiği kardeşi ve yeğeni için ağıt yakan Safiye Avcı, aradan geçen 5 ayın kendisi için 5 gün gibi olduğunu ve depremden bu yana hayatlarında değişen hiçbir şeyin olmadığını söylüyor.

Yaşadıklarını “Kıyamet “olarak tanımlayan depremzede Avcı, “Ben 51 yaşındayım hiç böyle bir deprem görmedim. Saat 6’da bize haber geldi, ayakkabısız dışarı çıkıp kardeşimin evine gittim. Evin önüne gittiğimde enkazdan başka bir şey yoktu. Kimsenin sesi çıkmadı o zaman belliydi her şey. O gün atılan yardım çığlıklarını hiç unutmuyorum. Kimse yoktu kimse yardıma gelmedi. Üç gün sonra baktılar herkes öldü, o zaman çıkıp geldiler. Bayramımız hep böyle ağlama ve üzüntüyle geçiyor. Böyle bayram mı olur? Ömrümün sonuna kadar kaybettiklerimizi ve o gün yaşadıklarımızı unutmayacağım” diyor.

‘Üzüntümüz de öfkemiz de dipdiri’

Sadece bayramda değil her gün kaybettiği yakınlarının mezarlarına geldiğini dile getiren depremzede Sevgi Kılınç ise, üzüntülerinin yanında öfkelerinden de hiçbir şeyin eksilmediğini vurguluyor.

Geç gelen yetkililerin bir de üstüne helallik istediklerini hatırlatan Sevgi Kılınç, “Tabi ki hakkımızı helal etmiyoruz da bu pişkinliği sindiremiyoruz. Buradakilerin hepsinin öfkesi bu yüzdendir. Deprem oldu ama ihmali hükümet yaptı. Bizler hükümeti destekleyen bir aileydik ama depreme kadar. Bize bayram mı kaldı, bize düğün mü kaldı bizde artık bir doğum günü bile olmaz. Bizim ailelerimiz, hayallerimiz ve hayatlarımız gitti. Artık hiçbir şey için ne hevesimiz ne de umudumuz var. Her şeyimiz onlarla birlikte gitti, bizlerde sadece öleceğimiz günü bekliyoruz” sözlerini ifade ediyor.

‘Hiçbir şey acımızı dindirmiyor’

Her gün 6 Şubat gününe uyandıklarını ve kendileri için hayatın o günde kaldığını söyleyen Sevgi Kılınç son olarak şunları söylüyor:

“İnsanlar bize kalkın hayat devam ediyor diyor, ama vallahi de billahi de hayat devam etmiyor. Her gün bu mezarlığa geliyorum her gün. Hayat devam etse ben neden her gün burada olayım. Hiçbir şey bizim acımızı dindirmiyor. Ne o yatırdıkları kan parası ne de verecekleri evler. Bizim mahalle geri dönüşüm projesindeydi. 10 sene boyunca öyle kaldı, neden yapmadınız ki depremi mi beklediniz? Bedelini kayıpları olanlar ödedi. Bizim için yaptıkları şeylerin hiçbir anlamı yok.”

HABER MERKEZİ

#Depremzeler #bayramı #mezarlıklarda #karşılıyor #Üzüntümüz #öfkemiz #diri

Türkiye Amêdiyê kırsalını bombaladı

Türkiye’ye ait savaş uçaklarının Amêdiyê’ye kırsalını bombaladığı belirtildi. Bombalama sonucu bölgede yangın çıtkı

Geçtiğimiz yıl Nisan ayında Türkiye tarafından Federe Kurdistan Bölgesi’ne başlatılan saldırılar sürüyor.

Rojnews’in haberine göre; sabah saatlerinde Türkiye’ye ait savaş uçakları, Federe Kurdistan Bölgesi’nde Amêdiyê’ye bağlı Guherzê köyü yakınlarında bulunan Metîna Dağı’nı bombaladı.

Bombalama nedeniyle yangın çıktığı belirtildi.

DIŞ HABERLER

#Türkiye #Amêdiyê #kırsalını #bombaladı

Geliyê Godernê’de ağaç kıyımına ‘özel mülk’ kılıfı

Ağaç kıyımı ile birlikte baraj suları altında bırakılmak istenen Geliyê Godernê’de, tarih de yok ediliyor. Amed Barosu’ndan Ahmet İnan, alanların korucu yakınlarına satıldığı için özel mülk adı altında hukuki yolların kapatılmaya çalışıldığını söyledi

Amed’in Pasur (Kulp), Licê (Lice) ve Farqîn (Silvan) ilçeleri üçgeninde bulunan Godernê Vadisi (Geliyê Godernê), “güvenlik” gerekçesiyle başlatılan ağaç kesimi sürüyor.

Başvurular ret edildi

Vadi, ağaç kesiminin ardından yine “güvenlik” gerekçesiyle inşa edilen Silvan Barajı’nın suları altında bırakılacak. Yüz hektarlık yeşil alanı yok edecek olan ağaç kıyımına karşı Amed Ekoloji Derneği, Amed Barosu ile Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası’nın yürütmenin durdurulması talebiyle yaptığı başvuru, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İdare Mahkemesi’ne sevk edilmeden reddedildi. Savcılık, ağaç kesiminin “suç” olmadığını savunarak, başvuruyu reddetti.

Başvurularına dair Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Müjdat Can ve Welat Ekin’e konuşan Amed Barosu Kent ve Çevre Hukuku Komisyonu’ndan Ahmet İnan, arazinin korucu yakınlarına satılarak hukuki yolların kapatılmaya çalışıldığını vurguladı.

Ama hem baraj hem ağaç kıyımı

Geliyê Godernê’nin mükemmel bir doğa alanı olduğunu söyleyen İnan, bölgede Süryani ve Ermeni kaya yapıtlarının bulunduğunu, tarihi kaya mağaraları, tarihi kaya oymalarının olduğunu belirtti. Bölgenin baraj suları altında bırakılmasıyla tarihin yok edileceğini dile getiren İnan, yine bölgede yaşanan ağaç kesiminin de bunu sağladığını söyledi. Geliyê Godernê’de sadece ağaç kesiminin yapılmadığını, kum elde edebilmek için dinamitlerle patlamaların yapıldığını aktaran İnan, “Ağaçları önden kestirip, korucu yakınlarına ihale ile veriliyor. Bölgede 100 hektardan fazla bir ağaç kesimi söz konusu” diye belirtti.

Ortada hukuki bir durum yok

Amed Ekoloji Derneği ile birlikte ağaç kesimiyle ilgili Mart ayında suç duyurusunda bulunduklarını, fakat Kurdistan’daki hiçbir ağaç kıyımına bir tedbir alınmadığını, sorumlular hakkında işlem başlatılmadığını ve hukuki başvurularda sonuç alamadıklarını kaydetti. Ağaç kesiminin hukuki dayanağının olmadığının, Orman Kanunu’na aykırı olduğunun altını çizen İnan, “Burada ağaç kesimine dair alınan bir idari karar bile yok. Korucu yakınlarına ihaleyle verilmiş, o yüzden hukuki olarak suç duyurusundan başka bir şey de yapamıyoruz” diye konuştu.

Ağaç kesimine kılıf hazırlandı

“Özel mülke ait ağaçlardır, onların rızası alınmıştır” iddia edilerek ağaç kesimine kılıf hazırlandığını belirten İnan, Geliyê Godernê’nin yüzde 80’inden fazlasının kamusal alan olduğunu, özel mülkün çok sınırlı olduğuna dikkat çekti.

Çakıllardan da para kazanacaklar

“Güneydoğu Anadolu Projesi”nin (GAP) en büyük parçası olan Silvan Barajı’nın su tutma aşamasına geldiğini belirten İnan, “Fırsat bu fırsat, bu ağaçları keselim. Dinamit patlatalım, kumları, çakılları ticari maksatla çıkaralım” anlayışının iş başında olduğunu söyledi.

HES yapılacak

Geliyê Godernê’de doğa talanının çok boyutlu olduğuna işaret eden İnan, bölgede aynı zamanda Sarım Çayı’na da bir Hidroelektrik Santrali (HES) projesinin olduğunu da sözlerine ekledi. Geliyê Godernê’yi besleyen ana su kaynağında HES yapılacağını aktaran İnan, “Buna karşı iptal davasını da açtık. Keşif günü yakın zamanda verilecek.Doğayı korumaya devam edeceğiz” dedi.

AMED

#Geliyê #Godernêde #ağaç #kıyımına #özel #mülk #kılıfı