Ana Sayfa Blog Sayfa 266

BM Raportörü: Krizlerin yarattığı yoksullaşma en çok kadınları vurdu

BM İnsan Hakları Konseyi’ne raporunu sunan ‘Kadın ve Kız Çocuklarına Yönelik Ayrımcılık Üzerine Çalışma Grubu’ Covid-19 ve diğer krizlerin, kadın ve kız çocukları üzerinde farklı ayrımcılık ve eşitsizlik biçimleri yarattığını vurguladı

İsviçre’nin Cenevre kentinde 19 Haziran – 14 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek olan Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi, 53’üncü oturumuyla devam etti. Konseye raporunu sunan Kadın ve Kız Çocuklarına Yönelik Ayrımcılık Üzerine Çalışma Grubu, kadınların yaşadığı yoksulluğun sistemik ve yapısal olduğuna dikkat çekti.

BM İnsan Hakları Konseyi’nin “Kadın ve Kız Çocuklarına Yönelik Ayrımcılık Üzerine Çalışma Grubu”nun Başkanı Dorothy Estrada-Tanck, bugün ki oturumda, “Cinsiyete Dayalı Yoksulluk Eşitsizlikleri: Feminist ve İnsan Hakları Temelli Yaklaşımlar” temalı raporunu sundu. Raporda, dünya genelinde kadın ve kız çocuklarının yoksullukta aşırı oranda temsil edildiğine dikkat çekilirken, sistematik başarısızlıkların sonucunda, yoksulluk ve sosyoekonomik eşitsizliklerin kötü bir döngüye yol açtığı belirtildi. Raporda, Covid -19 salgınının ve diğer krizlerin bir nesilde ilk defa ülkeler arası gelir eşitsizliğini artırdığı, kadın ve kız çocuklarının da bu durumdan ciddi şekilde etkilendiği vurgulandı.

Estrada-Tanck raporda, Covid-19 krizinin, toplumlarımızdaki bakımın merkezi rolünün tanınmasını ve devletin piyasaya karşı kamusal politikaları tanımlama ve kaynak sağlama rolünün yeniden değerlendirilmesini teşvik ettiğini belirterek, ülkeler arasında ekonomik, sosyal ve kültürel hakların gerçekleştirilmesi için zengin ülkelerin düşük gelirli ülkelere yardımcı olma yükümlülüğüne de dikkat çekti.

Krizler, kadın ve kız çocukları üzerinde orantısız etkili oldu

Estrada-Tanck kurula verdiği raporda, yoksulluğun kadın ve kız çocuklarını orantısız bir şekilde etkilediğini belirtti. Covid-19 ve diğer krizlerin sonucu olarak, ülkeler arasında gelir eşitsizliğinde ilk kez bir artış yaşandığı ve kadın ve kız çocuklarının bu durumdan ağır şekilde etkilendiğine değinerek, yoksulluğun, kadın ve kız çocukları üzerinde farklı ayrımcılık ve eşitsizlik biçimleri yarattığına yer verdi.

Raporda, yoksulluk ve toplumsal cinsiyet temelli şiddet arasındaki ilişkiye de dikkat çekildi. Raporda, “Kadın ve kız çocuklarının işyerinde cinsel tacize, evde veya sokakta şiddete maruz kalması, onların emek piyasasına eşit katılımını engelleyebiliyor ve yoksulluk riskini artırıyor” denildi.

Kırgızistan ve Maldivler örneği

Estrada-Tanck, Kırgızistan ve Maldivler’e gerçekleştirilen ziyaretlere değindi. Kırgızistan’da kadınların ekonomik olarak pasif nüfusun yüzde 70’ini oluşturduğunu ve cinsiyetlere dayalı ücret farkının tüm sektörlerde devam ettiğini belirtti. Estrada-Tanck raporunda Maldivler’de ise, kadınların hükümetteki temsilinin yüzde 35 olduğu, ancak kadınların karar alma ve liderlik pozisyonlarında önemli ölçüde eksik olduğunu belirtti.

Raporun ve konuşmanın ardından, oturum devletlerin konu ile ilgili görüşleriyle devam ediyor. Konuyla ilgili oturum süresince sivil toplum kuruluşları da söz alıp görüş bildirecek.

Haber: Rüştü Demirkaya/MA

#Raportörü #Krizlerin #yarattığı #yoksullaşma #çok #kadınları #vurdu

Mahalleliler su sorunu için gittikleri VASKİ’de darp edildiler

Wan’da Kêçanis Mahalle muhtarı ile mahalle sakinleri su sorunun çözümü için gittikleri VASKİ’de polis, müdür ve personeller tarafından darp edildi

Wan’ın Rêya Armûşê (İpekyolu) ilçesine bağlı Kêçanis Mahallesi sakinleri mahalle muhtarıyla birlikte yaşanan su sorununa çözüm bulmak için Van Büyükşehir Su ve Kanalizasyon İdaresi Müdürlüğü’ne (VASKİ) gitti. Sorunlarını ilgili müdürlere aktaran muhtar ve mahalle sakinleri, görevli müdürlerin hakaretine uğradı.

Muhtar ve mahalle sakinlerinin bu duruma tepki göstermesi üzerine olay yerine polis çağrıldı.

Müdür yurttaşlara saldırdı

Tartışmanın büyümesi üzerine VASKİ müdürü, koruma polisleri ve memurlar, muhtar ve mahalle sakinlerini darp etti. Yaşanan saldırı olay yerinde bulunan bir yurttaş tarafından cep telefonuyla kayıt altına alınırken, kayıtta VASKİ müdürünün yurttaşlara saldırdığı görülüyor.

Olaya ilişkin konuşan Mahalle Muhtarı Şakir Taşdemir,  “Köyümüzde yaşanan su sorununa çözüm bulmak için gittiğimiz VASKİ’den darp edilerek dışarı atıldık. Benimle beraber gelen oğluma ve bir köylüye ters kelepçe takıldı” dedi.

Kelepçe takılan iki kişinin daha sonra kelepçeleri açılarak binadan dışarı çıkarıldığı öğrenildi.

WAN

 

#Mahalleliler #sorunu #için #gittikleri #VASKİde #darp #edildiler

İHD’den Lice davasının düşürülmesine tepki: Yargı failleri aklama mekanizmasına dönüştü

Lice Davası’nın düşürülmesine tepki gösteren İHD Amed Şubesi, ‘Yargı, failleri aklama mekanizmasına dönüşmüştür’ dedi

İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi 22 Ekim 1993 tarihinde 14’ü sivil 16 kişinin katledildiği Lice davasında yargılanan sanıklardan birinin ölmesiyle davanın düşürülmesine dair yazılı açıklama yaptı.

Failleri akla mekanizması

Davanın açıldığı ilk günden bu yana faillerin tespiti ve yargılanmasının amaçlanmadığı belirtilen açıklamada, “Failler cezasızlık zırhıyla korunmuştur. Bölgede özellikle son otuz yılda benzer suçların faillerine dönük yürütülen soruşturma ve yargı süreçleri aynı biçimlerde sürdürülmekte ve aynı neticelerle sonlanmaktadır. Son örneğinde de gördüğümüz üzere, bölgede sivilleri katleden kolluk görevlilerine karşı yargı birimi; bir adalet mekanizması gibi çalışmaktan uzaklaşmış, suç niteliğindeki eylemleri meşrulaştırma ve failleri aklama mekanizmasına dönüşmüştür” denildi.

‘Cezasızlık politikası’

Cezasızlık politikalarından vazgeçilmesi gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: “Yıllardır süregelen hak ihlallerinin sonuçlarını daha da ağırlaştıran cezasızlık sistemi bir an önce son bulmalı, adalete erişim önündeki engeller kaldırılmalı, bölgede uzun yıllardır sistematik bir biçimde yürütülen, yaşam hakkı başta olmak üzere temel insan hakkı ihlallerine neden olan politikalardan derhal vazgeçilmelidir.”

AMED

 

#İHDden #Lice #davasının #düşürülmesine #tepki #Yargı #failleri #aklama #mekanizmasına #dönüştü

TÖP ve Mor Dayanışma üyesi kadınlar serbest bırakıldı

Gözaltına alınan TÖP ve Mor Dayanışma üyesi 4 kadın, serbest bırakıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma nedeniyle Ankara ve İzmir’de Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) ve Mor Dayanışma üyelerine dönük gerçekleştirilen ev baskınlarında gözaltına alınan TÖP Merkez Koordinasyon Üyesi Hatice Göz’ün de aralarında bulunduğu 4 kişi savcılık ifadelerinin ardından Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

Göz ile birlikte bir kadının tutuklama talebiyle, iki kadının ise adli kontrol talebiyle sevk edildikleri mahkemede 4 kadın da serbest bırakıldı.

Mor Dayanışma, kadınların serbest bırakılmasını sanal medya üzerinden duyurarak, baskılara karşı inadına mücadele edileceği vurgulandı.

ANKARA

 

#TÖP #Mor #Dayanışma #üyesi #kadınlar #serbest #bırakıldı

Katliama tepki: Suikastlar özgür kadın ve özgür topluma karşı organize ediliyor

Qamişlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş’in ve yardımcısı Lîman Şiwêş ve Firat Tûma’nın katledilmesi Wan ve Bazid’de yapılan açıklamalarla protesto edildi. Açıklamalarda, ‘Suikastler özgür kadın ve özgür toplum arayışında olan yapılara yönelik organize ediliyor’ denildi

Türkiye’nin 20 Haziran’da SİHA ile Qamişlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş’in ve yardımcısı Lîman Şiwêş ve Firat Tûma’yı katletmesi birçok kentte yapılan açıklamalarla protesto edildi.

Agirî

Tevgera Jinên Azad (TJA) öncülüğünde Agirî’nin Bazid (Doğubayazıt) ilçesinde açıklama yapıldı.Açıklamaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İlçe Örgütü , HDP Parti Meclisi (PM) üyesi Leyla Aşkan, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ilçe sözcüleri ve Yeşil Sol parti Agirî Milletvekili Necla Demir’in yanı sıra birçok yurttaş katıldı.

Kutuplaştırma derinleştirildi

Açıklamayı yapan Demir, iktidarın Kürt meselesindeki çözümsüzlüğünün, halklar arasındaki köprüleri yıkmaya çalışırken, kutuplaştırmayı derinleştirdiğine dikkat çekti. Demir, 2011 yılından bu yana devam eden Suriye iç savaşı, ile milyonlarca insanın yerinden yurdundan olmasına sebep olduğunu söyledi. AKP iktidarı kadın ve Kürt düşmanı politikalar tüm yaşam alanlarına yönelik sistematik bir saldırı da ısrar ettiğini kaydeden Demir, “Kürt özgürlük mücadelesinin ve kadın özgürlük mücadelesinin binlerce öncüsü tutuklandı, katledildi. Demokratik siyaset alanları hedef haline getirildi” dedi.

“Bu suikastler özgür kadın ve özgür toplum arayışında olan yapılara yönelik organize ediliyor” diyen Demir, “Buradan bir kez daha soruyoruz; Ortadoğu’da tüm halkların birlikte yaşamı için inşa edilen bir toplumsal pratik olan Rojava yönetiminden kimler rahatsız oluyor? IŞİD’in başaramadığı karanlık iktidarını kimler besliyor? Tüm bu saldırılar özgür yaşam istencine karşı yapılıyor. Federe Kurdistan’da kimyasal silah kullanılıyor, Irak Hükümeti ile beraber Şengal statüsüz bırakılmak isteniyor, Mexmûr Kampı ablukaya alınıyor, Rojava’da hava saldırıları ve çeteler eliyle sivillere saldırılıyor, hastaneleri bombalanıyor ve sivil yerleşim yerleri hedef gözetiliyor” ifadelerini kullandı.

Wan

Wan’da da TJA öncülüğünde Halkların Demokratik Partisi(HDP) İl binası önünde düzenlenen açıklamaya HDP İl Eşbaşkanları il ve ilçe örgütleri, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İl Eşbaşkanları il ve ilçe örgütleri, Yeşil Sol Parti İl ve ilçe yönetimleri ile Yeşil Sol Parti Wan, Mûş ve Qers (Kars) milletvekili ve Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (TUHAY-DER), Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybedenlerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER), Barış Anneleri’nin yanı sıra birçok yurttaş katıldı.

Uluslarası hukuk ihlal edildi

Grup adına açıklamyı yapan Yeşil Sol Partisi Wan Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sağyiğit, “Bu saldırılar ulusal ve uluslararası hukukun ihlalidir. Uluslararası sivil toplum, insan hakları örgütleri ve BM’ye, uluslararası hukuku ve insan haklarını tanımayan bu saldırılara karşı görevini yerine getirme çağrısında bulunuyoruz. Herkes bilsin ki; Kadın özgürlük mücadelemizin sonucu dünyanın tüm meydanlarından yükselen ‘Jin Jiyan Azadi’ felsefesi, bu yüzyılın kadınların ve Kürtlerin yüzyılı olacağını gösteriyor” dedi.

HABER MERKEZİ

 

#Katliama #tepki #Suikastlar #özgür #kadın #özgür #topluma #karşı #organize #ediliyor

Sivas Katliamı açıklaması: Siyasi iktidar için utanç günüdür

Sivas Katliamı’nın organizeli olduğunu belirten Adana Alevi Platformu, ‘2 Temmuz 1993 siyasi iktidar için utanç günüdür’ dedi

Adana Alevi Platformu, 2 Temmuz 1993 yılında Sivas’daki katliamda yaşamını yitirenlere ilişkin Madımak Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Çok sayıda kişinin katıldığı açıklamada konuşan Alevi Platformu Dönem Sözcüsü Hamit Karaoğullarından, katliamın organizeli olduğunu belirterek, “Bugün tarihin utanç günü ve insanlığın yakıldığı gün olarak anılacaktır. 2 Temmuz 1993 siyasi iktidar için utanç günüdür. Bizler Madımak otelinin utanç müzesi olmasını istiyoruz. Aynı oyunlar ve senaryolar farklı coğrafyalarda üzerimize oynanmaktadır. Madımak’ta, Maraş’ta, Çorum’da, Gazi vb. katliamların sorumlusu devlettir. Devlet tüm bu katliamlarla yüzleşmelidir. Yüzleşilmeyen hesabı verilmeyen katliamlar tarihte kara bir leke olarak kalacaktır” dedi.

Açıklama sonrası söylenen ezgiler eşliğinde katliamda yaşamını yitirenler anıldı.

HABER MERKEZİ

#Sivas #Katliamı #açıklaması #Siyasi #iktidar #için #utanç #günüdür

TMMOB’dan Çeşme’nin ranta açılmasına karşı mücadele çağrısı

Çeşme Turizm Projesi’ne tepki gösteren TMMOB, rant ve betonlaşmaya karşı  tüm kurum ve kuruluşları ortak mücadeleye davet etti

Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) İzmir İl Koordinasyon Kurulu (İKK), Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile “İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi” ilan edilmesine ilişkin Mimarlar Odası İzmir Şubesi binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya TMMOB’a bağlı oda temsilcilerinin yanı sıra kentte bulunan siyasi parti, kurum ve ekoloji dernekleri temsilcileri katıldı.

‘Çeşme Projesi Raporu’

Basın toplantısında konuşan Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi yöneticisi Yusuf Ekici, kararın iptali için yürütülen hukuki sürecin devam ettiğini söyledi. Konu ile ilgili yayımladıkları “Çeşme Projesi Raporu” dava sürecinde bilirkişi raporları ve bilim insanlarının görüşlerinin ortak olduğunu vurgulayan Ekici, “Bu kararın Çeşme Yarımadası’nda mevcut devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanların tümünü, bölgedeki doğal koruma alanlarının yüzde 70’ini, nitelikli tarım alanları ile zeytinlik alanları, kültürel ve arkeolojik miras alanlarını, yarımadada yerleşim alanları dışında kalan alanların tamamını içeren 16 bin hektarlık devasa bir kamu arazisi. Bu devasa kamu arazisinin ve deniz alanlarının irtifak hakkı sahibine devri karşılığı alınacak bedel kamu harcamaları için kullanılamayacak sadece alanın alt yapı yatırımlarına harcanabilecektir. Yani irtifak bedeli dahi kamuya değil yatırımcının hizmetine sunulacaktır” ifadelerini kullandı.

Mücadele çağrısı

Projeye karşı mücadele vurgusu yapan Ekici, “Kentimizi, Yarımadayı, kamuya ait alanları ranta teslim edecek, halkın girişini engelleyecek, belli bir kesimin zenginleşmesi için önümüze konulan ‘turizm projesi ve kalkınma’ adı altında rant projesine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Yaşanabilir kentler için; yaşamın bugünü ve geleceği için, yaşamına sahip çıkan, emekten ve doğadan yana tüm kurum ve kuruluşları akıl dışı girişimlere karşı ortak mücadeleye davet ediyoruz” diye konuştu.

‘Pazarlık konusu değil’

AKP’li Hamza Dağ’ın projenin revize edilmesi yönündeki sözleri sorulan açıklamada TMMOB İKK Sözcüsü Aykut Akdemir, “Bu konuda 3 tane rapor var. Yaptığımız çalıştaylar, sonuç bildirgesi olarak ortada. Akıl, bilim ve teknik üzerinden bir dava sürecimiz var. Korunması gereken alanlar var. Yatak sayısı ile pazarlık etme görevi TMMOB’a ait değil. Biz bu projenin yanında değiliz. Halkın olanın halktan alınmasına itirazımız var. Bu alanların korunması gerektiği için itiraz ediyoruz. Bilirkişi raporları da bizim itirazlarımızı doğrular nitelikteydi. Bu bir pazarlık konusu değildir” yanıtını verdi.

İZMİR

#TMMOBdan #Çeşmenin #ranta #açılmasına #karşı #mücadele #çağrısı

Mahkeme çocuklara yapılan işkencede ‘eziyet suçu’ görmedi

Erzirom’da bir Kuran kursunda 14 çocuğu sistematik işkenceye maruz bırakan 2 sanığa verilen 75 yıl hapis cezası bozuldu. Mahkeme bozma gerekçesi olarak, çocuklara yapılan işkencenin ‘eziyet suçunu oluşturacak nitelikte olmadığı’ savundu

Erzirom’da (Erzurum) 2021’de Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kuran Kursu’nda 14 çocuğu sistematik işkenceye maruz bırakan yurt müdürü Nuhi Karababa’ya “görevi kötüye kullanmak” ve “işkence” suçlamalarıyla 39 yıl, hizmetli Uğur Göngür’e ise 36 yıl hapis cezası verildi.

Mahkeme işkenceyi görmedi

Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, yerel mahkemenin kararını bozarak, tekrar geri gönderdi. Yapılan işkencenin eziyet suçunu oluşturmadığını iddia eden İstinaf kararında, “Mağdurların soruşturma aşamasındaki beyanlarına itibar edilmiş ise de; bu hususun eziyet suçunu oluşturacak nitelikte süreklilik arz eden sistematik eylemlerin var olduğu kabulünün gerekçesi olamayacağı, mağdurların kovuşturma aşamasında beyanlarında geçen, münferit nitelikte olduğu anlaşılan ve eziyet boyutuna varmayan kasten yaralama ve hakaret iddialarına ilişkin subutu halinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eylemin eziyet suçunu oluşturduğundan bahisle, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğu” gerekçesini sundu.

Toplumsal baskı yaratıldı

Karara karşı yazılı açıklama yapan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, “Mağdur çocukların beyanları daha önce Çocuk İzlem Merkezi’nde (ÇİM) kamera önünde psikologlar ve savcı huzurunda alınmıştı. Talebimiz doğrultusunda, çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince, çocukların tekrar tekrar duruşmaya getirilmemeleri yönünde tarafımızca mücadeleler verilmişse de, işkence suçundan yapılan yargılamada, çocukların tekraren Adli Görüşme Odalarında (AGO) dinlenmelerine karar verilmiş, mahkemenin verdiği bu hatalı karar nedeniyle toplumsal baskı altında kalan bazı veliler ve çocuklar şikayetlerinden vazgeçmişlerdir” denildi.

İşkence meşrulaştırılıyor

İstinaf mahkemesinin “münferit nitelikte olduğu anlaşılan ve eziyet boyutuna varmayan kasten yaralama ve hakaret iddiaları” şeklindeki değerlendirmesinin hukuken son derece yanlış olduğu belirtilen açıklamada, “Zira mahkemenin ‘münferit olaylar’ diyerek masumlaştırdığı durum ileri derecede fiziksel ve psikolojik şiddettir. Erzurum ve çevre illerde daha yoğun olmakla birlikte ne yazık ki birçok kuran kursunda veya benzer dini eğitim görülen yerlerde, çocuklarımızın benzer istismar ve şiddet olaylarına maruz kaldıklarını biliyoruz. Ancak çocuklar ve aileleri şikayet edemiyor veya yoksul ve güçsüz oldukları için şikayetlerinden vazgeçiyorlar. Biz benzer olayların tekrar yaşanmamasını bütün hukukçuların istediğini samimi olarak biliyoruz” ifadelerine yer verildi.

Yasaların çocukların hırpalanmalarını değil, korunmalarını amaçlaması gerektiği ifade edilen açıklamada, “Çocuklarımızın bir kez daha incinmelerine izin vermiyoruz!” denildi.

ERZİROM

#Mahkeme #çocuklara #yapılan #işkencede #eziyet #suçu #görmedi

Emine Ayna hakkında ceza istendi

Kürt siyasetçi Emine Ayna hakkında ‘örgüt propagandası yapmak’ iddiasıyla açılan davada savcı, 5 yıla kadar hapis cezası talebinde bulundu

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski Eş Genel Başkanı Emine Ayna hakkında “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla açılan davanın 5’inci duruşması Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Ayna’nın katılmadığı duruşmada, avukat Resul Temur hazır bulundu. Duruşma, iddia makamının esas hakkındaki mütalaasını sunmasıyla başladı.

Ayna’nın DBP Eş Genel Başkanı olduğu 2013 ile 2016 yılları arasından katıldığı eylem, etkinlik, anma ve televizyon programlarında yaptığı konuşmalarla “örgüt propagandası” yaptığını ileri süren savcı, Ayna’nın cezalandırılması talebinde bulundu. Savcı, Ayna’nın toplum üzerindeki etkisi nazara alınarak verilecek cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesini talep etti. Ayna’nın 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep edildi.

Avukat Temur, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma için ek süre talebinde bulundu. Temur’un talebini kabul eden mahkeme heyeti, duruşmayı 5 Ekim’e erteledi.

AMED

#Emine #Ayna #hakkında #ceza #istendi

Pişder’de Türkiye’ye ait Bayraktar SİHA düştü

Pişder ilçesine bağlı Şerwêti köyünde düşen SİHA’ya ilişkin Pişder Kaymakamı, ‘İnsansız hava aracının Türk devletine ait olduğunu ve güvenlik güçlerinin konuya ilişkin inceleme başlattığını’ söyledi

Federe Kurdistan Bölgesi’nin Pişder ilçesi Kaymakamı Bekir Bayiz, yaptığı bir açıklamayla Pişder ilçesine bağlı Şerwêti köyünde bu sabah Türkiye’ye ait bir insansız hava aracının düştüğünü duyurdu.

Rojnews’te geçen habere göre Bekir Bayiz, düşen hava aracının kullanılamaz hale geldiğini ve güvenlik güçleri tarafından inceleme başlatıldığını söyledi. Bayiz, hava aracının düşmesi nedeniyle herhangi bir can kaybının yaşanmadığı bildirdi.

Ayrıca güvenlik güçlerinin düşen hava aracına ait kalıntılara el koyduğu öğrenildi.

DIŞ HABERLER

#Pişderde #Türkiyeye #ait #Bayraktar #SİHA #düştü