Ana Sayfa Blog Sayfa 283

Gever’de gözaltına alınan 5 kişi serbest bırakıldı

Gever’de dün yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 5 kişi, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı

Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesi ile bağlı Bilindbasan ve Birdik köylerinde askerler tarafından yapılan ev baskınlarında “Örgüte yardım etmek” iddiasıyla gözaltına alınan P.B, H.B, M.E.S, S.F ve ismi öğrenilmeyen bir kişi, Yüksekova İlçe Jandarma Komutanlığı ve İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

İfadeleri alınan P.B, H.B, M.E.S, S.F ve ismi öğrenilmeyen bir kişi, Yüksekova Adliyesine sevk edildi. Savcılık tarafından ifadeleri alınan 5 kişi serbest bırakıldı.

COLEMÊRG

#Geverde #gözaltına #alınan #kişi #serbest #bırakıldı

Mor Dayanışma üyesi 4 kadın gözaltına alındı

Ankara ve İzmir’de yapılan ev baskınlarında Mor Dayanışma üyesi 4 kadın gözaltına alındı

Sabah saatlerinde yapılan ev baskılarından Mor Dayanışma üyeleri Selda Kondakçı, Rüya Özgür ve Melike Büyük gözaltına alınırken, Hatice Göz ise İzmir’de gözaltına alındı. Kadınların gözaltı gerekçesinin ise daha önce açılan bir soruşturma olduğu öğrenildi.

Ankara’da sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarından Mor Dayanışma üyeleri Selda Kondakçı, Rüya Özgür ve Melike Büyük gözaltına alındı. Hatice Göz ise evinde olmadığı için gözaltına alınmazken,Göz’ün İzmir’de bulunduğu evde gözaltına alındığı belirtildi.

Gözaltına alınan kadınlarla ilgili daha önce açılan bir soruşturma olduğu öğrenildi. Kadınların daha önce açılan soruşturma için ifade vermek istedikleri ama ifadelerinin alınmadığı bilgisi edinildi.

Gözaltına alınan 3 kadın Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

ANKARA

 

#Mor #Dayanışma #üyesi #kadın #gözaltına #alındı

Xwebûn ‘Rojhilata Navîn tecrîdê qebûl nake’ manşetiyle çıktı

Haftalık yayın yapan Xwebûn gazetesi, ‘Rojhilata Navîn tecrîdê qebûl nake’ manşetiyle çıktı

Kürtçe haftalık yayın yapan Xwebûn gazetesinin 183’üncü sayısı, “Rojhilata Navîn tecrîdê qebûl nake (Ortadoğu tecridi kabul etmiyor)” manşetiyle çıktı. Manşette, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta 13-14 Haziran’da gerçekleştirilen “Demokratik Ortadoğu için-Barışa Giden Yol” çalıştayı ile konuya dair gazeteci Şiyar Zaxo ile yapılan röportaja yer verildi.

Gazetenin bu sayısında, tarikat ve cemaatlerde kadın ve çocuklara dönük istismar, Şenyaşar ailesinin Adalet Nöbeti eylemi, mülteciler sorunu, Amed’te deprem döneminde ağır hasar gören ancak halen yıkılmayan binaların durumu ve tiyatrocu Erdal Kaya ile yapılan röportaj yer aldı.

HABER MERKEZİ

#Xwebûn #Rojhilata #Navîn #tecrîdê #qebûl #nake #manşetiyle #çıktı

İzmir’de 4 kişiyi katleden fail gözaltına alındı

Bayraklı ilçesinde 4 Türkmenistanlıyı katleden fail Çeşme ilçesinde gözaltına alındı

İzmir’in Bayraklı ilçesinde dün bir evde, derin dondurucu ve buzdolabı içinde Türkmenistanlı 4 kişinin cansız bedeni bulundu. Derin dondurucudaki cenazelerin anne ve iki kızı ile kızlardan birinin erkek arkadaşına ait olduğu tespit edilirken, R.N. isimli bir erkeğin cenazesi ise buzdolabında bulundu.

Katliamın faili Çeşme ilçesinde gözaltına alındı.

İZMİR

#İzmirde #kişiyi #katleden #fail #gözaltına #alındı

Bilge Köse’yi katleden Mertcan Köse gözaltına alındı

Boşanma aşamasında olduğu Bilge Köse ve babası Ertuğrul Kaya’yı katleden fail Mertcan Köse, 2 gün sonra gözaltına alındı

Dîlok’un Şehitkamil ilçesine bağlı Atakent Mahallesi’nde 16 Haziran’da Bilge Köse ve babası Ertuğrul Kaya, Antep Adliyesi’nden çıktıktan sonra Köse’nin boşanma aşamasında olduğu Mertcan Köse tarafından takip edildi.

Kadın ve babasının içinde olduğu aracı takip eden Köse, daha sonra aracın önünü keserek Bilge Köse ve babası Ertuğrul Kaya’yı katletti. Saldırının ardından olay yerinden kaçan fail Köse, dün akşam saatlerinde gözaltına alındı.

DÎLOK

#Bilge #Köseyi #katleden #Mertcan #Köse #gözaltına #alındı

Hewlêr tutuklu bulunan Dağ ve Er 33 gündür açlık grevinde

Hewlêr cezaevinde tutuklu bulunan Mazlum Dağ ile Abdurrahman Er, KDP’nin baskı ve tek tipleştirme politikalarına karşı 33 gündür açlık grevinde

Türkiye’nin Hewlér Büyükelçiliği diplomatlarından Osman Köse’ye yönelik 17 Temmuz 2019’da silahlı bir saldırı düzenlendi. Saldırıda Köse, Irak yurttaşı Nerîman Osman ile Hewler’den Beşdar Ramazan hayatını kaybetti. Mazlûm Dağ ile Abdrrahman Er bu saldırıların faili olarak tutuklanmıştı. Dağ ve Er, o tarihten bu yana Hewlêr cezaevinde tutuklu bulunmaktadır.

Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er, tutuklandıkları günden bu yana cezaevinde yaşadıkları hak ihlallerine karşı geliştirdikleri eylemlerle sık sık gündeme geldiler. Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er, en son zorla giydirilmek istenen tek tip elbiseye karşı 18 Mayıs’ta açlık grevine girdi. Talepleri karşılanmadığı için eylemleri 33’üncü gününde devam ediyor.

Dağ ve Er, kendilerine yönelik artan baskı ve  işkenceye karşı daha önce de bir çok kez açlık grevi, ölüm orucu vb eylemler geliştirmişlerdi. Bunlardan biri 28 Mayıs 2022’de girdikleri açlık grevine eylemiydi. Talepleri kabul edildiği için eylemlerini 14’üncü günde sonlandırmışlardı.

Yine her iki tutuklu, verilmeyen sözler, artan baskı ve hak ihlallerine karşı 13 Şubat 2022 de de açlık grevinin bir üst aşaması olan ölüm orucuna girmişti. Kendilerine cezaevi idaresi tarafından koşullarının düzeltileceğine dair verilen sözden sonra 22 Şubat’ta eylemlerini sonlandırmışlardı.

DIŞ HABERLER

#Hewlêr #tutuklu #bulunan #Dağ #gündür #açlık #grevinde

Gelîyê Godernê de ekolojik kıyım sürüyor

Silvan barajı nedeni ile sular altında kalacak olan Gelîyê Godernê de (Godernê Vadisi) bir yandan ağaçlar kesilirken diğer yandan vadideki taşlar dinamitlerle patlatılıyor

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında planlanmış olan Silvan Barajı’nın faaliyete geçmesi ile sular altında kalacak olan Geliyê Godernê (Godernê Vadisi) aylardır süren ağaç kesimleri ile yok edilmek isteniyor. Güvenlik gerekçesiyle korucular tarafından kesilen ağaçlar kamyonlarla taşınıyor. . Korucular tarafından kesilerek traktör ve kamyonlara yüklenen ağaçlar merkeze götürüldükten sonra satılıyor.

50 köy sular altında kalacak

Yıllardır çalışması yürütülen Silvan Barajı faaliyete geçmesi ile birlikte Pasur, Licê, Farqin ve Hezro sınırları içerisinde bulunan 50 köyü yok edecek. Baraj sadece köyleri değil Kulp, Silvan ve Hazro arasında bulunan tarihi ve ekolojik Godernê vadisini de sular altında bırakacak. Şelalesi ve doğası ile halkın uğrak yeri olan vadi, barajın faaliyete geçmesi ile birlikte yok olacak. Ne zaman faaliyete geçeceği bilinmeyen barajın sular altında bırakacağı yerler devlet tarafından kamulaştırılırken ailelerin açtığı davalar ise sürüyor.

Vadi dinamitler patlatılıyor

Su tutacak vadiye köprü yapılacağı öğrenilirken vadiyi birbirine bağlayacak köprünün her iki tarafına ise karakol yapımına başlandı. Tarihi vadiye ve şelaleye girişler askerler tarafından yasaklanırken, yapılacak köprü için vadinin içerisinde bulunan taşların dinamitler ile patlatıldığı öğrenildi. Patlamanın yapılacağı alana girişler tanklar ile kapatılırken, vadiye gidilmesi için suyun toprakla kapatılarak yeni bir yol oluşturulduğu görüldü.

Bölgede ciddi bir ağaç kesimi yaşanıyor

Vadide yaşanan ekolojik tahribata dair bilgi veren Halkların Demokratik Kongresi(HDK) Ekoloji Komisyonu Üyesi Melis Tantan, güvenlikçi politikaların bir an önce son bulması çağrısında bulundu. Yaşananlara sadece yöre halkının değil bütün doğa savunucuların karşı çıkması gerektiğini ifade eden Tantan, “Bahsettiğimiz alan hem bölgenin biyoçeşitliliği hem de onlarca köyün yaşam alanı. Burada önce devletin güvenlikçi politikalarının etkisini görüyoruz. Elbette ki bu politikaların ilk ayağı insansızlaştırma olarak kendini gösteriyor. Ardından da tüm diğer canlıların yaşam alanına bir tehdit başlıyor. Şuan bölgede ilk olarak yol ve köprü yapımlarının ardından dinamit patlatılması da yaşanıyor. Tabi ki bu yöre halkında büyük bir korku ve paniğe sebep oluyor. Daha baraj faaliyete geçmeden bölgede ciddi bir ağaç kesimi yaşanıyor. Bunu çok yakın zamanda Cudi’de tanıklık ettik. Buraları yok ederek canlı yaşamına son vermek istiyorlar” sözlerini kullandı.

Haber: Medine Mamedoğlu/NuJinha

#Gelîyê #Godernê #ekolojik #kıyım #sürüyor

Taksim’de gözaltına alınanlar serbest bırakıldı

Taksim’e yürüyüş gerçekleştirmek isterken gözaltına alınan LGBTİ+ bireyleri serbest bırakıldı

İstanbul’da dün düzenlenmek istenen “Onur Yürüyüşü”nde darp edilerek gözaltına alınan biri çocuk en az 10 kişi gece geç saatlerde emniyet işlemlerinin ardından serbest bırakıldı

İSTANBUL

#Taksimde #gözaltına #alınanlar #serbest #bırakıldı

‘AKP, göçmenler üzerinden bazı bölgelerde demografik yapıyı değiştirmek istiyor’

Türkiye bu göç rejimiyle beraber kapitalist ülkelerin adeta bir Pakistan’ı oldu diyen Ercüment Akdeniz, artan ırkçılığa karşı göçmenlerin sahiplenilmesi gerektiğini belirtti

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, ülkelerindeki savaş, çatışma ve zulüm nedenleriyle kaçmak zorunda kalan insanlara karşı farkındalık yaratmak ve empati geliştirmek amacıyla 20 Haziran 2001 tarihini “Dünya Mülteciler Günü” ilan etti.

Savaşların neden olduğu göçleri mercek altına alarak sayısız makale ve birçok kitaba imza atan gazeteci yazar Ercüment Akdeniz, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’ne giderken Türkiye ve dünyanın mülteciler noktasında geliştirdiği politikalara, mültecilerin yaşadığı sorunlara ve yaşam koşullarına ilişkin MA’dan Rukiye Adıgüzel’e değerlendirmelerde bulundu.

Savaşın etkisi

Merkez kapitalist devletlerin mülteci ve göçmenlere karşı tutumunu sertleştirdiğini ifade eden Akdeniz, bunun nedeninin artan işsizlik, yoksulluk ve kuraklık olduğuna işaret etti. Koronavirüs salgını döneminde kitlesel hastalıklar sonucu da göçlerin olduğunu belirten Akdeniz, bölgesel savaşlardaki artışın da göçler üzerinde büyük etkisi olduğunu kaydetti. Su kaynaklarının azalması ve kapitalist sistem tarafından bunlara el konulması nedeniyle Afrika’dan Orta Akdeniz ve Avrupa’ya çok yoğun göç akışının olduğuna dikkat çeken Akdeniz, bu durumun dünyada güvenlikçi, sert, insani olmayan, şiddet içeren bütün önlemlerin alınmasına rağmen göçün artış gösterdiğini söyledi.

Türkiye’nin rolü

Türkiye’nin göç planının tamamen Avrupa Birliği’ne (AB) bağlı olduğunun altını çizen Akdeniz, “Avrupa ana karasını koruyan bir ‘Avrupa Seddi’ var. Göçmenlerin geçişini engellemek için hem denizde hem de karada oluşturdular. Bunun için inanılmaz paralar yatırıyorlar. Avrupa Seddi’nin dışında da Türkiye’nin etrafına Ortadoğu, Afrika geçişini engellemek için bir duvar ördüler. AB, Türkiye’ye göçmen bekçiliği görevini verdi. Euro pazarlığıyla para veriyor, karşılığında ‘Göçmenleri tutun, Türkiye göçme deposu olsun’ diyor. AKP tamamen bu plana bağlı hareket ediyor. Türkiye bu göç rejimiyle beraber AB ve merkez kapitalist ülkelerin adeta bir Pakistan’ı, Bangladeş’i, Srilankası oldu. Çünkü orada çocuk, kadın emeği çok ucuz. Artık bu şirketlerin oraya gitmesine de gerek yok. Türkiye bir Bangladeş oldu zaten.” İfadelerini kullandı

Demografik yapı değiştirilmek isteniyor

AKP’nin Türkiye’nin bazı bölgelerinde demografik yapıyı değiştirmek istediğini söyleyen Akdeniz, “Türkiye’nin seküler, laik, demokratik temellerini değiştirebilecek bir nüfus alanı oluşturmaya çalışıyor. Göçü bir tebaa toplumu olarak, ideolojik bir argüman olarak kullanmaya çalışıyor. Suriye’ye müdahalenin bir gerekçesi olarak kullanmaya çalışıyor. Son dönemde artan pazarlıklar da bunu gösteriyor. Bütün bunlara baktığımız zaman AKP hükümeti bir yandan AB ile ekonomik, ticari ve mülteci pazarlığı yürütüyor, öte yandan Ortadoğu’daki hakimiyet alanlarını genişletmek için, göçmenleri siyasi bir koz olarak kullanmaya çalışıyor” idedi

İnsanlar göç ettiriliyor

İnsanların göç etmediğine, göç ettirildiğinin altını çizen Akdeniz, şunları söyledi: “Eğer savaş, küresel iklim değişikliği, hastalık, çatışma olmazsa, bu insanlar göçmezlerdi. Bu çatışmalara, yoksulluğa neden olan şey kapitalist sömürü, talan ve savaş politikalarıdır. Bu politikaların son bulması gerekiyor. Barışın, huzurun, refahın, mutluluğun ve adil bölüşümün olması gerekiyor ki göçler olmasın. Göçü ancak kaynağında kurutabilirsiniz. Göçü kaynağında kurutmadığınız zaman, sınırlara duvarlar örmeye, şiddet uygulamaya, uluslararası insan haklarını ortadan kaldırmaya başlıyorsunuz. O da çok büyük bir trajediyi ortaya çıkartıyor.”

Artan ırkçılık

Göç sorununun çözüm odaklı tartışılması gerektiğini vurgulayan Akdeniz, “Geri Kabul Anlaşması”nın kaldırılması gerektiğini belirtti. Kamuoyunda sıkça tartışılan “Her şeyin müsebbibi mülteciler, göçmeler” algısının ırkçılığa teşvik ettiğini ifade eden Akdeniz, bunun çok yanlış olduğu ve ilerleyen dönemlerde ise tehlikeli sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’nün bir kutlama günü değil mücadele günü olduğunu belirten Akdeniz, “Yerlisiyle, göçmeniyle bütün insanların mücadele günüdür. ‘Kapitalizme, sömürüye karşı mücadele ediyoruz’ derken, ‘Göçmenlere karşı mücadele ediyoruz’ diyemezsiniz” dedi.

Son olarak göçmenlerin sahiplenilmesi gerekliliğine dikkat çeken Akdeniz, bunun için emek, demokrasi ve özgürlükten yana olan partilerin ile sivil toplum örgütlerinin, göçmenlerin temel haklarını savunan bir mücadele platformu kurması gerektiğini sözlerine ekledi.

İSTANBUL

 

#AKP #göçmenler #üzerinden #bazı #bölgelerde #demografik #yapıyı #değiştirmek #istiyor

Abdullah Öcalan: HDP, demokratik sosyalizm partisidir

HDP’ye ilişkin değerlendirmelerde bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan, HDP’nin doğru bir proje olduğunu belirterek; HDP’nin demokratik sosyalizm partisi olarak gördüğünü belirtti

Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri geride kalırken, Halkların Demokratik Partisi (HDP) seçimlerin ardından yeni yapılanma sürecine ilişkin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri, Parti Meclisi (PM), Kadın, Gençlik Meclisi, il ve ilçe eşbaşkanları ile bir dizi toplantı gerçekleştirdi. Yapılan toplantılarda ana gündemlerinden biri de HDP fikriyatının ve projesinin pratikte işlevsel kılınamadığı ve halkla iç içe bir çalışmanın yürütülemediğine ilişkin değerlendirmeler oldu.

Yapılan tüm tartışmalar,  PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın HDP projesine ilişkin yaptığı değerlendirmelerin güncelliğini ortaya çıkardı. Abdullah Öcalan’ın İmralı Adası’nda kendisi ile görüşmeler yapan İmralı Heyeti ile yaptığı tartışmaları içiren “Siyaset özgürleşmeden yaşamın hiçbir alanı özgürleşmez”, “Siyaset öngörebilmektir” ve “AKP otoriterleşirse kendini bitirir” konu başlıkları başlıkları ile AKP iktidarının yaptığı siyaset ve HDP’ye ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştu.

Siyaset özgürleştiren bir alandır

9 Mart 2014 yılında Barış ve Demokrasi Partisi ve Halkların Demokratik Partisi’nin olaylara çok dar yaklaştığını değerlendiren Abdullah Öcalan, İmralı Heyeti ile yaptığı görüşmede BDP, HDP ve aydınlara ilişkin şunları belirtti: “Fazlasıyla 12 Eylül ve Gladiocu çevreler hepinizi pasifize etti. Bu saldırılarda da görüyorsunuz. Beni dinlemiyorsunuz. Öz savunma gücünü anlayamadınız. Sindirilmişsiniz, gürül gürül karşı koyacaksınız. Newroz’da tarihi çağrı yaptım ya, Başbakan bunun gereğini yapacak. İçinde bulunduğunuz durum hem koyu devlet inkarcılığı hem de koyu devlet teslimiyetçiliğidir. Ben bu tarzı kabul etmiyorum, ben son derece bilimsel aydınlatmalı devlet anlayışım ortaya koyuyorum. Devlet de bunu anlamalı. Dar bedenden kurtulmak istiyorlarsa HDP gereklidir. Darbenin ilacıdır, başka bir şekilde darbeden çıkış olmaz. Politikada hamsınız, siyasetin gücünü kullanmıyorsunuz, siyasetin gücünü bileceksiniz. Siyaset sanatı da, ekonomiyi de, hukuku da özgürleştiren bir alandır. HDP ve BDP’yi yeniden yapılandırmak gereklidir, yeniden yapılandırabilirseniz yüzde 15 bandına ulaşabilirsiniz” dedi.

Hepiniz kadronuzu yetiştireceksiniz

15 Ağustos 2014 yılında Türkiye siyasetinin çıkmazı üzerinden değerlendirmelerde bulunan Abdullah Öcalan,  bu durumun ise öngörüsüz olmasından kaynaklandığını aktardı. Abdullah Öcalan, “Demokratik siyaseti çok hazırlıksız görüyorum. Daha sonuç alıcı olmalısınız. Sizde bu eksik. Devlet de bu konularda yetersizdir. Devlet içine bile sızmalar var; hatta istihbarat kurumlarına, buraya, benim bulunduğum alana kadar sızmalar var. Bu dağınıklık hepinizde var. Bizim AKP’nin ciddiyetsiz yaklaşımlarını, bütün bu kusurlarını örtmemiz isteniyor. Bunun için heyeti kullanıyorlar. Heyeti burada üzerimize salmaya çalışıyorlar. Ben devlet heyetini önemsiyorum. Kürt sorununda devlet heyetinin ağırlığını kullanmak istiyorlar. Kürt meselesini ne hale getirdiklerini biliyoruz. Ben çok önceden uyarmama, söylememe rağmen gerekli tedbirler alınmıyor. Legal siyaset de beni yanıltıyor. Hepiniz kadronuzu yetiştireceksiniz, anlamaya çalışacaksınız!

Seçimi kazanmış olabilirler ama savaş kaybettirir 

Şimdi HDP çok kritik bir noktaya geldi. Bunu büyütmek zorundasınız. Ben ta başından beri size ‘Hiçbir şey yapamıyorsanız bana elli tane genç bulun, her şeyini buna adasınlar’ demiştim. Bunu sağlamanız durumunda bile ben her şeyi hallederim dedim. Siz de müzakere sürecinin bir parçası olarak ekonomik, kültürel vb. tüm sorunlarını çözersiniz. Bunun gereklerini yerine getirirseniz Erdoğan’ın antidemokratik tavrına karşı koyabiliriz. Duygusallığa, küsmeye, hatta hastalanmaya yer yok derken bunu kastediyorum. Hükümete de söyleyin: İlkeler paketini, siyasi paketi gündemlerine alsınlar. Öyle bayrak edebiyatı yaparak sorun çözülmez. ‘Tek bayrak’ diyorlar. Bayrak zaten yerinde sallanıyor, rüzgar vurdukça dalgalanıyor. İki ayda silahları devreden çıkartabiliriz. Onlara söyleyin: Bu mesele hal olursa kadına karşı terör de, sokaktaki terör de biter. Bunlar bunu görmüyorlar mı? Bizim sunduğumuz öneri devleti de büyüten bir öneridir. Bizim sunduğumuz öneriler devleti büyütme, sağlamlaştırma formülüdür. Böyle ucuz siyaset olmaz. Biz çok dürüst ve ilkeli bir şekilde siyaset yapıyoruz. Seçimi kazanmış olabilirler, ama savaş kaybettirir. Bunlar devleti rant ve çıkar için kullanıyorlar. Ben olağanüstü sabır ve tahammül gösteriyorum, çünkü Türkiye felakete sürüklenecek” diye belirtti.

HDK-HDP doğru bir projedir

Abdullah Öcalan’ın 2014- 2015 yılında İmralı heyeti ile yaptığı görüşmelerde, HDP’nin demokratik ve sosyalist bir hareket olduğunu sık sık dile getirir. Abdullah Öcalan, “Hepimiz için ortak bir örgüt gerekiyor. 70’lerden beri bunu istiyoruz. Milliyetçi örgütler bunu hep engelledi. HDK-HDP doğru bir projedir, isimlendirme de doğrudur. Ama işlemiyor işte. Meclis alanı dar kalıyor, herkesi kapsamıyor. Olağanüstü HDP kongresi yapılabilir, yeni baştan örgütlenebilirler” önerisinde bulundu.

Siz de kendinize güvenin

HDP’nin eşbaşkanlığına dair yürütülen tartışmaları eleştiren Abdullah Öcalan, “Bir hareketi etkilemek için ille de başında olmak gerekmez. Kendilerine biraz güvensinler. Siz de kendinize güvenin, başında olmasanız da etkileyebilirsiniz. Kimse parti şovenizmine kapılmasın. Tarihin ruhuna uygun çalışarak kendi ruhunu örgüte vermektir önemli olan. Ben bile burada Türkiye solundan daha birlikçiyim. Alevi, kadın, Türk, Çerkes demeden herkes girmelidir. Zamanın ruhuna uygun bir şekilde yeni parti olarak çıkış yapabilirler. Türk emekçilerini de örgütlemek gerekir. Muazzam bir eleştiri ekibi varmış. Bunlara karşı dikkatli olun. Duyarsız olmayın. Gel, partide çalış deyin. Ustalıklı bir taktik olarak bu çevreleri demokratik sisteme katın” dedi.

Kadın bir toplumsal dönüşüm aracıdır 

Kadınların öncü rolünü yerine getirmesi gerektiğini dile getiren Abdullah Öcalan, “Çok sayıda kadın var. Kadın meclisleriniz var. Birçok çalışmaya el atın. Kadınlar erkek egemen zihniyetiyle uzaklaştırıldı. Kadrolarınız yeterli. Birikiminiz de var. Kadın toplumda yerini bulmalı. Kadından çekinmeyeceğiz. Kadın bir toplumsal dönüşüm aracıdır” diye belirtti.

Ağırlığınızı kadrolaşmaya ve kurumsallaşmaya verin 

Sol sosyalist kesimlere karşı sorumlulukların olduğunu ve HDP’nin Türkiye partisi olması gerektiğini vurgulayan Abdullah Öcalan, HDP’nin “Demokratik Kongre Partisi” olabileceğini belirtti. Abdullah Öcalan, kurumsallaşmaya değinerek, “Çalışmak isteyen, şevki olan, dürüst, taktik gücü olanları Parti Meclisine alırsınız. Ağırlığınızı kadrolaşmaya ve kurumlaşmaya verirsiniz. Böylece bütün vekiller Türkiye vekilleri olurlar. Sadece Kürtlerin vekilleri olmaktan çıkarlar” şeklinde konuştu.

HDP demokratik ulus Türkiye’sinin partisidir

Abdullah Öcalan, “Örneğin su için H2O gereklidir. İstediğiniz kadar hidrojen ve oksijeniniz olsun, iki hidrojen ile bir oksijeni bir araya getirmezseniz su olmaz. HDP’yi bunun için önerdim. Tonlarca sorunun çözümü için nitelikli kadroya ihtiyacınız var. Türk ve Kürt Partisi gibi ayrışmayın, tehlikelidir. Yeni model bir Türkiye partisidir. Milliyetleri, bölgeleri ve kültürleri bağrında taşıyan demokratik ulus Türkiye’sinin partisidir. Çok önemlidir. Türk ulusu vardır ve bir gerçektir. Peki, Kürt halkıyla birleşince ne olur? Türkiye ulusu diyebiliriz. Bu parti işte buna öncülük edecek. ESP, BDP, EMEP, Yeşiller, Müslümanlar, feministler, çevreciler, hepsi olsun. Sadece antikapitalistlik bile herkesi birleştirebilir. Üç dört genel ilke yeterlidir. En çok da EMEP’in pratikte koşturması gerekir. Herkes ciddi yaklaşsın. Kariyerizme, kıskançlığa gerek yok. Nitelikli gençlerle donatın, partiyi güçlendirin” ifadelerine yer verdi.

Kürtlüğe yapılacak en iyi hizmet ortaklaşmaktır

Kürt ve Türk ortaklığının önemine değinen Abdullah Öcalan, “Kürtlüğe yapılacak en iyi hizmet iki Türk aydınıyla da olsa ortaklaşmaktır. Çoğul modeli, demokratik birime sığdırılmış güçlü vatandaşı esas alarak çalışın. Yeni Anayasa’da vatan tanımı, ulus tanımı, cumhuriyet tanımı, yetkinin yerele devri hususları değişecek. Ermeniler de Süryaniler de kadınlar, feministler ve benzerleri de demokratik birim şeklinde örgütlenebilirler. Asıl sosyalizm de budur” dedi.

HDP önemli bir projedir

HDP’nin toplumsal tüm kesimlerin merkezi olması gerektiğinin altını çizen Abdullah Öcalan, “Devlet particiliği bu toplumun demokratikleşmesinde en büyük engeldir. Bunu aşmak gerekir. Bunu başaramazsanız halk politikacılığı yapamazsınız. Halk hukukuna sahip çıkmak için büyük direniş göstereceksiniz” şeklinde konuştu. HDP projesinin önemine değinen PKK Lideri, “HDP önemli bir projedir, katkı sunacak herkese kapısı açıktır. Hem Kürt Sünni hem de Türk Sol gruplar bilinçli karşı çıkıyorlar. Bizde de dar küçük burjuva milliyetçiler, aynı zamanda sahte aydınlar da karşıdırlar. İdeolojik, siyasi eleştiri ve önerileri varsa sunsunlar, yoksa karışmasınlar. Bu süreç Kürt temsilinden uzaklaşma değildir, bu stratejik bir hamledir. Emekçilerin kardeşliği için de önemli bir projedir. Bölgeden uzaklaşılıyor söylemi çok yanlış. Demokratik ulus çözümlemesini bilmeden konuşuyorlar, konuşmamaları gerekir. Bilmeden Kürt Özgürlük Hareketi’ne yaklaşmamaları gerekir. Eskisi gibi saf ve tavırsız kalmayacağız. Eleştirileri olsa bile katkı sunmak isteyene açıktır, ama engellemeye çalışanlara karşı kendimizi savunuruz” diye konuştu.

HDP demokratik sosyalizm partisidir

Abdullah Öcalan, HDP’nin “demokratik sosyalizm partisi” olduğunu belirterek, “Kimse burayı istismar, kendine alan sağlamak için kullanmaya kalkmasın. HDP kitle partisidir, Demokratik sosyalizm partisidir. Türkiye’nin bölünen solunu toparlamaya çalışıyoruz. Merkezileşmede demokratik sosyalizm ne kadar önemli ise, tabana doğru örgütlenme ve dallanma da o kadar önemlidir. Bir ağaç düşünün, tek dallı olabilir mi? Ağacın birçok dalı vardır. Farklılık evrensel bir kuraldır. Monolitik ilke ise faşizmdir. Biz kimsenin oyununa gelmeyeceğiz. Bizi kullanmaya çalışmak kimsenin hakkı değildir. HDP de işte bu özgürlükçü demokrasi hareketidir. Tek demokrasi ışığıdır. Herkes ciddi olacak. Sandığınızdan yüz kat daha ciddi bir hareketiz. HDP demokratik, ekolojist ve feminist bir harekettir. Şimdi bunlar HDP’yi boğmaya çalışıyor. Doğru örgüt, doğru denetim yapmalısınız. Bu işler ahbap çavuş ilişkisiyle gitmez. Ben HDP için söylemiştim. 40 yıllık bir mücadele birikimini, hatta Mustafa Suphi’lerden beri olan birikimi bugünlere getirdiğimizi ifade etmiştim. Bu bilinçle yaklaşmalısınız.”

HDP’nin çıkışı demokratik sosyalizm adına bir çıkıştır

Yetersizliklerin giderilmesi ve yoğun bir örgütlenme sürecine girilmesi gerektiğini vurgulayan Abdullah Öcalan, “HDP’nin çıkışı demokratik sosyalizm adına bir çıkıştır. 1946’da Demokrat Parti’nin çıkışı gibidir. CHP bunu felç etti. Erdoğan’ı unutun, ona kutuplaşma fırsatı vermeyin. Avrupa’da yoğun bir örgütlenmeyle çalışın. Ciddi bir hazırlık yapın. Her yerde aynı şeyi yapmak zorundasınız. Tüm Türkiye’de bunu yapmak zorundasınız. Başarmak zorundasınız. Tüm kimlikler ve varlıkların demokratik bir statü elde etmelerini hedefliyoruz. Biz Türkiye’yi yerel demokrasiye taşıyacağız. Aynı zamanda özgür yurttaşı yapacağız. Yurttaşlığı yeniden tanımlayacağız. Devlete kul değil, özgür olan yurttaşı tanımlayacağız” diye kaydetti.

KAYNAK/JinNews

 

 

 

#Abdullah #Öcalan #HDP #demokratik #sosyalizm #partisidir