Ana Sayfa Blog Sayfa 288

Sudan’da yeni bir ateşkes kararı alındı

ABD ve Suudi Arabistan’ın arabuluculuğuyla Sudan’da ateşkes kararı alındı

Sudan’da, ordu ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında devam eden çatışmalar 3’üncü ayına girerken, ABD ve Suudi Arabistan’ın arabuluculuğunda 72 saatlik ateşkes kararı alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı yazılı açıklamada, “Suudi Arabistan Krallığı ile ABD, Sudan Silahlı Kuvvetleri ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) temsilcilerinin Sudan genelinde Pazar gününden itibaren 72 saatlik ateşkes için anlaşmaya vardığını duyurur” dedi.

Açıklamaya göre, tüm hareket ve saldırıları durdurmanın yanı sıra iki taraf insani yardımın Sudan’ın her yerine ulaştırılmasına izin vermeyi kabul etti. Ateşkes duyurusu, Hartum’da sivillerin katledildiği hava saldırıları ve çatışmalardan sonra geldi.

2 binden fazla sivil öldürüldü

Cumartesi günü başkent Hartum’un güneyinde düzenlenen hava saldırılarında 5’i çocuk olmak üzere en az 17 sivil hayatını kaybetmişti. Hava saldırılarında 25 ev yıkılmıştı.

ACLED isimli sivil toplum örgütünün son raporuna göre, çatışmaların başladığı Nisan ayı ortasından bu yana Sudan’daki savaş nedeniyle 2 binden fazla kişi yaşamını yitirdi.

DIŞ HABERLER

#Sudanda #yeni #bir #ateşkes #kararı #alındı

Elektrik akımına kapılan çiftçi yaşamını yitirdi

Mêrdîn’de elektrik akımına kapılan 52 yaşındaki çiftçi Davut Yıldırım yaşamını yitirdi

Mêrdîn’in Dêrîk (Derik) ilçesine bağlı kırsal Qesrikê (Ovacık) Mahallesi’nde 52 yaşındaki Davut Yıldırım, sabah saatlerinde sulama kuyusunu kontrol etmek için gittiği tarlada yaşamını yitirmiş halde bulundu.

Edinilen bilgilere göre, eve geri dönmeyen Yıldırım’ı merak eden yakınları, tarlaya gitti. Yıldırım’ı tarlada hareketsiz halde bulunan yakınları sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerinde yapılan müdahalede ise Yıldırım’ın yaşamını yitirdiği belirlendi. Daha sonra Derik Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Yıldırım’ın, elektrik çarpması sonucu beyin kanaması geçirdiği ve yaşamını yitirdiği öğrenildi.

Yıldırım’ın cenazesi otopsi için morga kaldırılırken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.

MÊRDÎN

#Elektrik #akımına #kapılan #çiftçi #yaşamını #yitirdi

Muğla’da lise öğrencisi Selin Çevik’in intihar ettiği iddiası

Muğla’da lise öğrencisi Selin Çevik’in, intihar ederek yaşamını son verdiği ileri sürüldü

Muğla’nın Menteşe ilçesinde lise öğrencisi Selin Çevik’in (15), ateşli silahla intihar ettiği iddia edildi. Olay yerinde yapılan incelemenin ardından Çevik’in cenazesi Adli Tıp Kurumu’na (ATK) kaldırıldı.

Çevik’in Kozağaç Mahallesi’nde defnedilecek.

MUĞLA

 

#Muğlada #lise #öğrencisi #Selin #Çevikin #intihar #ettiği #iddiası

Hesekê’ye ağır silahlarla saldırı

Türkiye ve desteklediği paramiliter gruplar, Hesekê’nin köylerine ağır silahlarla saldırı gerçekleştirdi

Türkiye’nin, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları devam ediyor. ANHA’nın haberine göre, Türkiye ve desteklediği paramiliter gruplar tarafından Hesekê Kantonu’na bağlı Zirgan ilçesinin kuzeyindeki köyler bombardıman altına alındı.

İlçeye bağlı Bobî ve Um Heremlê köylerinin ağır silahlarla bombalandığı belirtildi.

DIŞ HABERLER

#Hesekêye #ağır #silahlarla #saldırı

Şenyaşar ailesinden Bakan Tunç’a: İcraat bekliyoruz

Adalet Nöbeti’ni sürdüren Şenyaşar ailesi, sanal medya hesabından Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a ‘İcraat bekliyoruz’ diyerek seslendi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 818’inci gününe girdi. Aile, hafta sonu olması sebebiyle nöbete Pirsûs’taki evlerinde devam etti.

Aile, sanal medya hesabından Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a seslenerek, “Zulmün bitmesi, adaletin tecellisi, yalan ve iftiranın son bulması için hakikat mücadelemiz; hak yerini bulana kadar devam edecek! Yeni Adalet Bakanından icraat bekliyoruz” paylaşımı yaptı.

RIHA

#Şenyaşar #ailesinden #Bakan #Tunça #İcraat #bekliyoruz

Hasta tutuklu Abdulkadir Kuday ‘ölümün kıyısında’

Ağır hasta tutuklu Abdulkadir Kuday’ın sağlık durumuna ilişkin konuşan Salih Kuday kardeşinin durumuna ilişkin ‘Abdulkadir ölümün kıyısında’ dedi

Mêrdîn’de 6-8 Ekim 2014 Kobanê eylemleri sırasında gözaltına alınarak tutuklanan Abdulkadir Kuday, Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ne konuldu. Ardından Tekirdağ T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilen Kuday, 6 yıl kaldığı Tekirdağ’da sağlık sorunları yaşamaya başladı. Yaklaşık 4 yıl boyunca hastane sevkleri yapılmayan Kuday için siyasi partiler ile insan hakları örgütlerinin girişimlerinin ardından ancak hastane sevki yapılan Kuday’a, 2021 yılında bel fıtığı teşhisi konuldu. Bunun üzerine Haziran 2021’de bel fıtığı ameliyatı yapılan Kuday’a, 3 ay sonra rahatsızlığının devam etmesiyle yanlış teşhis konulduğu ortaya çıktı.

Yatalak oldu

Tekrar yapılan muayeneler ve tetkikler sonucunda sinir sisteminin uyarılar gönderememesine neden olan ALS hastası olduğu ortaya çıkan Kuday, kısmi felç geçirdi ve ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldi. Bunun üzerine Kuday, Ocak 2022’de Metris R (Rehabilitasyon) Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi. Daha önce girdiği açlık grevleri sonucunda mide hastalıkları da ortaya çıkan Kuday, bir süre sonra yatalak duruma düşerek, yaşamını tek başına idame edemez hale geldi.

Engelli bir tutuklu ile aynı koğuşta

Şimdi kendisi gibi Mêrdîn’in Qoser (Kızıltepe) ilçesinde tutuklanan yüzde 93 engelli olan tekerlekli sandalyede hayatını sürdüren Serdar Yıldırım ile aynı koğuşta olan Kuday’ın hastalığı her geçen gün ağırlaşıyor.

Revire bile götürmediler

MA’dan Ahmet Kanbal’a konuşan Abdulkadir Kuday’ın ağabeyi Salih Kuday, kardeşinin gözlerinin de yeteri kadar görmediğini aktararak, “Şu an en büyük sorunu mide sorunudur. İki aydır hastaneye götürülmüyor. Kardeşime ilk gün ALS teşhisi konulsaydı, belki bu hale gelmeyecekti. Hastalığı bu kadar ilerlemeyecekti. Yaklaşık 4 yıl revire bile götürmediler. Cezasının onanmasının ardından tek başına hücrede tutuluyordu. Başvuru yaptık ve ihtiyaçlarını karşılayamadığını söyledik. Elleri de yeteri kadar çalışmıyordu. Ayakları da tutmuyordu. Tekerlekli sandalyede yaşayan, felç olan bir arkadaşının yanına verdiler” dedi.

Ölümün kıyısında

Kardeşinin “ölümün kıyısında” olduğunu ve son günlerini ailesi ile geçirmesini istediklerini kaydeden Kuday, hasta tutuklular açısından toplumsal olarak eksik kaldıklarını dile getirdi. Kardeşinin yaşadıklarının PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecritle bağlantılı ifade eden Kuday, “Başta belki tecrit sadece İmralı’da uygulanıyordu ama sonrasında bütün cezaevlerine yayıldı. Sadece AKP-MHP değil, bizler de kendi ellerimizle cezaevlerini tecrit ettik. Onları dört duvar arasında yalnız bıraktık. Tecrit sadece İmralı Cezaevi’nde değil, bütün cezaevlerinde uygulanıyor. Bu tecrit de ancak eylem halinde olarak kırılabilir. Onların sesleri, çığlığı olabilirsek tecrit kırılabilir” diye belirtti.

MÊRDÎN

#Hasta #tutuklu #Abdulkadir #Kuday #ölümün #kıyısında

Ana Guelbenzu: Türkiye’de demokrasi açısından İmralı bir sınavdır

İmralı Cezaevi’ne yaklaşımın Türkiye’de demokrasi ve insan haklarının korunması açısından bir sınav niteliği taşıdığını belirten avukat Altamira Ana Guelbenzu, ‘Kürt sorununun çözümü için Öcalan’ın özgürlüğü kaçınılmazdır’ dedi

Fransa’nın Strasbourg kentinde bulunan Avrupa Parlamentosu’nda (AP) Demokrasi ve İnsan Hakları İçin Avrupa Avukatlar Birliği (ELDH) ile Uluslararası Hukuk ve Demokrasi Derneği (MAF-DAD) ile AP’nin Sol Parti (Die Linke), Sosyalistler ve Demokratların İlerici İttifakı (S&D) işbirliğiyle “Türkiye’de Hak ve Özgürlükler: Hukuk, Cezaevleri ve Kürt Sorunu” başlıklı bir konferans yapıldı. Konferansta Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarını uygulamadığı, Kürt sorununun ve bu bağlamda PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecridin derinleşerek tüm topluma yayıldığı ele alındı. Bununla birlikte siyasallaşan yargı mekanizmaları, basın üzerindeki baskılar ve Avrupa Konseyi İşkencenin Önlenmesi Komitesi’nin (CPT) sessizliği konferansın gerçekleşen oturumlarının diğer bir gündemini oluşturdu. Konferansın katılımcılarından olan ve uluslararası tecrit delegasyonunda da yer alan Avukat Altamira Ana Guelbenzu, mutlak tecrit ve Kürt sorununa yansımalarını Jinnews’e anlattı.

Amaç ihlalleri duyurmaktı

Avrupa Parlamentosu’nda “Türkiye’de Hak ve Özgürlükler: Hukuk, Cezaevleri ve Kürt Sorunu” konferansını gerçekleştirmelerinin temel nedeninin Türkiye’nin Kürtlere yönelik hak ihlallerini duyurmak olduğunu ifade eden Guelbenzu, “Bu konferansa ihtiyaç vardı çünkü Avrupa ve uluslararası kurumlar, Türkiye’nin hak ve özgürlükler, özellikle de Kürt sorunu ile ilgili mevcut durumunu duyması gerekiyordu. Bununla beraber kurumları harekete geçirmeye ihtiyacımız vardı. Türkiye’deki siyasi tutukluların durumunun iyileştirilmesi ve hukuka aykırı durumun düzeltilmesi için Avrupa kurumlarının Türkiye’ye baskı yapması zorunlu bir gerekliliktir” dedi.

Türkiye’de yargı sisteminin tarafsızlığında ciddi sıkıntılar olduğunu belirten Guelbenzu, burada önemli bir tarafsızlık eksikliği olduğunun altını çizdi.

‘Sonraki adımlar tartışılmalı’

İmralı sistemindeki hukuksuzluğun Türkiye’de demokrasi ve uluslararası kurumlar için bir sınav niteliği taşıdığının altını çizen Guelbenzu, CPT’nin tavsiyelerinin dahi uygulanmadığını hatırlattı. İmralı Cezaevi yaklaşımı ve cezaevindeki hukuki ve siyasi uygulamalar, Türkiye’de demokrasi ve insan haklarının korunması açısından bir sınav niteliğinde olduğunu belirten Guelbenzu, “CPT’nin Eylül 2022’deki son ziyaretine ilişkin raporunun yayınlanmamasının nedeni olarak uygulanan zararlı politikalar üzerinde uluslararası gözlerin yani takipçilerin bulunmaması ve uluslararası toplumun sessizliği ve cehaletinin olduğunu varsayabiliriz. Türk hükümeti, CPT’nin 2019’un son raporundaki tavsiyelerini dahi uygulamadı. Bu nedenle, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi sonraki adımları tartışmalıdır” ifadelerini kullandı.

‘Umut hakkı geçersiz kılınıyor’

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, “Öcalan No 2” kararını hatırlatan Guelbenzu, şöyle devam etti: “Bu, mahkumların örgütlenmesine izin verilmesini, avukatlara ve aileye erişim hakkını, cezaevi koşullarına itiraz etmek için etkili yasal yolları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. Maddeye aykırı olarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının kaldırılmasını içeriyordu. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre, tutsakların özgürlük içinde bir yaşam beklentisi olmalıdır. Sayın Öcalan örneğinde Türkiye ‘umut hakkı’nı geçersiz kılmaktadır. Sayın Öcalan neredeyse 1999’dan beri tam bir tecrit sisteminden mustarip. Sayın Öcalan’dan duyduğumuz son haber ve bilgi 25 Mart 2021’de kardeşiyle yaptığı telefon görüşmesiydi, bu uluslararası insan hakları standartlarında kabul edilemez.”

‘Çözüm İmralı’da’

Mevcut Kürt sorununun çözümünün İmralı’dan geçtiğinin altını çizen Guelbenzu, sorun çözülmeden Türkiye’nin hayal ettiği Avrupa Birliği’ne girmesinin mümkün olmadığını söyledi. Kürt sorununun, Öcalan’a yönelik tecritle tamamen ilişkili olduğunu belirten Guelbenzu, “Kürt sorununun barışçıl ve siyasi çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için Öcalan’ın özgürlüğü kaçınılmazdır. Seçimlerden sonraki bu yeni tabloyla birlikte, Avrupa ve Uluslararası toplum, bu sürecin bir parçası olmalı ve sadece kınamakla kalmayıp, etkili bir şekilde çözüm için baskı yapmalıdır. Tecrit bir işkence biçimidir. CPT ve Avrupa kurumları, İmralı Cezaevi’ndeki durumun değişmesini sağlamak ve bu mutlak tecrit uygulamasına son vermek zorundadır” şeklinde konuştu.

Haber: Melek Avcı / JinNews

#Ana #Guelbenzu #Türkiyede #demokrasi #açısından #İmralı #bir #sınavdır

Bismilli yurttaşlar: Benzer olaylar bir daha yaşanmamalı

Bismil’de 9 kişinin yaşamını yitirdiği olaya tepkili olan yurttaşlar, HDP ve DBP’nin ailelerle görüşmesini olumlu bulduklarını söyleyerek benzer olayların önüne geçilmesi için çağrı yaptı

Amed’in Bismil ilçesine bağlı Şidada (Serçeler) Mahallesi’nde 15 Haziran’da Alyamaç ve Taş aileleri arasında arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıkan kavgada 9 kişi yaşamını yitirdi. Olayın yankıları sürerken, kent sakinlerinden ailelere sağduyu çağrısı yapıldı.

Kan dökülmesin

Ölümle sonuçlanan kavga nedeniyle büyük üzüntü duyduklarını belirten Tahsin Bakır, “Ne diyeceğimizi bilmiyoruz. Kan dökülmesini istemiyoruz. Sözü geçenlerin, iki ailenin arasındaki sorunu çözmelerini ve aileleri barıştırmalarını istiyoruz. Ne olursa olsun barış olacak. Herkesin ‘yeter’ demesi lazım. Hepsi bizim çocuğumuzdur. Rengimiz ne olursa olsun biz insanız” dedi.

Vekillerin gitmesi olumlu

Bu tür olaylar yaşanmadan önlem alınması gerektiğini vurgulayan Muhittin Alçelik, “İnsanın memleketinde böyle bir olayın olması canını acıtıyor. Dün oraya gitmekle (HDP ve DBP’liler) iyi ettiler. İki tarafa da gidildi ve konuşuldu. Ben çok sevindim. Bugünden sonra onları bir araya getirmek lazım. Bugünden sonra birbirlerini öldürmesinler. Bugün akil insanlarımız öne geçmeli. Diyarbakır ve ilçelerinde böyle bir kazanın bir daha olmamasını istiyorum. Böyle olaylar yaşanmadan önlem almalıyız. Bugün iki aile savaştığı zaman, aralarına girmeliyiz. Hepimiz barış istiyoruz” çağrısı yaptı.

Üzüntülüyüz

Yaşanan olaya ilişkin üzüntüsünü dile getiren Nimet Ayverdi, “Keşke bir daha olmasa. Daha önce de meclise taşındı hazine arazisi konusu. İnşallah bu son olur. Böyle can yakıcı hadiseler bir daha olmaz. Çözüm yolu barış yoludur. Umarım iki aile arasında güzel bir barış olur ve bir daha böyle bir hadise yaşamayız. Ne olursa olsun barış olması lazım. Üzüntülüyüz” diye konuştu.

Taraflardan birinin yakınları olduğuna dikkati çeken Mehmet Güzel, önlem alınması halinde böylesi bir durumun yaşanmayacağını söyledi. Güzel, “Bu tarz olayların bir daha yaşanmamasını istiyoruz. Çevremizdeki önderler kendilerini bu işe vermeli. Böyle durumlara önceden engel olunmalı. Büyüklerimiz dile getirmeli ve bir daha böyle olaylar yaşanmamalı” diye belirtti.

AMED

#Bismilli #yurttaşlar #Benzer #olaylar #bir #daha #yaşanmamalı

Yazar Çelik: İmralı’daki tecridi konuşmadan helalleşme olmaz

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi değerlendiren yazar Mukaddes Erdoğdu Çelik, İmralı’daki tecridi konuşmadan helalleşmenin olmayacağına dikkat çekti

İmralı Cezaevi’nde mutlak tecrit koşullarında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan 25 Mart 2021 tarihinden bu yana haber alınamıyor. Yazar Mukaddes Erdoğdu Çelik, Öcalan üzerindeki mutlak tecrit ve tecridin yansımalarını değerlendirdi.

Savaş hali çocukların ölümüne neden oluyor

Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecrit politikasının topluma ve Türkiye siyasetine derin etkileri olduğunu belirten Çelik, bunun bir örneğinin de seçim sürecinde görüldüğünü söyledi. Seçim öncesinde başlayan baskı politikasının seçim döneminde de devam ettiğini dile getiren Çelik, “İktidar son 8 yıldır kesintisiz bir şekilde başta Kürt özgürlük hareketi olmak üzere bütün demokratik güçlerle kavga halinde. Bu kavgası toplumun tüm kesimlerine yansıması ile beraber en son çocukların tutuklanması ve öldürülmesine kadar vardı. Ben çocukların zırhlı araçlarla, polis araçlarıyla öldürülmesine sokak infazı diyorum. Çünkü bu bir infazdır.  Bir zamanlar devrimcileri öyle yok ediyorlardı, şimdi çocukları öldürüyorlar. Tüm bunları aslında tecritten bağımsız ele alamayız”  dedi.

Öcalan susturulduğunda herkes susturulur

Tecridin ağırlaştırılmasının nedeninin Kürt hareketini geriletmek olduğunu belirten Çelik, Öcalan susturulduğu zaman, herkesin susturulduğu anlamına geldiğini, bu durumu seçim sonuçlarında gördüklerini söyledi. iyorÇelik, bu nedenledir son iki yıldır tecridi katı bir biçimde uyguladığını ifade etti.

İmralı’daki tecridi konuşmadan helalleşmeyeceğiz

Tecrit politikasının çok boyutlu olduğunu kaydeden Çelik, bunlardan birisinin de Kürt sorunu olduğunu dile getirdi. Çelik, seçim sürecinde Kürt sorununda yaşanan tartışmalara işaret ederek, “Seçimleri hile, hurda, milliyetçilikle bitiren AKP iktidarının en iyi argümanı yine Kürt meselesiydi. Kürt karşıtlığı üzerinde toplumu bir bütün teslim alan iktidar, Kürdistan sorunu, Kürt halkının varlığı ve yokluğu üzerinden bir politika sürdürdü. İktidarın bu politikasına karşı ise bir halkın direnişini ağzına almaktan imtina eden korkak bir muhalefet vardı. Şimdi biz İmralı’daki tecridi, bir halkın direnişini konuşmadan nasıl helalleşeceğiz. Korkak, ürkek, sosyal demokrasiyle ‘ben herkesle barışacağım, ben herkesle helalleşeceğim’ demekle olmuyor” dedi.

Kürt sorununu çözemeyen çözülür

Kürt sorununun Türkiye’yi de aşan bir sorun olduğunu belirten Çelik, Kürt sorunundan korkarak, çekinerek kimse bir şey kazanamayacağını, Cumhuriyet’in 100’üncü yılına girdiklerini Kürt sorunun 40 yıldan fazla bir süredir Türkiye’nin birinci gündeminde olduğunu söyledi. Türkiye’de yaşanan bütün siyasal ve sosyal gelişmelerin Öcalan üzerindeki tecritten bağımsız ele alınamayacağını belirten Çelik, Kürt sorununun çözümü konusunda Abdullah Öcalan ve Kürt siyasi hareketinin defalarca barış çağrıları olduğunu hatırlatrak; “Kürt siyasetinin ezelden beri söylediği bir şey vardır: “Kürt sorununu çözemeyen çözülür” dedi.

Üçüncü yol demokratik cumhuriyetin yoludur

Türkiye’de yeni bir sürece girildiğini dile getiren Çelik, yeni süreçte toplumun temel sorunlarından biri olan Kürt meselesi, tecrit ve cezaevleri konusunun gündeme getirilmesi gerektiğinin altını çizdi. “Mücadele kaldığı yerden devam etmeli” diyen Çelik, “Emek ve Özgürlük İttifakı örgütlenmiş biçimiyle ama esas Üçüncü Yol’un kendi ana çekirdeğiyle mücadeleye başlaması gerekir.  Üçüncü Yol demokratik cumhuriyeti kurma yolu ve aynı zamanda bütün bu politik taleplerin gerçekleştirileceği yerdir. Bütün taleplerimiz burada somutlaşıyor. Üçüncü Yolu kendisine yol haritası edinmiş kesimlerin, güçlü bir şekilde bu döneme öncülük etmesi gerekir. Kendi öz gücüyle mücadele etmeli. Çünkü bütün diğer güçlerin harekete geçmesi de bu dinamiğin harekete geçmesine bağlıdır.”

Haber: MA / Esra Solin Dal

 

#Yazar #Çelik #İmralıdaki #tecridi #konuşmadan #helalleşme #olmaz

Demir: CPT’nin meşruiyeti sorgulanır hale geldi

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi değerlendiren avukat Cemal Demir, tecride karşı sessiz kalan CPT’nin meşruiyetinin sorgulanır hale geldiğini söyledi 

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük tecrit, iki yılı aşkın bir süredir devam eden aile ve avukat görüş yasağıyla birlikte haber alınamama haline dönüştü.

İmralı’daki mutlak tecrit durumunu değerlendiren Avukat Cemal Demir, tecridin temel nedeninin “Abdullah Öcalan’ın düşüncelerinden korku” olduğunu belirterek, herkesin beklentisinin tecridin sonlandırması olduğunu ifade etti.

Hükümet halkın kaygısını artırıyor

Aile ve avukat görüş yasağı ile verilen disiplin cezalarının yeni bir durum olmadığını dile getiren Demir, disiplin cezası uygulamasının kabul edilir olmadığını söyledi. Avukat görüşlerinin 2011 yılından beri yasaklandığını söyleyen Demir, aile görüşünün de buna paralel bir şekilde kaldırıldığını söyledi. Kamuoyunda Öcalan’a ilişkin ciddi kaygılar yaşandığına dikkat çeken Demir, “Hükümet sıklıkla ve ısrarla bu kaygıyı zirvelere taşımaktadır. Bu kabul edilir bir şey değildir” şeklinde konuştu.

Öcalan haklarını kullanmadı

Her tutuklunun insani bir şekilde onur ve haysiyetine yaraşır bir şekilde cezaevinde tutulması gerektiği ifade eden Demir, “Bu haklar, Türk hukuk sisteminde belirtilmiş,. Ada hapishanesinde bugüne kadar bu hak sürekli ihlal edildi. Sayın Öcalan’ın aile, avukat ve uluslararası ziyaretler, heyetlerin oraya gidiş gelişleri sağlanmadı, önü açılmadı. Mektup hakları hiçbir zaman kullandırılmadı. Telefon zaten hiçbir şekilde kullandırılmadı. Tecrit, ağır bir insan hak ihlalidir” dedi.

CPT siyasallaşmış bir kurum haline geldi

Abdullah Öcalan ve aynı cezaevinde bulunan diğer tutuklularla ilgili Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi’nin (CPT) bugüne kadar sorumluluğunu yerine getirmediğini söyleyen Demir, CPT’nin bugüne kadar kamuoyunu tatmin edici hiçbir açıklama yapmadığını sözlerine ekledi. Demir, “CPT, aslında bu yönüyle varlık nedenine aykırı bir durum içerisine girmiş, bir nevi siyasallaşmış bir kuruma dönüştürülmüştür. Bu durum kurumun meşruiyetini de çeşitli zamanlarda sorgulanır hale getirmiştir. Bunun yanında uluslararası mekanizmalar ve kurumlar da görevini yerine getirmemiştir. Dolayısıyla Sayın Öcalan’ın içinde olduğu bu durumun tarafsız gözlemciler tarafından denetlenmesi gerekir. Sözleşmeci hükümetin bu yönde hukuki bir ortam hazırlaması gerekir. Aslında Öcalan üzerindeki bu tecridin, bu ağırlaştırılmış izolasyonun nedeni de çok açık; Sayın Öcalan’ın fikriyatından, düşüncesinden; Kürt meselesine bakış açısına, Ortadoğu’daki meselelere olan bakışı, çözümleyici, barışçıl yaklaşımlarından çekinilmektedir” diye konuştu.

Korktukları Öcalan’ın fikriyatıdır

Burada korkulan tek şeyin Abdullah Öcalan’ın düşence ve fikriyatı olduğunun altını çizen Demir, “Herkesin beklentisi, hepimizin beklentisi, bir an önce Öcalan’ın içerisinde olduğu tecridin sonlandırmasıdır. Şimdi seçimden önce verilen bu cezanın bir kere Öcalan’ın Kürt kamuoyuna, demokratik kamuoyuna, seçim stratejilerine ilişkin görüşlerinin engellenmesidir. Öcalan’ın seçime dönük geniş ve kapsayıcı perspektif sunduğunu geçmişte gördük. Onun perspektifleriyle nasıl seçim başarıları elde edildiğini de gördük. İşte tüm bu nedenlerden dolayı bu tecrit ağırlaştırılıyor” dedi.

KAYNAK/MA

 

#Demir #CPTnin #meşruiyeti #sorgulanır #hale #geldi