Ana Sayfa Blog Sayfa 253

İkizdere HES’e kurban gitmeyecek

Zamanında iktidara yakınlığıyla bilinen Cengiz Holding’in gözlerini diktiği İkizdere’ye şimdi de Reis Holding gözlerini dikti. Halkın mücadelesi ve tepkisiyle mahkeme HES projesini iptal etti

Reis Holding’in Rize İkizdere’deki Dereköy bölgesinde yapmak istediği Hidroelektrik Santral Projesi’nin (HES) normal şartlarda geçtiğimiz gün yapılması gereken Halkın Katılımı Toplantısı (HKT), Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından iptal edildi. Toplantısı yapılamayan projenin bakanlık tarafından durdurulduğu öğrenildi.

İtiraz geldi

Reis Holding’e bağlı Reis RS Enerji Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ‘Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ içerisinde kalan vadide 49 yıllığına HES projesi gerçekleştirmek için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) başvurusu yapmıştı. Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun aldığı kararla birlikte 2010’da doğal SİT alanı ilan edilen bölgede projenin yapılmak istenmesine ise yaşam savunucusu ve kurumlardan itiraz geldi.

Proje iptal edildi

Başvurunun ardından bakanlık önceki gün Halkın Katılımı Toplantısı (HKT) yapılmasına karar verdi. Ancak toplantı bir hafta öncesinde yine bakanlık tarafından iptal edildi. Cumhuriyet’e açıklamada bulunan İkizdere Dernekler Federasyonu 2. Başkanı İsmet Ekşioğlu, projenin ÇED başvurusunun da iptal edildiğini söyledi. Ekşioğlu, “Konuya ilişkin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nü aradığımda, HKT yapılamadığından projenin durdurulduğu bilgisini verdiler. ÇED başvurusu olmayan bir proje yapılamaz. Proje bakanlık tarafından iptal edildi” dedi.

Cengiz’in de göz bebeğiydi

İkizdere’deki yöre halkı aynı zamanda, 5’li çete olarak adlandırılan iş insanlarından Mehmet Cengiz’in şirketi Cengiz Holding’in taş ocağı projesine karşı mücadele ediyor. Öte yandan, daha önce de yine 5’li çete olarak anılan Nihat Özdemir’in şirketi Limak Holding aynı bölgeye HES projesi gerçekleştirmek istemiş, ancak proje 2009’da açılan davalarla iptal ettirilmişti.

EKOLOJİ SERVİSİ

#İkizdere #HESe #kurban #gitmeyecek

İHD, TİHV, TTB’den ortak açıklama: İşkenceyi önlemek devletin sorumluluğu

İHD, TİHV, TTB ’26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma’ günü dolayısıyla ortak yaptıkları açıklamada, 2022 yılında TİHV’e rekor başvuru yapıldığını belirterek, devleti sorumluluğu olan işkenceyi önlemeye çağırdılar

İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) İnsan Hakları Kolu “26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma” dolayısıyla ortak açıklama yayınladı.

Türkiye’nin taraf olduğu vurgulandı

Açıklamada, Birleşmiş Milletlerin (BM) “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme”nin 26 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe girdiği vurgulanarak, Türkiye’nin buna taraf olduğu hatırlatıldı.

Türkiye’nin de dahil olduğu imzacı birçok ülkenin halen işkenceyi insanlık dışı bir cezalandırma ve yıldırma aracı olarak kullandığı belirtilen açıklamada, 2022 yılında TİHV’e 32 yıllık tarihinde görülen en yüksek sayıda işkence gören ve yakını tarafından başvuruda bulunulduğu belirtildi.

Saldırılar hatırlatıldı

LGBTİ+’lar ve Cumartesi Annelerine yönelik saldırı, işkenceli gözaltların anımsatıldığı açıklamada, 2016 yılında ilan edilen OHAL sonrası cemaatle bağlantılı olan isimlerin “kaybolmasına dikkat çekerek, “Kaçırılan Yusuf Bilge Tunç isimli kişiden 6 Ağustos 2019 tarihinden bu yana haber alınamamaktadır” denildi.

İşkenceyi önlemek devletin sorumluluğu

İşkenceyi önleme yükümlülüğünün öncelikle devletlere ait olduğu kaydedilen açıklamada, “Bu nedenle de devletler, her şeyden önce işkenceyi bir sindirme aracı olarak kullanmaktan vazgeçmeli, işkence suçlarını etkin bir biçimde soruşturmalı ve cezasızlıkla mücadele etmelidirler” vurgusu yapıldı.

Talepler sıralandı

Açıklamada, devlete seslenildi ve derhal yerine getirilmesi istenen şu asgari talepler sıralandı: “*İşkencenin ülkemizde bu boyutta olmasının en temel nedeni, işkence yasağının mutlak niteliği ile bağdaşmayan çok ciddi bir cezasızlık kültürünün varlığıdır. Her şeyden önce, sıradan bir kural haline getirilmeye çalışılan cezasızlık politikalarına son verilmelidir.

*Her düzeyde yetkililer işkenceyi ve işkenceciyi öven, teşvik eden söylemlerden vazgeçmeli, uluslararası mekanizmaların tavsiyeleri doğrultusunda işkence uygulamaları kamuya açık bir şekilde kesin olarak kınanmalıdır.

*Gözaltı koşullarında usul güvenceleri eksiksiz olarak uygulanmalıdır.

*Gözaltı süreleri kısaltılmalıdır.

*Mevcut Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) kaldırılmalı, BM İşkenceye Karşı Sözleşmeye ek Protokol (OPCAT) ve BM Paris Prensiplerine uygun, tümüyle bağımsız yeni bir ulusal önleme mekanizması oluşturulmalıdır.

*Kolluk Gözetim Komisyonu tarafsız ve bağımsız hale getirilmelidir.

*İşkencenin belgelenmesi ve raporlandırılması bir BM belgesi olan ‘İstanbul Protokolü’ ilkelerine göre yapılmalıdır.

*İşkenceye ilişkin iddialar hızlı, etkin, tarafsız bir şekilde soruşturulmalı, bağımsız heyetlerce araştırılmalı, adli yargılama süreçlerinin her aşamasında uluslararası etik ve hukuk kurallarına uygun davranılmalıdır.

*Hapishaneler insan hakları ve hukuk örgütlerinin bağımsız denetimine açılmalıdır.

*CPT raporlarının tümü açıklanmalı ve tüm tavsiyelere uyulmalıdır.”

Kurumlar son olarak işkenceye cezasızlığa karşı mücadelelerinin süreceğini vurguladı.

HABER MERKEZİ

#İHD #TİHV #TTBden #ortak #açıklama #İşkenceyi #önlemek #devletin #sorumluluğu

Katalonyalı kadınlar: Kürt kadınları ilgi ile izliyor, parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz

Kürt Kadınları Kütüphane, Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin açılış programı devam ediyor. Açılışa katılan Katalonyalı kadınlar, Kürt kadınlarının direnişçi yanlarının yanında sanatsal yönlerini de gördüklerini ifade ederek, kurtuluşun kadınların özgürlük mücadelesinde olduğunu vurguladı

Federe Kurdistan Bölgesi’nin Silêmanî (Süleymaniye) kentinde 4 Ekim 2022’de katledilen Jineoloji Araştırma Merkezi üyesi ve Jineoloji Dergisi editörü akademisyen Nagihan Akarsel’in projesi olan Kürt Kadınları Kütüphane, Arşiv ve Araştırma Merkezi dün açılırken, açılış programı bugün de devam ediyor.

Birçok kentten katılımcı

Kurdistan ve Avrupa’nın dört bir yanından Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivistleri ve Jineoloji Komitesi üyeleri ile birlikte çok sayıda kadın örgütü temsilcisi açılış için kente geldi.

Kadın mücadelesine kaktı sunacak

Açılış etkinliğinin ilk gününde kadınlar, kadın tarihinin önemine vurgu yaparak, kütüphanenin kadın mücadelesine önemli katkılarının olacağını söyledi.

Kadın özgürlük hareketi bizi kurtaracak

Yıllardır çalışmalarda yer alan isimlerden Jineoloji Katalonya Komitesi’nden Fammy Arambilet, kadın özgürlük mücadelesiyle ilgili çeşitli çalışmalara imza atmış bir isim. Arambilet, “Kadın özgürlük hareketi bizi ataerkillikten ve kapitalizmden kurtarabilecek en büyük hareket ve büyük paradigma, tüm kadınları kurtaracağına inanıyorum” dedi.

Kürt kadın direnişinin sanatsal yönünü gördüm

Dünyanın birçok yerinden gelen kadınların bir arada olduğu için mutlu olduğunu ifade eden Arambilet, “Burada Kürt kadınlarının direnişçi yanlarının yanında sanatsal yönlerini de gördüm. Ben de bir kadın olarak bu projede yer alıp kadınların tarihini en doğru şekilde yansıtmaya çalışacağım” ifadelerinde bulundu.

Bu süreç tüm kadınları ilgilendiriyor

Kütüphane merkezinin açılışı için gelen Jineolojî Katalonya Komitesi’nden Lola Gutierrez ise, tarihi bir güne tanıklık ettiklerini ifade ederek, “Bu süreç tüm kadınları ilgilendiren bir süreç. Kürt kadınlarının bu çalışması başta ailelerimiz olmak üzere kendi bölgelerimizde yaşayan kadınların fırsatlar elde etmesi için çok önemli bir yerde duruyor” şeklinde konuştu.

Bir parçası olmak güzel

Kurtuluşun kadınların özgürlük mücadelesinde olduğunu vurgulayan Gutierrez, “Biliyorum ki kadın hareketi bu dünya için bir ışıktır ve sahip çıkılması gerekiyor. Kürt kadınların çalışmalarını ilgi ile izliyor, bir parçası olduğumuz için mutluluk duyuyoruz. Bizi kadın mücadelesi bu krizden kurtaracak” diye belirtti.

Haber: Arjin Dilek Öncel / MA

#Katalonyalı #kadınlar #Kürt #kadınları #ilgi #ile #izliyor #parçası #olmaktan #mutluluk #duyuyoruz

Rusya İdlib’e saldırdı: En az 7 ölü

Rusya’nın İdlib’e düzenlediği hava saldırısında 4’ü sivil en az 7 kişinin öldüğü belirtildi

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Rus hava kuvvetlerinin İdlib’de hava saldırısı düzenlediğini ve en az 7 kişinin öldüğünü bildirdi.

SOHR Müdürü Rami Abdul Rahman AFP’ye yaptığı açıklamada Cisr El Şuğur’da düzenlenen hava saldırısında “4 sivil” ve 3 çete mensubunun öldüğünü belirtti.

Pazar günü gerçekleşen saldırıda 25 sivilin de yaralandığı ifade edildi.

Şam hükümetinin temel destekçisi olan Rusya, 2015’te Suriye savaşına doğrudan dahil oldu.

İdlib bölgesi geniş bir şekilde El Kaide bağlantılı Heyet Tahrir El Şam’ın kontrolünde bulunuyor. Bölgede başka paramiliter gruplar da var. Bu grupların tümü Türkiye destekli.

DIŞ HABERLER

 

#Rusya #İdlibe #saldırdı #ölü

Şenyaşar ailesi: Adalet sağlanmadiği için acımız azalmıyor

Adalet Nöbeti’nin 825’inci gününde devam ederken, aile sanal medya hesaplarından, ‘Hastanede katliam yapanları toplum vicdanda mahkum etse de, yargı 3 maymunu oynamaya devam ediyor’ paylaşımı yaptı

Riha’nın (Urfa) (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 825’inci güne girdi.

Yargı maymunu oynamaya devam ediyor

Emine Şenyaşar, hafta sonu adliyenin kapalı olması nedeniyle bugünkü nöbeti Pirsûs’taki evlerinde sürdürüyor. Aile, sanal medya hesaplarından ise şu mesajı paylaştı: “Hani bir söz var, ‘acılar paylaştıkça azalır’… Hayır adalet sağlanmadığı için acımız azalmıyor. Hastanede katliam yapanları toplum vicdanda mahkum etse de, yargı 3 maymunu oynamaya devam ediyor.”

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Adalet #sağlanmadiği #için #acımız #azalmıyor

DBP’de olağanüstü kongre

Ankara’da 5’inci Olağanüstü Kongresi’ni yapan DBP’de Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır yeniden eşbaşkan seçilirken, kongrede PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çekildi

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), 5’inci Olağanüstü Kongresi’ni gerçekleştirdi. Ankara Dünya Ticaret Merkezi’nde gerçekleştirilen kongreye DBP delegasyonun yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) yöneticileri, Barış Anneleri Meclisi, sivil toplum örgütleri ve çok sayıda kişi kongreye katıldı.

Kongre, divan üyelerinin seçilmesiyle başlarken, Divan Başkanı Bedriye Yorgun, mücadelenin seçim süreçlerinden ibaret olmadığına dikkat çekerek, seçimlerdeki eksikliklere dair özeleştirinin önemine vurgu yaptı.

İmralı’da görülmemiş bir sistem var

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecride değinen Yorgun, uluslararası kurumların mutlak tecridi meşrulaştırdığını ve bu yönde hareket ettiğini dile getirdi. Yorgun, “İmralı’da dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir sistem var. Sayın Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılması konusundaki mücadeleyi büyütmemiz gerektiğini belirtmek gerekiyor” dedi.

Tecrit tüm Ortadoğu halklarına yansıyor

DBP Eş Genel Başkan vekili Zekiye İlbasan ise, önümüzdeki süreçte 3’üncü yol siyasetinin inşa edilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. Eş Genel Başkan vekili Faruk Tatlı ise, Öcalan üzerindeki tecridin tüm Ortadoğu halklarına yansıdığını ve Öcalan’ın fiziksel özgürlüğünün sağlanması gerektiğini vurguladı.

Bu topraklara barışı getireceğiz

Söz alan HDP Ankara İl Eşbaşkanı Pakize Sinemillioğlu, hiçbir dönemde umutsuz olmayacaklarını vurgulayarak, “Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki nereden tutsak elimizde kalan bir yerdeyiz. Haksızlıklar, adaletsizlikler bitmiyor. Buna karşın bütün umudumuzla ve yüreğimizle mücadelemize ve yolumuza devam ediyoruz. Bütün sonuçlara rağmen zoru başaracağız ve bu topraklara barışı getireceğiz” ifadelerini kullandı.

Yeniden eşbaşkan seçildiler

Katılımcıların konuşmasının ardından bazı delegelerin önerisiyle Karar Komisyonu kuruldu. Faaliyet raporunun okunmasının ardından öneriler alındı. Delegelerden bazıları, Yeşiller Sol ve Gelecek Partisi’nden (Yeşil Sol Parti) dün istifa eden Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır’ın yeniden eş genel başkanı seçilmesini önerdi. Önerge, oy birliğiyle kabul edildi. Böylece Aydeniz ve Keskin yeniden eş genel başkan seçildi.

ANKARA

#DBPde #olağanüstü #kongre

Rusya’da yaşananlar mizansen mi gerçek mi?

Rusya’da paramiliter Wagner Grubu, Moskova’ya doğru ayaklandıktan sonra grubun şefi bir anda çekilme kararı aldı. İnsan haklarına savunucularına göre gelişmelerden yararlananlar ‘perde arkasındakiler.’

Wagner grubunun şefi Yevgeni Prigojin, cumayı cumartesiye bağlayan gece, Kremlin’e karşı ayaklandı. Prigojin, kendisine bağlı askerlerin güney Rusya’yı işgal etmek ve askeri komutanlığı devirmek için Ukrayna topraklarından ayrıldığını iddia etti.

Paramilterler, askerlerden ve halktan da aldığı belli bir destekle Rostov şehrinin komutasını aldıktan sonra Moskova’nın 500 km güneyindeki Voronezh şehrine yöneldi. Voronez’de bir akaryakıt deposu ateşe verildi. Wagner üyelerinden oluşan büyük bir konvoy daha sonra Moskova’ya yöneldi ve başkentin 400 km’den daha az güneyindeki Lipetsk’te görüldü.

Prigojin, cumartesi akşamı adamlarının kan gölünden kaçınmak için kamplarına döneceklerini duyurdu.

Prigojin Telegram’da yaptığı açıklamada, “Olası bir Rus kanı dökülmesinde tarafımıza düşen sorumluluğun bilincinde olarak konvoylarımızla geri dönüyor ve belirlenen plana göre kamplarımıza dönüyoruz” dedi.

Kremlin Sarayı da hemen Wagner grubunun üyelerinin yargılanmayacağını duyurdu.

Moskova, Yevgeni Prigojin hakkındaki suçlamaların düşürüleceğini ve Belarus’a gideceğini bildirdi.

Mizansen mi gerçek mi?

Yaşanan bu hareketli saatler, kimine göre bir mizansen, kimine göre ise Moskova açısından ağır bir aşağılanmayı ifade ediyor. Rusya’nın zayıflığının işareti olarak görenler olduğu gibi, daha da ileri giderek Rusya’nın yok olma tehlikesi altında olduğunu iddia eden muhalifler de var.

İnsan hakları savunucusu ve Rus iş insanı Vladimir Valerieviç Osetkin’e göre ‘Putin inandırıcılığını, askeri ve güvenlik servisleri nezdinde saygı ve korkusunu kaybetti.’ Osetkin’e göre, yıl sonuna kadar Rusya’da bir çeşit iktidar transferi yaşanabilir.

Osetkin, 23 ve 24 Haziran olaylarının kesinlikle mizansen olmadığını düşünüyor. “Darbe girişimi gerçekti” diyen Osetkin, bazı güç simsarlarının kasıtlı olarak Prigojin’in yaptığı kadar ileri gitmesine izin verdiğini ve sonuçları kendi lehlerine kullandığını kaydediyor. Ona göre gelişmelerden yararlananlar “perde arkasındakiler”.

Prigojin, Rus Savunma Bakanı Sergey Şoyhu’nun 10 Haziran’da Wagner’i kapatma emrine yanıt olarak harekete geçti. Osetkin’e göre Prigojin, izin verildiği ölçüde yeterince ileri gittiğinde Federal Güvenlik Servisleri (FSB) Prigojin’i durdurmak için harekete geçti. Prigojin, bunun ne anlama geldiğini biliyordu. Putin’in de önemli bir uzlaşı kartı elinde bulunduran Prigojin’in gitmesine izin verdiği belirtiliyor.

Artık Rusya’nın iki başkanı var

Sovyetler eski milletvekili ve Sovyetler hava kuvvetleri eski albayı Viktor Alksnis, Telegram üzerinde “Rusya Federasyonu’nun nihai ve geri dönüşü olmayan yok oluşuna bir adım daha yaklaştığını acı bir şekilde kabul etmek zorundayım” yorumunda bulundu.

Alksnis’e göre bundan böyle iki başkan var: Prigojin ve Putin. Alksnis, gerçek başkanın “Prigojin” olduğunu iddia ederken, “Bu utancı ve yıkımı göreceğimi asla hayal edemezdim” diyor.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’in danışmanlarından Mikhailo Podolyak da “Prigojin, Putin’i/devleti küçük düşürdü ve artık şiddet üzerinde tekel olmadığını gösterdi” yorumunda bulundu.

‘Paralı askerler vatana değil paraya bağlıdır’

Fransız stratejik ve jeopolitik araştırmalar enstitüsü IRIS kurucu müdürü Pascal Boniface, France 5 televizyon kanalında “Wagner, Afrika’da yarım düzine ülkede bulunuyor. Bu milis, Rusya ve Putin için Mali veya Orta Afrika’da oynuyordu. Bütün bunlar sorgulanıyor. Paralı askerler bir anavatana değil, paraya, avantajlara bağlıdır” dedi.

Franceinfo’ya konuşan Fransa merkezli insan hakları savunucusu sivil toplum örgütü Rusya-Özgürlükler sözcüsü Olga Prokopieva, “Çıkarılacak tek sonuç, Putin rejiminin zayıf olduğudur” tespitinde bulundu. Putin ve Prigojin’in ikisinin de “savaş suçlusu” olduğunu söyleyen sözcü, “Bu klanlar savaşı sorun çıkaracak” diye ekledi.

Kaynak: ANF

#Rusyada #yaşananlar #mizansen #gerçek

Trabzon’daki ırkçı saldırı: Canımıza kastettiler, tek bir gözaltı bile yok

Trabzon’da ırkçı saldırıya maruz işçilerin yakını R.G., olaya dair henüz tek bir kişinin gözaltına alınmadığına işaret ederek, ‘Olay bizimle ilgili değil, Kürtlere yönelik bir saldırıdır’ dedi

Agirî Panos (Patnos) ilçesinden Trabzon’un Maçka ilçesine inşaat işçisi olarak giden V.A., İ.G., U.G., C.G., D.O. ve ismi öğrenilemeyen bir işçi, 18 Haziran’da bir grup tarafından ırkçı saldırıya maruz kalmıştı. İşçiler tedavi sonrası memleketlerine dönerken, valilikten olayın ırkçı saldırı olmadığı ve “kavga” olduğu iddiası geldi.

Saldırıya maruz kalan işçilerden U.G., araçla seyir halindeyken önlerinin kesildiğini belirterek, “Kürtçe bir şarkı dinliyorduk. Camı açtım ve konuşmaya çalıştık. ‘Burada müzik dinlemeyeceksiniz’ dediler. Nedenini sorduk, ‘Ben öyle istiyorum’ dedi. Sonra araçtan indik, etrafımızı sarmaya başladılar. Böyle bir yasak olmadığını belirtmemize izin vermeden bizi darp etmeye başladılar. Kavgadan sonra araçla uzaklaşmak istedik fakat ‘yolu kesin’ diye bağırdılar. 2 araç yolu kesti, zar zor geri geriye giderek inşaata gittik” sözleriyle o gün yaşananları anlattı.

Gözaltına alınan yok

Yeniden çalışmaya gidecekleri için isminin açık yazılmasını istemeyen U.G.’nin ağabeyi R.G. ise, yakınlarının karakola gittiğini, ırkçı grubun buraya gelerek “Suriyelilerin, PKK’lıların burada işi yoktur” sloganları attığını ve sonrasında dağıldığını ifade etti.

Olayın üzerinden günler geçmesine rağmen saldırganların gözaltına alınmadığını aktaran R.G., “Hem karakol hem de hastanede kamera kayıtları olmasına rağmen hala gözaltına alınan kimse yok. Bu olayın adli bir saldırı olmadığını gösteriyor. Kaç gün orada kaldık fakat hiçbir yetkili bizimle görüşmeye gelmedi. Biri gelip, ‘Biz kardeşiz bu olay yanlıştı’ deseydi, biz de olayın ırkçı olmadığını bilirdik” diye konuştu.

Saldırı Kürtlere yönelik bir saldırı

Saldırganların işçilerden İ.G. ve ve C.G.’yi araçla ezmeye çalıştığını söyleyen R.G., şunları söyledi: “Burada cana kasıt var. İ.G.’nin kafasında sayısız dikiş var, araba çarpıyor. Havaya yükseliyor, sonrasında çalıların arasında yuvarlanıyor. Olayla ilgili hala gözaltı yok. Olay bizimle ilgili değil, Kürtlere yönelik bir saldırıdır. Bizim bu insanlarla alıp veremediğimiz bir şey yok. Bu tarz olayların üzerine gidilmesi gerekiyor. Biz orada kendimizi bir şekilde savunduk fakat herkes bu imkanlara sahip değil. Bu saldırıların önüne geçilmesi gerekiyor, yetkililer bu olaylara el atmalı. Karakola bile, ‘Siz teröristleri bize vermiyorsunuz’ diye saldırmaya çalışıyorlar. Bu sıradan bir saldırı değil.”

Haber: Berivan Kutlu / MA

#Trabzondaki #ırkçı #saldırı #Canımıza #kastettiler #tek #bir #gözaltı #bile #yok

Efrîn’de bir kişi kaçırıldı

Efrîn’de paramiliter gruplar bir kişi kaçırırken, yine paramiliter gurplar tarafından Şêrawa ilçesinin Kibêşînê köyünde ise ekin tarlalarını ateşe verdi

Türkiye ve bağlı paramiliter gruplar kontrolünde bulunan Kuzey ve Doğu Suriye kenti Efrîn’de savaş suçları devam ediyor. Saldırıların başladığı 2018 yılından bu yana kentte çok sayıda insan kaçırılırken, onlarca kadına da tecavüz gerçekleşti.

ANHA’nın haberine göre, Şêrawa ilçesinde Feyleq El Şam adlı grubun üyeleri, Beiyê köyünden Ehmed Xelîl Elo adlı yurttaşı kaçırdı. Ayrıca Elo’nun Îska köyündeki cezaevine götürüldüğü ancak akıbetinin belirsiz olduğu belirtildi.

Tarlalar ateşe verildi

Şêrawa ilçesinin Kibêşînê köyünde ise, zeytin tarlaları ve tarım arazilerinin ateşe verildiği öğrenildi.

DIŞ HABERLER

#Efrînde #bir #kişi #kaçırıldı

Şirnex’ın kaplıcaları satışa çıkarıldı

Dönemin Valisi Pehlivan’ın ‘Beytüşşebap Zümrüt Kaplıcaları Modernize Ediliyor’ sözleri ile duyurduğu Elkê ve Basa ilçelerinde bulunan kaplıcalar, valilik tarafından satışa çıkarıldı

Şirnex’ın Elkê (Beytüşşebap) ilçesine bağlı Germav köyünde bulunan turistik Zümrüt Kaplıcaları ile Basa (Güçlükonak) ilçesinde bulunan Belkıs Ana Kaplıcaları satışa çıkarıldı.

Dicle Kalkınma Ajansı (DİKA), AKP’li Beytüşşebap Belediyesi ve Şırnak İl Özel İdaresi’nin 4 milyon 620 bin TL harcadığı “Zümrüt Kaplıcaları Projesi”, belediyenin çevre düzenlemesi yapmaması nedeniyle bitirilemedi. 4 yıldır sürdürülen proje tamamlanmadan, kaplıca satışa çıkarıldı.

Zümrüt Kaplıcaları ve Belkıs Ana Kaplıcaları, 10 milyon 249 bin TL değerle 11 Temmuz’da ihaleye çıkarılacak.

Dönemin Şırnak Valisi Ali Hamza Pehlivan, “Beytüşşebap Zümrüt Kaplıcaları Modernize Ediliyor. İnşaat ihalesi yapılan projesinin hayırlı olmasını diliyorum. Zümrüt Kaplıcaları ve Tatil Köyü projesinde 26 apart daire, 2 açık, 2 kapalı yüzme havuzu ile sosyal tesis yer alıyor” sözleriyle projeyi duyurmuştu. Ancak bu vaatler yerine getirilmeden kaplıca satışa çıkarıldı.

Şırnak İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürlüğü’nün, Belkıs Ana Kaplıcaları’nın satışa çıkarılmasına dair Şırnak İl Genel Meclisi’ne gönderdiği tebligatta, şu ifadelere yer verildi:

“Güçlükonak İlçesi Düğünyurdu Köyü 169 ada 1 parsel (3.578,54 m yüzölçümlü Otel binası ve Arsası) ve 177 ada 4 parsel (1.998,68 m² yüzölçümlü Turizm Tesis Alanı Havuz yeri) nolu taşınmazların 5302 sayılı 11 Özel İdaresi Kanununun 10. maddesinin f bendi gereğince satışı ile ilgili yazımızın İl Genel Meclisi’ne havale edilmesi hususunu olurlarınıza arz ederiz.”

Haber: Zeynep Durgut / MA

#Şirnexın #kaplıcaları #satışa #çıkarıldı